5. Daire 2023/10038 E. 2025/13185 K. — Danıştay Kararı
5. Daire 2023/10038 Esas 2025/13185 Karar 02.12.2025
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/10038 E., 2025/13185 K.
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/10038 Karar No : 2025/13185
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : .... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında terör örgütüne üye olma suçundan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca ... numaralı adli soruşturma yürütüldüğü ve söz konusu soruşturma sonucunda anılan Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarihli ve ... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının Aktif Eğitimciler Sendikası'nın 31/03/2013 tarihinde feshedilip, yeniden kurulmasından sonraki süreçte 31/12/2013 tarihinde Aktif Eğitimciler Sendikası'na üye olduğu ve üyeliğini 21/04/2016 tarihine kadar devam ettirdiği, Bank Asya'da ... müşteri numaralı ortak hesabında; FETÖ/PDY terör örgütü liderinin Bank Asya'ya destek olunması yönündeki 25/12/2013 tarihli talimatından sonraki süreçte 03/07/2014 tarihinde davacı ve eşi tarafından birlikte anılan bankada TL ve altın cinsinden vadesiz ortak hesaplar açıldığı, ertesi gün (04/07/2014 tarihinde) vadesiz altın hesabına 130,90 gram fiziki altın yatırıldığı, kısa süre sonra 11/07/2014 tarihinde bu tutar (130,90 gram altın) üzerinden mezkur bankada 92 günlük katılım hesabı açıldığı, daha sonra 22/07/2014 tarihinde anılan bankada 500,00-TL tutarlı 34 günlük başka bir katılım hesabı açıldığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun Bank Asya hakkında birtakım kısıtlayıcı tedbirler uyguladığı 28/08/2014 tarihini takip eden ay olan 2014/09 (ikinci talimat) dönemi içerisinde 08/09/2014 tarihinde davacı tarafından vadesiz TL hesabına 1.300,00-TL yatırıldığı, daha sonra 29/09/2014 tarihinde bu tutarın 22/07/2014 açılış tarihli katılım hesabına aktarıldığı, sonraki süreçte 21/05/2015 tarihinde söz konusu bankada EURO cinsinden vadesiz hesap açıldığı, aynı gün davacı tarafından vadesiz TL hesabına 2.880,00-TL yatırıldığı, bu tutarla 1.000,49-EURO alınıp, bahse konu vadesiz EURO hesabına 10,00-EURO yatırıldıktan sonra aynı gün (21/05/2015) içerisinde mezkur bankada 1.010,49-EURO tutarlı yeni bir katılım hesabı açıldığı, detaylı şekilde izah edilen (davacının Bank Asya'da bulunan şahsi ve ortak hesaplarındaki) hesap hareketleri ile bu hesap hareketlerinin gerçek bir ticari, iktisadi ve beşeri nedenden kaynaklandığını ortaya koyan kabul edilebilir nitelikte izahat yapılmaması yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından bahse konu hesap hareketleriyle 25/12/2013 tarihli talimattan sonraki süreçte Bank Asya'nın aktifinin ve bu bankadaki işlem çeşitliliğinin artışına katkı sağlandığı, diğer yandan; davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğundan bahisle kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne 2014/02 ve 2014/07 dönemlerinde sms gönderdiği, davacının durumunun değerlendirilmesinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespitleri dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu, başvurusunun reddine ilişkin dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Öte yandan, dava konusu işlem Mahkemelerince hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının ödenmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakının bulunmadığı, dava aşamasında yasallık ilkesi ihlal edilerek karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, dava konusu işlemle yasallık, belirlilik ve suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, kamu görevinden çıkarılmasına dayanak kanun hükmünde kararnamenin geçmişe yürür şekilde uygulanmasının AİHS'nin 7. maddesine ve Anayasanın 38. maddesine aykırılık teşkil ettiği, hukuki öngörülebilirlik ilkesine aykırı ve muğlak ifadelerle memurların mesleki ve özel hayatına müdahale edilmesinin orantısız sonuçlar doğuracağı, işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasaların suç saymadığı eylemlerin dava aşamasında Anayasa ve yasalarımızda düzenlenen sadakat yükümlülüğüne aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği, Bank Asya hesabına örgüt liderinin talimatı ile para yatırmadığı, yapılan işlemlerin rutin bankacılık faaliyetleri olduğu, Bank Asya'nın Devletin denetim ve gözetimi altında faaliyet gösterdiği, hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği, Aktif Eğitimciler Sendikasının yasal olarak faaliyet gösterdiği, sendika üyeliğinin örgütlenme özgürlüğü kapsamında kaldığı, hakkında FETÖ silahlı terör örgütü üyeliği suçundan takipsizlik kararı verildiği, Kimse Yok Mu Derneği'ne yaptığı ödemenin örgütsel bir amacının bulunmadığı, insani duygularla yardım amaçlı bağış yapmasının suç teşkil etmeyeceği, Anayasa'da ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan birçok temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu personeline ilişkin tedbirler" başlıklı 2. maddesinde, "(1)Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla, 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; (a) ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." kuralına yer verilmiştir. Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen ceza soruşturması sonucunda; ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi anılan kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. İdare Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde; a) Davacının Bank Asya hesabına para yatırdığı ve terör örgütünün talimatı ile mevduatındaki para tutarını arttırdığı iddiası ile ilgili olarak; FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kar amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu kapsamda, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğine yönelik bir inceleme yapılması gerekmektedir. Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının Bank Asya'da ... müşteri numarası ile kendisi adına 28/12/2010 tarihinde hesap açtığı, hesap bakiyesinin Temmuz/2014 yılına kadar 0,00 TL olduğu, Temmuz/2014 bakiyesinin 6.061,01 TL, Ağustos /2014 bakiyesinin 6.104,30 TL, Eylül/2014 bakiyesinin 7.020,00 TL, Ekim/2014 bakiyesinin 6.903,00 TL, Kasım/2014 bakiyesinin 6.983,00 TL, Aralık/2014 bakiyesinin 8.185,00 TL Ocak/2015 bakiyesinin 8.300,00 TL, Şubat/2015 bakiyesinin 8.774,00 TL, Mart/2015 bakiyesinin 7.016,00 TL, Nisan/2015 bakiyesinin 1.164,00 TL, Mayıs/2015 bakiyesinin 2.577,00 TL, Haziran/2015 bakiyesinin 3.616,10 TL, Temmuz/2015 bakiyesinin 2.417,22 TL, Ağustos/2015 bakiyesinin 2.514,80 TL, Eylül/2015 bakiyesinin 1.942,00 TL, Ekim/2015 bakiyesinin 1.859,00 TL, Kasım/2015 bakiyesinin 2.817,00 TL, Aralık/2015 bakiyesinin 3.490,00 TL olduğu, davacının hesap bakiyesinin Temmuz/2014'den Mart/2015 yılına kadar aynı minvalde bakiyeler ile kullanıldığı, dosya içerisinde yer alan Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin CD incelendiğinde, davacının hesabında para yatırma, çekme, kredi kartı borcu ödeme, döviz alış satışı ve eşi ile kullanımında olan ortak hesaba havale yapma işlemleri şeklinde kullanıldığı, yine davacı ve eşi adına 4592330 müşteri numarası ile 03/07/2014 tarihinde ortak hesap açıldığı, ortak hesaba ilişkin Bank Asya hesap hareketleri incelendiğinde, davacının 04/07/2014 tarihinde vadesiz altın hesabına 130,90 gram fiziki altın yatırıldığı, 11/07/2014 tarihinde bu tutar üzerinden bankada 92 günlük katılım hesabı açıldığı, 22/07/2014 tarihinde ise 500,00 TL tutarlı 34 günlük başka bir katılım hesabı açıldığı, 08/09/2014 tarihinde davacı tarafından vadesiz TL hesabına 1.300,00-TL yatırıldığı, daha sonra 29/09/2014 tarihinde bu tutarın 22/07/2014 açılış tarihli katılım hesabına aktarıldığı, yine hesapların incelenmesinde 07/04/2015 tarihinde altın hesabı TL'ye çevrilerek 08/04/2015 tarihinde 13.000 TL'nin nakit olarak çekildiği, sonraki süreçte 21/05/2015 tarihinde söz konusu bankada EURO cinsinden vadesiz hesap açıldığı, aynı gün davacı tarafından vadesiz TL hesabına 2.880,00-TL yatırıldığı, bu tutarla 1.000,49-EURO alınıp, bahse konu vadesiz EURO hesabına 10,00-EURO yatırıldıktan sonra aynı gün (21/05/2015) içerisinde mezkur bankada 1.010,49-EURO tutarlı yeni bir katılım hesabı açıldığı, ortak hesabın aktif olarak davacı ve eşi tarafından kullanıldığı, davacının kendi adına olan Bank Asya hesabından ortak hesabına havaleler yapıldığı, ortak hesapta para yatırma, kredi kartı borcu ödeme, katılım hesapları açma, döviz, hurda altın alımı ve para çekme gibi olağan bankacılık işlemleri ile kullanıldığı, ortak hesabın 25/01/2016 tarihinde kapatıldığı, davacının kendi adına olan hesap hareketleri ile eşi ile olan ortak hesabına ait hesap hareketlerinin Bank Asya'nın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devrinden sonra da devam ettiği, hesabına para yatırdığı ve hesabında bakiye bulundurduğu bu nedenle de hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz etmediği anlaşıldığından, anılan hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Nitekim, davacının ceza soruşturmasının yapıldığı ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararında; davacı ve eşinin "... Bank Asya'da 11/07/2014 tarihinde 130,9 gram altın katılım hesabı açtırdıkları ve 07/04/2015 tarihinde altın hesabını TL'ye çevirip 08/04/2015 tarihinde 13.000 TL sini nakit olarak çektiklerinin tespit edildiği, şüphelilerin savunmalarıyla uyumlu şekilde 2015 yılı Nisan ayı içerisinde gayrimenkul aldıklarının tapu senedi suretinden anlaşıldığı, ...şüphelilerin Bank Asya'da altın hesabını örgüt lideri tarafından verilen 2014 Ocak ve Eylül aylarındaki talimatlardan farklı bir tarihte açtırdıkları ve banka kamu idaresinin kontrolüne geçtikten sonraki bir tarihte hesabı paraya çevirip nakit olarak çektikleri, örgüt liderinin talimatıyla hareket eden bir kişinin parasını banka kamu idaresine geçtikten sonra da tutmaya devam etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı,.." yönünde tespitlerde bulunulduğu görülmüştür. Bu itibarla, davacının kendisi adına açılmış olan Asya Katılım Bankası hesabında ve eşi ile birlikte kullandığı ortak hesabında gerçekleştirilen işlemlerin olağan bankacılık işlemleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, hesabındaki işlemlerin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz etmediği anlaşıldığından, söz konusu işlemlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. b) Davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına üyeliğinin bulunduğu iddiası ile ilgili olarak; 6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre ise üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmüştür. Akabinde, Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmıştır. Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarih ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde ...Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın 62. sayfasından; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, 17/02/2016 tarih ve 29627 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında" konulu 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin; ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, milli güvenliğini ve kamu düzenini tehdit eden, Devlet otoritesini zaafa uğratmayı amaçlayan, iç ve dış güvenliği bozmaya çalışan, vatandaşlarımızın temel hak ve hürriyetlerini yok etmeye yönelik eylem ve saldırılarda bulunan terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla mücadelesini hukuki zeminde etkin bir şekilde yürütmekte olduğu, Anayasal bir hakkın kullanımı sonucu kamu hizmetine giren ve Devlet adına millete hizmetle yükümlü olan kamu çalışanlarının (İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerinde çalışanlar dahil) en önemli vasıflarının, dürüstlük, tarafsızlık ve Anayasa ile kanunlara bağlılık olduğu, Devletin ve ülkenin menfaatlerini korumakla yükümlü olan kamu çalışanlarının; Anayasaya ve kanunlara sadakatle hareket etmeleri, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak, davranışlarıyla kendilerine duyulan güveni zedelememeleri gerektiği, bu çerçevede kamu çalışanlarının, kanunların suç saydığı eylemleri işlemek amacıyla kurulan örgüt veya yapılarla hiçbir şekilde ilişki içine giremeyeceği; bu yönde faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamayacağı ya da bunlara yardım ve yataklık edemeyeceği; kamu çalışanlarının, ilgili mevzuatında belirtilen esaslar çerçevesinde yalnız hiyerarşik amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü olduğu, bu görevlerin ilgili mevzuata göre yürütülmesinden yalnız amirlerine karşı sorumlu oldukları, amirlerin ise maiyetlerinde çalışanların görevlerini Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirip getirmediğini takip ve kontrol etmekle yükümlü oldukları, ... bu itibarla, terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla ilişki kuran veya eylem birliği içerisinde olan, bu örgüt ve yapıların emir ve talimatıyla hareket eden, bu örgüt ve yapılara yardım eden, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgüt veya yapıları desteklemeye yönelik kullanan veya kullandıran, bu örgüt veya yapılarla mücadeleyi engelleyen, bu örgüt veya yapıların propagandasını yapan kamu çalışanları hakkında ilgili mevzuatı çerçevesinde idari nitelikteki işlemlerin yetkili amirler tarafından ivedilikle yapılacağı, suç teşkil eden fiiller yönünden ise durumun ivedilikle adli mercilere bildirileceği belirtilmiştir. Tüm bu tespit ve açıklamalar uyarınca; Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak yönünden delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu değerlendirmenin; davacının Sendikanın yukarıda yer verilen birinci ve ikinci kuruluş dönemlerindeki üyelik ve Sendikadan istifa bilgileri, Sendikada kuruculuk, yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunma, Sendikanın organlarında görev alma ve faaliyetlerine katılma bilgileri ile 17/25 Aralık 2013 süreci sonrasında, 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nin Resmi Gazete'de yayımı ya da Kurumu tarafından kendisine tebliği sonrasında ya da FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce darbe teşebbüsünde bulunulan 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde Sendikadan istifa ettiğine ilişkin iddiaları ile somut olayın özellikleri bağlamındaki diğer iddiaları dikkate alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir. Davacının Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinden 21/04/2016 tarihinde istifa ettiği, Sendikaya üye olduğu süre zarfında, üyelik dışında Sendikada yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunduğuna ve Sendikanın faaliyetlerine, miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin dosyada herhangi bir veri bulunmadığı anlaşıldığından, 21/04/2016 tarihinde istifa edene kadar olan dönemdeki Sendika üyeliğinin salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. c) Davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine SMS ile para gönderdiği iddiasıyla ilgili olarak; Kimse Yok Mu Derneği'ne SMS ile para gönderdiği yönündeki tespitlerin, başkaca delillerle desteklenmediği sürece davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın .... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 02/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.