5. Daire 2022/6171 E. 2025/7934 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

5. Daire 2022/6171 E. 2025/7934 K. — Danıştay Kararı

5. Daire 2022/6171 Esas 2025/7934 Karar 24.06.2025
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/6171 E.,  2025/7934 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/6171
Karar No : 2025/7934

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalılar) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
2- ... Genel Komutanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının 6. bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair hiçbir somut delil gösterilmeden, adil bir yargılama süreci işletilmeden ve savunması alınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, davalı idarece dosyaya sunulan “gizli” ibareli belgelerin tarafına tebliğ edilmediği, kimsenin işlendiği zaman suç oluşturmayan bir eylemden dolayı suçlanıp cezalandırılamayacağı, FETÖ/PDY yapılanmasının ilk kez 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla terör örgütü ilan edildiği, bu tarihten önceki faaliyetleri nedeniyle sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinin iddia edilemeyeceği, aynı suçlamaya dayalı olarak iki kez yargılanıp iki ayrı cezaya mahkûm edilemeyeceği, bir kamu görevlisinin uzunca bir süre bazı meslekleri icra etmekten men edilmesinin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu ve ceza hukukuna ilişkin tüm güvencelerin uygulanması gerektiği, irtibat ve iltisak kavramlarına son derece geniş, muğlak ve başlı başına temel hakları ihlal eden anlamlar yüklendiği, bu durumun kanunların öngörülebilir olması gerektiği ilkesine aykırılık teşkil ettiği, hakkındaki ceza yargılamasında Yargıtay ve AİHM içtihatlarına aykırı olarak mahkûmiyet kararı verildiği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkeleri, non bis in idem ilkesi, bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, özel hayata saygı hakkı, şeref ve itibara saygı hakkı, ayrımcılık yasağı, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı, gerekçeli karar hakkı, ifade özgürlüğü gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Her ne kadar davacı tarafından, davalı idarece dosyaya sunulan “gizli” ibareli belgelerin tarafına tebliğ edilmediği iddia edilmişse de; söz konusu belgelerin içeriğinin incelenmesinden, davacının idari soruşturması kapsamında alınan ifadesine, bilgi alma tutanağına ve savunmasına yer verildiğinin görüldüğü, anılan hususların da davacının bilgisi dahilinde olduğu anlaşıldığından, davacının “gizli” ibareli belgelerin tarafına tebliğ edilmediğine yönelik iddiası bozma nedeni olarak görülmemiştir.
Öte yandan, İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de; davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi "masumiyet karinesi" gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler değerlendirildiğinde ise davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 24/06/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın