5. Daire 2022/12860 E. 2023/2192 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

5. Daire 2022/12860 E. 2023/2192 K. — Danıştay Kararı

5. Daire 2022/12860 Esas 2023/2192 Karar 07.03.2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/12860 E.,  2023/2192 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/12860
Karar No : 2023/2192

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … / …
VEKİLİ : Av. ….

DAVANIN KONUSU : Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olarak görev yapmakta iken, ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu kararıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılan davacı tarafından, Anayasa'nın 159. maddesinde 07/05/2010 tarih ve 5982 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile yapılan değişiklikle hakim ve savcılara verilecek meslekten çıkarma cezalarına karşı yargı yolunun açılması üzerine verilen cezanın kaldırılması istemiyle yaptığı başvurunun reddi yolunda tesis edilen Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına yönelik yeniden incelenme talebinin reddi yolundaki aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve 04/10/2004 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Soruşturma kapsamındaki bir takım fiiller nedeniyle yargılandığı ve bu yargılanma sonucunda beraat ettiği, davalı idarenin ceza yargılamasını beklemeden karar verdiği, hakkındaki iddiaların asılsız olduğu, soruşturma kapsamında adı geçen R.Ö. ile bir ilişkisinin bulunmadığı, eski eşi E.Ö. ile bu nedenle tartışmadığı, eski eşinin bu konuda Adalet Bakanlığı'na dilekçe verdiği, hakkında soruşturma açılmadan 03/12/2001 tarihinde Adalet Bakanlığı'na "hakkında söylenti çıkarılacağına" dair yaptığı ihbarın gerçekleştiği, müfettişin maddi olgu yokken keyfi ve kasıtlı hareket ettiği, müfettiş B.A. ile ilgili iddialarının incelenmediği, tesis edilen işlemin sonuçları bakımından çok ağır olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacıya isnat olunan ve sübuta erdiği kanaat ve sonucuna varılan eylemlerin, mesleğin şeref ve onurunu bozan ve mesleğe olan genel saygı ve güveni yitirir nitelikte olduğu ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince ''meslekten çıkarma'' cezasını gerektirdiği, bu nedenle Hakimler ve Savcılar Kurulu kararı hukuka uygun olduğundan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamındaki ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılarak subuta eren eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında yer alan "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmü uyarınca verilen meslekten çıkarma kararının kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin kararına yönelik yeniden incelenme talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olarak görev yapmakta iken, … tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu kararıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 5. fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılan davacı tarafından, Anayasa'nın 159. maddesinde 7.5.2010 tarih ve 5982 sayılı Yasa'nın 22. maddesi ile yapılan değişiklikle hakim ve savcılara verilecek meslekten çıkarma cezalarına karşı yargı yolunun açılması üzerine verilen cezanın kaldırılması istemiyle yaptığı başvurunun reddi yolunda tesis edilen Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve ... sayılı kararına yönelik yeniden incelenme talebinin reddi yolundaki aynı Kurulun … tarih ve ... sayılı kararının iptali ve … tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır
Danıştay Beşinci Dairesinin 08.11.2018 tarih ve E:2017/5434, K:2018/17373 sayılı kararıyla; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15.11.2016 tarih ve E:2016/3518, K:2016/2935 sayılı eksik incelemeye ilişkin bozma kararına uyularak, Dava konusu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, yoksun kalınan parasal hakların 04.10.2004 tarihinden itibaren ödemesine karar verilmesi istemi yönünden ise davanın reddine, her iki taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1980,00-TL vekalet ücreti ödenmesine karar verilmiştir.
Tarafların temyiz istemi üzerine; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 26.04.2021 tarih ve E:2019/1418, K:2021/902 sayılı kararıyla ; uyuşmazlık konusu olayda , dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülen soruşturma kapsamındaki ifadeler bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde, soruşturma raporu ile davacıya yöneltilen eylemlerin sübuta erdiği ve anılan eylemlerin, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrasında yer verilen mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve saygınlığını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kararın kaldırılması isteminin reddine ilişkin kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, bu itibarla, dava konusu bireysel işlemin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle , iptale ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca, Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına Danıştay dava dairelerince ısrar etme olanağı tanınmamış olması nedeniyle, bozma kararında yer alan gerekçelerle, davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Danıştay Beşince Dairesince verilen 08/11/2018 tarih ve E:2017/5434, K:2018/17373 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline; yoksun kalınan parasal hakların 04/10/2004 tarihinden itibaren ödemesine karar verilmesi istemi yönünden davanın reddine kararının iptale ilişkin kısmının, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülen soruşturma kapsamındaki ifadeler bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde, soruşturma raporu ile davacıya yöneltilen eylemlerin sübuta erdiği ve anılan eylemlerin, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrasında yer verilen mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve saygınlığını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kararın kaldırılması isteminin reddine ilişkin kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 26/04/2021 tarih ve E:2019/1418, K:2021/902 sayılı kararıyla bozulması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 49/4. maddesi uyarınca bozma kararına uyulmasının zorunlu olması nedeniyle bozma kararına uyularak işin gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacının, Giresun ili, Espiye Hakimi olarak görev yaptığı dönemde işlediği fiillerden dolayı hakkında 17/06/2002 tarihli Bakan oluru ile soruşturma başlatıldığı, söz konusu soruşturma raporunda özetle;
1- Kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve nüfuzu ile şahsî onur ve saygınlığını yitirdiği, bu kapsamda;
Espiye’de terzilik yapan R.Ö. isimli kadın ile bir yıldır evlilik dışı ilişki içinde bulunduğu, aynı kadınla bir öğle tatilinde, Adliyede makam odasında cinsel ilişkiye girdiği,
2- Hizmet içinde ve dışında, resmî sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunduğu, bu cümleden olarak;
R.Ö. isimli kadınla evlilik dışı ilişkisinin eşi olan Hâkim E.G. tarafından öğrenilmesi üzerine, 05/06/2002 günü evde çıkan kavgada E.G.'yi döverek yaraladığı, bu olayın Espiye’de büyük yankı uyandırdığı,
3- Yaptığı işler ve davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırdığı, bu meyanda;
a) Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında, F.Ö.'nün torunu olan F.Ö. ile kurduğu özel ilişki sebebiyle nüfus kaydı olmadan dava dilekçesini kabul edip duruşma kâtibini de evinden çağırmak suretiyle anlaşmalı boşanmaya karar verdiği, nüfus kaydının 04/09/2001 günü gelmesine karşın, 31/08/2001 tarihini vermek suretiyle dosyaya havale ettiği,
b) Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında; davacı H.C. ile arasındaki yakınlık sebebiyle, taraf vekillerini devre dışı bırakarak davalı Ş.C. ile davacıyı telefonla adliyeye çağırıp makam odasında buluşturduğu, duruşma gününü öne alıp, davalıyı telkin suretiyle boşanmaya ikna ederek boşanma kararı verdiği,
c) Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında; ev sahibinin dünürü olan R.G. ile içinde bulunduğu münasebet sebebiyle; M.K. ile E.Ö. vekili R.G. arasında yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine istinaden, M.K. mirasçıları tarafından R.G. aleyhine açılan ferağa icbar davasında, R.G.'nin, E.Ö.'nün vekili olduğu açıkça belli olmasına rağmen, bu kişi aleyhine husumet düşmeyeceğini gözetmeden çok kısa aralıklarla duruşma yaparak sonucunda, davalı sıfatı bulunmayan R.G.'nin kabulü ile davayı kabul ettiği,
4- Madde tayin ve deliller elde edilememiş olsa bile rüşvet aldığı veya irtikapta bulunduğu kanısını uyandırdığı, bu kapsamda;
a) Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı, boşanmaya ilişkin yabancı mahkeme ilâmının tenfizi talebiyle ilgili dosyada; davacı A.C. ile kurduğu özel ilişki sonucunda; yurt dışında bulunan davacının gönderdiği evrakı, davacının kardeşi N.C.'yi telefonla aramak suretiyle Adliyeye çağırarak aldığı, dava dilekçesinin yazılmasını sağlayarak davacı yerine bu kişiye imzalattığı, dosya kapsamı ile evrak içeriğinden, davalı A.C.'nin ikâmet adresinin yurt dışında olduğunun açıkça anlaşılmasına rağmen, adresinin Espiye olarak gösterilmesi suretiyle dava dilekçesini tebliğe çıkardığı, ancak adreste bulunmadığı şerhiyle iade edildiği hâlde, usulüne uygun tebligat yapılmadan davaya devam ederek tenfiz talebinin kabulüne karar verdiği, kararı da yine aynı adrese usulsüz olarak tebliğe çıkararak “7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapıldığı” şeklinde meşruhat verdirerek kararı kesinleştirip nüfus müdürlüğüne gönderdiği,
b) Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı boşanmaya ilişkin yabancı mahkeme ilâmının tenfizi talebiyle ilgili dosyada; davalı B.R.A.'nın 1995 yılından beri Türkiye’ye gelmediği, ikâmet adresinin yurt dışında olduğu evrak kapsamından açıkça anlaşılmasına rağmen, dava dilekçesinde gösterilen davacı H.D.'nin kardeşi H.D.'nin Espiye’deki adresine tebliğe çıkardığı, “birlikte sakin” olduğundan bahisle yapılan tebligat üzerine yargılamayı yürüterek tenfiz talebinin kabulüne karar verdiği, kararı yine aynı adrese usulsüz olarak tebliğe çıkartarak kesinleştirip nüfus idaresine gönderdiği,
c) Asliye Hukuk Mahkemesine ait …/…,…,…, …, …/…, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …/…, …, …
, esas sayılı, şiddetli geçimsizlik sebebiyle açılan boşanma davalarının bir kısmında taraf teşkili sağlanmadan, bazılarında bir veya iki tanık dinlenmek suretiyle, kimi zaman da tanık dahi dinlenmeden ve hiçbir araştırma yapmadan sırf davalının davayı kabul ettiği şeklindeki beyanıyla yetinmek suretiyle, HUMK'’un 73, eski Medenî Kanun’un 134/1-3 ve boşanma usulünü düzenleyen 150. maddelerindeki amir hükümleri bertaraf ederek, genellikle davanın açıldığı gün veya en geç tensipten bir gün sonra boşanmaya hükmettiği,
d) Kadastro Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında; davalılardan F.Ö. ile girdiği özel ilişki sebebiyle davacı ve davalıları odasında buluşturup anlaştırmak suretiyle; … Asliye Hukuk (Kadastro) Mahkemesi'nce 27/01/1988 tarihinde verilen görevsizlik kararına istinaden, 27/07/2000 günü dosyanın Kadastro Mahkemesine gönderilmesini müteakip 02/08/2000 tarihinde esasa kaydını yaptırdığı, 09/08/2000 günü, tarafların başvurusu ile celse açılmasına karar vererek aynı oturumda davacının feragat etmesi sebebiyle davanın reddine, tespitin iptali ile davaya konu taşınmazın hisseleri oranında F.Ö. dışındaki davalılar adına tesciline karar verdiği, dosyada keşif yapıldığına ilişkin herhangi bir tutanak bulunmamasına, dosyanın bilirkişiye tevdiine dair zabıtta açıklama olmamasına, kadastro tespitinden önce de irtifak hakkı bulunduğuna dair herhangi bir kayıt yer almamasına rağmen, bilirkişi E.A. imzalı krokiyi eklemek suretiyle, 3402 sayılı Kadastro Kanunu 25/son maddesine aykırı olarak; dava konusu taşınmaz üzerinde davalı F.Ö. lehine geçit irtifakı tesisine hükmettiği,
e) İcra Tetkik Mercii Hâkimliğinin … müteferrik sayılı kararında, borçlu K.C. hakkında … İcra Müdürlüğünün … esas numarası üzerinden yürütülen ilâmlı icra takibi sırasında;
Borçlunun İcra İflas Kanunu'nun 36. maddesine göre Yargıtay’dan tehiri icra kararı getirmek için süre istemesi üzerine, icra müdürlüğü tarafından, anılan maddeye göre borçluya süre verilerek teminatın cins ve miktarının belirlenmesi için İcra Tetkik Mercii Hâkimliği'ne yazılan müzekkereye istinaden teminatın cins ve miktarına karar vermek yerine, Yargıtay’ın görev alanına girdiğini göz ardı edip talep sınırlarını da aşarak ve İcra İflas Kanunu'nun 36. maddesine aykırı olarak, olayla ilgisi bulunmayan “ihtiyatî hacizde teminata” ilişkin aynı Kanun'un 259/2. maddesine göre, “teminatsız olarak icra takibinin durdurulmasına” karar verdiği,
f) Asliye Hukuk Mahkemesinin … (…) esas sayılı dosyasında; davacı G.A.'nın, C.E., M.D. ve Maliye Hazinesi aleyhine açtığı tapu iptali ve tescil davasında, davacının oğlu E.A. ile kurduğu özel ilişki neticesinde; 23/01/2001 tarihinde yapılan ilk keşifte mahallî bilirkişilerin, bu taşınmazın dere yatağı olduğunu, üzerinde davacı ve davalıları tasarruf ederken görmediklerini belirttikleri, 13/03/2001 tarihli ikinci keşifte ise aynı mahallî bilirkişi heyetinin, ilk keşifteki beyanlarından tamamen farklı olarak davaya konu yerin dere yatağı olmadığını, taşınmazın 50-60 seneden beri davacı tarafından nizasız ve fasılasız olarak zilyet ve tasarruf edildiğini beyan etmeleri karşısında gerekçe göstermeksizin mahallî bilirkişilerin ikinci keşifteki beyanlarına itibar ederek davanın kabulüne karar verdiği, bu dava akabinde, eczacı A.K.'nin arabasıyla İstanbul’a gittiği ve bu kişinin evinde bir hafta kadar kalarak E.A. ile bu yerde görüşmeler yaptığı,
5) Adalet Bakanlığına verdiği 20/01/2000 tarihli mal beyanında; taşınmaz mal bildirmediği, taşınır olarak da 1995 model … marka 2.750.000.000.-TL. edinme değeri olan bir araç ile 1.600 USD menkul değer ile B.K.'ye 1.500.000.000.-TL., H.K.’ye ise 275.000.000.-TL. borç gösterdiği; 23/10/2001 tarihli mal bildiriminde ise, beyan ettiği aracı 6.500.000.000.-TL.’ye satarak 2001 model … marka arabayı 12.500.000.000.-TL.’ye kampanyadan satın aldığı ve eşi olan Hâkim E.G.’nin de maddî katkıda bulunduğunu belirttiği,
… marka arabayı 01/11/2000 tarihinde aldığı ve firmaya 31/10/2000 tarihinde 3.998.000.000.-TL., 01/11/2000 tarihinde 3.500.000.000.-TL, 23/11/2000 tarihinde de 4.445.530.000.-TL. olmak üzere 25 gün içerisinde toplam 11.943.530.000.-TL. ödeme yaparak borcunu ödediği, bu tarihten yaklaşık 3 ay sonra, ekonomik krizin olduğu ve Amerikan Dolarının bir milyon lira sınırında bulunduğu 01/03/2001 tarihinde “müracaatında M.G.’ye” ödenmek üzere … Bankası Espiye şubesinden Kaş - Antalya şubesine 7500 Amerikan Doları para havale ettiği, bu parayı mal bildiriminde göstermediği gibi, belirtilen tüm bu miktarların gelirinin üzerinde olduğu ve haksız mal edindiği anlaşıldığından 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu’na muhalefette bulunduğu,
Fiillerinin sübuta erdiği belirtilerek getirilen teklif doğrultusunda, Hakimler ve Savcılar Kurulunca alınan ... tarih ve … sayılı karar ile; davacının, görevi kötüye kullanmak suçundan yargılanarak … Ağır Ceza Mahkemesinin E:…, K:… sayılı ilamı ile mahkum olduğu ve bu mahkumiyet kararının kesinleştiğinden bahisle eylemine uyan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69/3 maddesi delaletiyle 68 inci madde gereğince yer değiştirme cezası ile; Espiye’de terzilik yapan R.Ö. isimli kadın ile bir süreden beri evlilik dışı ilişki içinde olduğu ve bu sebeple eşiyle tartışıp halkın da olaya tanık olacağı şekilde eşini dövdüğü, bu konuların Espiye’de herkes tarafından bilindiği, diğer taraftan bakmakta olduğu davaların tarafları ile olan şahsi münasebetlerini dosyalara yansıttığı ve bu nedenle görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısı uyandırdığı ve ayrıca soruşturma dosyasında tanık olarak ifadelerine başvurulan Giresun Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı, Hakim, Savcı, Kaymakam, Belediye Başkanı, Emniyet Amiri, Askerlik Şube Başkanı, Baro Başkanı, Avukatlar, Kurum Amirleri, Doktor, Seçim Müdürü, Adliye Yazı İşleri Müdürü ve adı geçen hakimle birlikte çalışan mahkeme katiplerinin beyanlarından davacı hakkında, madde tayin ve deliller elde edilmemiş olmakla beraber, görev yaptığı Espiye ilçesinde rüşvet aldığı konusunda yaygın söylenti bulunduğu anlaşıldığından bahisle davacının 2802 sayılı Kanun'un 69/son maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı ve yaptığı itiraz başvurusunun … tarih ve … sayılı kararla reddi ile anılan cezanın kesinleştiği, daha sonra, davacının, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun Geçici 3. maddesi uyarınca söz konusu disiplin cezasının kaldırılması talepli başvurusunun Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır.
Bunun üzerine, davacı tarafından, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve 04/10/2004 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

B) İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 68. maddesinde "Yer Değiştirme Cezası", bulunulan bölgenin en az bir derece altındaki bir bölgeye o bölgedeki asgari hizmet süresi kadar kalmak üzere atanmak suretiyle görev yerinin değiştirilmesi olarak tanımlanmış olup, maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde, kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileri ile mesleğin şeref ve nüfuzu ile şahsi onur ve saygınlığını yitirmek; (b) bendinde, yaptıkları işler veya davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırmak, (c) bendinde, hatır ve gönüle bakarak veya kişisel duygulara kapılarak görev yaptığı kanısını uyandırmak, (d) bendinde, göreve dokunacak surette ve kendi kusurlarından dolayı meslektaşlarıyla geçimsiz ve dirliksiz olmak, (e) bendinde, madde tayin ve deliller elde edilmemiş olsa bile, rüşvet aldığı veya irtikapta bulunduğu kanısını uyandırmak, (f) bendinde, doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemek ve görev sırasında olmasa dahi çıkar sağlamak amacı ile verilen hediyeyi kabul veya iş sahiplerinden borç istemek veya almak, yer değiştirme cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Anılan Yasa'nın "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin birinci fıkrasında; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.", son fıkrasında; "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE:
2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporu ile eki belgelerin incelenmesinden, davacıya yöneltilen eylemlerin sübuta erdiği ve anılan eylemlerin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının yoksun kaldığı parasal haklarının 04/10/2004 tarihinden itibaren ödemesine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının yoksun kalınan parasal haklarının 04/10/2004 tarihinden itibaren ödemesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın