5. Daire 2022/10639 E. 2024/22049 K. — Danıştay Kararı
5. Daire 2022/10639 Esas 2024/22049 Karar 23.12.2024
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/10639 E., 2024/22049 K.
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/10639 Karar No : 2024/22049
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve ...sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ödenmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Kamu görevinden çıkarma cezasının ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, bu nedenle ceza hukukuna ilişkin tüm ilkelerin, insan hakları ve adil yargılanma hakkının tüm gereklerinin somut olayda uygulanması gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/06/2008 tarihli kararı ile cemaat olarak bilinen oluşumun suç örgütü olmadığının kesin hükümle saptandığı, yeni bir yargı kararı verilene kadar bu yapının suç örgütü olarak kabul edilemeyeceği, yasal bir oluşum olan topluluğun Milli Güvenlik Kurulunun 26/05/2016 tarihli kararı ile suç örgütü olarak kabul edildiği, bu tarihten önceki eylemlerin suç oluşturmadığı, irtibat ve iltisak kavramlarının ilk kez yargı kararları ile tanımlandığı, kanunla tanımlanmayan bu kavramların öngörülebilir olmadığı, üyesi olduğu sendikanın terör örgütüyle bağlantısı olduğuna ilişkin mahkeme kararı bulunmadığı, örgütlenme özgürlüğü kapsamında sendikaya üye olduğu, Bank Asya'nın faaliyetlerinin yasal olduğu, OHAL döneminde sadece durumun gerektirdiği ölçüde, OHAL'e neden olan konu ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, 19 Temmuz 2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verilmesi nedeniyle işlemin Anayasal dayanağının kalmadığı, KHK'nın TBMM tarafından süresi içerisinde onaylanmadığı, sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğini gösteren hiçbir somut delilin bulunmadığı, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunmadığı, suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, AİHS'nin 6. maddesindeki tüm güvencelerin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, şeref ve itibara saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, non bis in idem ilkesinin, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat kararı verildiği belirtilmiş ise de, ... Bölge Adliye Mahkemesinin ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile beraat kararının bozulmasına ve davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür. Davacının anılan suçtan mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 23/12/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.