5. Daire 2021/10456 E. 2025/12793 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

5. Daire 2021/10456 E. 2025/12793 K. — Danıştay Kararı

5. Daire 2021/10456 Esas 2025/12793 Karar 20.11.2025
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/10456 E.,  2025/12793 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/10456
Karar No : 2025/12793

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, Çankırı 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı emrinde uzman çavuş olarak olarak görev yapmakta iken kamu görevinden uzaklaştırılmasına karar verildiği, hakkında yürütülen adli soruşturma sonucunda açılan ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçunu işlediği sabit görülerek neticeten 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, akabinde Milli Savunma Bakanlığının ...tarih ve... sayılı kararı ile davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmesi üzerine davacı tarafından, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, uyuşmazlık konusu olayda; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "Sanığın olay gecesi 14. Mekanize Piyade Tugayı 2. Mekanize Piyade Tabur Komutanlığı'nda Uzman Çavuş olarak görev yaptığı saat: 22.30 sıralarında H. E. Ö.'ü arayarak acil kışlaya gitmesini söylediği, akabinde sanığın kışlaya gittiği, H. ... kendisini GZPT araç komutanı olarak görevlendirdiği, sanık F. İ.'nin de manga komutanı olduğu H. Ü.'ın Emir komutasında dört araç olarak kışladan çıktıkları ve Kars Valiliğinin olduğu yere geldikleri, H. Ü. tarafından kendisine Valilik önünde bulunan polis merkezinin önüne konuşlanması emri verildiği, polis merkezinin giriş kapısının önüne gelerek sanığın şoföre aracı Kaldırıma park etmesini söylediği, askerlerini araçtan indirerek arkalarında polis merkezi olacak şekilde konuşlandıkları, sanık S. Z.'in beyanlarından anlaşılacağı üzere saat 01:00 sıralarında Tabur komutanı vekili Binbaşı M.İ’in sanıkların bulundukları yere geldiği, sanıklara dönerek ‘’araçlarınızı yolu kapatacak şekilde ayarlayın araç trafiğini durdurun buradan hiç bir aracın geçişine izin vermeyeceksiniz, gelen vatandaşlara sokağa çıkma yasağı olduğunu bildirin herkesi evine gönderin’’ dediği, tüm araç komutanlarının başına giden M. İ.'in buna benzer emirler verdiği, askerlerinin araçları durdurduğu, sokaktan vatandaş grubunun koşarak üzerlerine doğru geldiğini gördüğü H. Ü.'ın gelerek insanlarla konuşmaya başladığı, kalabalığın daha da arttığı, sloganlarla tepki gösterdikleri, ‘’asker kışlaya’’ diye bağırdıkları, ‘bizi mi vuracaksınız bu silahların elinizde ne işi var’’ diye tepki gösterdikleri, M. İ.’in gelerek hakla konuşmaya başladığı, halkla bir süre konuştuktan sonra arka tarafa geçip telefonla bir yerleri aradığı, sanık F. İ.'nin beyanlarından anlaşılacağı üzere halkın Binbaşı M. İ.’i alarak uzaklaştırdığı, bunun üzerine H. Ü.'ın yanına sivil bir emniyet mensubunun geldiği, halkı daha fazla tutamadıklarını, tepkinin arttığını söylediği, bunun üzerine H. Ü.'ın sanığa askerlerini araca bindirilmesinin söylediği, sanığın da askerlerini araca bindirdiği, kışlaya dönüş yolunda Yarbay H. D.'ı gördükleri, H. D.'ın H. Ü.' la ‘’geri dönün tankları takip edin’’ dediği, H. Ü.'ın bu emire ilk önce duymamazlığa vurduğu, H. D.'ın tekrar bağırarak söyleyince sanığın önündeki iki GZPTnin de geri dönerek tankların gittiği, istikamete döndüğü bunun üzerine sanığın komutanı olduğu GZPTnin de geri döndüğü, ancak halkın yoğun bir şekilde üzerlerini gelmesiyle dört GZPT geri dönerek kışlaya döndüğü, Kışla girişinde Tankçı Yarbay N. U.' ın öndeki araçları Geri çevirmeye kalktığı ancak N. U.'ın emirine uymayarak diğer GZPTlerle beraber kışlaya giriş yaparak araçları garaja çektikleri tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Her ne kadar sanık olay sırasında darbe girişiminden haberdar olmadığını savunmuş ise de; olay gecesi saat 00.00 civarı rutinde görevleri bulunmayan valiliğe çıkan kavşakta komutanı olduğu GZPT ile konuşlanarak; darbe teşebbüsünün icrasına yönelik olarak askeri araçlar ile valiliğe çıkan kavşağı trafiğe kapatıp sivil araç ve yayaların geçişine engel olması, darbe girişimine tepki gösteren vatandaşlara karşı karşıya gelmesine, ellerinde Türk Bayrağı olan vatandaşların ''asker kışlaya, bizi mi vuracaksanız bu silahların elinizden ne işi var'' şeklindeki sloganları duymasına ceride defterinden anlaşılacağı üzere belediye hoparlöründen saat 01.02'de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koyduğu buna ilişkin sıkıyönetim ilanı anonsu yapılmasına rağmen eylemlerini sonlandırmaya Rock vatandaşların karşısında durması geri dönüş iradesini saat 02.15 civarı gösterebilmesi kışlaya dönerken tabur komutanının emri ile tekrardan şehir merkezine geri dönmesi ve sanığın eylemini gerçekleştirdi yer ve zaman ile sahip olduğu iletişim imkanları (HTS kayıtları incelendiğinde sanık olay gecesi sanık S. Z.'in telefonu üzerinde saat 00.43'de amcası H. İ. S. ile görüşmüştür.) nazara alındığında, olayın gerçek mahiyetini bilmemesinin mümkün olmaması, rütbesi ve mesleki tecrübesi itibariyle verilen emirlerin hizmete müteallik olup olmadığını bilebilecek ve sorgulayabilecek durumda olması, göz önünde bulundurularak, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek, eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında iradi ve kasti olarak gerçekleştirdiği kanaatine varılmıştır. Sözde sıkıyönetimden haberdar olarak darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından, verilen emirleri görevleri kabullenen ve teçhizatlı olarak kışla dışına çıkarak zırhlı araçlar ile kavşakların kapatılıp, valiliğin kuşatılması eylemini dahil olan sanığın eyleminin suçun Kanuni tanımında öngörülen Cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmaması, neticenin/somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmasını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımaması, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmesi nedeniyle ika edildiğinin kanıtlanamaması, nedeniyle müsnet suç yönünden TCK'nın 37. Maddesi kapsamında Aslı fail olarak sorumlu tutulamayacağı, ancak zarar tehlikesi bakımından milli bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin zaman nitelik ve yakın zarar tehlikesinin yaptığı katkı itibarıyla bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olup 5237 sayılı TCK'nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında anayasayı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığının kabulü ile sanığın tecziyesi yoluna gidilmiştir. Sanığın eyleminin bir bütün olarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçunu oluşturduğu kabul edilerek eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 309/1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi suçun işlendiği zaman ve yer sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı göz önünde bulundurularak cezalandırılmasına, 3713 sayılı yasanın 5/1 maddesi gereği cezasında yasal artırım yapılmasına, sanığın suçun işlenmesine yardım etmek suretiyle iştirak ettiği anlaşılmakla, zırhlı araç komutanı olması kastının yoğunluğu ve yardımının niteliği göz önüne alınarak ceza aslında takdiren ve teşdiden yasal artırım yapılmasına, sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasında yasal indirim yapılmasına karar verilerek 15 yıl hapis cezası ile tecziye edildiği'' nin görüldüğü, bu durumda; davalı idare emrinde özel ve hassas nitelik gerektiren bir görevde bulunan davacının, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçlamasıyla hakkında yürütülen adli yargılama esnasında toplanan deliller ve alınan ifadelerden söz konusu örgüt ile irtibat içinde olduğu hususunun sübuta erdiği dikkate alındığında, davacının yukarıda aktarılan eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat, iltisak ve mensubiyet düzeyinde ilişkisinin olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ceza yargılamasında hakkında verilen mahkumiyet kararının Yargıtayda temyiz incelemesinde olduğu, FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
Davacı, Çankırı 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı bünyesinde Piyade Uzman Çavuş olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında "Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme", "Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme", "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme" ve "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçlarından açılan kovuşturma sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Eme suçundan mahkumiyet kararı verildiği, anılan kararın "işledikleri fiilin bir haksızlık teşkil ettiğini bilmesine rağmen, esasen hukuk düzeninde kabul edilmeyen “konusu suç teşkil eden emrin ifası” nın, askeri hiyararşi içinde mutlak itaat ve emrin muhtevasını sorgulayamama ilkelerinin sonucu olarak bağlayıcı olduğu hususunda kaçınılmaz bir yanılgıya düşüp düşmedikleri; olağan dönemlerde de aranan, failin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, yaşı, rütbe ve görevi, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları gibi kriterlerin, siyasi tarihi itibariyle darbe geleneğinin demokrasi kültüründen daha baskın olduğu ülkede suç tarihi itibariyle yaşanan kalkışmanın olağanüstü şartları nazara alınarak değerlendirilmesi, mevcut irade ve bilgilerini, eylemin haksızlığını algılama, davranışlarını bu algılama doğrultusunda yönlendirme ve böylece haksızlığı tercih etmeme bakımından kendilerinden beklenebilen tercih ve tutum noktasında kullanıp kullanmadıkları ex ante bir değerlendirmeye tabi tutulduğunda hukuka uygunluk nedenlerinin varlığında kaçınılmaz bir yanılgıya düştüklerinin kabul edilmesi gerekmekle, kaçınılmaz izin yanılgısı kusuru tamamen ortadan kaldıracağından TCK m. 30/4 maddesi delaletiyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," gerekçesiyle Yargıtay .... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla bozulması üzerine,... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararıyla davacı hakkında "Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme" suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan beraat kararı verildiği, söz konusu kararın Yargıtay temyiz incelemesinden geçmek suretiyle 28/05/2025 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirmenin gösterildiği, bu değerlendirmenin dayanağının davacı hakkında yürütülen ceza kovuşturması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E..., K:... sayılı kararıyla mahkumiyet kararı verildiği hususu olduğu ve aynı gerekçeyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, ceza mahkemesi tarafından davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla bozulduğu, bozma kararı üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih E:..., K:... sayılı kararıyla "....Sanık H.Y., E.O., F.İ., M.A.S. ve S.Z.’in, olay gecesi 14. Mekanize Piyade Tugayı 2. Mekanize Piyade Tabur Komutanlığı'nda Uzman Çavuş olarak görev yaptıkları, acil durum sebebiyle kışlaya çağrıldıkları, sanıkların Piyade Yüzbaşı H.Ü. komutasındaki 4 adet GZPT ile saat: 00.00 sıralarında Kazımpaşa Polis Merkezi arkasındaki Valilik binasının önüne geldikleri, araçların çeşitli yerlere konuşlandırıldığı ve yolları tamamen kapattıkları, daha sonra halkın bulundukları noktaya gelmeye başladığı, bir süre sonra halkın toplanarak Binbaşı M.İ.'i alarak uzaklaştırdığı, bunun üzerine H.Ü.'ın yanına sivil bir emniyet mensubunun geldiği, halkı daha fazla tutamadıklarını, tepkinin arttığını söylediği, bunun üzerine H.Ü.'ın sanıklara askerlerini araca bindirmelerini söylediği, kışlaya doğru dört GZPT olarak harekete geçtikleri, sonrasında da kışlaya giriş yaparak araçları garaja çektikleri,... olayda; Somut darbe teşebbüsüne iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku bulunmamakla birlikte aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK'nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda 5237 sayılı TCK'nın 44.maddesi gereğince sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanununun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan cezalandırılmaları imkânı bulunmadığı da nazara alınarak; sanıkların, işledikleri fiilin bir haksızlık teşkil ettiğini bilmesine rağmen, esasen hukuk düzeninde kabul edilmeyen “konusu suç teşkil eden emrin ifası” nın, askeri hiyerarşi içinde mutlak itaat ve emrin muhtevasını sorgulayamama ilkelerinin sonucu olarak bağlayıcı olduğu hususunda kaçınılmaz bir yanılgıya düştükleri, sanıkların bilgi düzeyi, gördükleri eğitim, yaşları, rütbeleri ve görevleri, içinde bulundukları sosyal ve kültürel çevre koşulları, siyasi tarihimiz itibariyle darbe geleneğinin demokrasi kültüründen daha baskın olduğu ülkemizde suç tarihi itibariyle yaşanan kalkışmanın olağanüstü şartları nazara alınarak bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanıkların mevcut irade ve bilgilerini, eylemin haksızlığını algılama, davranışlarını bu algılama doğrultusunda yönlendirme ve böylece haksızlığı tercih etmeme bakımından kendilerinden beklenebilen tercih ve tutum noktasında kullanıp kullanmadıkları ex ante bir değerlendirmeye tabi tutulduğunda hukuka uygunluk nedenlerinin varlığında kaçınılmaz bir yanılgıya düştüklerinin kabul edilmesi gerekmekle, kaçınılmaz izin yanılgısı kusuru tamamen ortadan kaldıracağından TCK m. 30/4 maddesi delaletiyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Yine sanıklar hakkında TCK'nın 314/2 maddesi gereğince FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye oldukları iddiasıyla cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanıkların anılan terör örgütüne üye olduklarına, örgütün hiyerarşik yapısında yer aldıklarına, terör örgütü ile organik bir bağ içinde olduklarına ve örgüt içinde talimat alarak sürekli biçimde çeşitli suçlar işlediklerine dair; Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri ilamlarında da belirtildiği gibi, anılan örgütün varlığına delalet eden gizli haberleşme programı Bylock yüklemek ve kullanmak, himmet vermek, kurban parası adı altında örgüte yardım etmek, dini sohbet görünümlü terör örgütü propagandası dinlemek, medya yayınlarına abone olmak, sendika ve derneklerine üye olmak, özellikle 2014 yılı Ocak ayından sonra teröristbaşının talimatı ile Bankasya'da hesap açıp para yatırmak, mütevelli heyetlerinde yer almak, örgüt içinde "abilik" veya "imamlık" gibi görevlerde bulunmak, örgüt içi haberleşmenin sağlanması amacıyla ardışık arama kriterlerine de uygun olacak şekilde ardışık ve tekil olarak aranmak, örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından ve gerçek yüzünün ortaya çıkmasından sonraki süreçte de örgütle irtibatlarını devam ettirmek gibi mahrem yapılanma içinde olduklarına, örgüt içerisinde görev üstlendiklerine, kod adı kullandıklarına, örgüt amacını benimseyerek örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduklarına ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradelerini örgüt iradesine terk ettiklerine yönelik yeterli delilin elde edilemediği, sanıkların örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katıldığına, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunduklarına ilişkin haklarına tam vicdani kanaati oluşturacak bir delil veya tespit bulunmadığı, Yargıtay İçtihatları doğrultusunda sanıklar hakkında örgüt üyeliği suçu için aranan süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk unsurlarına rastlanamamış olup (Yargıtay 9. CD 16.02.2006 gün ve 2005/7021 E. 2006/859 K.) sanıkların örgütle organik bağ içine girip faaliyette bulunduklarına dair mahkumiyetine yeter derecede birbiriyle doğrulanan, somut ve her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle "Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme" suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığı ve "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan verilen beraat kararının temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği görülmüştür.
Bu durumda, davacı 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca tesis olunan dava konusu işlemle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğundan bahisle kamu görevinden çıkarılmış ise de, ceza yargılaması ve dava dosyasının birlikte incelenmesinden davacının anılan terör örgütü ile ltisaklı veya irtibatlı olduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığından dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 20/11/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın