5. Daire 2020/6779 E. 2023/14192 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

5. Daire 2020/6779 E. 2023/14192 K. — Danıştay Kararı

5. Daire 2020/6779 Esas 2023/14192 Karar 19.10.2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/6779 E.,  2023/14192 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/6779
Karar No : 2023/14192

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Karşı Taraf (Davalı) :... Bakanlığı
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35 madde uyarınca kamu görevine son verilmesi ve rütbesinin geri alınmasına yönelik İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle uğranılan zararın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemin hukuka aykırı olduğu, hayatının hiçbir döneminde terör örgütüyle bağlantısının bulunmadığı, irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair herhangi bir somut delil bulunmadığı, inceleme yapılmaksızın karar verildiği, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, Anayasa ve uluslar arası sözleşmelerle güvence altına alınan temel haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/37, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarh ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin (B) fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır.
Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davalı idarece, mevzuat uyarınca yapılan incelemeler neticesinde, Milli Güvenlik Kurulu tarafından Devletin milli güvenliğini tehdit eden bir terör örgütü olduğuna ve diğer terör örgütleri ile işbirliği yaptığına karar verilen FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğu değerlendirilen davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E..., K:... sayılı kararda, "... sanık, eğitim hayatının lise döneminde arkadaşlarının yönlendirmesi neticesinde örgüt ile tanıştığını, örgüte ait evlerde kalmaya başladığını, bu evlerde örgüt elebaşının kitaplarının okunup, video kayıtlarının izletildiğini, bu evlerde kaldığı sırada örgütün yönlendirmesi ile askeri sınavlara girdiğini, kendisi ile N. ve İ. ismiyle tanıdığı şahısların ilgilendiğini, ayrıca örgütün Giresun ilindeki sorumlularından olan G. ismiyle tanıdığı şahsın da kendisi ile ilgilendiğini, kendisi ile ilgilenen şahısların askeri sınav mülakatlarında nasıl davranmaları gerektiği hususunda bilgiler verdiklerini, sınav sürecinde N. kod isimli şahsın kendisi ile ilgilenmeye devam ettiğini, sınavları kazandıktan sonra askeri okul sürecinde örgütün kendisini S. kod isimli birisine devrettiğini, bu şahsın Giresun ilindeyken genellikle ankesörlü telefonlardan kendisini aradığını ve görüşmelerinin bu şekilde gerçekleştiğini, ilaveten Ankara'da da kendisini sabit hatlardan aradığını ve bu yöntemle görüştüklerini, tatil dönemlerinde Giresun ilinde G. kod isimli şahsın sohbet adı altında toplantı yaptığını 'size eşinizi biz seçeceğiz, bizim seçtiğimiz eşler normalde kapalı ama askeri personel olduğunuzdan sizin için açılacaklar' dediğini, Muğla iline tayin olduğundan burada da örgütün kendisi ile ilgilenmesi için görevlendirdiği şahsın da kendisini sabit hatlardan aradığını, bu şahsın kendisinden maaşının beşte birlik kısmını istediğini beyan etmiştir. Tanık S.D. sanık ile örgüte ait evlerde kaldıklarını, örgütün kendisine S., sanığa da ... kod ismini verdiğini beyan etmiştir.
Giresun İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 22.01.2018 tarihli tutanaklara göre, sanığın Giresun R. Güzide Sabri Sokak ... Markette ve Suat Akgün Caddesi ... Kasabı yanında bulunan halka açık olarak hizmet veren "..." ve "..." numaralı ankesörlü telefonlardan 13.02.2014 - 19.08.2014 tarihlerinde kendisi gibi asker olan N.Ö. ve M.Y. isimli şahıslarla birlikte kendisine ait olan "..." numaralı hattan ardışık olarak arandığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusun reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibariyle hukuki isabetsizlik bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına , 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın