5. Daire 2020/6713 E. 2022/437 K. — Danıştay Kararı
5. Daire 2020/6713 Esas 2022/437 Karar 10.02.2022
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/6713 E., 2022/437 K.
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/6713 Karar No : 2022/437
DAVACI : ...
DAVALI : … Kurulu / … VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : İstanbul Hakimi olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Savunma hakkı tanınmadığı, adil yargılanma, özgürlük ve güvenlik, sosyal güvenlik, etkili başvuru, özel hayata ve aile hayatına saygı ile mülkiyet haklarının, suç ve cezaların şahsiliği ve kanuniliği ile hukuk devleti ilkelerinin, masumiyet karinesinin, çalışma özgürlüğünün ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan davacı tarafından, bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin 2016/57467 sayılı esasına kayıtlı dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat olduğundan bahisle her iki dava dosyasının birleştirilmesi istenilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının, disiplin cezasına konu eylemlerini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi bağlamında hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği ve anılan eylemlerinin nitelik ve ağırlık itibarıyla mesleğin şeref ve onurunu bozacak veya mesleğe olan genel saygı ve güveni zedeleyecek nitelikte olduğu, sübuta eren filleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının, Ankara Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü yer almış olup, anılan maddenin son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir. Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacının İstanbul Hakimi iken gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yapılan soruşturma sonucu, davacının, İstanbul TMK 10.madde ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/762 sayılı Selam Tevhid (Kudüs Ordusu) Terör örgütü kurulduğu ve örgüte üye olunduğu bahanesiyle yürütülen soruşturma sırasında 36 kez iletişimin tespiti veya uzatılması yada fiziki takip yönünde karar verdiği, Somut olayın, kolluk ayağında başlayan kurgusal süreç ve aşaması ile birlikte adliyede yürüyen işlemler zincirinde; bir dinleme halkası olmadan diğerine geçilemediğinden, bir kez tedbir talebinde bulunulmuş veya bir kez karar verilmiş olsa dahi, yukarıda anlatılan şekilde örgüt amaç ve gayesi doğrultusunda yapılmış olduğundan, bu zincirdeki bir davranışın, hâkim ve savcılık mesleğinin, örgüt yararına araç olarak kullanıldığı anlamına geldiği, 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrasında "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verildiği, ilgililerin yargı etik kurallarına uygun düşmeyen davranışları ile adalete olan güveni sarstıkları, hukuk zemininde kalmayan eylemleri ile adalet ülküsü dışında hareket ettikleri, adalet duygusu gözetmeden, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda amaçlar güderek yürüttükleri soruşturmalar ve aldıkları kararlar ile, yargısal yetkilerini, karşıt gördüklerini yok etme amacıyla kullandıkları, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığı, adı geçenlerin söz konusu eylem ve davranışlarının mesleğin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, dijital KHK ihraç dosyaları, dosya inceleme tutanağı, iddianame ve takipsizlik kararları, yukarıda gösterilen deliller ve tüm dosya mündericatından anlaşılmakla; davacının sübutu kabul edilen soruşturmaya konu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu kabul edilerek Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, davacı tarafından bu karara karşı yeniden inceleme talebinde bulunulmadığından anılan kararın 25/12/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Olayda, soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiği kabul edilerek 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra; davacı tarafından, bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin 2016/57467 sayılı esasına kayıtlı dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat olduğundan bahisle her iki dava dosyasının bahisle birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği görüldüğünden bu istem yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı hakkında, Selam Tevhid (Kudüs Ordusu) Terör Örgütü kurmak ve örgüte üye olmak suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/762 sayılı dosyasında yürütülen soruşturma sırasında, “Siyasal ve Askeri Casusluk”, “Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme, Silahlı Örgüte Üye Olma” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçlarını işledikleri iddiasıyla haklarında dava açılan kolluk amir ve memurları ile sivil kişi konumundaki şüphelilerle fikir ve eylem birliği içerisinde, planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak hareket ederek mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulunduğu iddiasıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma sonucunda tesis edilen Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "... Özellikle Haziran 2013 tarihinden sonra ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 13/10/2015 tarih 2014/41637 soruşturma sayılı iddianamesi ile hakkında FETÖ/PDY Terör Örgütü Yöneticiliği suçlamasıyla kamu davası açılan Fetullah Gülen'in, 25/09/2013 tarihinde herkul.org isimli sitede yaptığı "din adına işlenen cinayetler" isimli konuşmasıyla, aynı suçlardan hakkında yakalama kararı bulunan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Yöneticisi şüpheli E.U.'nun Taraf Gazetesi'nde 19/09/2013 tarihinde yayınlanan "El Nusra'yı Kim Destekliyor" başlıklı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni uluslararası kamuoyuna şikayet etmek maksadıyla İngilizce olarak yayınlanan Today's Zaman isimli gazetede yazdığı 06/10/2013 tarihli "El-Kaide ile bağlantıların kesilmesi“ başlıklı yazıların yayımlanmasından sonra soruşturma işlemlerinin hızlandığı, bu aşamada soruşturma kapsamında üst düzey bürokrat ve siyasilerin iletişimin dinlenmesi ve fiziki takip yoluyla soruşturmaya dahil edilmeye başlandıkları, E.C.S., A.B., N.İ., Ö.E., F.S., N.G., İ.Ş., Y.B., M.B.G., O.S., A.S., M.V., S.T. hakkında iletişimin dinlenmesi kararları verildiği, Kolluk görevlileri tarafından 10-15/12/2013 tarihleri arasında, yürütülen soruşturmanın operasyon aşamasına geçirilebilmesi amacıyla haklarında soruşturma yürütülen şüpheliler ile ilgili şahıs tespit tutanaklarının düzenlenmeye başlanıldığı, Ayrıca, K.Y. tarafından getirildiği iddia edilen JPG formatındaki belgeler, CD'ler ve Flash bellek üzerinde 14/12/2013 tarihinde inceleme yapıldığı tespit edilmiştir. 17/12/2013 tarihinde İstanbul (CMK 250 maddesi ile yetkili) C.Başsavcılığı tarafından yapılan operasyon neticesinde FETÖ/PDY üyelerinin istedikleri sonuca ulaşamamaları ve soruşturnanın hedefleri doğrultusunda seyretmemesi, bazı kolluk amir ve memurlarının görev yerlerinin değiştirilmeye başlanılması üzerine, 2011/762 sayılı bu dosyada kolluk tarafından hazırlandığı tespit edilen “Şahıs Tespit Tutanakları”nın 10-15/12/2013 tarihleri arasında kaldığı, 17.12.2013 tarihindeki operasyon sonrasında yaklaşık 3 yıl 7 ay gibi uzun bir süredir devam ettirilmekte olan ve dosya kapsamına göre herhangi bir operasyon hazırlığı ya da soruşturma işlemi yapılmamasına rağmen ve İstanbul C.Başsavcılığının ve soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı A.Ö.'nün bir talimatı bulunmamasına, 17/12/2013 tarihinden sonrasına ait iletişimin dinlenmesi ve fiziki takip kararları ile ilgili 19/12/2013 tarihi ve sonrasına ait uzatma kararları bulunmasına rağmen, 110 klasörden ibaret soruşturma evrakı TEM Şube Müdürlüğü tarafından Ö.K. imzalı üst yazı ile fezlekeye veya talep evrakına bağlanmadan 17/12/2013 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne ait yangın merdivenlerinden çıkartılarak İstanbul C.Başsavcılığına teslim getirilerek bırakıldığı, Soruşturma dosyasının İstanbul C.Başsavcıvekili O.A.U. tarafından Cumhuriyet Savcısı A.Ö.'den istenilmesi üzerine sadece bir klasör evrakın ilgili tarafından gönderildiği, ancak dosyada çok farklı isimler hakkında dinleme kararlarının bulunduğunu görülmesi ve Tanık O.A.'nın ifadesinde belirttiği şekilde bir evrakın üzerinde el yazısı ile yazılmış şekilde “A.N.” “H.N.” ve “R.T.E.” ibarelerini görmesi üzerine dosyanın 110 klasör olduğunun anlaşıldığı, ilgili savcı A.Ö. tarafından “Gizli tanık” ile ilgili bilgiler ve dinleme kayıtlarının bulunduğu hard disklerin dosya ile teslim edilmeyip sonradan teslim edildiği, tanık O.A.'nın beyanında ise Savcı A.Ö.'nün yanına gelerek “Başsavcım bu dosya çok enteresan, bu dosyaya çok farklı kişiler girdi, ben bir kısmını ayıkladım, ama gözümden kaçanlar olmuş olabilir, siz tekrar bir bakarsınız” dediğini beyan ettiği, Başsavcıvekili tarafından İstanbul Emniyet Müdürlüğüne 2011/762 sayılı dosya sorulduğunda yapılan araştırmada bu dosyanın kaydını ve suretinin Emniyet Müdürlüğü kayıtlarında bulunmadığı sadece Teknik takip Bürosunda verilen dinleme kararlarının bulunduğu, dosyada dinleme ve takip taleplerinin birden fazla örgüt ismi adı altında talep edilmesi nedeniyle Terörle Mücadele Müdürlüğünde hangi ekip tarafından dosyanın takip edildiği hususunun tespit edilemediği, Yapılan tespitlerde haklarında dinleme yapılan kişi olarak 241 kişinin ismine ulaşılmış ise de, halen ele geçmeyen ve PDY örgütünün elinde bulunan ses kayıtlarının olduğunun düşünüldüğü, zira bu gruba ait “Acem Uşakları” isimli site de bu soruşturmada kapsamında elde edildiği anlaşılan ve asıl dosya içerisinde bulunmayan belgelerin (2016 yılına kadar yayınlanmakta) olduğu, K.Y. 26/02/2014 tarihli İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde ve 27/02/2015 tarihli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadelerinde, 04/03/2011 tarihli ifadesinin kısmen doğru olduğunu, eşi H.A.Y. ile muhafazakâr olmalarına rağmen ciddi boyutta fikir ayrılıklarının olduğunu, bazı durumlarda çocuklarının da bazı şeylerden fikri olarak etkilenirler diye eşinin tavırlarından rahatsız olarak İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne müracaat ederek tahkikata konu beyanlarda bulunduğunu, eşi H.A.Y. ile MİT Müsteşarı H.F.'nin makamında görüştükleri yolunda bir ifade vermediğini, para ile ajanlık yapıldığı hususlarını kendisinin söylemediğini, eşinin bir örgütle ilişkisi olduğuna inanmadığını, birtakım konularda aile huzurlarını bozacak derecede saplantı derecesinde fikir ve görüşleri olduğunu, eşinin İran sempatizanı olduğunu, eşinin ideolojik yaklaşımı nedeniyle kendisine ve çocuklarına yapmış olduğu hareketlerden ötürü kendilerine vermiş olduğu huzursuzluk nedeniyle durumu emniyet birimlerine ilettiğini belirttiği, eşinin bilgisayarında İsrail Başkonsolosluğunun krokisinin çizildiği şeklinde bir ifadesinin bulunmadığını, 04/03/2011 tarihli ifadesinin bazı kısımlarının tamamen kurmaca olduğunu, o tarihte ifadesi alındıktan sonra okumak istediğinde ifadesini alan görevlilerin “abla bize güvenin yok mu, uzun sürer” dediklerini ve kendisini mahcup hissederek ifadeyi imzaladığını, “Selam-Tevhid” adında bir örgütün varlığını gazeteler ve medyadan yeni öğrendiğini, ifadesi alındıktan sonra “...” isimli görevlinin ve diğerlerinin kendisine bir flash bellek verdiklerini ve evinde bulunan eşine ait dokümanları getirmesini istediklerini, bu belleği çalıştıramadığını ve sonra oğluna ait olan Mp3 ile mevcut verileri yükleyip şubeye teslim ettiğini belirttiği, yaklaşık 3-3,5 sene bilgi ve belgeler için İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne gittiğini, dört kişi ile muhatap olduğunu belirttiği ve kendisine gösterilen polis memurlarına ait albümden E.Ü. ve G.A. isimli görevlileri kesin ve net olarak tespit ettiğini açıkladığı, ayrıca kendisinin bitkisel ürün pazarlaması yaptığını ve bazen bu görevlilere de bu ürünlerden sattığını, 3 yıllık zaman zarfında 10.000 TL. civarında alışveriş yaptıklarını beyan ettiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve … (eski soruşturma numarası …) soruşturma, … karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı: İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü bünyesinde yapılan dosyanın Tibnet kayıtlarından silindiğine, başkanlığa gönderilen P(1) formunun C büro amirliğinin kodu ile D büro amirinin imzası ile gönderildiğine ve paraflı bir nüshası olmadığından hangi büro (TİM) amirliği tarafından yapıldığının net olarak belli olmadığına,
Mevcut dosyanın paraflı ve bulunması gereken kısmının TEM Şube Müdürlüğünde bulunması gerekirken, arşiv kayıtlarında ve D büro arşivlerinde olmadığına, 106 klasörün 17 Aralık 2013 tarihinde adliyeye götürüldüğüne, dosya kapsamında hedef olarak dinleme yapılan 90 şahsın Tape çözüm işleminin yapılmamış olduğuna, Soruşturma kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı’nın, Filistin Devlet Başkanı ve Somali Cumhurbaşkanı ile yaptığı Devletin güvenliği ve iç ve dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken dış politikaya ilişkin telefon görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alındığına, N.K.'nin dış politikaya ilişkin aynı nitelikteki telefon görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alındığına, bu kayıtların yazılı hale getirildiğine, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı T.Y.'nin millî güvenliğe ilişkin telefon görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alındığına, bu kayıtların bir kısmının yazılı hale getirildiğine, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı’nın milli güvenliğe ilişkin telefon görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alındığına, bu kayıtlardan bir kısmının yazılı hale getirildiğine, Sonuç olarak terör örgütü üyeliği ve yöneticiliği ile ilişkilendirilerek, haklarında telefon dinleme, fiziki-teknik takip kararları alınan şüphelilerden bir kısmının kamuoyunda da tanınan siyaset adamı, gazeteci-yazar, işadamı, Devlet yönetiminde görevli üst düzey bürokrat, bir kısmının da dernek-vakıflar kanunları hükümleri uyarınca denetime tabi sivil toplum kuruluşları olduğu ve terörle ilişkilendirilebilecek herhangi bir faaliyetlerinin söz konusu olmadığının anlaşıldığına, Yönelik tespitlere yer verilerek, kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı ifade edilmek suretiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. İstanbul TEM Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul CMK’nun 250. maddesiyle yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen 07/04/2011 tarihli evrakta, K.Y. isimli şahsın 04/03/2011 ve 06/04/2011 tarihlerinde TEM Şube Müdürlüğüne kendiliğinden gelerek eşi H.A.Y. ile ilgili ciddi iddialarda bulunduğu belirtilerek soruşturma işlemlerine kurgusal bir şekilde başlandığı,anlaşılmıştır.." ... Burada ifade edilen hukuksuzluklar önemli olmakla birlikte; disiplin sorusturmasının asli temeli, adliye marifeti ile yapılan islemlerin adalet namına degil, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve gayesine hizmet edecek şekilde kurgulanan olaylar zincirine, ilgili hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bir kez dahi olsa işlemleri ile iştirak etmeleri hususu oluşturmaktadır. Bir işlem olmadan diğerine geçilemediğinden sadece bir işlemi bulunan ilgililerin de sorumluluğu disiplin soruşturmasında değerlendirme konusu olmaktadır. ... İlgililer hakkında kovusturma devam etmekte iken, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensupları tarafından kullanıldıgı tespit edilen kapalı devre iletisim programı olan ByLock programını, ilgililerden ..., ...,.. kullandıklarının tespit edildigi, bu ilgililer ile birlikte ..., FETÖ/PDY örgütüne irtibat ve iltisakları nedeniyle, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı ve devamı kararları ile 667 sayılı KHK/6749 sayılı Yasa'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekten çıkarıldıkları ve bu kararların kesinlestigi, ... Soruşturma maddelerinde yukarıda ayrıntısı gösterildiği şekliyle; "...... ...’de 36 kez,.."İletişimin tespiti veya uzatılmasına ya da fiziki takibe karar verdikleri, ... Somut olayın, kolluk ayağında başlayan kurgusal süreç ve aşaması ile birlikte adliyede yürüyen işlemler zincirinde; bir dinleme halkası olmadan diğerine geçilemediğinden, bir kez tedbir talebinde bulunulmuş veya bir kez karar verilmiş olsa dahi, yukarıda anlatılan şekilde örgüt amaç ve gayesi doğrultusunda yapılmış olduğundan, bu zincirdeki bir davranışın, hâkim ve savcılık mesleğinin, örgüt yararına araç olarak kullanıldığı anlamına geldiği, 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrasında "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verildiği, ilgililerin yargı etik kurallarına uygun düşmeyen davranışları ile adalete olan güveni sarstıkları, hukuk zemininde kalmayan eylemleri ile adalet ülküsü dışında hareket ettikleri, adalet duygusu gözetmeden, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda amaçlar güderek yürüttükleri soruşturmalar ve aldıkları kararlar ile, yargısal yetkilerini, karşıt gördüklerini yok etme amacıyla kullandıkları, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığı, adı geçenlerin söz konusu eylem ve davranışlarının mesleğin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, dijital KHK ihraç dosyaları, dosya inceleme tutanağı, iddianame ve takipsizlik kararları, yukarıda gösterilen deliller ve tüm dosya mündericatından anlaşılmakla; ... İlgililerden;... İstanbul Hâkimi iken Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Genel Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verilen (...) .......'nin, yukarıda ayrıntılı şekilde izah edilen tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sübutu kabul edilen soruşturmaya konu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olması..." şeklindeki gerekçe ile davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin anılan kararın iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
B) İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir."; 2. fıkrasında, "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir."; son fıkrasında ise, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir. " hükmüne yer verilmiştir. Diğer yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" başlıklı 135. maddesinin birinci fıkrasında, "Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi (…) dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. " hükmüne; ikinci fıkrasında ise, "Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir." hükmüne yer verilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır. Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasında, “Selam Tevhit Terör Örgütü”nü kurdukları iddiasıyla içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu çok sayıda kişi hakkında "iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" yönünde kararlar verildiği; İstanbul Hakimi olarak görev yapan davacının, anılan soruşturma kapsamında kolluktan ve Cumhuriyet savcılığından gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi veya belgeler sunulmadığı ve ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmadığı halde, başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığını yeterince irdelemeksizin soyut delillere dayanarak, matbulaştırılan gerekçelerle toplam 36 kişi hakkında "iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi ile kişilerin kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması" yönündeki taleplerin kabulüne karar verdiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açtığı davada, Dairemizin 18/03/2021 tarih ve E:2016/57467, K:2021/734 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen görevi yerine getirmek amacıyla "iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi ile kişilerin kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması" yönündeki taleplerin kabulüne karar verdiği, planlı ve sistemli bir biçimde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir parçası olarak örgütten alınan emri uygulamaya koymak suretiyle tarafsızlığını kaybettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 10/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.