5. Daire 2020/6268 E. 2023/14199 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

5. Daire 2020/6268 E. 2023/14199 K. — Danıştay Kararı

5. Daire 2020/6268 Esas 2023/14199 Karar 19.10.2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/6268 E.,  2023/14199 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/6268
Karar No : 2023/14199

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun düzeltilerek reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: İdari işlemin unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, ceza yargılamasında beraat kararı verildiği ve kesinleştiği, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Diğer yandan, FETÖ tarafından Devleti ele geçirme ve yeni bir düzen kurma yönündeki örgütsel amaçlarına ulaşmak için mensuplarının evliliklerinin ve aile yaşamlarının örgüt menfaatlerine hizmet edecek şekilde düzenlenmesi yönünde faaliyetlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda katalog evliliği olarak adlandırılan yöntemle örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmeleri yasaklanmış ve kendi aralarındaki evlenmeleri de örgütün yönlendirmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu suretle şüpheye yer bırakılmayacak şekilde örgüte sadakatin sağlanması amaçlanmış ve örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmelerinin engellenmesi için telkin, baskı, dışlama veya tehdit gibi yöntemlere başvurulmuştur. Örgütün evlilikle ilgili anılan uygulamaları kapsamında evlendirme sorumlusu olarak belirlenen kişiler ile bunlara yardımcı olan örgüt mensupları aracılığıyla katalog evlilikler gerçekleştirilmiş, bu evliliklerin genellikle meslektaşlar arasında gerçekleştirilmesine özen gösterilmiş, eşlerin ikamet edeceği yere örgüt tarafından karar verilmesi, örgüt lideri Fetullah Gülen'den evlilik sonrası doğan çocuklara isim koymasının istenmesi, çocukların eğitimi ile ilgilenilmesi gibi uygulamalara başvurulmuş, örgütün sohbet toplantılarına veya gruplarına eşlerle birlikte katılım sağlanmasına önem verilmiş, bu toplantıların erkek ve bayanlar için ayrı ayrı gruplarda/odalarda gerçekleştirilmesi ve eşlerden her birinin bu gruplardan birinin sorumlusu olması gibi uygulamalara gidilmiş, ByLock uygulamasının kimi durumlarda eşin telefonuna yüklenmesi yöntemi izlenmiş ve örgütten alınan talimatlar doğrultusunda izlenen her türlü tutum ve davranış ile gerçekleştirilen faaliyete eşin de katılımına önem verilmiştir.
Davacının eşi M.E.'nin silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yürütülen ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih E:..., K:... sayılı kararında ''...sanığın FETÖ/PDY terör örgütü üyeleri arasında emir ve talimatların yerine getirilmesi amacıyla geliştirilip sadece örgüt üyelerinin referansı ve karşılıklı onayları sonucu kullanılabilen kriptolu haberleşme programı olan ByLock programını eşi ... adına kayıtlı olup kendisi tarafından kullanılan ... nolu hattın takılı olduğu telefona yüklediği ve "..." ID numarası, "..." kullanıcı adı, "..." şifresi ile FETÖ/PDY’nin ByLock kullanımına tahsis edilmesi amacıyla Litvanya’dan kiralamış olduğu ByLock IP'lerinden olan ... nolu IP'ye bağlanmak suretiyle 24.01.2016 - 19.02.2016 tarihleri arasında 2298 defa bağlantı kurarak kullandığı, her ne kadar sanık aşamalarda ByLock kullanma iddiasını kabul etmemiş ise de, sanığın eşi olan ...'nun FETÖ/PDY kapsamında hakkında yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla müdafi huzurunda alınan savcılık ifadesinde, kendisinin ... nolu hattı 7-8 yıldır kullandığını, adına kayıtlı ... (ByLock tespit edilen) nolu hattı ise birkaç yıldır eşi olan sanık tarafından kullanıldığını beyan ettiği, HTS Analiz Raporları ile İlişki ve İrtibat Raporunda da anılan hattın sanık tarafından kullanıldığının tespit edildiği, yine ByLock içeriklerine bakıldığında da, ByLock'a ait ... nolu kullanıcı ekleyenlerin ve ID'ye bağlı olanların erkek kullanıcılar olduğu ve bu ID'nin katıldığı grupta yer alan tüm kullanıcıların erkek kullanıcılardan oluştuğunun anlaşıldığı, buna göre anılan ByLock hesabının sanığa ait olduğunun ve sanık tarafından kullanıldığının şüpheye yer vermeyecek şekilde sabit olduğu ...''' tespitlerine yer verildiği, netice itibarıyla 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve anılan cezanın Yargıtayca onanarak kesinleştiği görülmüştür.
Bu durumda, FETÖ'nün yukarıda yer verilen yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir kamu görevlisi olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davacının, eşinin söz konusu örgüt içerisindeki faaliyetlerine karşı çıktığı yönünde bir delil de bulunmadığı, bu durumun, bir kamu çalışanı olarak devlete sadakat yükümlülüğü içinde kamu görevini icra etmesi gereken davacı açısından sadakat yükümlülüğünün yerine getirilmesinde şüphenin oluşmasına ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın