5. Daire 2020/5947 E. 2023/16808 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

5. Daire 2020/5947 E. 2023/16808 K. — Danıştay Kararı

5. Daire 2020/5947 Esas 2023/16808 Karar 22.11.2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/5947 E.,  2023/16808 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/5947
Karar No : 2023/16808

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av....

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrinde sivil memur olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; bizzat davacının kendisi adına olumsuz güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kaydının bulunmadığı, Devletin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek yasa dışı ideolojik bir görüşü benimsediği veya kurumun güvenliğini ihlal edebilecek tutum ve davranışlar içerisinde bulunduğunu ortaya koyan hukuken kabul edilebilir somut bir tespite yer verilmediği, kendisi hakkında herhangi bir adli ya da idari işlem yapılmadığı gibi herhangi bir soruşturmadan bahsedilmediği, daha çok oğlu A.M. olmak üzere akrabalarıyla ilgili tespitler bulunduğu belirtilmiş ve davalı idarece davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olması sonucunu doğurabilecek, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunduğuna veya Devletin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek yasa dışı bir görüşü benimsemiş olduğuna delalet eden hukuken kabul edilebilir somut ve yeterli herhangi bir bilgi veya belgenin dosyaya sunulamadığı ve davacının sivil memur olduğu da dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üyelik, mensubiyet, irtibat ya da iltisak iddialarıyla doğrudan açılmış bir ceza yahut disiplin soruşturması bulunmamakla birlikte, davalı idarece temin edilen bilgi ve belgelerde A.M. ve R.M. isimli iki oğlu ile M.M. isimli kardeşi hakkındaki tespitlerden söz edildiği, bu tespitlerde özetle, A.M. isimli oğlu hakkında; ceza hukuku anlamındaki sorumluluğunun irdelendiği ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş ise de, üniversiteye hazırlık döneminde örgüte müzahir bir dersaneye gittiği, sınavı kazanamayınca iki yıl süreyle söz konusu dersanede çalıştığını gösteren SGK kaydının olduğu, yine FETÖ/PDY terör örgütüyle aktif olarak mücadeleye başlandığı kabul edilen 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra elebaşı Fethullah GÜLEN tarafından destek olunması istenen örgüte müzahir Asya Katılım Bankasına ait kayıtlara göre biri belirtilen tarihten önce diğer ikisi ise sonra olmak üzere açtığı üç hesap ile aldığı bir adet kredi kartının aktif olduğu, hesap ekstrelerinde örgüte müzahir şirkette çalışan bir şahıs adına gönderilen kurban bağışları ile yine örgüte müzahir bir yayın organı aboneliğinden dolayı (bir kısmının kendisi bir kısmınınsa başkaları için olduğu beyan edilmektedir) ödemeler yapıldığı, diğer oğlu R.M ile kardeşi M.M hakkında ise; örgüte müzahir Asya Katılım Bankasına ait kayıtlara göre 17/25 Aralık 2013 tarihinden önce açılmış olan birer adet hesabın bu tarihten sonra da aktif olduğu şeklinde bilgilere yer verildiği belirtilmiş ve dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde; belirtilen mevzuat hükümlerine istinaden yapılan araştırma ve inceleme faaliyetleri sonucunda elde edilen bilgilerin, ceza ve disiplin hukuku alanları dışında kalan uyuşmazlık konusu tedbir açısından idarece yapılacak değerlendirmede göz önüne alınmasına engel bir durum olmadığı, dolayısıyla mevzuatın tanıdığı takdir hakkı kapsamında yapılan değerlendirmeye istinaden getirilen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı teklifi doğrultusunda davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ/PDY ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı, davalı idare tarafından sunulan bilgi ve belgelerin oğlu ile ilgili olduğu, oğlu hakkında beraat kararı verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği, kendisi hakkında açılmış bir soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, dava konusu işlemin oğlu değil kendisi hakkında olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanı'nın inhası, Milli Savunma Bakanı'nın onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, "... üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.
'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
Davacı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrinde sivil memur olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. madde uyarınca Milli Savunma Bakanlığının 14/06/2019 tarih ve 2019/6 sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan, davacının hakkında açılmış ceza soruşturması veya kovuşturması olmadığı görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının oğlu A.M. hakkında üniversiteye hazırlık döneminde örgüte müzahir dersaneye gittiği, sınavı kazanamayınca iki yıl süreyle söz konusu dersanede çalıştığını gösteren SGK kaydının bulunduğu, 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra örgüt elebaşı Fethullah Gülen tarafından destek olunması istenen örgüte müzahir Asya Katılım Bankasına ait kayıtlara göre biri 17/25 Aralık 2013 tarihinden önce, diğer ikisi ise sonradan açılan üç adet hesabın ve bir adet kredi kartının aktif olduğu, hesap ekstreleri incelendiğinde, örgüte müzahir şirkette çalışan bir şahıs adına gönderilen kurban bağışı ve örgüte müzahir yayın organı aboneliği (bir kısmının kendisi bir kısmının başkaları için olduğu beyan edilmektedir.) ödemelerinin yapıldığının görüldüğü, bununla birlikte, diğer oğlu R.M. ile kardeşi M.M.'nin ise Asya Katılım Bankasında açılmış aktif hesaplarının olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Bu tespitle ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; FETÖ/PDY ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı, oğlu hakkında beraat kararı verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği, kendisi hakkında açılmış bir soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığı ileri sürüldüğü görülmüştür.
Bu durumda, dava dosyasında yer alan mevcut bilgi ve belgeler incelendiğinde, bizzat davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyabilecek ve hukuken kabul edilebilir bir bilgi ve belgenin dava dosyasında yer almadığı, davacının oğulları ve kardeşiyle ilgili tespitlerde de davacıyı FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, anılan tespitlerin davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil niteliğinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, dosyanın incelenmesinden, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulmadığı, davacı hakkında ceza kovuşturması veya soruşturması bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 22/11/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın