5. Daire 2020/5906 E. 2023/12920 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

5. Daire 2020/5906 E. 2023/12920 K. — Danıştay Kararı

5. Daire 2020/5906 Esas 2023/12920 Karar 05.10.2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/5906 E.,  2023/12920 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/5906
Karar No : 2023/12920

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av. ...

Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak ve düzeltilerek reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E ..., K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütüne iltisakı, irtibatı veya mensubiyetinin somut bir şekilde ortaya koyulamadığı, savunma hakkının kullandırılmadığı, MGK kararlarının yargı kararıymış gibi dikkate alındığı, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığı ve gerekçe gösterilmediği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile herhangi bir bağı ve ilişkisi bulunmadığı, hain darbe girişimini 15 Temmuz 2016 gecesi medyadan öğrendiği, bu tarih öncesinde bu yapının kamuoyu nazarında silahlı terör örgütü olduğunun aleniyet kazanmasını sağlayacak herhangi bir kesinleşmiş yargı kararı bulunmadığı, AİHM kararları dikkate alındığında, bir daha hiç alınmamak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımının ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, bu nedenle ceza yargılamasındaki tüm güvencelere uygun bir yargılama yapılması gerektiği, şiddet eylemlerini bastırmak maksadıyla ilan edilen OHAL’in olağan hukuk rejiminden tek farkının, OHAL’e neden olan şiddet eylemlerini bastırmak için, geçici bir süre vatandaşların temel haklarına ölçülü bazı kısıtlamalar getirilebilmesine izin vermesi olduğu, bu kısıtlamaların konu ve zaman bakımından sınırlı ve elde edilmek istenen amaçla orantılı olması gerektiği, ölçülülük ile suç ve cezaların kanuniliği ve geriye yürümezliği ilkelerinin ihlal edildiği, OHAL döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin Resmî Gazetede yayınlandıkları gün TBMM’ye sunulması ve 30 gün içerisinde Meclis tarafından onanması gerektiği halde kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin KHK'da bu şekil şartına uyulmadığından kamu görevinden çıkarma işleminin hukuki hiçbir dayanağının kalmadığı, söz konusu banka hesabını 2006 yılında kredi kartının otoyol geçişlerinde de kullanılabilen özelliğini kullanabilmek maksadıyla açtırdığı, müteakip dönemde de faizsiz bankacılık tercihinden ötürü mevduatlarını değerlendirmek maksadı ile kullanmaya devam ettiği, mal varlığı da dikkate alındığında bankacılık işlemlerinden bankanın kurtarılması gibi bir gaye taşımadığının anlaşıldığı, BDDK’nın gözetim ve denetimi altında faaliyet icra eden bir bankada hesap sahibi olması, bu hesapta para bulundurması, bu banka üzerinden çeşitli para hareketlerinde bulunması gibi başlı başına bir suç oluşturmayan işlemleri sebebi ile ve bunun örgüt liderinin talimatı ile gerçekleştirildiğinin varsayıldığı, kapatılan Gönül Dili Eğitim Derneğine para göndermek suretiyle örgüte mali destek sağladığı iddiasına yönelik olarak, derneğin yasal olarak kurulmuş ve faaliyet gösteren, yetkili Devlet kurumları tarafından denetlenen ve faaliyet göstermesine izin verilen bir dernek olduğu, kapatılmasına karar verildiği tarihe kadar yasa dışı olduğunu ortaya koyabilecek herhangi bir tespit bulunmadığı, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğine ilişkin olarak da, sendikanın da Devletin yetkili kurumlarınca faaliyetlerine izin verilen ve denetlenen bir sendika olduğu, hakkında “fişleme” niteliğinde bilgilere dayanıldığı, hukuka ve hayatın olağan akışına uygun olan hangi sosyal yardım kuruluşuna bağışta bulunduğu, hangi gazete/dergiyi takip ettiği, çocuklarının geçmişte hangi okulda okuduğu, gibi bu türden bilgilere yer verilerek kamu görevinden çıkarılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, her ne kadar MGK ya da Bakanlar Kurulunun kişi ya da kişi gruplarını suçlu ilan etme yetkisi olmasa da malum yapı hakkındaki ilk resmi terör örgütü suçlamasının 26 Mayıs 2016 tarihli Milli Güvenlik Kurulu kararıyla alındığı, hukuki güvenlik ilkesinin gereği olarak, hiçbir şekilde bu kararın kamuoyunca öğrenildiği 30 Mayıs 2016 tarihinden önceki faaliyet ya da hareketleri nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, kişiler hakkında ortaya konacak ve terör örgütü üyeliği, terör örgütüne iltisak veya terör örgütü ile irtibat suçunun unsurlarına dayanak yapılacak delillerin, 15 Temmuz 2016 tarihinden sonrasına ilişkin olması gerektiği, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla iki kez yargılama yapılmasının hukuka aykırı olduğu ve tek fiile tek ceza ilkesine aykırılık oluşturduğu, adil yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, ifade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğü, mülkiyet hakkı, non bis in idem ilkesi, eğitim hakkı ve bu hakların bazılarından yararlanmada ayrımcılık yasağı gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınmış olan temel hak ve hürriyetlerin ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 05/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın