4. Daire 2024/2886 E. 2024/5929 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

4. Daire 2024/2886 E. 2024/5929 K. — Danıştay Kararı

4. Daire 2024/2886 Esas 2024/5929 Karar 23.10.2024
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2886 E.,  2024/5929 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/2886
Karar No : 2024/5929

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

MÜDAHİL (DAVACI YANINDA) : ... Derneği
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Turizm Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, ... mahallesinde bulunan IV. Grup Demir Ocağı (İR:..., Sicil: ...) madeni için ''Demir Ocağı Patlatma Paterni Eklenmesi'' projesine ilişkin olarak verilen 28.09.2022 tarih E-92416932-220.02-4670322 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince; uyuşmazlığın çözümü için Maden Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi ve Biyologdan oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 14.04.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Balıkesir ili, Ayvalık İlçesi, ... Mahallesi Mevkiinde ... ve Turizm A.Ş tarafından ... Erişim Numaralı IV. Ruhsat Grubunda İR:..., Sicil:... Ruhsat Numaralı olarak ... ha alanda Demir madeni alanında faaliyet gerçekleştirilmesinin planlandığı, Proje Tanıtım Dosyasında 23.08.1988 tarihinde işletme ruhsatı alındığı, 23.08.2003 ve 03.09.2010 tarihinde ruhsatın temdit edildiğinin belirtildiğinin görüldüğü, Proje Tanıtım Dosyası ekinde yer alan Ek-1’de verilen işletme ruhsatının 20 yıl süreyle 03.09.2030 tarihine kadar geçerli olduğunun anlaşıldığı, ... ve Turizm A.Ş. tarafından “... ERİŞİM NUMARALI (İR:..., Sicil:...) IV. GRUP DEMİR OCAĞI PATLATMA PATERNİ EKLENMESİ” faaliyeti gerçekleştirilmesi projesi sunulduğu, ruhsat alanı içerisinde bulunan ocaktan patlatma yöntemi ile cevher çıkartıldığı için 07.02.1993 tarihinden sonra ocağın kapasitesinde bir artışı meydana gelmediği, ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında olduğuna dair muafiyet kararının geçerliliğinin devam ettiği, maden sahasında yapılan üretim faaliyetinde kapasite artışı veya alan artışının değil de üretimin etkinliğini artırmak amacıyla patlatma dizaynının yapıldığının anlaşıldığı, maden ruhsat alanına en yakın yerleşim yerinin 1.350 m doğusunda yer alan ... Mahallesine bağlı hane yer almakta olduğu, proje içerisindeki hesaplama ve değerlendirmelerin en yakın yerleşim yeri dikkate alınarak yapıldığı, proje sahasının seçiminin uygun olduğu, flora/fauna elemanları açısından ciddi risk oluşturmayacağı, davaya konu olan Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, ... mahallesinde bulunan ... ruhsat numaralı, “... Demir Madeni Ocağı” için, “Demir ocağı Patlatma Paterni Eklenmesi” projesi, bir madencilik projesi olması ve maden çıkartılması ile ilgili bulunması nedeniyle ÇED Yönetmeliğinin 15 ve 17. maddeleri hükümleri gereğince, “ÇED Gerekli Değildir.” kararının alınabilmesi için Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığının 02.04.2018 tarihinde yayımlamış olduğu, “PATLATMA TASARIMLARI VE PATLATMA KAYNAKLI ÇEVRESEL ETKİLER KILAVUZU” kapsamında projenin hazırlandığı, projeyle patlatma ile ilgili taş savrulması, hava soku ve titreşim ile ilgili hesaplamalara yer verildiği, bu hesaplamalar sonucu patlatmanın etkilerinin proje alanı ile sınırlı kalıp kalmadığı, kılavuzdaki kriterlerin dikkate alınmış olup olmadığı ve belirlenmiş olan sınır değerlerinin aşılıp aşılmadığı hususlarının incelendiği, yapılan değerlendirme ile projenin etki alanının yalnızca proje alanı ile sınırlı olduğu ve belirtilen sınır değerlerinin de altında kalındığı, projenin en yakın yerleşim birimi olan Beşiktepe Köyü'ne olan mesafesinin 3,1 km olduğu ve yeterli uzaklıkta bulunduğu, projenin toplum sağlığı açısından riskler oluşturmadığı, patlatma paterninin faaliyete geçirilmesi ile planlanan alan ve etki çevresi dikkate alındığında, tesisin yerleşim alanları ile mevcut tarım, mera ve orman alanlarına olumsuz bir etkisi beklenmediği, dolayısıyla, uzun yıllardan beri işletilen ve önemli demir rezervinin olduğu proje alanının durumu ve etki çevresi dikkate alındığında yer seçiminin uygun olduğu, proje alanının, “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” kapsamındaki alanlar içerisinde yer almadığı, ruhsat alanı içinde göller ve akarsular bulunmadığı, söz konusu proje kapsamında çevrede yer alan dere/kuru dere yataklarına hiçbir suretle taş, toprak, moloz gibi hafriyat malzemeleri dökülmeyeceği, kesitleri daraltılmayacağı, dere yataklarının mevcut ve kadastrofal genişliğinin korunacağı, dere yataklarına ve kenarlarına üretim faaliyetlerinden kaynaklı atık, üretim firesi vb. malzeme konulmayacağı, ocak faaliyetleri esnasında söz konusu alanda açığa çıkacak ocak artığı malzeme ve erozyonla oluşacak rüsubatın dere yataklarına intikalinin saha içerisinde alınacak önlemlerle engelleneceği, rüsubatın dere yataklarına intikalinin saha içerisinde alınacak önlemlerle engelleneceği taahhüt edildiği, malzemenin baraj rezervuar alanına kaymasının önlenmesi için set çekildiği ve kuşaklama kanalları oluşturulduğu, proje kapsamında hazırlanan kuşaklama kanallarının keşif günü yapılan gözlemlerde yerinde görüldüğü, faaliyet alanı ve çevresinde bulunan 6 adet gözlem kuyusunda Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde belirtilen parametrelere göre yapılan analizlerde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı, ayrıca Madra Barajı memba ve mansabından Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği Ek-5 Tablo-2 ye göre yapılan analiz sonuçlarına göre parametrelerde herhangi bir olumsuz sonuç söz konusu olmadığı, maden sahasında yapılacak patlatma işlemlerinin en önemli olumsuz etkilerinin flora ve fauna üzerinde etkili olacak toz ve gürültü etmenleri olduğu, PTD'de bitki yaprakları üzerindeki toz partiküllerinin oluşumunu engellemek için çeşitli önlemlerin verildiği ve uygulanabilir olduğu, PTD'de (Sayfa 37); proje kapsamında çevrede yer alan dere/kuru dere yataklarına hiçbir suretle taş, toprak, moloz gibi hafriyat malzemeleri dökülmeyeceği; ocakların faaliyetleri sırasında oluşacak malzemenin baraj rezervuar alanına kaymasının önlenmesi için set çekildiği ve kuşaklama kanalları oluşturulduğu ve böylece dere yataklarına intikal etmesinin önlendiği ifade edildiği, oluşturulan bu setlerle çeşitli zararlı maddelerinde dere ve baraja ulaşması engelleneceğinden olumsuz etkilerinin oldukça minimum düzeyde olacağı, proje alanının Balıkesir- Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planına göre, orman alanı ile içme ve kullanma suyunun Madra Barajının kısa ve orta mesafeli koruma alanının, maden ruhsat sahasının içerisinde kaldığı, uyuşmazlığa konu maden sahası için öngörülen patlatma paterninin uygulama alanı yakın çevresi göz önüne alındığında, patlatma paterninin flora-fauna akarsu ve yeraltı suları üzerinde (bilhassa Madra Barajı yönünden) olumsuz etkilerinin bulunmadığı, açık ocak maden işletmelerinin tarım, orman ve mera arazileri üzerine olumsuz etkileri genellikle işletmeden çıkan ve nakliye aşamasında oluşabilecek toz nedeniyle olduğu, PTD incelendiğinde ve keşif günü yapılan gözlemlere dayanarak, bu konuyla ilgili gerekli önlemlerin alındığının tespit edildiği, dava konusu patlatma paterninin bölgede yer alan tarım, orman ve mera arazilerine olumsuz bir etkisi beklenmediği, dava konusu patlatma paterninin bölgede yer alan tarım arazilerine, mera alanına ve ormanlık akarsu ve yeraltı sularına alanlara olası etkilerinin öngörülerek bu etkilerin bertarafı için gerekli önlemlerin ayrıntılı olarak belirlendiği, bu husustaki öngörü ve önlemlerin gerçekçi bulunduğu, olası etkilerin ulusal mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olduğu, dava konusu patlatma paterninin faaliyeti esnasında herhangi bir toz-kül salınımının olmayacağı, yine paternin faaliyeti esnasında çıkabilecek gürültü düzeyinin 85 dB altında (yasal sınırların altında) olduğu, tesisin depolama ve bertaraf sisteminin teknolojik açıdan yeterli, uluslararası standartlara uygun olduğu, bu unsurların yer altı ve içme sularına, hava kalitesine, toplum sağlığına ve çevreye olası etkilerinin öngörüldüğü, öngörü ve önlemler ile bu hususta kullanılan modellemelerin yeterli, gerçekçi, standartlara uygun ve uygulanabilir olduğu, davaya konu maden ocağı patlatma paterni projesi kapsamında atık bertaraf yöntemlerine yer verildiği, bunun teknik açıdan uygun olduğu, proje kapsamında yapılması planlanan alan ve etki çevresi dikkate alındığında, bölgenin jeolojik-tektonik ve zemin özellikleri dikkate alınarak depremsellik ve doğal afet durumu, kitle hareketleri, heyelan, moloz akması vs. hususlarının değerlendirildiği, bu husustaki öngörülerin raporda neler olduğu ve öngörüler ile alınması planlanan önlemlerin bölgenin jeolojik yapısına uygun olduğu, bunların yeterliliği ile uygulanabilirliğinin ulusal mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olduğu, gerçeği yansıttığı, sonuç olarak, davaya konu proje sahası kapsamında "maden ocağı patlatma paterni" ile ilgili 28.09.2022 tarih E-92416932-220..02-4670322 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı ile yapısı ve konumu itibarıyla çevrede yaratacağı olası tüm etkilerin, özellikle hava, toprak, toplum sağlığı, su kaynakları, biyolojik çeşitlilik ve tarımsal alanlar konusunda oluşturacağı olumsuzlukların irdelendiği, alınması öngörülen önlemlerin neler olduğu, bu önlemlerin Çevre mevzuatına, uygun olduğu, raporun dengeli ve sağlıklı bir çevrenin sürekliliğine yönelik zararları öngörüp gerekli, yeterli, gerçekçi ve uygulanabilir çözümler içerdiği yönünde görüş ve kanaat belirtilmiş, Mahkeme tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, uyuşmazlığa konu maden ocağının 1954 yılından beri faal olduğu, ruhsat alanında 1993 yılından itibaren herhangi bir değişiklik olmadığı, ocağın kapasitesinin arttırılmasının söz konusu olmadığı, patlatma paterni ile daha kısa sürede daha fazla cevher elde edilmesinin amaçlandığı, maden sahasında mutlak tarım arazisinin bulunmadığı, faaliyet esnasında oluşabilecek toz salınımı için gerekli önlemler alındığı gibi yerleşim yerlerine de uzak olduğu, yönetmelikte belirlenen toz salınım değerlerini sağladığı, yapılması öngörülen patlatma paterninin tarımsal faaliyetler ile flora ve fauna için herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığı, maden sahasında gerekli set ve kuşaklama yapılarak kirli suyun Madra Barajı kaynaklarına ulaşımının engellendiği, maden sahasında çökeltme havuzunun mevcut olduğu, kimyasal analizinin yönetmelikte belirlenen eşik değerler altında olduğu, hava kirliliği için de yine yönetmelikte aranan değerlerin sağlandığı, nihai olarak uyuşmazlığa konu proje tanıtım dosyasının mevzuat uyarınca aranan niteliklere haiz olduğu, dolayısıyla işbu davaya konu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, söz konusu kararın, Dairemizin 26/10/2023 tarih ve E:2023/12641, K:2023/5751 sayılı kararı ile davacı vekilinin, madenin Madra Barajı kolları ile çevrelendiği, madenin yer altı suyu seviyesinin altına inecek olması, barajla doğrudan etkileşime geçecek olması, patlatma ve kazı ile yer altı suyu örüntülerinin bozulacak olması nedeniyle hidrojeolojik durumun mutlaka hidrojeoloji konusunda uzman bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği, maden ocağı işletmelerinde yapılan patlatmaların çatlak/mağara sistemini bozduğu, çökmelere ve su yollarının değişmesine, suyun derinlere kaçmasına sebep olduğu, sonuçta su kaynaklarını kullanan çiftçiler ile yerleşim alanlarına vb. tesislere zarar verdiği hususundaki iddiaları da dikkate alındığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilmesinin mümkün olup olmadığının tespiti için, özellikle hidrojeolojiye ilişkin tespitler yönünden aralarında; hidrojeoloji uzmanının da yer aldığı bir bilirkişi heyeti ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile bozulması üzerine, İdare Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararda; Maden Mühendisi, Biyolog, Hidrojeoloji Mühendisi, Orman Mühendisi ve Çevre Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 12.06.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, ... Mahallesi bulunan ve maden işletme ruhsatı ... ve Turizm A.Ş. adına kayıtlı olan ... Erişim Numaralı, IV. Ruhsat Grubunda bulunan İR:..., Sicil:... ruhsat numaralı sahanın ilk maden işletme ruhsatı ... tarih ve ... numaralı olup, sahada bu tarihinden başlanarak madencilik faaliyetinde bulunulduğu, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun yürürlüğe girmesi üzerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Dairesi Başkanlığı tarafından maden ruhsat sahasının intibakı yapıldığı, intibakın yapılması üzerine maden ruhsat sahibine, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Dairesi Başkanlığı tarafından verilen maden işletme ruhsatının veriliş tarihi 23.08.1988 tarihi ve süresi de 15 yıldır olduğu, maden işletme ruhsatının 446,33 hektarlık alan için verildiği, 15 yıllık maden işletme ruhsatının süresi dolmadan önce temdit talebinde bulunulması üzerine yürürlüğe girişi 23.08.2003 tarihi, ruhsatın bitimi de 23.08.2013 tarihi olan 446,33 hektarlık alan için maden işletme ruhsatı verildiği, 23.08.2003 tarihinden başlayan 10 yıllık maden işletme ruhsat süresi dolmadan temdit talebinde bulunulması üzerine yürürlüğe girişi 03.09.2010 tarihi, ruhsatın bitimi de 03.09.2030 tarihi olan 446,33 hektarlık alan için maden işletme ruhsatı verildiği, 23.08.1988 tarihinden başlanarak farklı koordinatlarda faaliyette bulunulmamış olduğu, 23.08.1988 tarihinden sonra herhangi bir kapasite artışının yapılmadığı ve 23.08.1988 tarihinden sonraki temditlerde herhangi bir kopukluğun bulunmadığı, işletme ruhsat süresi dolmasına rağmen işletme ruhsatının yenilenmediği bir dönem bulunmadığı, Balıkesir ili, Ayvalık İlçesi, ... Mahallesi Mevkiininde davacı şirket tarafından “... erişim numaralı (İR:..., Sicil:...) IV. grup demir ocağı patlatma paterni eklenmesi" için Proje Tanıtım Dosyası hazırlandığı ve ... Tarih ... sayı ile nihai olduğu söz konusu demir ocağı için 23.08.1988 tarihinde işletme ruhsatı alınmış olup, 23.08.2003 ve 03.09.2010 tarihinde ruhsatın temdit edildiği, İşletme Ruhsatı mevcut durumda 20 yıl süre ile 03.09.2030 tarihine kadar geçerliliğini sürdürdüğü, faaliyet kapsamında hazırlanan patlatma paterni T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Patlatma Tasarımları Ve Patlatma Kaynaklı Çevresel Etkiler Kılavuzu” kullanılarak hazırlandığı, bu kılavuzun kullanılması ile yapılacak patlatma işlemiyle yer titreşimi, hava şoku ve taş savrulması gibi fiziksel etkilerin değerlendirilmesi amaçlandığı, ayrıca ANFO (Amonyum Nitrat-Fuel Oil), dinamit ve kapsül miktarlarının belirlenmesi için kullanıldığı, söz konusu işlemin sadece bu konuda eğitim almış insanlar tarafından yapılması zorunlu ve her aşaması tehlike arz eden bir işlem olduğundan patlatma öncesi, patlatma sırası ve patlama sonrasında yetkili kişiler tarafından etkileri sürekli kontrol edilmesi gerektiği, hazırlanan proje tanıtım dosyasında her bir patlatma için patlatma dizayn parametreleri belirlendiği, bu sonuçlara göre bir patlatmanın yaratacağı etkiler incelendiğinde; -Titreşim Hızı: Yapılan hesaplama sonucunda, PPV — 1090 x (208)1*2 — 0,065 mm/s bulunur. Bulunan bu değer Ülkemiz yönetmeliği 1 Hz frekansa sahip dalgalar için 5 mm/s titreşim hızının aşılmaması şartını getirdiğinden ve hesaplanan 0,065 mm/s değeri yönetmeliğin izin verdiği değerden düşük olduğundan yakın yerleşim yerindeki binalarda eşik düzeyde hasar oluşmayacağı anlaşıldığı, -Hava Şoku: Basamak patl. P = 37.1 x SD*097 P = 37,1 x SD-0.97 P = 37,1 x 388-0,97 = 0,11 milibar Milibar cinsinden ölçülmüş hava şoku değerini desibele çevirmek için SPLdB =20 x Log Pmb + 134,1 SPLdB= 20 x Log 0,11+ 134,1= 115,2 dB
Ölçüm sisteminin düşük frekans limiti (Hz) Azami gürültü seviyesi (dB)
2 Hz veya daha düşük En yüksek 133
6 Hz'den düşük (2 Hz'e kadar) En yüksek 129
Yukarıdaki tablo dikkate alındığında, 1 dB değerinin ABD Federal Tüzük'ünde, 2 Hz'den daha düşük frekansları ölçebilen cihaz bulunduğu ve doğru ölçüm yapıldığı takdirde izin verilen 133 dB sınır değeri aşmadığı anlaşıldığı, patlayıcı madde kaya kütlesi içine ne kadar az gömülür, hapsedilirse hava şoku da o denli yüksek oluşacağı, aksine patlayıcı madde kaya kütlesi içinde gereğince gömüldüğü takdirde hava şoku makul ve kabul edilebilir düzeyde olacağı, bu nedenle patlatma tasarımının iyi yapılması gerektiği, tasarımın iyi yapılmasının tek başına yeterli olmadığı, uygulama tasarım doğrultusunda yapılırsa yüksek hava şokunu önlemenin mümkün olduğu, -Taş Savrulma: Taş savrulmasının da, hava şoku sorunu gibi, patlayıcının kaya kütlesi içine yeterince gömülmemesi, hapsedilmemesi durumunda meydana geldiği, yeterince hapsedilmeyen patlayıcı maddenin reaksiyon sırasında açığa çıkardığı yüksek basınç altındaki gazların, yük mesafesinin yetersiz (delik çapının 20 katından az) olması halinde aynadan (basamak önyüzünden) veya sıkılama uzunluğunun yük mesafesinin özellikle %80'ninden az olması veya sıkılama malzemesinin tozlu, birkaç mm çapında küçük boyutlu veya ıslak malzeme olması gibi durumlarda delik ağzından püskürmesi sırasında söktüğü veya beraberinde taşıdığı kaya parçalarından oluştuğu, bu nedenle patlayıcının yeterince gömülmesinin taş savrulmasını önlemenin ön koşulu olduğu, patlayıcı madde kaya kütlesi içine yeterince gömülüp hapsedildiğinde kesinlikle taş savrulması meydana gelmeyeceği, buna rağmen kişileri, makineleri ve çevrede bulunan binaları korumak ve hiçbir risk üstlenmemek için patlatma öncesinde kişilerin dışına çıkarılacağı (uzaklaştırılacağı) bir güvenlik ya da koruma bölgesi oluşturulmasına ihtiyaç duyulduğu, örneğin kaya kütlesi içinde fark edilemeyen bir jeolojik zayıflık düzlemi veya mağara benzeri boşluk bulunması halinde en kötü senaryo gerçekleşebileceği ve taş savrulması oluşabileceği, en kötü senaryonun gerçekleşmesi halinde dahi eğer kişiler ve makinalar asgari güvenlik bölgesi dışına çıkartılmışsa hiçbir can ve mal güvenliği sorunu oluşmayacağı, yük mesafesini (delik dibi ile basamak önyüzünün dibi arası) delik çapının 22 katından az uygulamamak, sıkılama uzunluğunu mutlaka yük mesafesine eşit uygulamak, sıkılama malzemesi olarak agrega (kırmataş) kullanmak ve delikler delinmeden önce aynada (basamak ön yüzünde) jeolojik arıza, açık eklem, kil damarı, kırık ve ezik zon bulunup bulunmadığını kontrol etmek ve arıza varsa arızalı kesimde bulunan delik veya deliklere olağandan daha az patlayıcı madde yerleştirmek, deliği/delikleri kademeli şarj etmek veya arızalı çıkan deliği iptal etmek gibi gerekli önlemler alındığı takdirde uzak mesafelere taş savrulmayacağı, yukarıda sözü edilen önlemler alındığı takdirde patlatma sırasında parçalanan kayaların fırlayabileceği olağan mesafe, basamak vüksekliğinin azami 4 katı kadar olacağı, taş savrulmasının denetlenmesi için -uygun çap ve boyutta delikler kullanılarak kaya içinde patlayıcı maddeler dengeli homojen dağıtılacak, -uygun delik geometrisi hesaplanarak deliklere uygun yük verilecek, -en az, delik-ayna (yük) mesafesi boyutunda sıkılama boyu bırakılması ve uygun bir malzeme kullanılarak ağız sıkılaması yapılacak -gecikmeli ateşleme yönteminin uygulanması yapılacaktır denildiği, söz konusu bağlantının uygun delik dizaynı ve delik sıkılaması için referans olması sebebiyle delik dizaynının nizami ve sıkılamanın uygun normda sağlanacağının taahhüt edilmekte olduğu, çalışanların tozdan ve gürültüden olumsuz yönde etkilenmelerini en aza indirmek için belirlenen hükümler doğrultusunda önlemler alındığı, -hesaplanan titreşim hızı, hava şoku ve taş savrulması değerleri kümülatif olarak incelendiğinde faaliyet alanı sınırları içerisinde kalmakta olup yakın yerleşim birimlerinde ve baraj ekosisteminde herhangi bir olumsuzluğa yer açmayacağı görüldüğü, 23.01.2010 tarih ve 27471 sayılı Madencilik Faaliyetleri İle Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği kapsamında; söz konusu yönetmelik hükümleri gereği faaliyet sahibi firma “Doğaya Yeniden Kazandırma Formatı" hazırlayarak faaliyet öncesi durum, faaliyet esnasında ve sonrasında yapılacak çalışmalar ve Doğaya Yeniden Kazandırma çalışması çerçevesinde yapılacak çalışmalar için uygulama takviminin hazırlanması, başlıkları altında yapacağı çalışmaları hazırlayacağı, söz konusu maden ocağında sadece patlatma işlemlerinden kaynaklı değil tüm üretim çalışmaları sona erdiğinde yönetmelik gereği yapılacak çalışmaların davacı şirket tarafından taahhüt edildiği, bu çerçevede Aralık 2008 yılında Mülga Maden İşleri Genel Müdürlüğü'ne ...Müh. Mak. Tur. Gıda Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından hazırlanan “Doğaya Yeniden Kazandırma Planı” sunulduğu, söz konusu demir maden ocağındaki gözlem kuyularından alınan su numunelerin Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Tablo-1 e göre yapılmış analiz dökümlerinin listesi Ek-1 de görüldüğü, 01.06.2015 -15.02.2024 tarihleri aralığında toplam 49 adet Maden Ocağı etki alanında yer alan GK5-GK6 numaralı Gözlem Kuyularından su numuneleri alınarak yeraltı suyu analizleri yapıldığı, yapılan yeraltı suyu analiz raporlarında görüldüğü üzere su kalitesi yönünden herhangi bir kirlenme görülmediği, faaliyeti devam eden Demir Madeni Zenginleştirme tesisinde 4 adet, Zenginleştirmeden Kaynaklı Demir Madeni Bakiye artığı depolama sahasında 4 adet ve Maden Ocağında 2 adet olmak üzere toplam 10 adet gözlem kuyusunda 23.03.2021 tarih 598074 sayı ile T.C. Mülga Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü nün yazısında belirtilen “anılan faaliyet sırasında yapılacak olan yeraltı suyu kirlilik izleme çalışmalarının ekte verilen parametreler ve izleme sıklıkları çerçevesinde yapılması gerektiği, - Askıda Katı Madde (mg/L) - Kimyasal Oksijen ihtiyacı (mg/L) — pH - İletkenlik (µs/cm) - Sülfat iyonu (SO4-2) (mg/L) - Sülfür (S-2) (mg/L) - Arsenik (mg/L) - Kadmiyum (mg/L) - Kurşun (mg/L) - Cıva (mg/L) - Bakır (mg/L) - Nikel (mg/L) - Çinko (mg/L) - Krom (mg/L) - Demir (mg/L) - İzleme sıklığı bir su yılında 4 defadır denilmiş olup ilgili yazı mevcut olduğu, Gözlem Kuyularında bu yazıya istinaden Yeraltı suyu kirlenme olasılığına karşı izleme yapılmakta olup, bu analiz raporları her üç ayda bir Balıkesir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne sunulduğu beyan edildiği, Demir ocağında yapılan madencilik faaliyetlerinin Madra Barajı'na etkilerinin belirlenmesi amacı ile Yer Üstü Su Kalitesi Yönetmeliği Ek-5 tablo-2 ye göre yapılmış analiz dökümleri Ek-2 de verildiği, 14.07.2016 -18.03.2024 tarihleri arasında toplam 13 adet su analizi yapıldığı, yapılan analiz sonuçlarına göre Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği yönünden herhangi bir kirlenme görülmediği, açık işletme olarak çalışılacak olan Demir maden ocağında kaya malzeme, rock drill ile yamaç eğimine ve bom yüksekliğine bağlı olarak açılan deliklere ANFO ve dinamit yerleştirip patlatılarak çıkarılacağı, bahsedildiği şekilde hazırlanacak delikler patlatma yöntemine göre “elektrikli kapsül” veya “elektriksiz kapsül” ile irtibatlandırılacağı, gerekli güvenlik önlemleri alındıktan sonra ateşleme yapılacağı, patlatmaların gecikmeli metot ile gerçekleştirileceği belirtildiği, diğer iş güvenliği önlemleri ve patlatma uygulama işlemleri aşağıdaki gibi nihai proje tanıtım dosyasında açıklandığı, Patlatma Sırasında Ortaya Çıkabilecek Etkilere Karşı; -Kapsül kablolarına ilave edilecek uzatma kablolarının bağlantıları itina ile yapılacağı ve izole bantla iyi bir şekilde izole edileceği, yemleyici dinamitin kartuşlarının kablo ile bir demet şeklinde bağlanacağı ve bu demet, kablo yardımı ile sarkıtılarak indirileceği, sıkılama sırasında kabloların zedelenmemesine dikkat edileceği, delme-patlatma üretim yöntemi ve sistemdeki önemli işletme parametrelerinin aşağıda sıralandığı; *derin lağım deliklerinin delinmesi, *delinen deliklerin patlayıcı madde ile doldurulması, *ateşleme kablolarının manyetoya bağlanması, sorumlu kişi tarafından ateşleme yapıldıktan sonra, ateşleme alanı yine sorumlu kişiler tarafından kontrol edilerek iş makinelerini ve can güvenliğini tehlikeye sokacak olan askıda kalmış olan bloklar kepçe ve ekskavatör yardımı ile sabit bir alana indirgeneceği, patlatma sonrası tüm deliklerin patlayıp patlamadığının kontrol edileceği ve patlamayan delik varsa temizleneceği veya düzenek kontrol edilerek aksaklık giderilip tekrar patlatılacağı, Patlatma Öncesi Ve Patlatma Sonrasında; -ateşleme devresi kabloları manyetoya bağlanmadan önce devrenin direnç kontrolü yapılacağı, ateşleme yapmadan önce siren ile alarm verileceği ve flamalı gözcülerin önemli noktalara dikileceği, ateşleme kablosu uygun bir uzaklıktaki ateşleme cebine kadar uzatılarak vakit geçirmeden ateşleme yapılacağı, yağışlı havalarda statik elektrik tehlikesi göz önüne alınarak gerektiğinde ateşlemeden vazgeçileceği, ateşleme sahasına yetkililerden başkasının girmeyeceği, patlatma işleminin uzman kişiler tarafından yapılacağı, patlayıcı maddelerin ateşleme yerine özel bir araçta getirileceği, dinamit ve kapsüllerin ayrı ayrı araçlarda nakledileceği, patlamayan delikler için gereken emniyet tedbirlerinin alınacağı ve usulüne uygun olarak zararsız hale getirileceği, ateşleme yapıldıktan sonra ateşleme bölgesinin sorumlu kişiler tarafından kontrol edileceği ve iş makinelerini tehlikeye sokacak bloklar, basamak şevinde askıda kalmış ise gerekli önlemler alınacağı, yukarıda bahsedilen iş güvenliği önlemleri ile birlikte uygulanan patlatma yönteminin teknik açıdan ve bilimsel olarak uygun olduğu, yukarıda belirtildiği üzere “Patlatma Tasarımları ve Patlatma Kaynaklı Çevresel Etkiler Kılavuzu” kullanılarak hazırlanan patlatma paterninin uluslararası standartlara ve mevzuata uygun olduğu, söz konusu madenin üretim faaliyetlerinin devamında jeolojik ve jeoteknik özellikleri açısından uygun olduğu, ayrıca söz konusu maden ocağının 1954 yılından beri üretim faaliyetleri sürdürmekte olduğu, ocak ve pasa alanlarının basamak yüksekliği, basamak genişliği, basamak şev açıları ve genel şev açıları gibi sahada uygulanan teknik parametrelerin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından takip edilmesi gerektiği, Faaliyet Alanı Deprem Tehlike Haritası: Haritada renkler ivme değerlerine karşılık gediği, rengin açık sarıdan koyu kırmızıya doğru geçişi tehlikenin düşükten yükseğe doğru artışını ifade ettiği, Demir maden ocağında Türkiye Deprem Tehlike Haritasında 0,377 g olarak ölçüldüğü, bu değerin 0,1 — 0,5 arasında yer almakta olup, ocak ve pasa alanlarında basamak yüksekliği, basamak genişliği, basamak şev açıları ve genel şev açılarının Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından denetlenmekte olduğu, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Kimya Mühendisliği Bölümünce yapılan açık ocak sahalarında ve pasa malzemesinden oluşabilecek asit maden drenajının belirlenmesine yönelik yapılan çalışmada kayaçların yüksek nötralizasyon potansiyeline sahip olduğu, asit üretme potansiyelinin olmadığı görüldüğü, bu kapsamda; pasa depolama alanında depolanan pasaların inert maden olarak (“01 01 01-Metalik maden kazılarından kaynaklanan atıklar”) değerlendirilmesi uygun bulunduğu, ancak demir cevherinin bakırla mahlut manyetit tip olması nedeniyle pasa alanına yağış sularının girmemesi için kuşaklama kanallarının açılması, alanda asit maden drenajı potansiyelinin izlenmesi ve gerçekleşmesi durumunda gerekli tedbirlerin alınması ve yapılacak rehabilitasyon hakkında ayrıntılı bilgi ve iş termin planının ilgili İl Müdürlüğüne sunulması, pasa alanı için Maden Atıkları Yönetmeliğinin Ek-4-C'sinde yer alan raporun hazırlanarak İl Müdürlüğünden izin alınmasının gerekmediği, T.C. Mülga Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından alınan kurum görüşü sonucunda Balıkesir Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne Ek-4-C kapsamında rapor hazırlanarak sunulduğu görüldüğü, yapılan inceleme neticesinde 28.04.2021 tarih ve 868877 sayılı “Maden Atıkları” konulu kurum görüşünde “Demir madeni ocak sahalarında ve pasa malzemesinde oluşabilecek asit maden drenajının belirlenmesine yönelik ... A.Ş. tarafından yapılan çalışmada; kayaçların nötralizasyon potansiyeline sahip olduğu asit üretme potansiyelinin olmadığı görüldüğü, Yönetmeliğin Ek-4/C formatında hazırlanmış olan Yönetim Planı İl Müdürlüğümüzce incelenmiş ve onaylanmıştır denildiği, yapılan çalışmalar neticesinde alınan görüşler ve izinler kapsamında bir değerlendirme yapılacak olursa; yüksek nötralizasyon gücüne ve düşük metal içeriğine sahip yan kayaçların pasa depolama alanının taban veya dış yüzeylerini oluşturmak için kullanılması, pasadan gelecek akış ve sızıntı suyunun daha iyi kalitede olmasına yardımcı olacağı, açık ocak ve pasa sahalarından, madencilik faaliyetleri esnasında veya sonrasında net olarak asit üretmeyecek şekilde madencilik yapılabileceğinin anlaşılmakta olduğu, proje alanı ve çevresinde CR, EN, VU gibi kritik derecede tehlike kategorisi içeren tür ya da türlerin olmadığı; Tablo 35' te sunulan çoğu türün kozmopolit (geniş yayılışı) olduğunun görüldüğü, yine Ayvalık ilçesinde şu ana kadar yapılmış literatür çalışmalarında toplam endemik sayısının 3 olması ve 3' ünün de deniz seviyesinde (0-1 m) tuzcul (halofit) ve kumul topraklarda yayılış göstermesinden dolayı dört mevsim arazi yapılması durumunda da endemik ve nesli tehlike altında olan türlere rastlanması oldukça düşük ihtimal olacağının öngörüldüğü, PTD Raporundaki verilere göre, maden sahası ve çevresinde flora açısından endemik ve nadir türler ile IUCN kategorisinde değerlendirilen (CR, EN, VU) türlere rastlanmadığı, PTD raporunda sunulan çoğu türün kozmopolit olduğu; fauna elemanları açısından da yalnızca küresel ölçekte VU kategorisinde yer alan tosbağa (Testudo graeca) türünün bulunduğu ve bu türün ülkemizde geniş yayılışlı olduğu bilindiğinden, genel olarak flora ve fauna elemanlarının alan ve çevresinde ciddi risk teşkil edecek türleri barındırma ihtimali oldukça düşük olduğu öngörülmekte olduğu, bu nedenle, proje sahasının seçimi uygun olup flora ve fauna elemanları açısından ciddi bir risk oluşturmayacağı, PTD Raporunda, bitki yapraklarındaki toz birikintilerini önlemek için çeşitli önlemlerin önerilmiş olduğu ve bu önlemlerin uygulanabilir olduğunun görüldüğü, PTD Raporunda, toz ve gürültü için alınacak önlemlerin uygulanması durumunda flora ve fauna elemanları için herhangi bir olumsuz durum oluşmayacağı öngörüldüğü, PTD Raporunda (Sayfa 37), proje kapsamında çevredeki dere ve kuru dere yataklarına hiçbir şekilde taş, toprak, moloz gibi hafriyat malzemelerinin dökülmeyeceği, ocak faaliyetleri sırasında oluşacak malzemenin baraj rezervuar alanına kaymasının önlenmesi için set çekildiği ve kuşaklama kanalları oluşturulduğunun belirtildiği, bu setler sayesinde zararlı maddelerin dere ve baraja ulaşması engelleneceğinden, olumsuz etkilerin minimum düzeyde kalacağının öngörüldüğü, tesisin kurulduğu alanın çevresinde ormanlık habitatlar bulunduğundan, 6831 sayılı Orman Kanunu gereğince orman izinlerinin alınmasının zorunlu olduğu, PTD Raporu eklerinde bu izinlerin alındığının görüldüğü, Tesisin çevresindeki ekolojik özellikler dikkate alındığında, PTD Raporundaki verilere, literatür araştırmalarına ve saha keşiflerine göre, alanda tür çeşitliliğinin düşük olduğu, endemik ve nadir türlerin bulunmadığı, bitki türlerinin çoğunlukla kozmopolit (geniş) yayılışı ve tek tip habitatta olduğu için biyoçeşitlilik kaybının minimum düzeyde olacağının öngörüldüğü, ayrıca, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre, madencilik faaliyetlerinin sona ermesiyle bozulan orman alanlarının rehabilite edilmesinin gerektiği, bu rehabilitasyon çalışmaları göz önüne alındığında, ekolojik bozulmanın iyileştirilmesi ve ülke ekonomisine sağlayacağı katkı nedeniyle faaliyetlerin kamu yararına olduğunun görüldüğü, maden ocağında gerçekleştirilecek patlatmalar sonucunda ortaya çıkacak toz, gürültü ve kirlilik gibi etmenlerin biyolojik çeşitliliği olumsuz yönde etkileme riskinin bulunduğu, bu etmenlerin bertaraf edilmesi için alınması gereken önlemlere PTD Raporunda değinildiği, bu önlemlerin gerçekçi ve uygulanabilir çözümler içerdiği ve uygulanmasıyla biyolojik çeşitliliğe olan zararın minimum düzeyde olacağının düşünüldüğü, tarım arazilerine yönelik tedbirlerin belirlendiği, orman izinlerinin alındığı, akarsu ve yeraltı sularına yönelik olarak da tedbirlerin alındığı ve bu tedbirler kapsamında bazı ölçüm ve analizler yapıldığı ve ölçümlerin de olumsuz durum göstermediği anlaşıldığı, Maden Sahasının güneyinde Ocak Alanı, kuzeyinde ise Pasa Alanı yer aldığı, söz konusu faaliyet alanının Madra baraj gölünün kuyruk kısmında yer aldığı, Maden ocağının ilerleme yönünün, faaliyet alanının güneyinde yer alan Madra Barajına ters istikamette devam ettiği, alanın topoğrafyası göz önüne alındığında, yeraltı suyu akış yönünün güneye doğru olduğunun söylenebileceği, Proje Tanıtım Dosyasının (PTD) Bölüm 3 (Sayfa 85) altında Jeoloji ve Topoğrafya (Sayfa 86) ve Yüzey ve Yeraltı Suyu (Sayfa 87) alt başlıkları kapsamında oluşması muhtemel etkilerin ve alınacak önlemlerin sıralanmış olduğu, PTD'nin Jeoloji ve Topoğrafya alt başlığının 6.maddesinde, “Yüzeysel akış suyunun kirletici içeren yüzeylerle temas etmesinin önlenmesi, temas etmiş ise kirlenmiş yüzeysel suyun ayrı bir drenaj sistemiyle bir havuzda toplanması sağlanacaktır” denildiği, PTD'nın Yüzey ve Yeraltı Suyu alt başlığının 7.maddesinde, “Yağışlardan kaynaklı suların toprak kirletici yüzeylerle stok alanı ve açık ocaklarda ocak duvarlarıyla temas ederek (temas suyu) yeraltı suyu ve yüzey sularına karışması ve kirlilik yaymasına karşı gerekli tedbirler alınacaktır", 11.maddesinde ise “Proje sahasında ocak ve tesis sahasındaki yağışı-suyu toplamak üzere çamur havuzu yapılması ve tekrar kullanılmak üzere geri çevriminin yapılması sağlanacaktır" denildiği, yüzey ve yeraltı sularının kirliliğine yönelik hususların büyük bir kısmının PTD'de öngörüldüğü, PTD hazırlanmadan önce yapılan su analizlerinde analiz sonuçlarının yönetmelikte izin verilen değerler içinde olduğu görüldüğü, maden sahasında herhangi bir aktif fay bulunmadığının, davaya konu maden ocağının Proje Tanıtım Dosyası eklerinden Ek-16'da Maden Atık Yönetim Planı ve Onay Yazısı belirtildiği, buna göre 29.01.2021 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü davacı işletme tarafından hazırlanan maden atık yönetim planının uygun bulunduğu, ayrıca pasa depolama alanında depolanan pasaların inert maden atığı olarak (01 01 01 — Metalik maden kazılarından kaynaklanan atıklar”) değerlendirilmesi de aynı yazı da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından uygun bulunduğu, buna karşın yazının devamında “demir cevherinin bakırla mahlut manyetit tip olması nedeniyle pasa alanına girmemesi için kuşaklama kanallarının açılması, alanda asit maden drenajı potansiyeli izlenmesi ve gerçekleşmesi durumunda gerekli tedbirlerin alınması ve yapılacak rehabilitasyon hakkında ayrıntılı bilgi ve iş termin planı ilgili İl müdürlüğümüze sunulması, pasa alanı için Maden Atıkları Yönetmeliği EK-4 C'sinde yer alan raporun hazırlanarak İl Müdürlüğünden izin alınması gerekmektedir." şeklinde yapılması gerekenlerin belirtildiği, sonuç olarak; ÇED başvuru alanı içerisinde yer alan meşcere tiplerinin, orman fonksiyonlarının ve işletme amaçlarının bu alanın maden sahası olarak kullanılmasına engel bir durumu bulunmadığı, ÇED başvuru alanı içerisinde ve yakın çevresinde “Milli Parklar”, “Tabiat Parkları" ve “Tabiat Koruma Alanları”, “Yaban Hayatı Koruma Sahaları ve Yaban Hayvanı Yetiştirme Alanları" yer almadığı, Maden ruhsat sahası içerisinde yer alan ocak vs gibi tesislerin en yakın zeytinlik alana mesafesi 3 km den fazla olduğu, Proje sahası kapsamında "maden ocağı patlatma paterni" ile ilgili 28.09.2022 tarih E-92416932-220.02-4670322 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı ile yapısı ve konumu itibariyle çevrede yaratacağı olası tüm etkilerin, özellikle hava, toprak, toplum sağlığı, su kaynakları, biyolojik çeşitlilik ve tarımsal alanlar konusunda oluşturacağı olumsuzlukların irdelendiği, bu önlemlerin Çevre mevzuatına, uygun olduğu, raporun dengeli ve sağlıklı bir çevrenin sürekliliğine yönelik zararları öngörüp gerekli, yeterli, gerçekçi ve uygulanabilir çözümler içerdiğinin tespit edildiği." yönünde görüş ve kanaat belirtilmiş, Mahkeme tarafından yapılan değerlendirme neticesinde ise, uyuşmazlığa konu maden ocağının 1954 yılından beri faal olduğu, ruhsat alanında 1993 yılından itibaren herhangi bir değişiklik olmadığı, ocağın kapasitesinin arttırılmasının söz konusu olmadığı, patlatma paterni ile daha kısa sürede daha fazla cevher elde edilmesinin amaçlandığı, maden sahasında mutlak tarım arazisinin bulunmadığı, meşcere tiplerinin orman fonksiyonlarının ve işletme amaçlarının bu alanın maden sahası olarak kullanılmasına engel teşkil etmediği, ilgili alanda ve yakın çevresinde milli park, tabiat parkı, tabiat koruma alanları, yaban hayatı koruma sahaları, yaban hayvanı yetiştirme alanı bulunmadığı, en yakın zeytinlik alanın 3 km'den fazla uzaklıkta olduğu, faaliyet esnasında oluşabilecek toz salınımı, titreşim hızı, taş savrulması, hava şoku için tespit edilen değerlerin ve alınan önlemlerin yeterli olduğu, sahanın yerleşim yerlerine de uzak olduğu, yönetmelikte belirlenen toz salınım değerlerini sağladığı, yapılması öngörülen patlatma paterninin tarımsal faaliyetler ile flora ve fauna için herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığı, maden sahasında gerekli set ve kuşaklama yapılarak kirli suyun Madra Barajı kaynaklarına ulaşımının engellendiği, 14.07.2016 ila 28.03.2024 tarihleri arasında 13 adet su kuyusundan alınan analiz sonuçlarına göre maden sahasından kaynaklı olarak Madra Barajı'nda herhangi kirlenmenin, olumsuz bir etkinin söz konusu olmadığı, maden sahasında çökeltme havuzunun mevcut olduğu, kimyasal analizinin yönetmelikte belirlenen eşik değerler altında olduğu, hava kirliliği için de yine yönetmelikte aranan değerlerin sağlandığı, nihai olarak uyuşmazlığa konu proje tanıtım dosyasının mevzuat uyarınca aranan niteliklere haiz olduğu, dolayısıyla işbu davaya konu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bozma kararında belirtilen hususlarda inceleme yapılmadığı, baraj öncesi faaliyet nedeniyle kazanılmış hakkın kapsamı, proje kapsamında baraj suyu seviyesi altına inecek olması ve baraj kuyruğunun proje alanına dahil edilmesinin bilirkişi raporunda değerlendirilmediği, DSİ ve BASKİ'den görüş alınmadığı, PTD'de hidrojeolojik etüt raporu ve jeoteknik etüt raporu bulunmadığı, proje kapsamında yeraltı suyu seviyesi altına inileceğinden, yeraltı suları ile etkileşimli ocak gölü oluşacak alanın pasa malzemesi ile doldurulmasının, yeraltı suyu seviyesi altında pasa depolanmasına izin verilmediğinden, kabul edilebilir olmadığı, civardaki diğer işletmeler ile şirkete ait zenginleştirme ve 2 adet atık depolama tesisinin kümülatif değerlendirmeye katılmadığı, patlatma paterninin değişmesi ve buna bağlı olarak üretimdeki değişiklikler nedeniyle bilimsel yöntemlerle hazırlanacak çevresel etki değerlendirme süreçlerinin işletilmesi gerektiği, çevresel etkilerin ve madencilik faaliyetlerinin yöre üzerinde sebep olacağı kümülatif etkilerin değerlendirilmediği raporun kamu yararı ile çelişmekte olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
1-Davalı idare tarafından; davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
2-Davalı yanında müdahil tarafından; bilirkişi raporu ile faaliyet nedeniyle herhangi bir kirlenmenin görülmediğinin tespit edildiği, faaliyet alanının tamamının orman arazisi olduğu, arazi için izinlerin alınmış olduğu, Balıkesir Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün 28.04.2021 tarih ve ... sayılı yazısı ile Maden Atıkları Yönetmeliği'nin Ek-4/C formatında hazırlanan Yönetim Planının onaylandığı, maden ocağının ilerleme yönünün, Madra Barajına ters istikamette devam ettiği, aynı zamanda maden ocağının ilerleme yönünün yeraltı suyunun akış yönünün de tersi istikamette olduğu belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın