4. Daire 2024/1182 E. 2024/7861 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

4. Daire 2024/1182 E. 2024/7861 K. — Danıştay Kararı

4. Daire 2024/1182 Esas 2024/7861 Karar 25.12.2024
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1182 E.,  2024/7861 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/1182
Karar No : 2024/7861

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 19/06/2014 tarih ve 29035 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 21/05/2014 tarih ve 2014/6412 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Yozgat ili, Yenifakılı ilçesi, .../... köyünde yer alan ve davacının maliki olduğu ... ada ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar ile hissedar olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacı tarafından her ne kadar eski ... ada ... sayılı parselde malik olduğu belirtilerek bu parsele ilişkin yapılan arazi toplulaştırma işleminin iptali istenilmiş ise de, belirtilen parselin tapu kaydının incelenmesinden, davacının anılan parselde malik ya da hissedar olmadığının görüldüğü, toplulaştırma işleminden kaynaklı, hak ve menfaatleri yönüyle mağduriyetinin söz konusu olmadığı anlaşıldığından, eski ... ada ... sayılı parsel yönünden davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı; dava konusu eski ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar, yine eski parsellerin bulunduğu alanda ve eski ... ada ... parselin yaklaşık %90, eski ... ada ... parselin ise % 40 oranında yeni parselde değerlendirilerek yeni ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tahsis edildiği, ... ada ... ve ... parsellerin çiftçi tercihi doğrultusunda birleştirildiği, bu yönüyle davacının talebinin davalı idarece yerine getirildiği, yeni taşınmazın yol ve sudan faydalanacak şekilde planlandığı, eski ... ada ... parselin % 90 oranında yeni parselde değerlendirilmesi nedeniyle bu taşınmaz yönüyle davacının herhangi bir hak ve menfaat kaybı yaşamadığı, fakat eski ... ada ... parselin yeni parselde değerlendirilmeyen yaklaşık % 60'lık kısmının yerine verilen ve yeni taşınmazın doğu istikametinde bulunan alanın büyük bir kısmının eski ... ada ... parsele göre daha kireçli, verimsiz ve sığ toprak yapısına sahip olduğu, bu yönüyle davacının hak ve menfaatlerinin tam anlamıyla korunmadığı anlaşıldığından, dava konusu eski ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden dava konusu arazi toplulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, eski ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise yapılan arazi toplulaştırma işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı; dava konusu eski ... ada ... parsel sayılı taşınmaz mülkiyetinin verasette iştirak şeklinde olduğu, toplulaştırma uygulaması neticesinde yeni ... ada ... parsel sayılı taşınmaz mülkiyetinin de verasette iştirakli olarak tahsis edildiği, davacının da verasette iştirak maliklerinden bir olduğu, dava konusu eski ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alandan batı yönünde yaklaşık 350 metre taşınarak yeni ... ada ... parsel sayılı taşınmazda tahsis edildiği, yeni taşınmazın yol ve sudan faydalanacak şekilde planlandığı, ayrıca ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kuzey yönünde yaklaşık 200 metre mesafede mülkiyeti davacıya ait içinde su kuyusu (dosyada kuyuya ilişkin bilgi belge bulunmadığından sabit tesis olup olmadığı anlaşılamayan) bulunan parsel grubunun (eski ... ada ... ve ... parsel 'dava açılmayan ...' ve yeni ... ada ... parsel) olduğu, bu parsel grubunun yeni davalı ... ada ... parsele olan mesafesinin ise yaklaşık 450 metre olduğu, eski ... ada ... parselin uygulama sonrasında oluşan yeni ... ada ... parsele göre daha derin toprak yapısına sahip, daha kireçsiz, organik maddece daha zengin, daha taşsız ve verimli olduğu, bu durum ve davacının eski parselinin diğer parsel grubundan uzaklaştırılması göz önüne alındığında davacının hak ve menfaatlerinin tam anlamıyla korunmadığı anlaşıldığından dava konusu toplulaştırma işleminde eski ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle eski ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, dava konusu toplulaştırma işleminin eski ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının isteği üzerine ... ada ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazların birleştirildiği, tüm kuyularının davacının taşınmazına dahil edildiği, bilirkişi raporunda sadece eski ve yeni parsellerin toprak yapısının dikkate alındığı, endeks katsayılarının değerlendirilmediği, yeni tahsis edilen parselde toprak yapısı aynı olmasa bile denkleştirme adı verilen m² hesabının doğru olarak yapıldığı, yapılan işlemin toplulaştırma ilke ve esaslarına uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı ...'nin 20 kişi ile birlikte ... ada ... parsel sayılı taşınmazda verasette iştirak şeklinde malik olduğu anlaşılmıştır.
Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda davanın elbirliği mülkiyetinin söz konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmında, bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan diğer hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle kısmen ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararın anılan parsele ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına anılan taşınmaz yönünden katılmıyorum.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın