3. Daire 2023/3320 E. 2023/4635 K. — Danıştay Kararı
3. Daire 2023/3320 Esas 2023/4635 Karar 16.11.2023
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/3320 E., 2023/4635 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/3320 Karar No : 2023/4635
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı/…
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, … Anonim Şirketi ile 01/06/1991 tarihinde imzaladığı hayat sigortası poliçesinin 06/04/2017 tarihinde sona ermesi nedeniyle kendisine ödenen iştira tutarından kesilen gelir vergisinin, birikim tutarı üzerinden hesaplanan kısmının iadesi talebiyle yaptığı düzeltme ve şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ile söz konusu tutarın yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen menkul sermaye iradı tanımı ile aynı maddenin ikinci fıkrasının (15) numaralı bendinde, sigorta şirketleri tarafından, on yıldan az süreyle prim veya aidat ödeyerek ayrılanlara ödenen irat tutarlarının menkul sermaye iradı sayılacağına yönelik hüküm bir arada değerlendirdiğinde, prim ödeyerek hayat sigortası poliçesini sona erdiren davacıya ödenen iştira tutarının yalnızca kar payına ilişkin kısmının menkul sermaye iradı olduğu sonucuna varıldığından, söz konusu tutarın tamamı üzerinden kesinti yapılması açık bir vergilendirme hatası olduğu dikkate alındığında, dava konusu gelir (stopaj) vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiş, söz konusu gelir vergisinin yasal faizi ile birlikte iadesine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 25. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendinin, 07/10/2021 tarihinde yürürlüğe giren 4697 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişmeden önceki şekli gereğince, bu tarihten önce akdedilmiş hayat sigorta poliçelerinin ilgili olduğu primler ve ödemelerle ilgili olarak, on yıl süre ile prim veya aidat ödenmiş olmak kaydıyla Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan sigorta şirketleri tarafından iade olunan mevduat veya toptan yapılan ödeme tutarının, gelir vergisinden istisna olacağı ancak sigorta şirketleri tarafından ödenen tazminat, yardım ve toptan yapılan ödemelerin, en yüksek Devlet memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarından fazla olması halinde aradaki farkın ücret olarak vergiye tabi tutulacağı, sigorta sözleşmesinin belirtilen tarihten önce imzalandığı ve davacının on yıldan fazla süre ile prim ödediği dikkate alındığında, davacıya ödenen toplam ödeme tutarından en yüksek Devlet memuruna ödenen en yüksek tazminat tutarı düşüldükten sonra kalan kısmın ücret geliri olarak vergilendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Sigorta poliçesi gereğince yatırılan anaparanın menkul sermaye iradı sayılamayacağından vergi kesintisi yapılamayacağı, prim ödemelerinin ücret olarak değerlendirilemeyeceği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Tevkif suretiyle alınan vergilerde kesintinin yapıldığı tarihi izleyen otuz gün içerisinde açılmayan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, 07/10/2001 tarihinden önce akdedilmiş sigorta poliçeleri ile ilgili olarak yapılan ödemelerin en yüksek Devlet memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarına isabet eden kısmının gelir vergisinden istisna olduğu, bu tutarı aşan kısmın ise ücret olarak vergiye tabi tutulması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadr.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca …-TL maktu harç alınmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 16/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.