2. Daire 2024/3950 E. 2026/249 K. — Danıştay Kararı
2. Daire 2024/3950 Esas 2026/249 Karar 15.01.2026
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2024/3950 E., 2026/249 K.
T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3950 Karar No : 2026/249
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde "üstlerine, aynı rütbedeki meslektaşları ile diğer mesai arkadaşlarına fiili tecavüzde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(dd) maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, disiplin cezasına konu eylemi nedeniyle "kasten yaralama" suçundan yapılan yargılaması sonucunda, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla 8 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı ancak anılan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan itirazın reddedilmesi üzerine de mahkeme kararının kesinleştiğinin görüldüğü; uyuşmazlıkta, davacının görevli olduğu noktadaki personelle arasında çıkan sözlü tartışmanın fiziki kavgaya dönüştüğü, tanık beyanları ve kamera görüntülerinin incelenmesi sonucunda, davacının mesai arkadaşıyla fiziki kavga ettiği noktasında şüphe bulunmadığı ve yaraladığı mesai arkadaşının vücudunda kırık meydana geldiği, kavga ettiği B.B isimli personele ilişkin olarak idarenin disiplin yönünden takdirinin davacının durumunu etkilemeyeceği ve olayın haksız tahrik altında yaşanmasının, disiplin cezası verilmesini gerektiren Kanun maddesinde tanımı yapılan eylemin sübut bulmasına engel olmayacağı; bu itibarla, polis memuru davacının, aynı noktada görevlendirilen çarşı ve mahalle bekçisi olan mesai arkadaşına karşı yaralama-vücüdunda kırık meydana getirme düzeyine varacak nitelikteki fiili saldırısının "üstlerine, aynı rütbedeki meslektaşları ile diğer mesai arkadaşlarına fiili tecavüzde bulunmak" disiplinsizliğini oluşturduğu, bu haliyle kendisine isnat edilen eylemin sübuta ermesi nedeniyle hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; disiplin cezasına konu olayın gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığı, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı, ölçülülük ve elverişlilik ilkelerine aykırı şekilde cezalandırıldığı, eylem ile yaptırım arasında adil bir denge olmadığı, şartları oluşmasına rağmen alt ceza uygulamasına gidilmediği, disiplin kurulunun aynı eylemi gerçekleştiren çarşı ve mahalle bekçisi hakkında verilen cezayı uygun bulmamasının eşitlik ilkesini ihlal ettiği, emsal yargı kararları doğrultusunda karar verilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık konusu olayda; davacı polis memuru ile çarşı ve mahalle bekçisi B.B. arasında görev sırasında meydana gelen kavga nedeniyle her iki personel hakkında hem adli hem de idari soruşturma süreçlerinin yürütüldüğü görülmektedir. Olayla ilgili ceza yargılaması sonucunda, her iki personelin de kasten yaralama suçunu işlediği sabit görülmüş ancak fiillerin karşılıklı gerçekleştiği ve haksız tahrik altında işlendiğinin kabul edilmesi nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca her iki personel hakkında da haksız tahrik indirimi uygulanmak suretiyle aynı ceza tayin edilmiştir. Ceza yargılamasında yapılan bu nitelendirme disiplin hukukunu doğrudan bağlamamakla birlikte, fiilin ağırlığı, personelin kusur durumu ve eylemin gerçekleşme koşulları bakımından disiplin makamlarınca dikkate alınması gereken önemli bir olgudur. Somut olayda, davacı polis memurunun eyleminin haksız tahrik altında, ani gelişen ve karşılıklı bir kavga ortamında meydana geldiği; ceza yargılamasında da bu durum açıkça kabul edilerek haksız tahrik indirimi uygulandığı görülmektedir. Bu husus, davacının eyleminin ağırlığını ve kusur derecesini azaltan önemli bir unsur olup, disiplin cezasının belirlenmesinde lehine değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Buna rağmen, davacı hakkında disiplin yaptırımı olarak meslekten çıkarma cezasının uygulanması, fiilin ağırlığı ve kusur durumu ile orantılı görünmemektedir. Öte yandan, 7245 sayılı Kanun uyarınca polis memurlarının, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde istihdam edilen çarşı ve mahalle bekçilerinin rütbece üstü sayıldığı; 7068 sayılı Kanun’da da amir veya üstlere karşı işlenen fiillerin daha ağır yaptırımlara (özellikle Kanun'un 8. ve 10. maddelerinde sayılan bazı fiiller yönünden) bağlandığı hususu dikkate alındığında, somut olayda tarafların karşılıklı olarak fiili eylemde bulundukları, olayın tek ve bölünmez bir bütün oluşturduğu anlaşılmaktadır. Davacının eyleminin haksız tahrik altında gerçekleştiği ve aynı olay nedeniyle bekçi hakkında fiil ile ceza arasında orantı bulunmadığı kabul edilerek daha hafif bir disiplin cezası verildiği (çarşı ve mahalle bekçisi B.B.'nin olaya yönelik fiilinin, "amir veya üstlerini dövmeye teşebbüs etmek" olarak vasıflandırıldığı ve bu eylemin karşılığı olarak da 7068 sayılı Kanun'un 8/5-(ç)-9 maddesinden "24 ay uzun süreli durdurma" cezasıyla tecziye edildiği) hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı yönünden meslekten çıkarma cezası verilmesinin ölçülülük ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, haksız tahrik altında gerçekleşen, karşılıklı ve ani gelişen bir kavga olayında kusur durumları ceza yargılamasında da eşit kabul edilen davacı polis memuru hakkında, meslekten çıkarma cezasının uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Dairemizin 20/10/2025 günlü, E:2024/3950 sayılı ara kararı cevabının geldiği görülerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü emrinde görevli polis memuru davacı ile çarşı ve mahalle bekçisi B.B. arasında 30/08/2020 tarihi saat 19:40 sıralarında Şırnak ili, Sanayi Polis Kontrol Noktasında kavga olayının meydana geldiği, olayla ilgili Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü Şehit Mehmet İşler Polis Merkezi Amirliğinde adli işlem başlatıldığı ve adı geçen personellerin aynı gün Valilik Makamınca görevden uzaklaştırıldığı, ayrıca söz konusu kavga olayına ilişkin görüntülerin çeşitli sosyal medya platformlarında ve internet sitelerinde yayınlandığı iddiaları üzerine başlatılan disiplin soruşturması neticesinde; davacının, "üstlerine, aynı rütbedeki meslektaşları ile diğer mesai arkadaşlarına fiili tecavüzde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(dd) maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edilmesi üzerine, temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT : 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Takdir hakkının kullanımı" başlıklı 6. maddesinde; "(1) Bu Kanun ile disiplin cezası vermeye yetkilendirilen disiplin amirleri veya kurulları, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar. (2) Takdir hakkı mutlaka gerekçeli olarak kullanılır. (3) Takdir hakkı kullanılırken; a) Disiplinsizliğin işleniş biçimi, b) Disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yer, c) Disiplinsizliğin hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, ç) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, d) Disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, e) Disiplinsizlik yapan personelin daha önceki disiplin durumu, f) Disiplinsizlik yapan personelin samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık, gözönüne alınır. (4) İtiraz üzerine yetkili makamlar tarafından verilen kararlar hariç olmak üzere, hiçbir idari makam tarafından, disiplin cezası ile ilgili takdir hakkının kaldırılması sonucunu doğuran bir karar verilemez veya uygulama yapılamaz." hükmüne yer verilmiş, disiplin cezası verilecek fiillerin düzenlendiği 8. maddesinde de; "Astlarını, aynı rütbedeki arkadaşlarını ve diğer mesai arkadaşlarını dövme girişiminde bulunmak" fiili "dört ay kısa süreli durdurma" cezasını [m.8/4-(a)-5], "Amir veya üstlerini dövmeye teşebbüs etmek" fiili "yirmidört ay uzun süreli durdurma" cezasını [m.8/5-(ç)-9], "Üstlerine, aynı rütbedeki meslektaşları ile diğer mesai arkadaşlarına fiili tecavüzde bulunmak" fiili de "meslekten çıkarma" cezasını [m.8/6-(dd)] gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. Öte yandan; 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu'nun "İstihdam" başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında; polis memuru ve üstü rütbelerde bulunan personelin, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde istihdam edilen çarşı ve mahalle bekçilerinin rütbece üstü, kadro ve kuruluş yönünden bağlı oldukları ve amir olarak yetkilendirilmiş olan diğer personelin de, çarşı ve mahalle bekçilerinin amiri olduğu hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile uyuşmazlık konusu olay anına ilişkin kamera kaydı ve tanık ifadelerinin incelenmesinden; 30/08/2020 günü saat 19:40 sıralarında Şırnak ili, Sanayi Polis Kontrol Noktasında aralarında polis memuru davacı ile çarşı ve mahalle bekçisi B.B.'nin de bulunduğu personelce uygulama yapıldığı, davacının bir aracı kontrol ettikten sonra "bana kalsa Şırnak'ta çoğu kişiye ceza yazarım" gibi sözler sarfetmesi üzerine, çarşı ve mahalle bekçisi B.B.'nin cevaben "seni engelleyen kimse yok" şeklinde karşılık vermesi sonrasında aralarında sözlü münakaşa yaşandığı, sözlü tartışmayla birlikte davacının B.B.'ye doğru yürüdüğü, münakaşa devam ederken B.B.'nin yanına yaklaşan davacıyı fiziki olarak iki defa sağ eliyle göğüs kısmından ittirdiği, o esnada aralarında arbedenin başladığı, B.B.'nin davacının yüzüne doğru birkaç defa yumruğunu sallayarak vurmaya çalıştığı, davacının da B.B.'nin elini tuttuktan sonra B.B.'ye birden fazla kez vurarak ve boynundan tutarak yere yatırdığı, noktada görevli diğer personelin araya girmesi üzerine de tarafların ayrılmasının sağlandığı görülmektedir. Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde ise; disiplin soruşturmasına konu eylemleri nedeniyle polis memuru davacı ile çarşı ve mahalle bekçisi B.B. hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; "... sanıkların her ikisinin birbirlerini yaralamaları, aldıkları görev eğitimi, fiziksel güç olarak birbirlerine yakınlıkları, meydana gelen yaralanmalarının niteliği ve en önemlisi de kamera kayıtlarında her ikisinin de yumruklama eyleminde bulundukları göz önüne alındığında sanıkların meşru müdafaa hali içinde olduklarını gösterir bir durumun olmadığı, her ikisi açısından kastlarının yaralama suçuna yönelik olduğu ve suçun delillerle sübut bulduğu kanaatine varılarak sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiştir. ... kamera kayıtlarında olayın başlangıcında ve devamında yaşanan konuşmalar sırasında haksızlık teşkil edecek nitelikteki ilk tahrik edici durumun kayıtların sesli olmaması nedeniyle net olarak belirlenemediğinden bu noktada oluşan şüphe sanıklar lehine yorumlanarak sanıklara verilen cezalarda TCK'nın 29. maddesi uyarınca indirim yapılmıştır. ..." gerekçesiyle, davacı ve B.B. hakkında, karşılıklı olarak haksız tahrik hükümleri uygulanmak suretiyle "kasten yaralama" suçundan ayrı ayrı neticeten 8 ay 22 gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, şartları oluştuğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın da, itirazın reddi suretiyle 16/06/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, uyuşmazlık konusu olaya ilişkin yürütülen disiplin soruşturmasında, Şırnak Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararıyla; davacı ve B.B. hakkında, "üstlerine, aynı rütbedeki meslektaşları ile diğer mesai arkadaşlarına fiili tecavüzde bulunmak" fiilini işlediklerinden bahisle 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(dd) maddesi uyarınca ayrı ayrı "meslekten çıkarma" cezasıyla cezalandırılmalarına karar verildiği; uygun görüş için dosyanın gönderildiği Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun -dava konusu edilen- ... günlü, ... sayılı kararıyla, davacı hakkında tesis edilen meslekten çıkarma cezası uygun bulunarak kesinleştirilmesine karşın, çarşı ve mahalle bekçisi B.B. hakkında verilen meslekten çıkarma cezası, fiil ile ceza arasında orantı olmadığından bahisle uygun bulunmayarak dosyanın bu kısmının kesin karara bağlanmak üzere İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği; Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararıyla B.B.'nin olaya yönelik fiilinin, "amir veya üstlerini dövmeye teşebbüs etmek" olarak vasıflandırıldığı ve bu eylemin karşılığı olarak da 7068 sayılı Kanun'un 8/5-(ç)-9 maddesinden "24 ay uzun süreli durdurma" cezasıyla tecziye edildiği; B.B.'nin hakkında tesis edilen bu disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verildiği ve anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği görülmektedir. Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir. 7068 sayılı Kanun’un 6. maddesinde, disiplin cezası verilmesinde fiilin ağırlığı, personelin kusur durumu, fiilin meydana geliş şekli, hizmet gerekleri ve ceza ile fiil arasında adil bir dengenin gözetilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Anılan düzenleme uyarınca disiplin makamlarına tanınan takdir yetkisi, ölçülülük, hakkaniyet ve eşitlik ilkeleriyle sınırlı olup, disiplin cezasının belirlenmesinde eylemin işlendiği koşulların ve personelin kusurunun derecesinin dikkate alınması zorunludur. Disiplin hukuku, kurumun iç düzeninin sağlanmasını amaçlamaktadır. 7245 sayılı Kanun uyarınca Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde istihdam edilen çarşı ve mahalle bekçilerinin rütbece üstü sayılan polis memuru davacının eyleminin, haksız tahrik altında gerçekleştiği ve aynı olay nedeniyle astı hakkında "24 ay uzun süreli durdurma" cezası verilip bu ceza idari yargı yerince mevzuata uygun bulunduğu dikkate alındığında, davacı yönünden meslekten çıkarma cezası verilmesinin ölçülülük ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, meslekten çıkarma cezasının uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15/01/2026 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Davacının temyiz isteminin reddi ile usul ve hukuka uygun bulunan ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY: Dava; polis memuru olarak görev yapan davacının, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/6-(dd) maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(dd) maddesinde "Üstlerine, aynı rütbedeki meslektaşları ile diğer mesai arkadaşlarına fiili tecavüzde bulunmak" fiili, meslekten çıkarma cezası uygulanacak fiiller arasında sayılmaktadır. Disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir. Nitekim, AİHM "... yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir... bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)"; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı... ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir. Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,... disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir. Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınması gerekir. Davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan üstlerine, aynı rütbedeki meslektaşları ile diğer mesai arkadaşlarına fiili tecavüzde bulunmak fiili nedeniyle adli yargı yerinde açılan ceza davasında; kasten yaralama suçunu işlediği sabit olduğundan, hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görüldüğünden; adli yargıda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ( HAGB ) kararının niteliği ve disiplin hukukuna etkisi ayrıca tartışılmalıdır. Anayasa Mahkemesi (Başvuru numarası:2020/22692) kararında; ”HAGB kararı neticesinde başvurucunun masumiyeti devam ettiğinden anılan ceza davasından sonraki süreçte idari ve yargısal makamların başvurucunun masumiyetine halel veren bir yaklaşım sergileyip sergilemediklerinin incelenmesi gerekir. Bu bağlamda yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği incelenirken yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği, ceza yargılaması kararını sorgulayıp sorgulamadığı ve münhasıran, ceza yargılaması sonucunda verilen HAGB kararına dayanıp dayanmadığı değerlendirilmelidir.” gerekçesine yer verilmiştir. Davacının sonuç olarak, üstlerine, aynı rütbedeki meslektaşları ile diğer mesai arkadaşlarına fiili tecavüzde bulunmak fiili nedeniyle 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(dd) maddesi uyarınca disiplin cezası aldığı, bu fiilin aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği tartışmasızdır. Fiilin ve özellikle de vasıflandırılmasının disiplin ve ceza yargılamasında aynı olduğu durumda, idari yargı kararında yapılan inceleme, adli yargıda davacının üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verilmekte ve bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının HAGB kararı bu izlenimi desteklemektedir. Bu durum, 5271 sayılı Kanun'a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmamakta ve masumiyet karinesine uygun bulunmamaktadır. (Anayasa Mahkemesi, Başvuru numarası:2020/22692) Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının oluşturduğu (idari davalar yönünden istisna getirmeyen) hukuki durum nedeniyle, bu aşamada; disiplin cezası verilmesine ilişkin işlemin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin, Başvuru Numarası:2016/14253, 2/7/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere,"...Masumiyet karinesi, aynı olay kapsamında bile olsa ceza soruşturmasına konu suçun kurucu unsurunu oluşturmayan fiillerle ilgili olarak idari makamların değerlendirme yapmasını engellememektedir... Bu itibarla disiplin hukukundaki bir haksızlık ile ceza hukuku alanındaki haksızlığın kurucu unsurlarının aynı olduğu hâllerde idarenin kurucu unsurları ceza hukukununkiyle aynı olmayan başka bir haksızlık temelinde disiplin cezası uygulamasına herhangi bir mâni bulunmamaktadır." Bu itibarla; yukarıda açıklanan gerekçe ile kararın bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.