2. Daire 2021/10307 E. 2025/6217 K. — Danıştay Kararı
2. Daire 2021/10307 Esas 2025/6217 Karar 24.12.2025
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/10307 E., 2025/6217 K.
T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/10307 Karar No : 2025/6217
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:.... K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; davacının, ... İl Emniyet Müdürlüğü İnşaat Emlak Şube Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde, "Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak" fiilini işlediğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(e) maddesi gereğince "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : .... İdare Mahkemesinin ...günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasındaki tüm bilgi, belge, tanık beyanları, ifade tutanakları birlikte değerlendirildiğinde, 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi nedeniyle tüm personelin acele bir şekilde göreve çağrıldığı, davacının da göreve gelmesi konusunda hem cep telefonundan hem de mesaj yoluyla bilgilendirildiği, davacı tarafından Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğünde olduğu ifade edilmiş ise de, POLNET üzerindeki araç takip sisteminden bulunduğu aracın sabah 08:50'ye kadar ikametinin önünden ayrılmadığının görüldüğü, araç içerisinde kalarak yolların kapalı olduğunu öğrenmesi nedeniyle göreve gidemediğini kendisinin de ikrar ettiği, davacının makul ve göreve başlamasına engel olacak nitelik ve boyutta bir mazeret olmaksızın göreve gitmediği ve gitmek için de çaba sarfetmediğinin anlaşıldığı; bu itibarla, yaşanan darbe girişimi sonucunda, kamu düzeninin tesisi ve devamını sağlamak adına, güvenlik hizmetlerine ivedi olarak ihtiyaç duyulan bir ortamın var olduğu dikkate alındığında, davacıya acilen göreve gelmesi konusunda yapılan doğrudan ve dolaylı talimatlara rağmen göreve gelmeyerek araç içinde bekleyerek telsiz konuşmalarını dinlediği, görevine bildirilen tarihten sonra 16/07/2016 tarihinde başladığı ve ileri sürdüğü mazeretinin görevine başlamasına engel olacak nitelik ve boyutta da olmadığı sabit olduğundan, isnat edilen eylemin sübuta ermesi nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararla; uyuşmazlık konusu olayda, davacının soruşturma sırasında verdiği ifadede; 15 Temmuz 2016 tarihinde akşam mesai saati bitiminde araç ile ikametine gittiğini, saat 23:00'de görevli polis memurunun kendisini arayarak "amirim televizyonu takip ediyor musunuz?" dediğinde televizyonu açtığını, şube müdürünün kendisini aradığını ve şubeye gelmeleri konusunda talimat verdiğini, kendisininde diğer personeli arayarak telefonla göreve çağırdığını ve polis memuru H.E.'yi ikametine gelmesi için aradığını, aşağı indiğinde H.E.'nin telsizi takip ediyor olduğunu, kendisine, Emniyet Müdürlüğüne göreve gitmeye çalışan personelin yolların kapalı olması sebebiyle müdüriyete ulaşamadıklarını, Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne tankların girdiğini, uçakların bombalama yaptığını söylediğini, evin önünden 200 metre ilerde durmasını söylediğini, radyoda TSK'nın yönetime el koyduğundan söz edildiğini, komiser yardımcısı İ.K.'yı aradığını, o da kendilerine Emniyet Müdürlüğünde girişlerin kapalı olduğunu ve saldırı altında olduğunu söylediğini, Müdürlüğe çeşitli yollardan ulaşmayı değerlendirdiklerini ancak yolların kapalı olduğunu, seyir halinde olurlarsa güvende olamayacaklarına kanaat getirerek beklemeye başladıklarını ve gelişmeleri telefon ve telsizle takip ettiklerini beyan ettiği, emniyet amiri olan davacının, Emniyet Müdürlüğüne gelmesi gerektiği yönünde talimat verildiği halde görev yerine gitmemekte kusurlu davrandığı açık ise de; olay günü yollarda tankların bulunması, Emniyet Müdürlüğüne giden yolların kapalı olduğu bilgisi alması sonucu oraya ulaşamayacağı sonucunu çıkartarak araba içerisinde beklediği hususunun hayatın olağan akışına aykırı olmadığı, belirttiği mazeretin görevine başlamamasına engel olacak nitelik ve boyutta olmadığı ancak bu fiilin 657 sayılı Kanun'un 125/E-(e) maddesinde belirtilen savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak kapsamında "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasını gerektirmediği; bu itibarla, dava konusu cezanın karşılığı olarak tanımlanan fiilin sübuta ermediği ve davacının eylemine uyan ceza ile cezalandırılmadığı, fiil ile disiplin cezasının örtüşmediği ve arasında orantılılık bulunmadığı, davacının kusurlu eylemi olan cezadan daha ağır bir ceza ile cezalandırıldığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, davacının kusurlu eyleminin karşılığı olarak davalı idarece yeniden cezalandırma işleminin de tesis edilebileceği gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde, davacıya isnat edilen eylemin sübuta erdiği ve hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca davacının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı belirtilmiştir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; 15 Temmuz 2016 tarihi gecesi meydana gelen darbe teşebbüsü olayı ile ilgili olarak acilen göreve çağrılan Ankara Emniyet Müdürlüğü personellerinden İnşaat Emlak Şube Müdür Yardımcısı Emniyet Amiri davacının, göreve gelmediğinin iddia edilmesi üzerine hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde hazırlanan raporda; 15 Temmuz gecesi İnşaat Emlak Şube Müdürünün talimatı ile saat 23:00'te tüm personelin göreve çağrıldığı ve İl Emniyet Müdürlüğünde toplanılması talimatı verildiği, olaydan birkaç gün sonra ise görev listelerinin hazırlandığı, görev listesine davacının o gece Emniyete ulaşamadığından Çankaya İlçe Emniyette görev aldığını söylediğinden görev listesinde görevli olarak gösterildiği, ancak 26/07/2016 günü davacıyı ikametinden almaya giden aracın, POLNET araç takip sisteminden yapılan kontrollerinde 15 Temmuz akşamı saat 23:00'den sonra ikametinin önünden hiç ayrılmadığının tespit edildiği, araç şoförü polis memuru H.E.'nin tutmuş olduğu 27/07/2016 günlü tutanakta; olay günü saat 23:00 sıralarında darbe girişiminden haberdar olduğunu, davacıyı aradığını ancak ilk etapta görüşemediğini, daha sonra davacının kendisini aradığını ve olayları anlamaya çalıştığını söylediğini, saat 23:20 gibi şubede görevli polis memuru L.K.'yi aradığını ve L.K.'nin, şube müdürünün tüm personeli göreve çağırdığını ve emniyet amiri davacıyı da alarak göreve gelmesini söylediğini, aynı şekilde şubede görevli bilgisayar işletmeni Ş.G.'nin de göreve gelmeleri konusunda kendisini aradığını, saat 23:50 sıralarında davacıyı almak için Eryaman'daki ikametinin önüne geldiğini, telsizden olayları takip ettiğini ve araca gelen davacıya, Ankara Emniyet Müdürlüğüne gitmeye çalışan personelin yolların kapanmasından dolayı ulaşamadığını, tankların Genelkurmay, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığına hareket ettiğini, Emniyet Müdürlüğüne uçak ve helikopterlerden ateş açıldığını, tankların Emniyete girmeye çalıştığını aktardığını, bir müddet davacının da durumu telsizden takip ettiğini, davacının "anlaşılan Emniyete ulaşamayacağız, burada telsizden gelişmeleri takip edelim" dediğini, bir ara davacının çocuklarını kontrol etmek amacıyla eve gittiğini ve tekrar geldiğini, sabaha kadar araç içerisinde gelişmeleri takip ettiklerini ve 08:50 sıralarında davacının kendisini evine gönderdiğini, öğleye doğru göreve çağrılmasından dolayı Emniyete gittiğini beyan ettiği; olay gecesi davacının, müdürlüğe gitmek için hiçbir çaba sarfetmediği, emniyet amiri olan eşinin aynı gece görevli olduğu Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğüne giderken kendisinin sabaha kadar evinin önünde araç içerisinde beklediği, hareket etmeme sebebi olarak da askerlerin yolları kapatmasını ve polisleri durdurarak silahlarını aldıklarını bahane olarak gösterdiği, söz konusu gerekçelerin makul bir gerekçe olarak görülmediği, emniyet personeli olarak anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs edenlere karşı görevi gereği mücadele vermesi gerekirken suçluların eylemlerini gerekçe olarak ileri sürerek görev yerine ulaşamayacağı söyleminin akla ve mantığa ters düştüğü, 15 Temmuz 2016 akşamı meydana gelen olayların basit bir asayiş olayı gibi nitelendirilemeyeceği, her ne kadar o tarihte olağanüstü hal ilan edilmemiş olsa da bu darbe girişiminin tam bir olağanüstülülük arz ettiği, Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esasların 4/2. maddesinde, olağanüstü durumlarda yeniden görevlendirmenin yazılı ve sözlü emirle yetkili amir tarafından verilebildiği, davacının, yaşanan olağanüstü olayda amirinin kendisine verdiği Emniyet Müdürlüğünde görev alma emrini makul olmayan gerekçelerle yerine getirmediği ve yerine getirmek için de bir çaba içerisine girmediği, bu itibarla, "Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak" fiilini işlediği sübuta erdiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edilmesi üzerine de, temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : Disiplin cezasına konu eylemin işlendiği tarihte yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 9. maddesinde; memurluktan çıkarma cezası için Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan Tüzük'ün dayanağı olan 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile iptalinden sonra yürürlüğe giren 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. maddesinde; Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller ile ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş; bu KHK, 31/01/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülerek yasalaşmış ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anılan Kanun'da da yukarıda bahsi geçen 9. madde aynı haliyle korunmuştur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (e) alt bendinde, "Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak'' fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Uyuşmazlık konusu olaya ilişkin dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelere göre; 15 Temmuz 2016 darbe girişimi gecesi, ... Emniyet Müdürlüğü İnşaat Emlak Şube Müdürünün talimatı ile saat 23:00'te tüm personelin göreve çağrıldığı ve İl Emniyet Müdürlüğünde toplanılması talimatı verildiği, aynı şubede "müdür yardımcısı" olarak görev yapan emniyet amiri davacının da, şube müdürü ile diğer personeller tarafından aranarak ve bilgilendirilerek Ankara Emniyet Müdürlüğüne gelip göreve başlaması yönünde bildirimde bulunulduğu, saat 23:50 sıralarında müdürlüğe gitmek amacıyla resmi araçla kendisini almaya gelen polis memuru ile birlikte araca bindikten ve ikametinden 200 metre kadar uzaklaştıktan sonra aracı durduttuğu, gelişmeleri sabaha kadar araç içerisinde takip ettikleri, resmi aracın, araç takip sistemi üzerinden incelenen kaydında da 16/07/2016 tarihi sabah saat 08:50'ye kadar davacının ikametinin bulunduğu caddeden ayrılmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, İnşaat Emlak Şube Müdürü Ş.D.'nin ifadesinde; 15 Temmuz akşamı saat 22:00 sıralarında darbe girişiminde haberdar olduğunu ve tüm personelin ivedilikle şubeye gelerek göreve başlamaları konusunda tebligat yapılması talimatını verdiğini, davacıyı, ertesi gün saat 11:30'a kadar hiç görmediğini, komiser yardımcısı İ.K.'nın ifadesinde; saat 23:00 sıralarında davacıyı arayarak görev aldığını ve ne yapması gerektiğini kendisine sorduğunu, davacının da, yolların kapalı olmasından dolayı müdürlüğe gelemediğini, aracı ara sokağa park ederek telsizden gelişmeleri takip ettiğini bildirdiğini, saat 02:00-03:00 gibi tekrar davacıyı aradığını ancak cevap alamadığını, davacının sabah saat 08:30 sıralarında şubeye geldiğini gördüğünü, polis memuru L.K.'nın ifadesinde; personelin göreve çağrılması yönündeki şube müdürünün talimatını şube personellerine ilettiğini, 15 Temmuz akşamı müdüriyette görev aldıklarını, gece davacıyı göremediğini, 16/07/2016 tarihi sabahında ise davacıyı müdüriyette gördüğünü ve davacının bulundukları salona gelerek "Arkadaşlar geçmiş olsun, kötü bir gece geçirdik, ben Müdüriyete ulaşamadım, yollar kapalıydı, eşimle birlikte Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğünde sabaha kadar görev aldım." dediğini, bu beyanına dayalı olarak kendisini 23:00'dan sonra görev alanlar listesine yazdıklarını, olay tarihinde birkaç gün sonra davacıyı getirmeye giden resmi aracın takip sistemini kontrol ettiklerinde, aracın davacının ikametinde hiç hareket etmediğini gördüklerini, bu durumda şube müdürünü bilgilendirdiklerini ve talimatı doğrultusunda rapor tuttuklarını, bilgisayar işletmeni Ş.G.'nin ifadesinde; şube müdür yardımcısı olarak görev yapan davacıyla doğrudan telefonla görüşmediğini ancak davacıyı getirmekle görevli polis memuru H.E.'yi telefonla arayarak emniyet müdürlüğünde toplanılması talimatını ilettiğini, yukarıda "Maddi Olay" kısmında yer verildiği üzere polis memuru H.E.'nin ifadesinde de; davacıyla birlikte sabah saat 08:50'ye kadar davacının ikametine yakın yerde ve araç içerisinde gelişmeleri takip ettiklerini beyan ettiği görülmektedir. Davacının disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadesinde de özetle; 15 Temmuz 2016 gecesi saat 23:00-23:30 sıralarında darbe girişimi hakkında bilgi sahibi olduğunu, şube müdürünün kendisini arayarak şubeye gelmeleri yönünde talimat verdiğini, bu talimat üzerine ulaşabildiği diğer personeli telefonla göreve çağırdığını, emniyet amiri olan eşinin de aynı saatlerde arandığını ve şoförüyle birlikte görevli olduğu Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğüne gittiğini, saat 24:00 sıralarında ikametinden kendisini almaya gelen polis memuru H.E. ile birlikte yola çıktıklarını ve 200 metre kadar ilerledikten sonra aracı durduttuğunu, Ankara Emniyet Müdürlüğüne ulaşmaya çalışan personelin yolların kapalı olduğunu, müdürlüğe tankların girdiğini, uçakların bombalama yaptığını öğrendiklerini, bu sırada radyoda çeşitli bildirilerin okunduğunu, TSK'nın yönetime el koyduğunun duyurulduğunu, ilerleyen saatlerde ulaştığı personelin de yolların kapalı olduğunu söylediğini, yolların kapalı olması nedeniyle ara sokakta beklemek zorunda kaldıklarını, çeşitli yollardan ulaşmayı değerlendirdiğini ancak ulaşmaya çalışıp da ulaşamadan meçhul bir yerde beklemenin anlamsız olduğuna karar verdiğini, sabah saat 8:30'a kadar da aynı noktada beklemeye devam ettiklerini, eşinin babah 08:00-08:30 gibi çocuklara bakmak için eve döndüğünü, sonrasında şehit yakınlarına bilgi vermekle görevlendirilen eşiyle birlikte Ankara'ya doğru hareket ettiklerini, sabah 9:00 sıralarında da Ankara Emniyet Müdürlüğüne gittiğini beyan ettiği görülmektedir. Olayda; 15 Temmuz 2016 tarihinde meydana gelen darbe girişimi üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü İnşaat Emlak Şube Müdürlüğü personelinin ivedi olarak şubeye geçmesi yönünde şube müdürü talimatıyla personelin arandığı ve bildirimlerde bulunulduğu, davacının da göreve gelmesi yönünde saat 23:00 sıralarında bilgilendirildiği ancak emre riayet etmeyerek kendisini almaya gelen personelle ikametine yakın yerde ve araç içerisinde gelişmeleri takip ettiği, 16/07/2016 tarihinde sabah saatlerinde de görev yerine intikal ettiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı tarafından, Ankara Emniyet Müdürlüğüne giden yolların kapalı olması nedeniyle görev yerine gidemediği belirtilmiş ise de, 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi sırasında kamu düzeninin tesisini ve devamını sağlamak adına güvenlik hizmetlerine ivedi olarak ihtiyaç duyulan bir ortamın var olduğu dikkate alındığında, davacının, görev yerine gitmemesine sebep olarak ileri sürdüğü gerekçelerin, geçerli ve kabul edilebilir bir mazeret olarak değerlendirilemeyeceği, görev yerine gitmek için gerekli ve yeterli çabayı gösterdiğinden de bahsedilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile tanık ifadeleri dikkate alındığında davacının, amirinin verdiği görev ve emirlere rağmen, geçerli ve kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın görev yerine gitmediği ve dolayısıyla da üzerine atılı fiilin sübuta erdiği anlaşıldığından, Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık; davanın reddi yolunda İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline dair Bölge İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince verilen .. günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; emniyet amiri olan davacının, ... İl Emniyet Müdürlüğü İnşaat Emlak Şube Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde, "Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak" fiilini işlediğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(e) maddesi gereğince "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. T.C. Anayasası'nda; "Olağanüstü hal yönetimi" özel olarak düzenlenmiş; olağanüstü hal ilanı yöntemi; olağanüstü hal ilanı kararının verildiği gün Resmî Gazete'de yayımlanması ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulması olarak gösterilmiş, vatandaşlar için getirilecek çalışma yükümlülükleri ile temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağının kanunla yapılacağı hükme bağlanmıştır. 15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemizde gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimi sonrasında, Anayasa'nın 120. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 3/1-b maddesine göre Bakanlar Kurulunca 20/07/2016 tarihinde olağanüstü hal ilan edilmiş ve bu karar, 21/07/2016 günlü, 29777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olup, 21/07/2016 tarihi gece saat 01:00 itibarıyla üç ay süreyle olağanüstü hal uygulamasına geçilmiş ve bu süre uzatılmıştır. 657 sayılı Kanun'un 125/E-(e) maddesinde; "Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak" fiilinin disiplin cezası olarak karşılığı, "Devlet memurluğundan çıkarma'' olarak gösterilmiştir. Anılan fiil kapsamında disiplin cezası verilebilmesi için ülkede savaş, olağanüstü hal veya genel afet halinin ilan edilerek yürürlüğe girmesi ve amirlerin bu konularda verdiği görev veya emirlerin ilgililerince yerine getirilmemiş olması gerekir. 15/07/2016 tarihinde ülkemizde bir darbe girişimi yapıldığı ve amirince verilen görev başına gelme talimatının davacı tarafından yerine getirilmediği anlaşılmakla birlikte; henüz bu tarihte olağanüstü hal ilan edilmediğinden, davacıya isnat edilen eylemin 657 sayılı Kanun'un 125/E-(e) maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, bir başka ifadeyle; davacının eylemlerinin bu maddede öngörülen suç tipine uymadığı anlaşılmakla, anılan madde uyarınca disiplin cezasıyla cezalandırılmasına hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan; davalı idarece, söz konusu disiplin soruşturması kapsamında, davacının fiiline uyan başka bir disiplin cezasının verilebileceği de açıktır. Bu itibarla; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda aktarılan gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.