13. Daire 2025/1301 E. 2025/3041 K. — Danıştay Kararı
13. Daire 2025/1301 Esas 2025/3041 Karar 10.10.2025
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2025/1301 E., 2025/3041 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2025/1301 Karar No:2025/3041
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... 2-... 3-... 4- ... 5- .. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediyesi VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın Fonlar İhale Yönetmeliği'nin 18. maddesi uyarınca 18/12/2024 tarihinde açık teklif usulü ile satışına ilişkin ihalenin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; davalı idare tarafından dosyaya 24/01/2025 tarihinde sunulan savunma dilekçesinde, taşınmazın satılmasına ilişkin ihaleye iştirak eden olmadığından, ... tarihli ve ... sayılı İhale Komisyonu (Belediye Encümeni) kararı ile dosyanın dairesine iadesine dair karar alındığının bildirildiği; bu durumda, davanın konusu kalmadığından konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu ihale işleminin 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un 10/a maddesi uyarınca tapu tahsis hakkı ve mülkiyet talep hakkı sahibi oldukları gözetilmeksizin tesis edildiği, mülkiyet haklarının olduğu ve davalı idareye satın alma başvurusunda bulundukları halde idarece taşınmazın ihale yoluyla satışına ilişkin işlemlerin tesis edildiği, taşınmaz üzerindeki kendilerine ait yapılara ilişkin kıymet takdiri yapılmadığı, taşınmazın ihale bedelinin gerçeği yansıtmadığı, ihale usulünün hatalı belirlendiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın, Fonlar İhale Yönetmeliği'nin 18. maddesi uyarınca 18/12/2024 tarihinde açık teklif usulü ile satışına ... tarih ve ... sayılı Belediye Encümeni Kararı ile karar verilmiştir. Bunun üzerine, davacılar tarafından, taşınmazın 18/12/2024 tarihinde açık teklif usulü ile satışına ilişkin ihalenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na eklenen "İvedi yargılama usulü"nün düzenlendiği 20/A maddesinde, "1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri (...) 2. İvedi yargılama usulünde: (...) g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. (...) i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi halde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hallerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dilekçesinde, dava konusu ihale işleminin davacıların 2981 sayılı Kanun'un 10/a maddesi uyarınca tapu tahsis hakkı ve mülkiyet talep hakkı sahibi oldukları gözetilmeksizin tesis edildiği, mülkiyet haklarının olduğu ve davalı idareye satın alma başvurusunda bulundukları halde idarece taşınmazın ihale yoluyla satışına ilişkin işlemlerin tesis edildiği, taşınmaz üzerindeki kendilerine ait yapılara ilişkin kıymet takdiri yapılmadığı, taşınmazın ihale bedelinin gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmüştür. Bakılan uyuşmazlıkta, davaya konu ihale idarece gerçekleştirilmiş, ihaleye iştirak eden olmadığından satış işlemi gerçekleştirilememiş ve taşınmazın mülkiyeti davalı idarede kalmıştır. Mahkemece anılan ihale dosyasının dairesine iadesine yönelik karar alındığından bahisle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, ihale yoluyla satış kararının iptali istemi açısından davacıların iddialarını karşılayacak şekilde inceleme yapılmamıştır. Bu durumda, idarenin aynı taşınmazı yeniden ihale yoluyla satışa çıkarmasının önünde bir engel bulunmadığından, davacıların bu taşınmazın ihaleye çıkarılmaması gerektiği yönündeki iddiaları da göz önüne alındığında, ihale yoluyla satış kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılması gerekirken, Mahkemece anılan ihaleye katılım olmadığından bahisle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu noktada, Mahkeme kararının bozulmasıyla birlikte Dairemizce işin esası hakkında bir karar verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi ile idari yargıda başvuru, inceleme ve yargılama usuIüne ilişkin olarak bazı yenilikler getirilmiş, genel yargılama usulüne göre yargılama sürecini hızlandıracak önemli değişiklikler yapılmıştır. Buna göre, temyiz incelemesine ilişkin olarak, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen özel yargılama usulünde genel kural, temyiz incelemesine konu olan kararda hukuki isabet görülmediğinin temyiz mercii tarafından tespit edilmesi halinde, dosyanın kararı veren mahkeme veya daireye geri gönderilmesi yerine, uyuşmazlığın esasının bizzat çözümlenerek karara bağlanması olup, bozma ile birlikte dosyanın geri gönderilmesi sadece ilk inceleme üzerine verilen kararlarla sınırlı tutulmuştur. Bununla birlikte, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan "Verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." hükmünde geçen "nihaî kararlar”dan anlaşılması gereken, davaya konu edilen işlemlerin ilk derece yargı yeri olarak hukuka uygunluk denetiminin yapılması ve bu konularda verilmiş nihai bir kararın varlığı olduğundan, ilk derece yargı yerince davanın konusunun yanlış nitelendirilerek uyuşmazlık ile ilgili hukuka uygunluk denetimi yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı durumlarda, ilk derecede uyuşmazlıkla ilgili verilmiş nihai bir karardan söz edilmesi mümkün olmayıp temyiz aşamasında Danıştayca, ilk derece mahkemesi tarafından hüküm kurulmayan işlemle ilgili olarak uyuşmazlığın esası incelenerek hüküm kurulması halinde Kanun'un öngördüğü iki aşamalı yargısal denetimin gerçekleşmeyeceği açıktır. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde, ilk derece mahkemelerince, uyuşmazlığa konu edilen işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapılmamış olması halinde, üst derece mahkemesince ne yönde bir karar verileceği hususunda açık bir kural öngörülmemiş ise de bu konunun kanun koyucu tarafından önceden öngörülmesinin mümkün olmaması ve hukuka uygun olanın, uyuşmazlığın tüm boyutuyla ele alınıp, bu çerçevede bir hüküm kurulması olduğundan, bu istisnai durumun ayrıca düzenlenmesine yasama organınca gerek görülmediği anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi kapsamında ivedi yargılama usulüne tabi "ilk derece" ve "temyiz" olmak üzere iki aşamalı olarak incelenmek zorunda olunması nedeniyle, ilk derece mahkemesince uyuşmazlıkla ilgili hüküm kurulmayan bir konuda, temyiz mercii tarafından dava konusu işlemin esasına ilişkin doğrudan yargılama yapılarak bir hüküm kurulmaması gerekir. Bu itibarla, adil yargılanma hakkı kapsamında iki aşamalı olması gereken yargısal denetimin ilk aşaması olan ilk derecede yargısal denetimin gerçekleştirilmesi, dolayısıyla dava konusu ihale kararının hukuka uygun olup olmadığı noktasında irdeleme yapılarak yeniden bir karar verilebilmesi için dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 10/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.