13. Daire 2024/2160 E. 2025/758 K. — Danıştay Kararı
13. Daire 2024/2160 Esas 2025/758 Karar 13.02.2025
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2160 E., 2025/758 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2160 Karar No:2025/758
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Yönetim A.Ş. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Kurumun ... tarih ve ... sayılı Talimatına ve/veya (mülga) Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 10/A maddesinde belirtilen usul ve esaslara aykırı eylemler gerçekleştirildiğinden bahisle hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 148. maddesinin (b) bendi uyarınca 1.300.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (Kurul) kararının iptali ile 975.000,00-TL tutarında yapılan ödemenin iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu olayda davalı idare tarafından... tarih ve ... sayılı Talimat ile varlık yönetim şirketlerinin ilgili kuruluşlardan devraldıkları alacakların tahsili aşamasında borç sahibi kişilerin yanı sıra borçlu dışındaki kişilerin de (anne, baba, kardeş vb.) arandığı ve bu kişilere borcun ödenmesi yönünde baskı yapıldığı, bununla birlikte borcunu ödeyen kişilerin borç ödendikten sonra da aranmasına devam edildiği yönünde şikayetlerin olduğu, bahsi geçen uygulamaların ivedilikle sonlandırılması, sadece borç sahibi kişilerle iletişime geçilmesi ve devralınan alacağın tahsil sürecinin ilgili mevzuata uygun olarak işletilmesini teminen gerekli kontrol noktalarının tesis edilmesi hususlarında davacı şirkete bildirimde bulunulduğu, dava dosyasında bulunan davacı şirket hakkında yapılan şikayetlerin ve borçluların aranmasına ilişkin log kayıtlarının ve davacı şirketin bu şikayetlere ilişkin savunmaları incelendiğinde, davacı şirket tarafından borçluların ödediği borçların zamanında bildirilmediği, borçluların yakınlarının arandığı, borçluların aynı gün içerisinde farklı zamanlarda farklı numaralardan defalarca arandığı anlaşıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davacı tarafından yapılan 975.000,00-TL ödemenin şirkete iadesine karar verilmesi isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; kanun koyucunun, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik olarak, cezaları caydırıcılık fonksiyonunun yerine getirebileceğini takdir ettiği alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle para cezasının belirtildiği, yasama organının uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin konularda alınacak önlemlerin duyulan gereksinmelere uygunluğunu sağlamak amacıyla idareye kimi kararlar almak üzere yetki verdiği, kabahat karşılığı olan idari para cezasının türü, süresi ve miktarının, 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinde belirtildiği, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceğinden, Talimat maddesinin kanunilik ilkelerine aykırı olduğu iddiasının yerinde görülmediği; Davacı tarafından, idari işlemin şekil kurallarına uygun olmadığı, idari yaptırım karar tutanağında yer alması gereken unsurların bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, hakkında idari yaptırım kararı verilen kişinin ismi, idari yaptırım kararı verilmesini gerektiren kabahat fiili, idari yaptırım miktarı ve yasal dayanak maddesi gibi asli şekil unsurlarına yer verildiği, davacı tarafından iddia edilen hususlara yönelik şekil unsuru yönünden idari işlemin iptalini gerektirecek bir hukuksal durum bulunmadığı; Davacı tarafından, idari para cezasına dayanak teşkil eden Kurul kararının taraflarına tebliğ edilmediği gerekçesiyle işlemin iptal edilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de bu hususun tek başına idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden işlemin hukuka aykırılığını doğuracak şekilde bir hukuksal durum oluşturmadığı, davanın süresinde görülerek işin esası hakkında karar verildiği, işlemin maddi ve hukuki sebeplerinin davalı idarece savunma dilekçesinde belirtildiği, savunma dilekçesinin davacıya tebliğ edildiği, yine idari para cezası verilmeden önce davalı idarece davacıdan savunma istenildiği, davacı tarafından da savunma verildiği, gerek idari aşamada gerek dava aşamasında davacının savunma hakkının ihlalinde söz edilemeyeceğinden anılan iddiaya itibar edilmediği; Davacı tarafından, verilen idari para cezasında ölçülülük bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, ceza miktarının, idari yaptırımın caydırıcılık fonksiyonunun da yerine getirilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından belirlendiği, idari para cezasının alt sınırdan ve tekerrür hükmü uygulanarak verildiği, para cezasının miktarının kanunla belirlendiği, 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, idari para cezasının uygulanmasından itibaren iki yıl içerisinde aynı aykırılığın tekrarlanması halinde ceza miktarının iki kat uygulanacağı, dosya kapsamında, davacının 148. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında yer verilen Talimat ve Yönetmelik hükümlerine aykırı davranılması nedeniyle... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davacıya alt sınırdan 50.000,00-TL idari para cezası verildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılmış bir davanın bulunmadığı, dolayısıyla 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında yer verilen düzenlemelere aykırılığın iki yıl içerisinde tekrarı nedeniyle alt sınırdan verilen idari para cezasının iki kat olarak uygulanmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun açıklama eklenmek suretiyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 20/02/2020 tarih ve 7222 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle 5411 sayılı Kanuna tekerrür müessesesinin getirildiği, yine aynı kanunla ceza miktarlarının artırıldığı, getirilen söz konusu düzenlemelerin ancak getirildiği tarihten sonraki olaylara uygulanabileceği, dava konusu işleme dayanak alınan fiil tarihlerinin tespit edilerek cezanın yerindeliğinin incelenmesi gerektiği, aleyhe hükümlerin geçmişe yürütülemeyeceği, Talimatın hangi maddesine aykırı davranıldığının ispatlanamadığı, savunma istem yazısında ve dava konusu işlemde isnat edilen fiillere yer verilmediği, işlemin tebliğ edilmediği, herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın üst sınırdan ceza verildiği, ölçülülük ilkesine riayet edilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, verilen kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının; dava konusu işlemin tesis edilmesine dayanak teşkil eden müştekilerden M.S., E.Ş. İ.K., M.A. ve M.Y. yönünden onanması, kısmen kabulü ile müştekilerden K.A., O.S., S.K. ve Z.P. yönünden suçta ve cezada kanunilik ilkesinin sonuçlarından biri olan geriye yürüme yasağına aykırı olarak ceza verildiği gerekçesiyle, müştekilerden F.K., K.Ş., T.B. ve U.B. yönünden ise eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun açıklama eklenmek suretiyle reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın.... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.