13. Daire 2024/1800 E. 2024/2993 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2024/1800 E. 2024/2993 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2024/1800 Esas 2024/2993 Karar 01.07.2024
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1800 E.,  2024/2993 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/1800
Karar No:2024/2993

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Petrol Nakliyat İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde belirtilen kaçakçılık suçunun işlendiğinin tespit edildiğinden bahisle akaryakıt istasyonunun 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca mühürlenerek piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (Kurum) Denetim Dairesi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işleme istinaden tesis edilen 03/08/2022 tarihli mühürleme tutanağının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işleme dayanak alınan 5015 sayılı Kanun'un 20 maddesinin (g) bendinde Cumhuriyet Başsavcılığına bildirim yapılması zorunluluğu bulunmakla birlikte, söz konusu bildirim anılan Kanunun 20/g maddesinde belirlenen sürecin yürütülmesi açısından önem arz etmekte, dolayısıyla mühürleme işleminden önce savcılığa suç duyurusunda bulunulmaması mühürleme işlemini sakatlamayacağı gibi olayda 27/06/2022 tarihli İzmir Sektörel Vergi Denetim Daire Başkanlığı'nın (3) nolu Rapor Değerlendirme Komisyonu Mütalaa Formu ile mühürleme işleminden önce iç yazışma niteliğinde savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, ayrıca davalı idarenin, Kanun hükmünün uygulanması bakımından akaryakıt kaçakçılığıyla daha etkin mücadele için ve bu sektörde vergi ziyaını önlemek amacıyla tedbir niteliğinde işlem tesis etmesinin mülkiyet hakkına orantısız bir müdahale olarak nitelendirilemeyeceği anlaşıldığından, idari tedbir niteliğinde davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunun mühürlenerek faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına ilişkin işlemin tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; dava konusu işlemin dayanağı olan 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde yer alan “... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur...” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi üzerine; Anayasa Mahkemesi'nin 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, kanun koyucu tarafından söz konusu iptal gerekçeleri dikkate alınarak 27/12/2023 tarihinde kabul edilen ve 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle anılan maddenin yeniden düzenlendiği, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde yapılan yeni düzenlemede, Kanun’da tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkan tanınmasına yönelik olarak davalı Kuruma, geçici durdurma (mühürleme) işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağının bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilmesine yönelik yükümlülük getirildiği, Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen yasal düzenlemeden farklı olarak mahkûmiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşme beklenmeksizin geçici durdurma işleminin Kurum tarafından kaldırılacağına dair değişiklik yapıldığı;
Bu itibarla, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararındaki gerekçeler göz önünde bulundurulmak suretiyle uyuşmazlık konusu işleme dayanak alınan Kanun maddesinde yapılan yeni düzenlemenin dava konusu uyuşmazlığın niteliği itibarıyla davacı lehine yeni bir hukuki durum oluşturmadığı, vergi suçu raporu üzerine şirket yetkilisi hakkında Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu, gelinen süreçte ise işbu karar tarihi itibarıyla da ilgili hakkında kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verildiğine dair bir bilgi ve/veya belgenin dosyaya sunulamadığı dikkate alındığında, davanın reddi yönündeki Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, şirket yetkilisi hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verildiği, sahte belge kullanılmadığı, yalnızca vergi suçu raporu düzenlenmesinin yaptırım uygulanması için yeterli olmadığı, süresi dahi belli olmayan, maddi varlıklarına ciddi zararlar verebilecek nitelikteki mühürleme işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 01/07/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın