13. Daire 2022/3928 E. 2025/39 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2022/3928 E. 2025/39 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2022/3928 Esas 2025/39 Karar 07.01.2025
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3928 E.,  2025/39 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3928
Karar No:2025/39

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Pisasası Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Borsa İstanbul A.Ş.'nin pay ve vadeli piyasalarında 09/12/2013-16/12/2013 döneminde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 101. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin (Tebliğ) 5. maddesinin ikinci fıkrası ile 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıya borsalarda iki yıl süreyle işlem yapma yasağı uygulanmasına; içsel bilgiye erişimin sağlandığı ve bilgi suistimali olduğu gerekçesiyle 6362 sayılı Kanun'un 106. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapılmak üzere davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin ... tarih ve... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda;
Dava konusu Kurul kararının davacıya borsalarda iki yıl süreyle işlem yasağı uygulanmasına ilişkin kısmı yönünden yapılan değerlendirmede;
Her ne kadar davalı idarece "idari tedbir" niteliğinde işlem tesis edildiği belirtilmiş ise de, dava konusu işlemin "idari yaptırım" mahiyetinde olduğu dikkate alındığında, 21/01/2014 tarih ve 28889 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandıktan üç ay sonra yürürlüğe giren Tebliğ'in ve bu Tebliğ'de öngörülen "idari tedbirlere" ilişkin kuralların, davacının 2013 yılında işlediği eylemler sebebiyle geçmişe etkili olarak uygulanması suretiyle hukuki güvenlik ilkesine aykırı şekilde işlem tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı;
Dava konusu Kurul kararının, davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin kısmı yönünden yapılan değerlendirmede;
Kurulun Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunmasının, ceza soruşturmasının başlangıcını oluşturacak nitelikte bir işlem olduğu, bir suç isnadının söz konusu olduğu durumda, soruşturma yapılabilmesi için başvuruda bulunulup bulunulmamasının, ceza yargılamasını etkileyen takdir yetkisinin kullanılması olduğu, yetkili makamın takdir yetkisini kullanırken isnadın niteliğini, kanıtların mevcudiyetini ve hukuken geçerliliğini göz önünde bulundurduğu, davacı hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin işlemin doğrudan davacının yargılanması anlamına gelmediği, bu konuda savcılık tarafından suç unsurunun bulunup bulunmadığının inceleneceği ve yapılacak inceleme üzerine dava açılıp açılmaması yönünde bir karar verileceği, davalı idarece tesis edilen işlemin ise, suç teşkil ettiği düşünülen fiilin ve suçu işlediği düşünülen kişilerin adli makamlara duyurulması işleminden ibaret olduğu, bu itibarla, dava konusu işlemin, davacı hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin kısmı, yargılamanın önünü açtığından ve ceza yargılaması sürecinin başlatılması için adli makamlara duyuru niteliği taşıdığından, Kurula yalnızca ilgili mercilere intikal ettirme yetkisinin verilmiş bulunması nedeniyle, bu işlemlerin hukuk alanında değişikliğe yol açan, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda, davacı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulması kararının ceza yargılamasına yönelik ve idari faaliyet dışında adli sürece geçilmeyi sağlayan bir işlem olduğu, bu haliyle idari davaya konu edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davanın bu kısmının incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu Kurul kararının, davacıya borsalarda iki yıl süreyle geçici işlem yapma yasağı uygulanmasına ilişkin kısmının iptaline; davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına yönelik kısım yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, Kurulun varoluş amacının sermaye piyasasının adil ve düzenli bir şekilde işleyebilmesi olduğu, bu nedenle kanun koyucu tarafından idari tedbir uygulayabilme yetkisinin verildiği, dava konusu işlemin idari tedbir niteliğinde olduğu, Tebliğ düzenlemelerinin hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı olmadığı, dava konusu işlem tarihinde Tebliğ'in yürürlükte bulunduğu, Tebliğ'de davacı lehine düzenlemeler bulunduğu, işin mahiyeti nedeniyle fiil tarihiyle tedbirin uygulandığı tarihlerin örtüşmesinin imkansız olduğu, işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuatın uygulanması gerektiği, dava konusu işlemin ceza niteliğinde bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen iptaline, kısmen davanın incelenmeksizin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmına yönelik davalı idarece yaplan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesine gönderilmesine, 07/01/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın