13. Daire 2020/1327 E. 2024/671 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2020/1327 E. 2024/671 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2020/1327 Esas 2024/671 Karar 09.02.2024
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/1327 E.,  2024/671 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2020/1327
Karar No:2024/671

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ... tarih ve E... sayılı yazı ekinde tebliğ edilen, 01/01/2014 - 18/03/2015 tarihleri arasında 10.643 adet numaraya ilişkin taşıma işlemlerinde en fazla iki gün olması gereken taşıma talebi kontrol süresinin aşıldığından bahisle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 7. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 43. ve 44. maddeleri uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (Kurul) kararının 2. maddesi ile bu karar uyarınca düzenlenen 309.205,21-TL tutarlı idari para cezası karar tutanağının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:... K:... sayılı kararda; davacı tarafından 01/01/2014 - 18/03/2015 tarihleri arasında gerçekleştirildiği tespit edilen idari para cezasına konu eylemin, söz konusu yaptırımın uygulanmasına dayanak oluşturan Yönetmeliğin yürürlük tarihi olan 15/02/2014 tarihi öncesinde gerçekleştiği dikkate alındığında, 15/02/2014 tarihi öncesi gerçekleştiği belirlenen eylemler nedeniyle bu Yönetmelik maddesi hükmüne dayanılarak idari para cezası verilmemesi gerekirken, bu durum dikkate alınmaksızın, 01/01/2014 - 18/03/2015 tarihleri arasındaki dönem üzerinden değerlendirme yapılmak suretiyle ceza verilmesine yönelik davaya konu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; davacı şirkete idarî para cezası verilmesine sebep olan eylemlerin 01/01/2014 - 18/03/2015 tarihleri arasında gerçekleştiği görülmekle birlikte, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin yürürlüğe giriş tarihi olan 15/02/2014 tarihi ile 18/03/2015 tarihi arasında da ihlâlin devam ettiği, numara taşıma işlemlerinde en fazla iki gün olması gereken taşıma talebi kontrol süresinin aşıldığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, yeni yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra da süregelen nitelikte olduğu ve hâlen devam ettiği hususunun sabit olduğu, bu aykırılığın en son tespit edildiği 18/03/2015 tarihi itibarıyla da aykırılığa ilişkin cezaî yaptırımların yürürlükte bulunduğu açık olduğundan, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararın içtima kurallarına aykırı olduğu, kesintisiz bir eylem için bu kadar ceza verilemeyeceği, dava konusu idari para cezasına esas alınan Yönetmeliğin 15/02/2014 tarihinde yürürlüğe girdiği, şirkete isnat edilen eylemin bu tarihten önce olduğu ve buna ilişkin olarak idari para cezası verilemeyeceği, davalı idarenin 10.643 adet işlem ayrıştırılmaksızın yaptırıma konu edilmesinin belirlilik ilkesine aykırı olduğu, takdir yetkisinin ölçüsüz ve keyfi kullanıldığı, yaptırıma konu edilen işlemlerin davalının bilgisi dahilinde olan güncelleme ve iyileştirme çalışmaları sırasında meydana geldiği, işlemlerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin zaman bakımından uygulama ilkesi gözetilerek tesis edildiği, yaklaşık 10 yıldır numara taşınabilirliğine ilişkin mevzuatta açık ve net şekilde düzenlenen ve kesintisiz olarak devam eden bir yükümlülüğün ihlâli nedeniyle idari yaptırım uygulandığı, işlemin ölçülülük ilkesine uygun olduğu, idari para cezası uygulanmadan uyarı yapılması zorunluluğunun bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 09/02/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketçe ... tarih ve E... sayılı yazı ekinde tebliğ edilen, 01/01/2014 - 18/03/2015 tarihleri arasında 10.643 adet numaraya ilişkin taşıma işlemlerinde en fazla iki gün olması gereken taşıma talebi kontrol süresinin aşıldığından bahisle, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile söz konusu işletmeciye aynı fiil nedeniyle idarî yaptırım uygulandığı hususu da gözetilerek, Yönetmeliğin “Tekerrür” başlıklı 43. maddesi çerçevesinde davacı şirkete 2014 yılı net satış tutarının %0,006 (yüzbinde altı)'sı oranında idari para cezası verilmesine karar verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Genel kanun niteliği” başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı kurala bağlanmış olup, 5809 sayılı Kanun’da aksine bir hüküm yer almadığından, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından idarî para cezaları alanında yapılacak düzenlemelerde ve verilen idarî para cezalarında, belirtilen Kanun’un genel hükümlerinde yer alan düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği açıktır.
Kabahatler Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı belirtilmiş, bu madde ile atıf yapılan 5237 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında ise, "İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz." kuralına yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, Türk Ceza Kanunu'nda "suçun, işlendiği zamanın kanununa tâbi olacağı" prensibi benimsenmiştir. Bu prensibe göre, işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilin, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla suç sayılmış olması hâlinde fail cezalandırılmaz. Söz konusu prensip kabahatler bakımından da aynen geçerlidir.
05/09/2004 tarih ve 25574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik'in 30. maddesinde, " Aynı takvim yılı içinde aynı nitelikteki ihlâlin tekrarı hâlinde tekrar edilen ihlâl için bu Yönetmelikte öngörülen idari para cezası oranlarının üst sınırı ile bağlı kalınmaksızın işletmecisinin bir önceki takvim yılındaki cirosunun %3'ünü (yüzde üç) aşmamak kaydıyla idari para cezası uygulanabilir." kuralı yer almaktayken, 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 43. maddesinin 1. fıkrasında, "İdari para cezası uygulanmış bir işletmeci tarafından, üç yıl içinde aynı yükümlülüğün ihlâl edilmesi durumunda söz konusu ihlâl için, 23'üncü, 24'üncü ve 25'inci maddeler saklı kalmak kaydıyla, uygulanacak idari para cezası işletmecinin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne (%3) kadar arttırılabilir." kuralı getirilmiştir.
Bu itibarla, mülga Yönetmelikte ihlâlin tekrarı nedeniyle yaptırımın ağırlaştırılması aynı takvim yılı içindeki ihlâller için uygulanmakta iken, 15/02/2014 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelikte, yaptırım uygulandıktan sonraki 3 yıl içinde aynı ihlâlin tekrarı durumunda yaptırımın ağırlaştırılması söz konudur.
Uyuşmazlıkta, davacı şirketin önceki fiili olan 2011 ve 2012 yılında gerçekleşen, 2.635 numara taşıma işleminde azami 2 gün olan taşıma talebi kontrol süresinin aşılmış olması nedeniyle 2013 yılında idari yaptırım uygulandığı, dava konusu işlem ile aynı mahiyetteki ihlâlinden bahisle tekerrürden idari yaptırım oranın artırıldığı görülmektedir.
Dava konusu işlem ile tekerrüre esas alınan fiilin en son 2012 yılında işlendiği, dava konusu yaptırımın dayanağı Yönetmeliğin ise 15/02/2014 tarihinde yürürlüğe girdiği, mülga Yönetmelikte aynı takvim yılındaki ihlâlin ağırlaştırıcı sebep sayıldığı ve cezanın ağırlaştırılmasının ilk ihlâle yaptırım uygulanmış olması koşuluna bağlanmadığı, 15/02/2014 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelikte ise cezanın ağırlaştırılarak uygulanmasının ilk ihlâle yaptırım uygulanması koşuluna bağlandığı, tekerrüre esas alınan ilk ihlâl ile tekerrür ettiği belirtilen ikinci ihlâle yaptırım uygulama usulünün farklı olduğu dikkate alındığında, bu durumun davacı açısından öngörülebilir olmadığı, "cezaların kanunîliği" ve "suç ve cezaların geçmişe yürümezliği" ilkeleri açısından Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin “Tekerrür” başlıklı 43. maddesi uyarınca, davacı şirkete 2014 yılı net satışlarının %0,006 (yüzbinde altı)’sı oranında idarî para cezası uygulanmasının, tekerrür uygulaması yönünden hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenlerle, temyiz isteminin kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın