12. Daire 2024/2853 E. 2024/4480 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

12. Daire 2024/2853 E. 2024/4480 K. — Danıştay Kararı

12. Daire 2024/2853 Esas 2024/4480 Karar 23.10.2024
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2024/2853 E.,  2024/4480 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/2853
Karar No : 2024/4480

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (TARAFLAR) :
1- DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

2- DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı
2- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLLERİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla İl Emniyet Müdürlüğünde 2. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin ondokuzuncu fıkrası uyarınca, hizmet ihtiyacı sebebiyle kadrosuzluktan emekliye sevk edilmesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun... tarih ve... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ilgili mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, 2. sınıf emniyet müdürlerinin bulundukları rütbedeki bekleme sürelerinin beş yıl olduğu, bu sürenin sonunda ilgili personelin bir üst rütbeye terfi etmesinin gerektiği, bu durumda olan personelden emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanların emekliye sevkinde, idarenin takdir hakkının bulunmadığının anlaşıldığı, uyuşmazlıkta; davacının, 30/06/2018 tarihinde 2. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine terfi ettiği, yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli olan şartları 15/03/2015 tarihinde sağladığı, 2023 yılı itibarıyla 2. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesindeki en fazla bekleme süresi olan beş yıllık süreyi tamamladığı, bu süre zarfında bir üst rütbeye terfi ettirilmediği, dolayısıyla davacının 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin ondokuzuncu fıkrası uyarınca re'sen emekliye sevk edilebilmesi için gereken şartlar oluştuğundan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere, davalı idarece kadrosuzluktan emekliye sevk işlemlerinde, yalnızca ilgililerin rütbesindeki bekleme süresi ile emeklilik/yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olmasının kriter olarak değerlendirildiği, bunun dışında herhangi bir şarta bağlı kalınmadığı, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin ondokuzuncu fıkrası kapsamında davacının da aralarında bulunduğu 31 personelin emekliye sevk edildiği, buna karşın, anılan Kanun kapsamında olup da hizmet ihtiyacı nedeniyle emekliye sevk edilmeyen toplam 165 personelin bulunduğu dikkate alındığında, 2. sınıf emniyet müdürü olan davacının, emekli edilme sebebine dayanak olarak gösterilen takdir yetkisi kullanılırken, idarenin hangi objektif değerlendirme ve seçme kriterleri esas alınarak hareket ettiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturmadığı, işlemin tesis edilmesini haklı gösterecek somut ve objektif bilgi ve belgeler ortaya konulmadığından, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı, öte yandan; davalı idarece, davacının re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda yer verilen gerekçeler dikkate alınarak yeniden bir değerlendirme yapılacağı açık olup, bu aşamada davacının parasal ve özlük hakkı kaybından bahsedilmesinin de mümkün bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davanın parasal hakların dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine ilişkin kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1- Davacı tarafından; temyize konu kararda, dava konusu işlemin iptali yanında, re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda yeniden bir değerlendirme yapma hakkının tanınmasıyla, hakkına ulaşmasına engel olunduğu, çünkü davalı idarece, yargı kararında yer alan gerekçelerin hiçbiri dikkate alınmadan, yeniden emekliye sevk kararı verilerek, ilgililerin göreve başlatılmadıkları ve parasal ile özlük haklarından yoksun bırakıldıkları, somut olayda Yüksek Değerlendirme Kurulunun, hizmet ihtiyacı kavramını keyfi bir şekilde uygulayarak, re'sen emeklilikte kullanılan takdir yetkisinin hangi objektif değerlendirme ve seçme kriterleri esas alınarak uygulandığının açık bir şekilde ortaya konulmadığı, sübjektif değerlendirme ile hizmet süresinin uzatılmayarak emekliye sevkinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın, yeniden değerlendirme yapılmak suretiyle parasal ve özlük haklarından yoksun bırakılmasına ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2-Davalı idareler tarafından; emeklilik işlemleri konusunda rütbesindeki bekleme süresi ve emeklilik/yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartlara haiz olma dışında, ilgili mevzuatta herhangi bir koşula yer verilmediğinden, özlük kayıtlarına idari yönden yansıyan tüm bilgiler ile varsa adli bilgiler de dikkate alınarak, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, davacının durumunun değerlendirilerek, hizmet ihtiyacı sebebiyle emekliye sevkinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun kabulü yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından; kendisi ile aynı konumda olup, emekliye sevk edilmesi uygun görülmeyerek, hizmet süreleri uzatılan emsallerine göre yetenek ve nitelik bakımından çok daha üstün durumda bulunduğu, davalı idarenin emekliye sevk edip etmeme noktasında takdir yetkisinin bulunduğu söylenebilirse de; bu yetkinin uygulanması sırasında eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanmasının gerektiği, bu kapsamda hizmet süresinin uzatılmayarak emekliye sevkine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunduğundan, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısım yönünden temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; davalı idareler tarafından; savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali, davanın parasal hakların dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine ilişkin kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 23/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin ondokuzuncu fıkrası uyarınca, bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen emniyet amirleri ile dördüncü, üçüncü ve ikinci sınıf emniyet müdürlerinin, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları taşımaları kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile kadrosuzluktan emekliye sevk edilmeleri yasal zorunluluk olarak öngörülmüş ise de; söz konusu fıkrada 06/12/2019 tarih ve 7196 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen personelden, hizmet ihtiyacı nedeniyle kadrosuzluktan emekliye sevk edilmesi uygun görülmeyenlerin, aynı usul ile fiili hizmet sürelerinin iki yıl uzatılabilmesi mümkün hale gelmiştir.
2019 yılında ondokuzuncu fıkrada yapılan değişiklik sonrasında; davalı idarenin, söz konusu fıkrada belirtilen koşulları taşıyan personeli "kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk etme" veya "hizmet ihtiyacı sebebiyle iki yıl süreyle çalıştırmaya devam etme" konusunda takdir yetkisine sahip olduğu açık olmakla birlikte; bu takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin de sebep ve maksat yönünden yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Dosyanın incelenmesinden; 2. sınıf emniyet müdürü rütbesinde görev yapan ve bulunduğu rütbeye terfi tarihinden itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen davacının, görev süresi uzatılmayarak kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiği; idarenin "hizmet ihtiyacı nedeniyle görev süresi iki yıl uzatılacak personelin" belirlenmesinde, kamu yararı amacına aykırı olarak ve hizmet gerekleri dışında, subjektif sebeplerle hareket ettiğine ilişkin bir bilgi veya belgenin bulunmadığı; hangi personelin emekliye sevk edilmeyip görev süresinin uzatılacağı konusunda idarenin yargı kararı ile zorlanmasının hukuken mümkün olmadığı da dikkate alındığında; dava konusu işlemin, Kanun hükmü uyarınca tanınan takdir yetkisi doğrultusunda, hukuka uygun olarak tesis edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davanın parasal hakların dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine ilişkin kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmediğinden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yönde verilen karara katılmıyoruz.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın