10. Daire 2024/4655 E. 2025/1731 K. — Danıştay Kararı
10. Daire 2024/4655 Esas 2025/1731 Karar 20.03.2025
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/4655 E., 2025/1731 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/4655 Karar No : 2025/1731
DAVACILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. ... 2- ...
DAVALILAR : 1- ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN_ÖZETİ :.Davacılar tarafından, 22/05/2024 tarih ve 32553 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/05/2024 tarih ve 8510 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Seferberlik ve Savaş Hali Yönetmeliği'nin yetki ve şekil yönünden hukuka aykırı olduğu iddiasıyla tamamının iptali ve yürütülmesinin durdurulması ile 2941 sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendinde yer alan "Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtilecek esaslar dahilinde" ibaresi ile 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Cumhurbaşkanı genel veya kısmi seferberlik ilanına karar verir." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz başvurusunda bulunulmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra davacıların yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almış; 14. maddesinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde otuz gün içinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği kuralı getirilmiştir. Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur. İptal davalarında iptali istenilen işlem ya da işlemlerin sayı, tarih, tebliğ tarihi belirtilmek ve menfaat bağı kurulmak suretiyle işlemin tamamının mı, yoksa belli kısımlarının mı iptalinin istenildiğinin hukuka aykırılık sebepleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Birçok maddeden oluşan bir düzenleyici işlemin tümünün, yetki veya şekil yönünden hukuka aykırılık sebebiyle iptalinin istenebilmesi mümkün ise de, yargı yerince, dava konusu düzenlemeyi yapan idarenin yetkili bulunması ve işlemde şekil yönünden hukuka aykırılık görülmemesi halinde, tek tek maddelerin incelenmesine geçileceğinden, davacılar tarafından incelenecek her maddeye veya düzenlemeye yönelik olarak menfaat ilgisinin ve hukuka aykırılık sebeplerinin gösterilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle bir düzenleyici işlemin tümüne yönelik yetki veya şekil yönünden hukuka aykırılık iddialarıyla birlikte düzenlemenin bir kısmının veya tamamının aynı anda dava konusu edilmesi halinde, yukarıda da açıklandığı üzere, dilekçede istemin açık, tereddüt yaratmayacak şekilde belirtilmiş olması, her bir madde veya kısım ile menfaat ilgisi kurulması ve hukuka aykırılık sebeplerinin ortaya konulması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, her durumda iptali istenilen maddelerin tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtilmesi ve maddelerin davacıların menfaatini nasıl etkilediği konusu ortaya konulmalıdır. İdarenin düzenleme yetkisini kullanırken düzenlemenin kapsaması gereken belirli konu, kişi veya grupları kapsama almaması hususu "eksik düzenleme" olarak nitelendirilmektedir. Birden fazla maddeyi ihtiva eden düzenleyici işlemler aleyhine eksik düzenleme yapıldığı iddiasıyla açılacak olan iptal davalarında, iddia edilen eksik düzenlemenin düzenleyici işlemin hangi maddesine ya da kısmına yönelik olduğunun hukuka aykırılık sebepleriyle birlikte açıkça gösterilmesi ve bu madde ya da kısma yönelik iptal istemine de yer verilmesi gerekmektedir. Zira, eksik düzenleme içerdiği iddiasıyla düzenleyici işlemin ilgili maddesi/kısmı belirtilmeden ve bu madde/kısma yönelik iptal isteminde de bulunulmadan düzenleyici işlemin bütününe yönelik iptal isteminde bulunulması, düzenleyici işlemin hangi maddesinin/kısmının eksik düzenleme nedeniyle iptalinin istenildiği hususunda tereddüte yol açacacak ve taleple bağlılık ilkesinin uygulanmasını imkansız hale getirecektir. Dava dilekçesinin incelenmesinden, dilekçenin "talep konusu" kısmı ile "sonuç" kısımlarında, 22/05/2024 tarih ve 32553 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/05/2024 tarih ve 8510 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Seferberlik ve Savaş Hali Yönetmeliği'nin yetki ve şekil yönünden hukuka aykırı olduğu iddiasıyla tamamının iptali ve yürütülmesinin durdurulması ile 2941 sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendinde yer alan "Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtilecek esaslar dahilinde" ibaresi ile 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Cumhurbaşkanı genel veya kısmi seferberlik ilanına karar verir." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz başvurusunda bulunulması istemlerine yer verildiği; dilekçe içeriğinde, 2941 sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendi ile 10. maddesinin 1. fıkrasına yönelik Anayasa'ya aykırılık iddialarına, dava konusu Yönetmeliğin yetki ve şekil unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu iddiasına yer verildiği, ancak şekil unsuruna ilişkin hukuka aykırılık iddiaları arasında, dava konusu Yönetmeliğin, Anayasa’nın 5. maddesi ile Devlete verilen temel hak ve hürriyetleri sınırlayan engellerin kaldırılması yönündeki pozitif yükümlülüğün tersine temel hak ve hürriyetleri sınırlayacak yeni engeller getirdiği yolunda bir iddiaya yer verilmekle birlikte, bu iddianın işlemin üst hukuk normlarında düzenlenen şekil şartları ve usul kurallarına riayet edilerek tesis edilip edilmemesine dair bir iddia olmadığı, dava konusu Yönetmeliğin içeriğine, yani konu unsuruna ilişkin olduğu, ayrıca hangi madde veya maddelerin temel hak ve hürriyetleri sınırlayacak yeni engeller getirdiğine ilişkin iddiada bulunulduğunun açıklanmadığı; yine şekil unsuruna ilişkin hukuka aykırılık iddiaları arasında, seferberlik ve savaş haline karar verilmesi sürecinde Milli Güvenlik Kurulunun bulunmamasının hukuka aykırı olduğu ve Yönetmeliği yetki ve şekil unsurları açısından sakatladığı iddia edilmişse de, aynı şekilde bu iddianın da dava konusu Yönetmeliğin içeriğine, yani konu unsuruna ilişkin olduğu, çünkü anılan iddianın, işlemin (dava konusu Yönetmelik) tesisi noktasında üst hukuk normlarında yetkilendirilmiş kişi ve/veya kurum tarafından ve belirlenen yetki sınırları içinde o işlemin (dava konusu Yönetmelik) tesis edilip edilmediği ya da işlem (dava konusu Yönetmelik) için üst hukuk normlarında düzenlenen şekil şartları ve usul kurallarının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ile ilgili olmadığı, Yönetmeliğin kapsamı içinde yer alan konulardan biri olan seferberlik ve savaş haline karar verilmesi süreciyle ilgili olduğu, bu nedenle de eksik düzenlenme iddiası niteliğinde olduğu, ancak davacılar tarafından eksik düzenleme iddiasının hangi madde veya maddelere ilişkin olduğunun belirtilmediği, bunun yanında Yönetmelikte yer alan düzenlemeler bakımından idari işlemin diğer unsurları (sebep, konu, maksat) yönünden hukuka aykırılık iddialarına yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılmış olup, 22/05/2024 tarih ve 32553 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/05/2024 tarih ve 8510 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Seferberlik ve Savaş Hali Yönetmeliği'nin yetki veya şekil yönünden tamamının iptalinin istenilebileceği açık olmakla birlikte, bu istemin hukuki sebebi ile beraber belirtilmesinden sonra söz konusu Yönetmelikte yer verilen düzenlemelerin de iptali isteniyorsa işlemin diğer unsurları (sebep, konu, maksat) yönünden hangi kısımlarının dava konusu edildiğinin hukuka aykırılık sebepleriyle birlikte açıkça gösterilmesi, temel hak ve hürriyetleri sınırlayacak yeni engeller getirildiği iddiasıyla ve Milli Güvenlik Kuruluna karar alma sürecinde yer verilmemesi nedeniyle eksik düzenleme içerdiği iddiasıyla iptali istenilen maddelerin/kısımların da açıkça belirtilmesi ve bunlara yönelik iptal talebine yer verilmesi, iptali istenilen düzenlemelerin davacıların menfaatini ne şekilde etkilediğinin iptali istenen her bir kısım yönünden ayrı ayrı açıklanması, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığı'na hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek suretiyle imzalı iki nüsha dilekçe ile dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddedileceğinin davacılara duyurulmasına, 3) Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacıların üzerinde bırakılmasına ve kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacılara iadesine, 20/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.