TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...’nın, Hatay ili, Yayladağı ilçesinde bulunan ... ...Tb. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yerine getirmekte iken, 06/12/2014 tarihinde hudut devriye görevi esnasında başka bir asker tarafından ateşli silahla vurulması sonucunda şehit olması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak anne ... için 51.669,18 TL, baba ... için 26.717,29 TL, kardeş ... için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile anne ve baba için ayrı ayrı 50.000,00 TL, kardeşler için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; müteveffanın kardeşi olan davacı ...'nın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, davacılar anne ... ve baba ... için bilirkişi raporunda hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı tutarlarından indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğu, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının düşük olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; davacıların yakınlarının ölümü ile sonuçlanan olaya ilişkin olarak idarelerinin hizmet kusurunun bulunmadığı, davacıların uğradıklarının ileri sürdükleri zararların kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanmasının da mümkün olmadığı, aksi durumda müteveffanın kusurunun tazminat hesabında dikkate alınması gerektiği, talep edilen manevi tazminat tutarlarının yüksek olduğu, manevi tazminata hükmedilmesi durumunda faiz başlangıç tarihinin karar tarihi olması gerektiği, idareleri aleyhine harca hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacılardan ... ve ...'nın maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının bozulması, diğer kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacıların yakını ..., Hatay ili, Yayladağı ilçesinde bulunan ... ...Tb. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yerine getirmekte iken, 06/12/2014 tarihinde hudut devriye görevi esnasında başka bir asker tarafından ateşli silahla vurulması sonucunda şehit olmuştur. Davacıların, yakınlarının vefat etmesi nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararların giderilmesi istemiyle 25/11/2015 tarihinde idareye yaptıkları başvuru zımnen reddedilmiştir. Bunun üzerine, davacılar tarafından 21/03/3016 tarihinde bakılan dava açılmış, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ... Daire Başkanlığı'nın E:... sayılı dosyası üzerinden yargılama devam etmekte iken 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 17. maddesiyle Anayasaya eklenen Geçici 21. maddenin (E) bendi hükmüyle askeri yargının kaldırılması üzerine dosya, Hatay 1. İdare Mahkemesi esasına kaydedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, gerek kendilerinin gerekse vefat etmeleri halinde mirasçılarının bu olay nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının; İdare Mahkemesi Kararının, Davacılardan ...'nın Maddi Tazminat İsteminin Reddine ve Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine Yönelik Kısımlarına Karşı Taraflarca Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın; İdare Mahkemesi kararının, davacılardan ...'nın maddi tazminat isteminin reddine ve davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısımlarına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir. B- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının; İdare Mahkemesi Kararının Davacılardan ... ve ...'nın Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulüne Yönelik Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Dosya kapsamında yer alan; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının... tarih ve ... sayılı yazısında, müteveffanın durumunun Vazife Malullüğü Tespit Kurulunca... tarihinde... sayı ile incelenmesi neticesinde, davacıların yakınının ölümü olayının 5434 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (b) ve (c) fıkraları kapsamında bulunduğuna ve bu nedenle hakkında 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığına karar verildiğinin, bu itibarla vazife malullüğü kabul edilmeyen müteveffanın yakınlarına vazife malullüğü aylığı bağlanmadığının bildirildiği görülmektedir. Temyiz aşamasında Dairemizce verilen 18/11/2025 tarihli ara kararına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından ... tarihinde dosyaya sunulan ... ve ... tarihinde dosyaya sunulan ... sayılı yazıların incelenmesinden; davacılar ... ve ... tarafından, oğullarının ölümü nedeniyle kendilerine vazife malullüğü aylığı bağlanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile anılan işlem nedeniyle yoksun kaldıkları parasal hakların idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına karşı açılan dava neticesinde ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davaya konu işlemin iptaline; yoksun kalınan vazife malullüğü aylıklarının idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verildiği, anılan kararın istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleştiği, bahsi geçen yargı kararı uyarınca davacılar ... ve ...'ya 01/01/2015 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun'un 45 ve 46. maddeleri uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri yetim (vazife malullüğü) aylığı bağlandığı, ayrıca 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi uyarınca ek ödeme (tütün ikramiyesi) tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Er ve erbaşların Kurum sigortalısı olmamaları nedeniyle, yakınlarına bağlanan aylıklar ile yapılan ödemeler prim karşılığı olmayıp, tamamen kamu/hazine kaynağı kullanılmak suretiyle karşılanmaktadır. Kurumun aktüeryal dengesinin korunması amacıyla davacılara bağlanan aylıklar, 5434 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunca, Hazineden tahsil edilmektedir. Yine davacılara yapılan ek ödeme (tütün ikramiyesi) de, Kurumca 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesine göre faturası karşılığında Hazineden tahsil edilmektedir. Vazife malullüğü aylığı, askerlik görevini ifa ederken vazifesi dışındaki bir sebeple malul olan veya vefat eden erbaş ve erlere değil, 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesi kapsamında malul olunması şartıyla er veya erbaşın kendisine veya vefatı halinde ise olayda olduğu gibi anne ve babasına bağlanmakta ve bu aylığa bağlı olarak ayrıca her yıl ek ödeme (tütün ikramiyesi) ödenmektedir. Hazine tarafından finanse edilen bu ödemelerin, vazifesini ifa ederken malul olanın kendisinin veya vefatı halinde hak sahiplerinin uğramış oldukları zararın karşılanmasına yönelik ifa amaçlı ödeme olduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Yukarıda aktarılan kanun hükümlerine göre Kurumca bağlanan aylıkların ve yapılan ödemlerin kaynağı Hazine olup, Kurum sadece ödemelere aracılık etmektedir. Ortada, Kurumun kısmen veya tamamen sorumlulardan rücuen tahsil edebileceği bir alacağı yoktur. Dolayısıyla uyuşmazlıkta, 6098 sayılı Kanunun 55/1. maddesindeki "Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez." hükmünün uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Anılan madde, özellikle 5510 sayılı Kanunun 26. maddesindeki "İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir." hükmü uyarınca iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan ve kısa vadeli sigorta kolundan (iş kazası, meslek hastalığı ve diğer) Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin, Kurumca iş kazasının veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru tespit edilen işverenden kısmen veya tamamen rücuen tahsil edilmesi ve işverene karşı sigortalı, hak sahipleri veya ilgililerce adli yargı yerinde tazminat davası açılması halinde, davacıların sebepsiz zenginleşmesine mahal vermemek adına davalı işverenden kısmen veya tamamen rücuen tahsil edilen sosyal güvenlik ödemelerinin hesaplanan zarardan mahsup edilmesi amacıyla getirilmiştir. Bir başka ifadeyle somut uyuşmazlık bakımından, yukarıda da ifade edildiği üzere 6098 sayılı Kanunun 55/1. madde hükmünün uygulanmasına imkan bulunmamaktadır. Genel bütçe kapsamındaki davalı idarenin yine kamu kaynağından/bütçeden davacılara ödeyeceği tazminattan, Hazinece ödenen tutarlar mahsup edilmez ise, davacılara gerçek zararlarının üstünde bir tazminat ödenmiş olur. Bu durum, davacıların sebepsiz zenginleşmesine neden olacağı gibi tazminat hukukunun gerçek zararın üstünde tazminata hükmedilemeyeceği ilkesine de aykırılık oluşturur. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, 17/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda yer alan değerlendirme ve hesaplamalar ile miktar artırım dilekçesi esas alınarak davacılardan anne ... ve baba ...'nın maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; - Davacıların yakını müteveffanın 25 yaşında evleneceğinin kabul edildiği, - Müteveffanın vefat etmeseydi terhis olacağı tarih dikkate alınmadan, olay tarihinden itibaren gelir elde edeceği varsayımıyla hesaplama yapıldığı, - Dosya içeriğinde yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının... tarih ve ...sayılı yazısında, davacılara vazife malullüğü aylığı bağlanmadığının bildirilmiş olmasına değinilerek, hesaplanan zarar kalemlerinden bu yönde bir indirim yapılmadığı görülmekte olup, bu haliyle bilirkişi raporunun hükme esas alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir. Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Öte yandan dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple aktüeryal yönden maddi tazminat hesaplanması gereken davalarda mahkemeler bilirkişinin görüşünün alınmasına ihtiyaç duymaktadır. Öte yandan, maddi tazminat hesabı farazi/varsayımsal hesaba dayanmakla beraber, bilinen somut verilerin varlığı halinde bu verilerin hesaplamada dikkate alınması gerektiği de açıktır. Bu durumda Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca dava konusu olay nedeniyle davacılara ödenecek maddi tazminatın aşağıda yer alan ilkeler gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir. Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin terhis olacağı tarihten bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin aylar itibarıyla alabileceği asgari ücret ile Mahkeme kararı neticesinde davacı anne ve babaya bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin asgari ücret düzeyinde elde edeceği gelir üzerinden davacı anne ve babaya ayıracağı destek tutarı ile davalı idare tarafından bu davacılara bağlanan vazife malullüğü aylığı tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır. Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin içtihadi emeklilik yaşı olan 60 yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin aylar itibarıyla alabileceği asgari ücret ile davalı idare tarafından davacı anne ve babaya bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin asgari ücret üzerinden davacı anne ve babaya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından bu davacılara bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Pasif dönemdeki zararı, desteğin içtihadi emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna (TRH 2010 tablosuna göre) kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, emeklilik yaşını tamamladığı ve emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile davalı idare tarafından davacı anne ve babaya bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin emekli aylığı üzerinden davacı anne ve babaya ayıracağı destek tutarı ile davalı idare tarafından bu davacılara vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, bu davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, yapılacak hesaplamada, müteveffanın dava konusu olay tarihinde bekar olması gözetilerek destek payları belirlenirken; müteveffanın kendisi için 2 pay, annesi için 1 pay, babası için 1 pay ayıracağı, 2 yıl sonra evlenip kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi için 1 pay, babası için 1 pay ayıracağı, evlendikten 2 yıl sonra ilk çocuğunun olabileceği, kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi, babası ve çocuğu için ayrı ayrı 1 pay ayıracağı, 1. çocuğun doğumundan 2 yıl sonra 2. çocuğunun olabileceği, kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, 2 çocuğu ile anne ve babası için ayrı ayrı 1 pay ayıracağı ihtimali gözetilerek hesaplama yapılması gerektiği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Müteveffa destek ile davacıların muhtemel ömürleri ve dolayısıyla destek süreleri, ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmelidir. Diğer taraftan; davacılar ... ve ...'ya 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi uyarınca tütün ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 04/06/2015 tarih ve 125 sayılı kararı ile 2330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 75.342,60 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verildiği ve 12/08/2015 tarihinde anılan davacılara ayrı ayrı 37.385,37 TL nakdi tazminat ödemesi yapıldığı anlaşılmakta olup; tütün ikramiyesi ile nakdi tazminatın ve varsa kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ifa amacı taşıyarak yapılan diğer ödemelerin; yasal faiz uygulanmak suretiyle belirlenen rapor tarihindeki güncel değerlerinin hesaplanan maddi zarar tutarından düşürülmesi gerekmektedir. Buna göre Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemleri hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın davacılardan ... ve ...'nın maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ...'nın maddi tazminat isteminin reddine ve davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısımlarına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ... ve ...'nın maddi tazminat istemlerinin kabulüne yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmı yönünden BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/12/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.