10. Daire 2020/3181 E. 2024/1178 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

10. Daire 2020/3181 E. 2024/1178 K. — Danıştay Kararı

10. Daire 2020/3181 Esas 2024/1178 Karar 01.04.2024
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3181 E.,  2024/1178 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3181
Karar No : 2024/1178

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ...

DİĞER DAVALI : ... Valiliği

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacı ve davalı İçişleri Bakanlığı tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 27/05/2007 tarihinde Tunceli ili, Mazgirt ilçesi, ... köyü ile ...köyü arasındaki patika yolda yürürken yola döşenen mayının patlaması sonucunda yaralanması nedeniyle uğradığı zararın karşılanması istemiyle yapılan başvuru üzerine davacıya 15.702,91 TL ödenmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Tunceli Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonu kararının iptali ile 20.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, bakılan davada, Tunceli Valiliği Zarar Tespit Komisyonunca, davacının engelli hale gelme sebebiyle uğradığı zararın, yapılan araştırma neticesinde elde edilen mevcut bilgi ve belgelere göre 5233 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelikte öngörülen usul çerçevesinde hesaplandığı, ancak %82 engel oranı için hesaplanan 28.497,81 TL'den, davacıya ... tarih ve ... sayılı komisyon kararı ile ödenen 11.069,50 TL'nin mahsup edilmesi gerekirken, %54,45 engel oranı için güncel tutar üzerinden hesaplanan miktar mahsup edilerek ödenecek meblağın belirlendiği anlaşıldığından, dava konusu ... tarih ve ... sayılı Tunceli Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı kararında hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, Mahkemelerinin kararı ile Zarar Tespit Komisyonunca yeniden hesaplama yapılarak, davacının artan engel oranı için ödenmesi gereken meblağın belirleneceği açık olduğundan, bu aşamada davacının maddi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varıldığı, davacının manevi tazminat istemine gelince, davacının uhdesinde meydana gelen sağlık sorununun terör eylemi sonucu gerçekleştiğinin sabit olduğu, olayda idarenin kusurlu ve kusursuz sorumluluk halinin bulunmaması nedeniyle meydana gelen manevi zararın sosyal risk ilkesine göre tazmini gerektiği, tazminat istemine konu olan terör olayının meydana geliş şekli, davacının engel oranı, yürümede yaşadığı güçlük, sol göz ve sol kulağında yaşadığı görme ve işitme kaybı, olaydan dolayı cinsel yaşamının olumsuz etkilenmesi sebebiyle yaşadığı acı ve ızdırap dikkate alınarak toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, öte yandan, hükmedilen tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi olarak, davalı idareye başvuru tarihi olan 28/08/2015 tarihinin esas alınması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 28/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin 100.000,00 TL'lik kısmının reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden nispi olarak hesaplanan 5.850,00 TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. maddesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden nispi olarak hesaplanan 5.850,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idarelere ödenmesine, maddi tazminat talebi hakkında karar verilmediğinden bu aşamada maddi tazminata ilişkin vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptali ile maddi tazminat hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından kararın bu kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiği, istinafa konu kararın, manevi tazminat kısmınına yönelik davalı idare ve davacının istinaf istemine gelince, davacının mayının patlaması sonucunda yaralandığı, görmüş olduğu tedaviye rağmen engel oranının % 54'ten %82'ye çıktığı, yürümekte zorlandığı, gözlerinde görme ve kullaklarında duyma kaybının artığı, 1973 doğumlu olan davacının yaşı ve bundan sonra yaşayacağı süre dikkate alındığında, olay nedeniyle duymuş olduğu acı ve üzüntünün karşılığı olarak 100.000,00 TL manevi tazminatın idareler tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının, dava konusu işlemin iptali ile maddi tazminat hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik istinaf isteminin reddine, manevi tazminat istemine yönelik davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davalı İçişleri Bakanlığı'nın istinaf başvurusunun ise reddine, manevi tazminat isteminin 100.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, 50.000,00 TL'lik kısmının reddine, kabul edilen 100.000,00 TL'nin davalı idareye başvuru tarihi olan 28/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre, hükmedilen 100.000,00 TL manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 10.750,00 TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, reddedilen manevi tazminat tutarı için ise 5.850,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, tamamen görmeme tehlikesi yaşadığı, engel oranına kıyasla hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, maddi tazminat için bilirkişiden ömrü boyunca çalışamayacak olmasından kaynaklı zararın tespiti için rapor alınması gerektiği, zarar tespit komisyonu tarafından yapılan hesaplanmanın gerçek zararı karşılamaktan uzak olduğu iddialarıyla; davalı ... Bakanlığı tarafından, 5233 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi gereken uyuşmazlıkta manevi tazminata hükmedilmeyeceği, dava konusu işlemin hukuk uygun olduğu, idarelerinin ancak ağır hizmet kusurunun bulunması halinde sorumluluğunun doğacağı, olay terör eylemi olduğundan idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme niteliğinde ve fahiş olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacı ve davalı Tunceli Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacının ve davalı İçişleri Bakanlığının temyiz istemlerinin kısmen kabulü kısmen reddi ile temyize konu kararın kısmen onanması kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 07/09/2007 tarihli dilekçeyle İçişleri Bakanlığı'na, 13/05/2007 tarihli dilekçe ile de Tunceli Valiliğine başvurarak 27/05/2007 tarihinde Tunceli İli Mazgirt İlçesi ... Köyü kuzeyinde bulunan patika yoldan ... Köyüne doğru yürümekte iken bölücü terör örgütü mensuplarınca yola döşenen mayının patlaması sonucu yaralandığından bahisle uğradığı zararların karşılanmasını talep ettiği, İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla davacının başvurusunun Tunceli Valiliğine iletildiği, Tunceli Valiliği Zarar Tespit Komisyonunca yapılan değerlendirme sonucunda ... tarih ve ... sayılı kararla, davacıya %54,45 oranındaki engel oranı sebebiyle 7.923,00 TL, yol gideri için 888,00 TL, hastane masrafları için 1.782,00 TL ve özel doktor gideri için 476,50 TL olmak üzere toplam 11.069,50 TL ödenmesine karar verildiği, davacının bu tutarı kabul etmemesi üzerine 17/10/2008 tarihinde davacı vekili ile uyuşmazlık tutanağı düzenlendiği, akabinde 20.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle ... İdare Mahkemesinin ... esasına kayden açılan davada, anılan Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştay Onbeşinci (Kapatılan) Dairesinin 23/11/2011 tarih ve E:2011/9514, 2011/4374 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesi üzerine ... tarih ve ... sayılı Komisyon kararında belirtilen 11.069,50 TL'nin davacıya ödendiği, davacı tarafından 28/08/2015 tarihli dilekçe ile devam eden süreçte engel oranının arttığı, oluşan maddi zararının yeniden hesaplanması talebiyle Tunceli Valiliğine tekrar başvuruda bulunulduğu, söz konusu başvuru üzerine Tunceli Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile %82 engel oranı için Yönetmeliğe ekli cetvelde (EK-D) belirlenen (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın 49 katı tutarında olan 28.497,81 TL'den, %54,45 engel oranı için güncel tutar üzerinden hesaplanan 12.794,90 TL'nin mahsubu sonucu belirlenen 15.702,91 TL tutarın ödenmesine karar verildiği, anılan tutarın kabul edilmemesi üzerine 18/03/2016 tarihinde uyuşmazlık tutanağı düzenlendiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının sağlık durumu hakkında düzenlenen Fırat Üniversitesi Hastanesi'nin ... tarih ve ... sayılı Engelli Sağlık Kurulu Raporunda; testis yaralanması, psikiyatri, göz ve işitme kaybı teşhis ve bulgularına yer verilerek davacının %54,45 oranında tüm vücut fonksiyon kaybı bulunduğu, raporun sürekli olduğu; Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 15/04/2014 tarih ve R140001503/H4 sayılı Engelli Sağlık Kurulu Raporunda ise işitme kaybı, sol ve sağ gözde yaralanma ile testis ve peniste yaralanma teşhis ve bulgularına yer verilerek davacının %82 oranında tüm vücut fonksiyon kaybı bulunduğu ve raporun sürekli olduğu belirtilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesinde, yargılama giderlerinin, davayı kaybeden tarafa yükleneceği; 330. maddesinde ise, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği hükme bağlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde, "avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği"; 168. maddesinin son fıkrasında ise "avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı" hükme bağlanmıştır.
659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesinin 2. fıkrasında da, "idareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisi, hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir." hükmü bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

A) Temyize Konu Kararın Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:

Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize Konu Kararın Hükmedilen Manevi Tazminata İşleyecek Faizin Başlangıç Tarihine Yönelik Kısmının İncelenmesi:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin, davacıların ön karar başvurusunda bulunduğu tarihte yürürlükte olan halinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, miktar artırım dilekçesiyle artırılan kısım da dahil olmak üzere, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması; dava dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunulmakla birlikte faizin başlangıç tarihine yönelik belirleme yapılmaması halinde ise davanın açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz işletilmesi, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, dava dilekçesinde, talep ettiği tazminat tutarlarına -başlangıç tarihi belirtilmeksizin- yalnızca yasal faiz işletilmesi yönünde istemde bulunulduğu, Bölge İdare Mahkemesince, hükmedilen manevi tazminata davalı idareye başvuru tarihi olan 28/08/2015 itibaren faiz işletildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından dava dilekçesinde yalnızca yasal faiz isteminde bulunulduğu, ayrıca faizin başlangıç tarihine ilişkin bir belirlemede bulunulmadığı görüldüğünden, genel hükümler kapsamında açılan bu davada, hükmedilen tüm tazminat tutarlarına, Danıştay'ın yerleşik içtihatları gereği davanın açıldığı tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken hükmedilen manevi tazminata idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

C) Temyize Konu Kararın Reddolunan Manevi Tazminat Nedeniyle Davalı İdareler Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmesine Yönelik Kısmının İncelenmesi:

Yukarıda aktarılan mevzuata göre, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilebilmesi için davanın, idareyi temsil ile yetkilendirilmiş hukuk birimi amiri, muhakemat müdürü, avukat veya hukuk müşaviri olan vekil tarafından, karar tarihinden önce dosyaya ibraz edilen bir vekaletname veya görevlendirmeye ilişkin belge ile takip edilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davalı İçişleri Bakanlığının hukuk müşaviri tarafından temsil edildiği, buna karşın davalı Tunceli Valiliği tarafından ise Vali adına Vali Yardımcısı tarafından savunma dilekçesi verildiği, dolayısıyla yukarıda belirtilen bir vekil olmaksızın davanın takip edildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davalı Tunceli Valiliğinin davayı anılan sıfatlara sahip olan bir vekil aracılığıyla takip etmediği görüldüğünden reddolunan manevi tazminat için yalnızca davalı İçişleri Bakanlığı lehine vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmesi gerekirken Tunceli Valiliğini de içine alacak şekilde davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

D) Temyize Konu Kararın Dava Konusu İşlemin İptaline Yönelik Kısmının İncelenmesi:

İdare Mahkemesince davacının %82 engel oranı için hesaplanan 28.497,81 TL'den, davacıya 16/09/2008 tarih ve 1722 sayılı Komisyon kararı ile ödenen 11.069,50 TL'nin mahsup edilmesi gerekirken, %54,45 engel oranı için güncel tutar üzerinden hesaplanan miktar mahsup edilerek ödenecek meblağın belirlendiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ve bu kısma yönelik istinaf başvurusu reddedilmişse de; öncelikle engel oranı nedeniyle daha önce ödenen tutarın 11.069,50 TL olmadığı, 7.923,00 TL olduğu, Komisyonca 5233 sayılı Kanun hükümleri gözetilerek engel oranı için ödenecek tazminatın hesabında daha önce %54,45 engel oranı için ödenen 7.923,00 TL'nin %82 engel oranına karşılık gelen komisyon karar tarihindeki güncel maddi tazminat miktarından doğrudan düşülmesi yerine %54,45 engel oranına karşılık gelen komisyon karar tarihindeki güncel tazminat miktarı olan 12.794,90 TL'nin düşüldüğü, önceki engel oranına karşılık gelen tazminatın güncel komisyon kararı tarihindeki karşılığının bulunarak hesap yapılmasının tazminat hesabına yönelik ilke ve kurallara aykırılık teşkil etmediği, hesaplama yapılması için tüm verilerin belirlenen tarihteki karşılığının bulunmasının hakkaniyetli hesaplama için gerekli olduğu, bu nedenle hesaplama yönteminde ve dava konusu işlemde hukuki isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

E) Temyize Konu Kararın Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:

Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu uyuşmazlığa konu olayın bir terör eylemi olduğu, davalı idarelerin kusur ve kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı dikkate alındığında her ne kadar genel hükümler kapsamında tazminata hükmedilmesi talep edilmişse de terör olayı nedeniyle meydana gelen maddi zararın 5233 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik çerçevesinde uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, Zarar Tespit Komisyonu tarafından hesaplanan tazminat miktarı hukuka ve mevzuata uygun olmakla birlikte, davacılar tarafından uyuşmazlık tutanağı imzalandığı dikkate alındığında mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde maddi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davacıların maddi tazminat istemi hakkında işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde ve bu kısma yönelik istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Taraflar temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:2019/2390 sayılı kararının manevi tazminat istemine yönelik kısmının ONANMASINA, hükmedilen manevi tazminata işleyecek faizin başlangıç tarihine, reddolunan manevi tazminat nedeniyle davalı idareler lehinde vekalet ücretine hükmedilmesine, dava konusu işlemin iptaline ve maddi tazminat istemine yönelik kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 01/04/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın