10. Daire 2020/2070 E. 2024/1194 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

10. Daire 2020/2070 E. 2024/1194 K. — Danıştay Kararı

10. Daire 2020/2070 Esas 2024/1194 Karar 01.04.2024
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2070 E.,  2024/1194 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2070
Karar No : 2024/1194

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Huk. Müş. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Gaziantep Dr. Ersin Arslan Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen boyun fıtığı ameliyatı nedeniyle engelli hale geldiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü zararlarına karşılık 50.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, tıbbi kayıt eksikliğinin ve bu nedenle tıbbi müdahalenin irdelenme imkanının ortadan kaldırılmasının hizmet kusuru olduğu, Adli Tıp Kurumu raporunun eksik incelemeye dayalı olarak hazırlandığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden;
Davacının, Gaziantep Dr. Ersin Arslan Devlet Hastanesine boyun ve sağ kolunda üç yıldır devam eden ağrı ve son bir ay içerisinde bu ağrılarının arttığı şikayetiyle başvurması üzerine 26/09/2012 tarihinde boyun fıtığı ameliyatına alındığı ve sonrasında fizik tedavi uygulanarak 02/12/2012 tarihinde taburcu edildiği, şikayetlerinin devam etmesi üzerine 03/12/2012 tarihinde Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesine başvurduğu ve burada da bir süre fizik tedavi uygulanarak 08/02/2012 tarihinde taburcu edildiği,
Davacı tarafından, 26/09/2012 tarihinde gerçekleştirilen ameliyattaki tıbbi hatalar nedeniyle vücudunun sol tarafında güçsüzlük, ayakta durmada denge sorunu, nefes alırken ve verirken zorlanma, idrarını yaparken acı çekme ve cinsel fonksiyon bozukluğu meydana geldiği iddiasıyla, hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü zararlarının tazmini için davalı idareye yapmış olduğu başvurusunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı,
Olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda, "Adli Tıp Kurumu 2. Adli İhtisas Kurulu'nun 09/03/2015 ve 25/11/2015 tarihli müzekkerelerinde hastanın ameliyat öncesi çekilen grafilerinin istendiği ancak temin edilemediği, dava dosyasında mevcut tıbbi belgelere göre hastanın yakınmalarına yönelik gerekli muayenelerin ve tetkiklerin yapılmış olduğu, Gaziantep Dr.Ersin Aslan Devlet Hastanesinin 26/09/2012 onay tarihli Servikal Spinal BT tetkik raporunda; C4-5 seviyesinde minimal bulging, C5-6 ve C6-7 seviyelerinde anterior subaraknoid mesafeyi oblitere ederek medulla spinalise bası oluşturan osteofitik oluşum tespit edilmesi üzerine diskektomi operasyonu uygulandığı, bu bulgular dikkate alındığında uygulanan ameliyatın endikasyonunun ve uygulama şeklinin tıbben doğru olduğu, postop 1. günde hastada quadriparezi geliştiği, çekilen MR’da tespit edilen bası bulgusuna yönelik acil operasyona alındığı, greftler ve putty parçalarının çıkarıldığı, tanıya yönelik kortikosteroid tedavisi ve fizik tedavi uygulandığı, bu durumun herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmalden kaynaklanmayan 'komplikasyon' olarak nitelendirildiği, söz konusu komplikasyonun tanısı konularak gerekli tedavilerin uygulanmış olduğu, sağlık görevlilerinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, dolayısıyla ilgili sağlık çalışanlarına atfı kabil kusur bulunmadığı, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten idareye kusur atfedilemeyeceği" yönünde görüş bildirildiği,
İdare Mahkemesince; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacıya uygulanan tedavi ve yapılan işlemlerde idarenin hizmet kusuru bulunduğuna yönelik bir tespit olmadığından, meydana gelen zarardan idarenin sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,
Bölge İdare Mahkemesince, "temin edilemediği belirtilen ameliyat öncesi çekilen grafilerinin dosyada mevcut olup olmadığı tekrar incelenerek, dosyada mevcut değilse, söz konusu tıbbi evrak incelenmeden olayda sağlık personelinin kusur durumunun tespit edilebilmesinin mümkün olup olmadığı veya ne derecede mümkün olduğu, belirtilen eksikliğin kusur incelemesine olan olumsuz etkisinin ne olduğu, söz konusu tıbbi evrakın, sağlık personelince yapılacak tıbbi müdahaledeki ve Adli Tıp Kurumunun kusur incelemesindeki etki ve faydası dikkate alındığında, davalı idarece temin edilememesinin veya (şayet grafi çekilmemişse) bu yönde bir tetkik yapılmamasının hizmet kusuru teşkil edip etmediği" hususlarının açıklığa kavuşturulması için ek bilirkişi raporu düzenlenmesinin talep edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 24/04/2019 tarih ve 1913 karar numaralı raporda, "Dava dosyasında ameliyat öncesinde çekilmiş olan 26/09/2012 tarihli radyolojik görüntüleme tetkiklerinin (grafilerinin) bulunmadığı, Kurumumuzun 09/03/2015 ve 25/11/2015 tarihli müzekkerelerinde talep edilen Gaziantep Dr. Ersin Aslan Devlet Hastanesinin 26/09/2012 onay tarihli Servikal Spinal BT tetkikinin aslının veya CD halinde (DICOM formatında) kopyasının tarafımıza gönderilmemesi nedeniyle Kurulumuzun ... tarih ve ... karar nolu mütalaasında dava dosyasında bulunan Servikal Spinal BT rapor sonucuna göre değerlendirme yapılmış olduğu, mevcut görüntüleme raporunun doğru olduğunun kabulü halinde yapılan işlemin endikasyonuna dair Kurulumuzun ...tarih ve ... karar no'lu mütalaasında değişecek bir husus bulunmadığı çekilen radyolojik görüntüleri saklama yükümlülüğünün idarenin sorumluluğunda bulunduğu dolayısıyla saklanmamasının eksiklik olarak değerlendirildiği, söz konusu tetkikin aslının veya CD halinde (DICOM formatında) kopyasının tarafımıza gönderilmesi halinde yeniden değerlendirme yapılabileceği" yönünde görüş bildirildiği,
Bölge İdare Mahkemesince; dosyadaki belgeler ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı bilirkişi raporunun incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmına Karşı Davacı Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Yönelik Bölümünün İncelenmesi;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik bölümü usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu bölümünün bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmına Karşı Davacı Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Yönelik Bölümünün İncelenmesi;
İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, "uygulanan ameliyatın endikasyonunun ve uygulama şeklinin tıbben doğru olduğu, postop 1. günde hastada quadriparezi geliştiği, çekilen MR’da tespit edilen bası bulgusuna yönelik acil operasyona alındığı, greftler ve putty parçalarının çıkarıldığı, tanıya yönelik kortikosteroid tedavisi ve fizik tedavi uygulandığı, bu durumun herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmalden kaynaklanmayan 'komplikasyon' olarak nitelendirildiği, söz konusu komplikasyonun tanısı konularak gerekli tedavilerin uygulanmış olduğu, sağlık görevlilerinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, dolayısıyla ilgili sağlık çalışanlarına atfı kabil kusur bulunmadığı" ve Bölge İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda da, "Kurulumuzun ... tarih ve ... karar nolu mütalaasında dava dosyasında bulunan Servikal Spinal BT rapor sonucuna göre değerlendirme yapılmış olduğu, mevcut görüntüleme raporunun doğru olduğunun kabulü halinde yapılan işlemin endikasyonuna dair Kurulumuzun ... tarih ve ... karar no'lu mütalaasında değişecek bir husus bulunmadığı" belirtilmesi karşısında, 26/09/2012 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat sonrasında davacıda oluştuğu belirtilen şikayetlerin davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı açıkça ortaya konulamadığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi için gereken koşullar oluşmamıştır.
Bununla birlikte, olaya yönelik olarak hazırlanan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar numaralı raporunda, ameliyat öncesi çekilen grafiler temin edilemediğinden, bu grafilerin raporuna göre değerlendirme yapılarak, uygulanan ameliyatın endikasyonunun ve uygulama şeklinin tıbben doğru olduğu, meydana gelen zararın komplikasyon olduğu ve komplikasyonun tanısı konularak gerekli tedavilerin uygulanmış olduğu bildirilmiştir.
Ayrıca, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar numaralı raporunda da, ameliyat öncesi çekilen grafilerin bulunmadığı, bu grafilerin dosyada bulunan rapor sonucuna göre değerlendirme yapıldığı, mevcut görüntüleme raporunun doğru olduğunun kabulü halinde yapılan işlemin endikasyonuna dair Kurullarının ... tarih ve ... karar numaralı mütalaasında değişecek bir husus bulunmadığı, çekilen radyolojik görüntüleri saklama yükümlülüğünün idarenin sorumluluğunda bulunduğu, dolayısıyla saklanmamasının eksiklik olarak değerlendirildiği bildirilmiştir.
Bakılan davada, Gaziantep Dr. Ersin Arslan Devlet Hastanesinde uygulanan boyun fıtığı ameliyatından önce çekilmiş olan Servikal Spinal BT tetkikinin aslının davalı idarece temin edilmemiş olması sebebiyle, Adli Tıp Kurumunca anılan bu tetkikin dosyada bulanan rapor sonucunun doğruluğu kabul edilmek suretiyle tıbbi mütalaa hazırlandığı, olayda tıbbi kayıtların aslının incelenememesi şeklinde zuhur eden eksiklik nedeniyle, davacının, gerçekleştirilen boyun fıtığı ameliyatının endikasyonunun ve uygulama şeklinin doğruluğu hususunda ömür boyu şüphe duyacağı ve bu ameliyat nedeniyle meydana geldiğini iddia ettiği zararlarının nedenine hiçbir zaman ulaşamayacağı açıktır.
Bu itibarla, davacının maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacak olması nedeniyle meydana gelen manevi zararının, manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği de gözetilmek suretiyle tazmini gerektiğinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik bölümünde hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının; İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik bölümünün ONANMASINA, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik bölümünün BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 01/04/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın