10. Daire 2019/7371 E. 2023/6906 K. — Danıştay Kararı
10. Daire 2019/7371 Esas 2023/6906 Karar 15.11.2023
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/7371 E., 2023/6906 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/7371 Karar No : 2023/6906
DAVACI : …
DAVALI : … Bakanlığı / … VEKİLİ : Av. …
DAVANIN_KONUSU : 30/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Konkordato Komiserinin Niteliklerine ve Alacaklılar Kurulunun Zorunlu Olarak Oluşturulmasına Dair Yönetmeliğin yürürlükte olduğu tarihte, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinde 15/12/2018-11/01/2019 tarihleri arasında aldığı eğitim sonucunda Konkordato Komiserliği Eğitim Programını başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandığı, dava konusu düzenleme ile söz konusu sertifikanın geçerliliğini yitirdiği, kazanılmış haklarının ihlal edildiği, düzenleyici işlemlerin geçmişe değil geleceğe etkili olduğu, dava konusu Yönetmelik maddesi ile yürürlük tarihinden önce hak kazanılan konkordato komiserliği eğitim sertifikasının geçmişe etkili olarak geçersiz kabul edildiği, düzenlemenin idare hukukunun temel ilkelerine ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Konkordato kurumunun sağlıklı, etkin ve verimli bir şekilde işleyebilmesinin, komiserlerin yetkinliği ile doğrudan ilgili olduğu, önce 7101, ardından 7155 sayılı kanunlar ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda yapılan değişiklikler ile iflas erteleme müessesesi yerine tekrar uygulaması başlayan konkordato sürecindeki eksiklik ve aksaklıklar Bakanlıklarınca gözlemlenerek komiserlik eğitimi düzenlemesinin yapıldığı, 7155 sayılı Yasanın 15. maddesi ile değişik İcra ve İflas Kanununun 290. maddesi ile komiserlik eğitimi başta olmak üzere yapılan düzenlemeler ile komiserlerin yetkinliğinin artırılmasının amaçlandığı, dava konusu düzenleme öncesinde konkordato komiserlik eğitiminin isteyen her kuruluşça, herhangi bir izin yahut düzenlemeye tabi olmaksızın, kendilerince belirlenen konu başlıklarında ve yine kendilerince belirlenen ders saati üzerinden herhangi bir standart düzeyi ve eğitimcilerin niteliği belirlenmeksizin verildiği, bu nedenlerle geçmiş dönemlerde alınan konkordato komiserliği eğitimlerinde müşterek bir eğitim standardının bulunmadığı, bu eğitimlerin yeterlilik denetimine açıklığının da sağlanamadığı, çıkarılan Yönetmelik ve Genelge ile Kanundan alınan yetkiye dayanılarak gerek komiserlik eğitimini verecek kurumlar gerekse de komiserlik eğitimi alacak kişiler yönü ile sahip olunması gerekli nitelik ve koşulların belirlendiği, 30/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin iptali istenen "Geçiş Hükmü" başlıklı Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenlemenin konkordato sürecindeki eksiklikler ile aksaklıkların giderilmesi, komiserlik eğitiminin belli bir standarda kavuşturulması, eğitimin kalitesinin artırıması ve konkordato kurumunun komiserler eliyle sağlıklı, etkin ve verimli bir şekilde işlemesini temin için komiserlerin yetkinliğini sağlama yanında mevcut yetkinliklerini artırma amacına da yönelik olduğu, Yasa ve Yönetmelik hükümleri ile düzenleme altına alınmadan önceki dönemde, farklı kurum ve kuruluşlarca herhangi bir düzenlemeye ve standarda tabi olmadan verilmiş bulunan konkordato komiserliği eğitimlerinin geçerli sayılmasının Yasa ve Yönetmelik hükümlerinin amacı ile bağdaşmayacağı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme", kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren norm olarak tanımlanmaktadır. (ÖZAY İl Han, Günışığında Yönetim, 2017, İstanbul, s. 426). Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş olup, Anayasa Mahkemesi kararlarında hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, eylem ve işlemleri yargı denetimine açık olan devlet olarak tanımlanmıştır. Bir hiyerarşik kurallar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki kuralların, yürürlüklerini üst düzeydeki kurallardan aldığı kuşkusuzdur. Kurallar hiyerarşisinin en üstünde genel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar yürürlüğünü Anayasa'dan, yönetmelikler ise kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden almaktadır. Dolayısıyla bir kuralın, kendisinden daha üst konumda bulunan bir kurala aykırı veya bunu değiştirici nitelikte hükümler getirmesine imkân bulunmamaktadır. Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri kurala bağlanmıştır. Kanun koyucu, düzenleyeceği konularda genel prensipleri belirler ve bunun uygulamasını yürütmeye, başka bir ifadeyle idareye bırakır. Bu, aslî düzenleme yetkisinin yasama organına ait olmasının doğal bir sonucudur. İdarenin düzenleyici işlem tesis etme yetkisinin "Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında, söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanılması zorunludur. Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen maddesinin hukuka uygunluk denetiminin belirtilen açıklamalar çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, 2004 sayılı Kanun'un 290. maddesinin, 19/12/2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile değişik beşinci fıkrasında, komiserlerin, bilirkişilik bölge kurulları tarafından oluşturulan komiser listesinden seçileceği ve listeye kayıt için Adalet Bakanlığı tarafından izin verilen kurumlardan alınacak eğitimin tamamlanmış olması zorunlu olduğu belirtildikten sonra, altıncı fıkrasında, konkordato komiserinin nitelikleri, eğitimi, eğitim verecek kurumlar ve eğitimden muaf tutulacaklar ile komiserliğe ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirleneceğinin kurala bağlandığı; 30/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin de söz konusu yetkiye dayanılarak hazırlandığı, Yönetmeliğin ilgili maddelerinde, komiserlik eğitiminin içeriğine, eğitim verecek kişilerin niteliğine ve eğitim verecek kurumlara ilişkin detaylı düzenlemelere yer verildiği, dava konusu Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılan 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Konkordato Komiserinin Niteliklerine ve Alacaklılar Kurulunun Zorunlu Olarak Oluşturulmasına Dair Yönetmelikte konkordato komiserinin niteliklerine düzenlemelere yer verilmiş ise de, konkordato komiserinin eğitime yönelik herhangi bir düzenleme yapılmadığı, komiserlik eğitimine ilişkin düzenlemenin ilk defa dava konusu Yönetmelik ile getirildiği ve Yönetmeliğin temel amacının, komiserlik eğitiminin belirli bir standarda kavuşturulması, eğitimin kalitesinin artırılması ve konkordato kurumunun komiserler eliyle sağlıklı, etkin ve verimli bir şekilde işlemesini sağlamak için komiserlerin eğitiminin belirli bir standarda bağlanması olduğu dikkate alındığında, Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce alınan komiserlik eğitimlerinin, listeye kayıt için yapılacak başvurularda dikkate alınmayacağına ilişkin dava konusu düzenlemede bu yönüyle üst hukuk kurallarına aykırılık bulunmadığı gibi davacının geçmişe dönük düzenleme yapıldığı ve kazanılmış hakkının ihlal edildiği iddiasına da itibar edilmesi mümkün olmamakla birlikte, kanunlarda veya düzenleyici işlemlerde yaşanan beklenmedik değişikliklerin, mevcut hukuki düzenlemelere göre hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyler açısından haklı beklenti oluşmasına sebep olan en önemli durumlardan birisi olduğu dikkate alındığında, dava konusu uyuşmazlığın "haklı beklenti" kavramı yönünden ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
Haklı beklenti kavramı yönünden yapılan inceleme; "Haklı beklenti", idarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. (ULUSOY Ali D., Yeni Türk İdare Hukuku, 2021, Ankara, s. 453). Haklı beklenti kavramı, Anayasa Mahkemesi kararlarında, mâkûl bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklenti olarak tanımlanmıştır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 01/07/2015, §21). Anayasa Mahkemesi'nin haklı beklenti kavramının değerlendirildiği uyuşmazlıklardaki yaklaşımı incelendiğinde ise, Mahkeme'nin 20/09/2012 tarih ve E:2012/65, K:2012/128 sayılı kararına göre, kanunların uzun süreli uygulanmasına güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin, bu kanunların uygulanacağı yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması gerekmekle birlikte, hukuki güvenlik ilkesi, her türlü beklentinin korunmasını zorunlu kılmamaktadır. Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesi için, haklı beklenti seviyesine ulaşması gerekmektedir. Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi'nin 15/11/2017 tarih ve E:2016/133, K:2017/155 sayılı kararında da ifade edildiği üzere, kişilerin mevcut kurallar çerçevesindeki tüm beklentilerinin mutlak suretle hukuken korunması, kuralların değişmezliğine yol açabileceği gibi, kuralların değiştirilmesini anlamsız kılabilecek sonuçlara da yol açabilmektedir. Oysa hukuk, toplumun değişimine ve gelişimine koşut olarak değişime açık ve yaşayan bir varlık olduğundan, her değişiklikte olduğu gibi kişilerin değişen kurallardan etkilenmesi kaçınılmazdır. Bir kuralda yapılan değişikliğin kişilerin elde etmeyi bekledikleri haklara etkisinin saptanmasında ise söz konusu kuralın değiştirilme gerekçelerinin irdelenmesi gerekmektedir. Haklı beklentilerin korunmasının genel olarak üç aşamalı bir değerlendirmenin sonucunda mümkün olduğu kabul edilmektedir. Buna göre ilk aşamada bir beklentinin var olması, ikinci aşamada beklentinin haklı olması ve üçüncü aşamada ise beklentiyi korumamayı gerektiren baskın kamu yararının olmaması gerekmektedir. Eğer beklenti tüm bu şartları taşıyor ise hukuken korunmaya değer asgari koşulları taşıdığı varsayılır (GİŞİ Selçuk, Haklı Beklentiler İlkesi, Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı, 2016, Ankara, s. 107). 2004 sayılı Kanun'un 290. maddesinin, 19/12/2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile değişik beşinci fıkrasında, komiserlerin, bilirkişilik bölge kurulları tarafından oluşturulan komiser listesinden seçileceği, listeye kayıt için Adalet Bakanlığı tarafından izin verilen kurumlardan alınacak eğitimin tamamlanmış olması zorunlu olduğu kurala bağlanmış olmasına rağmen, dava konusu Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılan 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Konkordato Komiserinin Niteliklerine ve Alacaklılar Kurulunun Zorunlu Olarak Oluşturulmasına Dair Yönetmelikte konkordato komiserinin eğitime yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Davacıda, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinde 15/12/2018-11/01/2019 tarihleri arasında aldığı eğitim sonucunda Konkondato Komiserliği Eğitim Programını tamamlayarak almaya hak kazandığı Konkordato Komiserliği Eğitim Sertifikasına istinaden, eğitim aldığı dönemde yürürlükte bulunan söz konusu düzenlemeler uyarınca, bilirkişilik bölge kurulları tarafından oluşturulan komiser listesine kaydının yapılması yönünde bir beklentinin oluştuğu düşünülebilecek ise de, konkordato komiserliği eğitiminin standartlarına ilişkin düzenlemenin ilk defa 2004 sayılı Kanun'un 290. maddesinin altıncı fıkrasında davalı idareye verilen düzenleme yetkisine dayanılarak dava konusu Yönetmelik ile getirildiği, bu Yönetmeliğin temel amacının ise, komiserlik eğitiminin belirli bir standarda kavuşturulması, eğitimin kalitesinin artırıması ve konkordato kurumunun komiserler eliyle sağlıklı, etkin ve verimli bir şekilde işlemesini sağlamak için komiserlerin eğitiminin belirli bir standarda bağlanması olduğu dikkate alındığında, dava konusu düzenlemede, davacıda oluşan beklentinin kurunmamasını gerektiren üstün kamu yararının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava, 30/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanması hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi için zorunlu koşullardandır. Yapılan düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik göz önünde bulundurularak hukuki güvenlik sağlanır. Devlet açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koyarak bunları uyguladığı zaman hukuk güvenliği sağlanır. Haklı beklenti, yönetimin ister bir düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. İdareler, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, her zaman yönetmelik, tebliğ, genelge çıkarabilme ve bu düzenlemelerle, değişen koşullar dikkate alınarak, daha önceki düzenlemeler ile doğmuş olan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip bulunmaktadırlar. Ancak idareler, bu konudaki yetkilerini kullanırken önceki düzenlemeler kapsamında kişilerin kazanılmış haklarını ve haklı beklentilerini korumak zorundadırlar. Bu durum, hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın sağlanması açısından vazgeçilmez niteliktedir. Dolayısıyla, idarece düzenleme yapılırken, düzenlemeden etkilenen bireylerin durumu titizlikle ele alınmalı, değişiklikten önce öngörülen şartlarını taşıyanl ve fiilen çalışan kişiler hakkında geçici madde eklenmek ve bir geçiş süreci öngörülmek suretiyle durumlarının korunması gerekir. 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 289. maddesinin 4. ve 290. maddesinin 6. fıkrasına dayanılarak hazırlanan 30/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren dava konusu Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde;" (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce alınan komiserlik eğitimleri, listeye kayıt için yapılacak başvuruda dikkate alınmaz." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, 15/12/2018-11/01/2019 tarihleri arasında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen 24 saatlik "Konkordato Komiserliği" eğitim programını tamamlayarak sertifika alan davacının Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce fiilen konkordato komiserliği yapmadığı, uyuşmazlığa konu 30/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin 4. ve 10. maddelerinin, davacının sertifika aldığı programda verilen eğitimden çok farklı kriterler öngördüğü gibi bu yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Konkordato Komiserinin Niteliklerine ve Alacaklılar Kurulunun Zorunlu Olarak Oluşturulmasına Dair Yönetmelik"in yürürlükte olduğu dönemde konkordato komiserinin nitelikleri belirtilmekle birlikte eğitime yönelik bir düzenleme getirmediği, müşterek bir eğitim standardı öngörmediği, komiserlik eğitimine ilişkin düzenlemenin uyuşmazlığa konu 30/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik ile ilk defa getirildiği, dikkate alındığında, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce ve herhangi bir mevzuata dayanmadan alınan sertifikaların geçersiz sayılması yolunda getirilen dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Avukat olan davacı henüz 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 290.maddesinde, konkordato komiserlerinin listesi ve eğitimi ile ilgili değişiklik yapan 7155 sayılı Kanun ve bu değişikliğe dayanılarak çıkarılan dava konusu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinde 15/12/2018-11/01/2019 tarihleri arasında aldığı 24 saatlik eğitim sonucunda Konkondato Komiserliği Eğitim Programını tamamlayarak sertifika almaya hak kazanmıştır. 7155 sayılı Kanun'un 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra, 30/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin dava konusu 1. fıkrasında, "Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce alınan komiserlik eğitimleri, listeye kayıt için yapılacak başvuruda dikkate alınmaz." kuralına yer verilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu düzenlemenin geçmişe etkili olduğu ve kazanılmış haklarını ihlal ettiği iddiasıyla bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun, adî konkordatonun genel olarak tanımı, amacı, kapsamı ile hüküm ve sonuçlarını düzenleyen maddelerine bakıldığında; 7101 sayılı Kanunla değişik "Konkordato talebi" başlıklı 285. maddesinde, konkordatonun, borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu ya da bu borçlunun alacaklısı tarafından, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmesi veya muhtemel bir iflâstan kurtulması için istenilebileceği, konkordato kararının verilmesinde asliye ticaret mahkemesinin görevli ve yetkili olduğu; "Geçici mühlet" başlıklı 287. maddesinde, konkordato talebi üzerine mahkemenin, belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl 3 ay süreyle geçici mühlet kararı verip konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendireceği; "Kesin mühlet" başlıklı 289. maddesinde, mahkemenin, geçici mühlet içinde geçici komiserin yazılı raporunu da değerlendirerek kesin mühlet hakkındaki kararını vereceği, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması hâlinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verilerek -yeni bir görevlendirme yapılmasını gerektiren bir durum olmadığı takdirde- geçici komiser veya komiserlerin görevine devam etmesine karar verip dosyayı komisere tevdi edeceği; 290. maddesinde, konkordato komiserinin, konkordato projesinin tamamlanmasına katkıda bulunmak, borçlunun faaliyetlerine nezaret etmek, mahkemeye raporlar sunmak, konkordatonun seyri ve borçlunun güncel malî durumu hakkında alacaklılar kuruluna ve diğer alacaklılara bilgi vermek ile görevli olduğu; "Kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları" başlıklı 294. maddesinde de, Mühlet içinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamayacağı, evvelce başlamış takiplerin duracağı, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararlarının uygulanmayacağı, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetlerin işlemeyeceği hususlarının hükme bağlandığı görülmektedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun, dava konusu Yönetmeliğin dayanağını teşkil eden hükümlerine bakıldığında ise; 15/03/2018 tarihli ve 30361 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7101 sayılı Kanunla değişik 289. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Mahkemece, kesin mühlet kararıyla beraber veya kesin mühlet içinde uygun görülecek bir zamanda yedi alacaklıyı geçmemek, herhangi bir ücret takdir edilmemek ve tek sayıda olmak kaydıyla ayrıca bir alacaklılar kurulu oluşturulabilir. Bu durumda alacakları, hukuki nitelik itibarıyla birbirinden farklı olan alacaklı sınıfları ve varsa rehinli alacaklılar, alacaklılar kurulunda hakkaniyete uygun şekilde temsil edilir. Alacaklılar kurulu oluşturulurken komiserin de görüşü alınır. Alacaklılar kurulu her ay en az bir kere toplanır ve hazır bulunanların oy çokluğuyla karar alır. Komiser bu toplantıda hazır bulunarak alınan kararları toplantıya katılanların imzasını almak suretiyle tutanağa bağlar. Alacaklı sayısı, alacak miktarı ve alacakların çeşitliliği dikkate alınarak alacaklılar kurulunun zorunlu olarak oluşturulacağı hâller ile alacaklılar kuruluna ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikte gösterilir." kuralına yer verildiği; Yine 7101 sayılı Kanunla değişik 290. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında, "Mahkemece atanan geçici komiser ve komiserler, özel sicilinde kaydedilmek üzere mahkemenin bağlı bulunduğu bölge adliye mahkemesi bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir. Bir kişi eş zamanlı olarak beşten fazla dosyada geçici komiser ve komiser olarak görev yapamaz. Komiserin sorumlulukları hakkında 227 nci maddenin dördüncü ve beşinci fıkrası hükümleri uygulanır. Konkordato komiserinin nitelikleri Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir." hükümlerine yer verilmiş iken; Anılan fıkraların, 19/12/2018 tarihli ve 30630 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 sayılı Kanunla, "Komiserler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından oluşturulan komiser listesinden seçilir. Listeye kayıt için Adalet Bakanlığı tarafından izin verilen kurumlardan alınacak eğitimin tamamlanmış olması zorunludur. Ayrıca, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, komiser olarak görevlendirilebilecek, yetkilendirilmiş bağımsız denetçileri liste hâlinde bilirkişilik bölge kurullarına bildirir. Listede görevlendirilecek komiser bulunmaması hâlinde liste dışından görevlendirme yapılır ve bu durum bölge kuruluna bildirilir. Bir kişi eş zamanlı olarak beşten fazla dosyada geçici komiser ve komiser olarak görev yapamaz. Komiserin sorumlulukları hakkında 227'nci maddenin dördüncü ve beşinci fıkrası hükümleri uygulanır. Konkordato komiserinin nitelikleri, eğitimi, eğitim verecek kurumlar ve eğitimden muaf tutulacaklar ile komiserliğe ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir." şeklinde değiştirildiği; Ayrıca 7155 sayılı Kanunla 2004 sayılı Kanuna eklenen ve 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren geçici 15. maddede, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan konkordato talepleri hakkında talep tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanmasına devam olunur. 290 ıncı maddenin beşinci fıkrası uyarınca komiser listesi oluşturuluncaya kadar listeden görevlendirme usulü dikkate alınmaksızın komiser görevlendirilir. Bir kişinin eş zamanlı olarak beşten fazla dosyada komiser olarak görev alma yasağının takibi amacıyla, görevlendirilen geçici komiser ve komiserler mahkemenin bağlı bulunduğu bölge adliye mahkemesi bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir.” hükmünün yer aldığı görülmektedir. 2004 sayılı Kanun'un 289. maddesinin dördüncü ve 290. maddesinin altıncı fıkrasına dayanılarak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca görevlendirilecek konkordato komiserinin nitelikleri, eğitimi, eğitim verecek kurumlar ve eğitimden muaf tutulacaklar ile alacaklılar kurulunun zorunlu olarak oluşturulacağı hâller ve konkordato komiserliği ile alacaklılar kuruluna dair diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan, 30/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin; 3. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, "komiser", 2004 sayılı Kanunun 287 ve devamı maddeleri gereğince asliye ticaret mahkemesince görevlendirilen konkordato komiseri; (f) bendinde, "liste", bilirkişilik bölge kurulu tarafından oluşturulan komiser listesi; (g) bendinde, "temel eğitim", mevzuatta yer alan esaslar ve Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen ilkeler kapsamında listeye kayıt için alınması gereken zorunlu komiserlik eğitimi olarak tanımlanmış; 4. maddesinin birinci fıkrasında, komiserlerde aranacak nitelikler arasında, en az dört yıllık lisans eğitimi veren fakültelerden veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtiçindeki veya yurtdışındaki öğretim kurumlarından mezun olmak ve beş yıldan az olmamak üzere mesleki tecrübeye sahip bulunmak ile bu Yönetmeliğin 13. maddesi saklı kalmak kaydıyla komiserlik eğitimini tamamlamış olmak sayılmış; 5. maddesinde, mahkemenin, komiseri, bağlı bulunduğu bölge adliye mahkemesinde kurulu bulunan bölge kurulu tarafından oluşturulan listeden seçeceği öngörülmüş; 10. maddesinde, "Temel eğitim, komiserlik görevinin yürütülmesi için gerekli teorik ve pratik bilgileri içerir. Temel eğitim, en az otuz altı ders saatinden oluşur. Eğitim kuruluşları, Başkanlığın uygun görüşü ile eğitim ders saatini arttırabilirler. Temel eğitim medeni usul ve icra iflas hukuku, medeni hukuk, ticaret hukuku ile işletme, iktisat, maliye ve muhasebe alanında profesör, doçent veya doktor unvanına sahip olanlar tarafından verilir. Temel eğitim; icra ve iflas hukukunun genel ilkeleri, konkordato mevzuatı, komiserin taşıması gereken nitelikler, komiserin görevi, yetkisi, yükümlülükleri ile hukuki ve cezai sorumluluğu, konkordato projesi, alacaklılar kurulu ve görevleri, işletme yönetimi, finansal raporların analizi, işletmelerde kriz yönetimi, rapor yazım usul ve tekniği ile Başkanlık tarafından gerekli görülen diğer konuları kapsar. Temel eğitime katılmak zorunludur. Eğitim kuruluşlarınca, katılımcıların derslere devam durumunu gösteren çizelge düzenlenir ve derslerin 1/12’sine devam etmeyenlerin eğitim programıyla ilişiği kesilir. Temel eğitimin içeriği, yöntemi ile usul ve esasları bu alanlardaki ihtiyaca göre Başkanlık tarafından güncellenebilir. Temel eğitime ilişkin usul ve esaslar genelgeyle belirlenir."; 11. maddesinin 1. fıkrasında, "Komiserlere, eğitim izni verilen kuruluşlarca, toplam on iki saatten az olmamak üzere üç yılda bir defa yenileme eğitimi verilir. Komiser, yenileme eğitimine listeye kaydedildiği tarihten itibaren üçüncü yılın içinde katılmak zorundadır. Yenileme eğitimi almayan komiser listeye tekrar kaydedilmez."; 13. maddesinde, "Medeni usul ve icra iflas hukuku, medeni hukuk, ticaret hukuku ile işletme, iktisat, maliye ve muhasebe alanında profesör veya doçent unvanına sahip olanlar komiserlik eğitiminden muaftır."; 14. maddesinin 1. fıkrasında, "Komiserlik eğitimi Bakanlıkça izin verilmek kaydıyla; bünyesinde hukuk fakültesi bulunan üniversiteler ile Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği tarafından verilir."; 18. maddesinde, "İlgili, listeye yazılmak için Başkanlık tarafından belirlenen takvim ve esaslara göre yerleşim yerinin veya mesleki faaliyetini yürüttüğü yerin bağlı olduğu bölge kuruluna başvuru yapar. İlgili, başvuru sırasında kimlik, yerleşim ve iletişim bilgileri ile 4 üncü maddede aranan nitelikleri taşıdığına dair belgeleri ve aynı maddenin birinci fıkrasının (ç), (d), (e), (f) ve (g) bentlerinde gösterilen engellerin kendisinde bulunmadığına dair beyannameyi sunar. Bölge kurulu, listeye kayıt için aranılan şartların sağlandığını tespit ederse ilgiliyi üç yıl için listeye kaydeder; aksi hâlde başvuruyu reddeder. Ret kararı ilgilisine bildirilir. ..."; 25. maddesinde, "2/6/2018 tarihli ve 30439 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Konkordato Komiserinin Niteliklerine ve Alacaklılar Kurulunun Zorunlu Olarak Oluşturulmasına Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır."; Geçici 1. maddesinde ise, "Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce alınan komiserlik eğitimleri, listeye kayıt için yapılacak başvuruda dikkate alınmaz. Bu Yönetmeliğe göre oluşturulan listeler, bölge kurulu tarafından ilan edilir. Bu ilan yapılıncaya kadar listeden görevlendirme usulü dikkate alınmaksızın komiser görevlendirilmesine devam olunur ve bu komiserler listede bulunmasalar dahi mevcut dosyalardaki görevlerini tamamlar." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2004 sayılı Kanun'da 7101 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle, adi konkordatoda mahkemece atanacak geçici komiser ve komiserlerin niteliklerinin Adalet Bakanlığınca yönetmelikle belirleneceği hükme bağlandığından, anılan Kanun değişikliğine dayanılarak hazırlanan ve 02/06/2018 tarihli, 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Konkordato Komiserinin Niteliklerine ve Alacaklılar Kurulunun Zorunlu Olarak Oluşturulmasına Dair Yönetmelik'te konkordato komiserinin niteliklerine yer verilmiş ise de, eğitimine yönelik herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle, anılan Yönetmeliğin yürürlükte olduğu dönemde, davalı idarenin savunma dilekçesinde ifade ettiğine göre, konkordato komiserlik eğitimi, isteyen her kuruluşça, herhangi bir izin yahut düzenlemeye tabi olmaksızın, kendilerince belirlenen konu başlıklarında ve yine kendilerince belirlenen ders saati üzerinden herhangi bir standart düzeyi ve eğitimcilerin niteliği belirlenmeksizin verilmiştir. Aktarılan sebeplerle uygulamada duyulan ihtiyaç üzerine 2004 sayılı Kanun'da 7155 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle, Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliğin kapsamı genişletilerek, konkordato komiserinin niteliklerinin yanında, eğitimi, eğitim verecek kurumlar ve eğitimden muaf tutulacaklar ile komiserliğe ilişkin diğer hususların da yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüş; yine 7155 sayılı Kanunla eklenen ve söz konusu değişikliklerin geçiş sürecinde uygulanmasına yönelik hüküm içeren geçici 15. maddede de, bu maddenin yürürlüğe girdiği 19/12/2018 tarihinde mevcut konkordato talepleri hakkında eski (7101 sayılı) Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı; komiser listesi oluşturuluncaya kadar listeden görevlendirme usulü dikkate alınmaksızın komiser görevlendirileceği kurala bağlanmıştır. Söz konusu yetkiye istinaden çıkarılan ve 02/06/2018 tarihli, 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Konkordato Komiserinin Niteliklerine ve Alacaklılar Kurulunun Zorunlu Olarak Oluşturulmasına Dair Yönetmeliği yürürlükten kaldıran dava konusu Yönetmelikte, kural olarak, konkordato komiseri (geçici komiser dahil) olunması için tamamlanması zorunlu bulunan ve teorik ile pratik bilgileri içeren temel eğitimin en az 36 ders saatinden oluştuğu; icra ve iflas hukukunun genel ilkeleri, konkordato mevzuatı, komiserin taşıması gereken nitelikler, komiserin görevi, yetkisi, yükümlülükleri ile hukuki ve cezai sorumluluğu, konkordato projesi, alacaklılar kurulu ve görevleri, işletme yönetimi, finansal raporların analizi, işletmelerde kriz yönetimi, rapor yazım usul ve tekniği konularını kapsadığı; ayrıca 3 yılda bir 12 saatten az olmamak üzere yenileme eğitiminin tamamlanmasının zorunlu olduğu düzenlenmiş; söz konusu eğitimlerden yalnızca medeni usul ve icra iflas hukuku, medeni hukuk, ticaret hukuku ile işletme, iktisat, maliye ve muhasebe alanında profesör veya doçent unvanına sahip olanlar muaf tutulmuş; dava konusu geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında da, "Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce alınan komiserlik eğitimleri, listeye kayıt için yapılacak başvuruda dikkate alınmaz." kuralına yer verilmiştir.
Öncelikle, 2004 sayılı Kanun'un 289 ve 290. maddeleriyle, konkordato mühleti içinde alacaklılar kurulunun zorunlu olarak oluşturulacağı hâller ile alacaklılar kuruluna ilişkin diğer hususların yanı sıra konkordato komiserinin nitelikleri, eğitimi, eğitim verecek kurumlar ve eğitimden muaf tutulacaklar ile komiserliğe ilişkin diğer hususları yönetmelikle düzenleme konusunda davalı Bakanlığa yetki verildiği açık olup, dava konusu Yönetmeliğin yetki unsuru yönünden hukuka uygun olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin diğer unsurlar bakımından incelenmesine gelince; 2004 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan hükümlerinden görüleceği üzere; konkordato, mali dengesi bozulan borçlunun vadesi gelmiş borçlarını ödemeyememesi halinde ona belirli bir süre vererek bu borçlarını yeniden yapılandırıp ödeme imkanına kavuşmasını sağlayan, böylelikle bir yandan borçlunun iflasına ya da bütün mal varlığını yitirmesine engel olurken, diğer yandan alacaklılara alacağını tahsil imkanı sunan, çift taraflı menfaatin (mülkiyet hakkının) söz konusu olduğu bir müessesedir. Bu çerçevede, konkordatonun, alacaklıların, alacaklı oldukları tutarın tahsilini ertelemesi veya bu tutarı indirmesi sonucunu doğurduğu ve mahkemece verilecek mühlet içinde yapılacak tasarrufların borçların ödenmesine hizmet ederek alacaklıların zarara uğramasına engel olması gerektiği dikkate alındığında; konkordato projesinin yürütümü sırasında yapılacak mali tasarrufları takip ve nezaret ile görevli konkordato komiserinin, bu görevinin gerektirdiği liyakate sahip olması gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla, mülga Konkordato Komiserinin Niteliklerine ve Alacaklılar Kurulunun Zorunlu Olarak Oluşturulmasına Dair Yönetmelikte yer almayan, ilk defa dava konusu Yönetmelik ile getirilen komiserlik eğitimlerine ilişkin kuralların, komiserlik eğitiminin belirli bir standarda kavuşturulması ve kalitesinin yükseltilmesi, komiserlerin niteliklerinin artırılması suretiyle konkordato kurumunun sağlıklı, güvenilir, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi şeklindeki kamu yararı amacına yönelik olduğu açıktır. Nitekim, davacının almış olduğu eğitimin süresi 24 saat iken, dava konusu Yönetmelikte komiserlik eğitiminin asgari 36 saat olması gerektiği öngörülmüştür. Öte yandan, 7155 sayılı Kanunla ilk defa getirilen "komiser listesi" uygulaması, 2004 sayılı Kanuna eklenen geçici 15. maddeyle, kanunların geriye yürümezliği prensibi gereği geriye yürütülmemiş, bu hükmün yürürlüğe girdiği 19/12/2018 tarihinde mevcut konkordato dosyaları ile komiser listesinin oluşturulmasına kadar geçecek süreçteki konkordato dosyalarına, 2004 sayılı Kanun'un 7101 sayılı Kanunla değişik 290. maddesinin 5. ve 6. fıkraları ile mülga Konkordato Komiserinin Niteliklerine ve Alacaklılar Kurulunun Zorunlu Olarak Oluşturulmasına Dair Yönetmelik uyarınca konkordato komiseri görevlendirilmesi uygun görülmüştür. Dava konusu Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında da, Yönetmelikle detayları belirlenen eğitim koşulu ve liste uygulaması, Kanun'un geçici 15. maddesindeki hükme paralel olarak geriye yürütülmemiş, daha önce alınmış olan komiserlik eğitimlerinin, yalnızca listeye kayıt için yapılacak başvuruda dikkate alınmayacağı düzenlenmiş; böylece bir yandan komiser listesinin oluşturulup bilirkişilik bölge kurulunca ilan edilmesinden itibaren bütün komiserlerin aynı nitelikleri haiz olması ve konkordato kurumunun bir bütün olarak sağlıklı, güvenilir, etkin ve verimli bir şekilde çalışması amaçlanmış, diğer yandan da bu Yönetmelikten önce komiserlik eğitimi almış komiserlerin, Yönetmeliğe göre komiser listesinin oluşturulup ilan edilmesine kadar geçecek süreçte açılacak konkordato dosyalarında -bu dosyalar sonuçlanana kadar- görevlendirilmesi öngörülmüş, bir başka ifadeyle eski eğitim belgeleri söz konusu tarihe (komiser listesinin oluşturulup ilan edilmesine) kadar geçerli kabul edilmiştir. Dolayısıyla, dayanağı 2004 sayılı Kanunun geçici 15. maddesindeki hükme paralel hüküm içeren dava konusu fıkrayla, eğitim ve listeye ilişkin kuralların geriye yürütüldüğünden bahsedilemeyeceği gibi, dayanağı Kanunun lafzı ile ruhuna uygun olarak konkordato komiserlerinin niteliklerinin artırılmasının amaçlandığı anlaşıldığından, bu haliyle kuralda hukuka ve kamu yararı amacına aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacının, geçmişe dönük düzenleme yapıldığı iddiasının incelenmesi; Davacı tarafından, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinde 15/12/2018-11/01/2019 tarihleri arasında aldığı eğitim sonucunda Konkordato Komiserliği Eğitim Programını tamamlayarak almaya hak kazandığı Konkordato Komiserliği Eğitim Sertifikasının geçmişe etkili olarak geçersiz kabul edildiği ileri sürülmekte ise de; yukarıda belirtildiği üzere, dava konusu Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kuralın, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak listeye kayıt başvuruları için geçerli olduğu, geçmişe dönük düzenleme yapılmasının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Esasen, dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce alınan komiserlik eğitimlerinin, yürürlük tarihinden sonra listeye kayıt için yapılacak başvurularda dikkate alınmaması, Yönetmelik ile getirilen eğitim standartları ile hedeflenen amaca ulaşılması açısından gereklidir. Bu itibarla, davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir.
Davacının, kazanılmış hakkının ve haklı beklentisinin ihlal edildiği iddiasının incelenmesi; "Kazanılmış hak"; yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir haktır. Bir hakkın, kazanılmış hak olarak nitelendirilebilmesi için, yürürlükteki hukuk kuralına uygun şekilde bütün sonuçları ile elde edilmesi gerekir. İlgilileri lehine hukuki sonuçlar doğuracak şekilde, tahakkuk etmiş, kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş olması gerekmektedir. Başka bir anlatımla, bir hak, bütün sonuçlarıyla birlikte elde edilmedikçe, kazanılmış hakkın varlığından söz edilemez. "Haklı beklenti" ise, idarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. (ULUSOY Ali D., Yeni Türk İdare Hukuku, 2021, Ankara, s. 453). Haklı beklenti kavramı, Anayasa Mahkemesi kararlarında, mâkûl bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklenti olarak tanımlanmıştır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 01/07/2015, §21). Davacı tarafından, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinde 15/12/2018-11/01/2019 tarihleri arasında aldığı eğitim sonucunda Konkordato Komiserliği Eğitim Programını tamamlayarak almaya hak kazandığı Konkordato Komiserliği Eğitim Sertifikasının dava konusu düzenleme ile geçersiz sayılması sebebiyle kazanılmış hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir. Davacının konkordato komiserliği eğitimi aldığı (15/12/2018-11/01/2019) dönemde yürürlükte bulunan 2004 sayılı Kanun'un 289 ve 290. maddeleri ile bu hükümlere dayanılarak çıkarılan Konkordato Komiserinin Niteliklerine ve Alacaklılar Kurulunun Zorunlu Olarak Oluşturulmasına Dair Yönetmelikte konkordato komiserlerinin eğitimleri ile listesine yönelik herhangi bir düzenleme yer almadığı, buna bağlı olarak davacının tamamladığı eğitimin ilgili eğitim kurumunca kendiliğinden (izin alınmaksızın, kendi belirlediği kapsam ve kurallarla) oluşturulup verildiği, davacı tarafından da kendi isteğiyle (zorlayıcı bir mevzuat hükmü olmaksızın) alındığı ve bu eğitim sonucunda hak ettiği sertifikanın kanuni ya da idari düzenlemelerde komiserlik yapma ehliyeti bakımından herhangi bir karşılığının bulunmadığı, ayrıca davacının bir liste ya da sicil kaydının da olmadığı dikkate alındığında; davacı açısından bütün hukuki sonuçları ile elde edilmiş bir kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği gibi, yukarıdaki gerekçelere ek olarak, davacının eğitim süreci devam ederken 7155 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği ve davalı Bakanlığa eğitim konusunda düzenleme yetkisi verildiğinin öğrenildiği göz önünde bulundurulduğunda, mevcut sistemin aynen devam edeceği yolunda bir haklı beklentiden söz edilmesinin de mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının bu iddiasına da itibar edilmemiştir. Belirtilen açıklamalar çerçevesinde, 30/01/2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin dava konusu Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.