Hukuk Genel Kurulu 2021/384 E. 2022/1596 K. — Yargıtay Kararı
Hukuk Genel Kurulu 2021/384 Esas 2022/1596 Karar 24.11.2022
Hukuk Genel Kurulu 2021/384 E., 2022/1596 K.
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “Tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 8. İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; Türkiye’de 01.07.1982 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamında başlayan sigortalı çalışmalarından dolayı prim gün sayısı 836 olan müvekkilinin Avustralya’da 01.03.1987-01.08.1998 ve 15.08.1998-09.05.2012 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığı süreyi borçlanma talebi üzerine davalı Kurumca tüm hizmet süresine göre 9.056 gün üzerinden 85.669,76TL borç tahakkuk ettirildiğini, kısmî borçlanmayı tercih eden davacının 4.460 gün karşılığı 42.200TL ödeme yaptığını, toplam prim gün sayısının 5.296 güne yükseldiğini, 01.06.2013 tarihli tahsis talebi üzerine 723,53TL tutarında aylık bağlandığını, ancak bu aylığın emsallerine ödenenin çok altında olması nedeniyle 25.09.2013 tarihinde davalı Kuruma başvurduğunu, aylık hesabında hata olmadığı yönünde cevap verildiğini, Kurumun yurt dışı hizmet borçlanmasını 09.05.2012 tarihinden 4.460 gün geriye giderek mal ettiğini ancak 4.460 günlük borçlanmanın müvekkilinin daha lehine olan 01.03.1987-01.08.1998 (4.111 gün) ve 15.08.1998-30.07.1999 (349 gün) tarihleri arasındaki sürelere mal edilmesi gerektiğini, Hukuk Genel Kurulunun 2012/10-1618 E. sayılı kararında da belirtildiği üzere sosyal güvenlikle ilgili uyuşmazlıklarda sigortalı lehine yorum yapılması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının 01.06.2013 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının miktarının tespiti ile eksik yatırılan miktarın işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesi vermemiş ancak davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. Ankara 8. İş Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli ve 2015/397 E., 2016/142 K. sayılı kararı ile; davacının 4.460 günlük yurt dışı hizmet borçlanmasının ödeme tarihi olan 09.05.2012 tarihinden geriye doğru gidilerek 20.12.1999-09.05.2012 tarihleri arasına mal edilerek buna göre yaşlılık aylığı bağlandığı, gelen Kurum kayıtları, yapılan yargılama ve alınan bilirkişi esas ve ek raporları doğrultusunda davacıya 01.06.2013 tarihinde ödenmesi gereken yaşlılık aylığının ek ödeme hariç 1.083,38 TL olduğunun ve eksik ödenen yaşlılık aylıklarının ay be ay işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespiti gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Ankara 8. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir. 8. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 31.01.2019 tarihli ve 2016/11095 E., 2019/588 K. sayılı kararı ile; "...3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan yurtdışı hizmet borçlanması sonucu elde edilen sigortalı hizmetlerin ilgili geçmiş dönemlerine mal edilmek suretiyle yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkin olan davada; istemin kabulüne dair hüküm, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanunun “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır. 3201 sayılı Yasanın, 17/04/2008 tarih ve 5754 sayılı Yasanın 79. maddesi ile değişik “ Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5.Maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, yasanın 5.madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar ve benimsenen ilkeler kapsamında, uyuşmazlık konusu husus yeniden usulunce incelenenip, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Ankara 8. İş Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2019/53 E., 2019/234 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten davacıya 09.05.2012 tarihinden 4.460 gün geriye gidilerek bağlanan aylığın Kurumca bağlanacağı beyan edilen aylıktan az olduğu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2016/18136 Esas sayılı ilamı da dikkate alındığında davacı lehine hesap yapılması suretiyle alması gereken aylığın mahkemece belirlendiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararını Temyiz: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca yurt dışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışı sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olarak belirlenmesinin ve yaşlılık aylığı miktarının da buna göre değerlendirilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Öncelikle konuyla ilgili kavramlar ve yasal düzenlemeler üzerinde kısaca durulmasında fayda bulunmaktadır. 13. İnsan, tarihin her döneminde kendisini yoksulluğa sürükleyen, geleceğini tehlikeye iten olayları bertaraf etme düşünce ve kaygısı içinde olmuştur. Tehlikeyle karşılaşan, yoksulluğa düşen bireylere asgari bir güvence sağlamak, sosyal güvenlik anlayışının hakim yönü olmak zorundadır. Bu nedenledir ki, çağa damgasını vuran sosyal devlet anlayışının işlevi hiçbir şekilde önemini yitirmeyecektir. 14. Sosyal güvenlik, sosyal devleti gerçekleştirme araçlarından sadece bir tanesidir. Halkına sosyal güvenliği sağlayan, herkesi asgari yaşam seviyesinde buluşturan, insanların geleceklerine güvenle bakmalarını teminat altına alan devlet “sosyal devlet” tanımına biraz daha yaklaşmış olacaktır. 15. Sosyal güvenlik ... temel bir insan ... olup çağdaş anayasaların tümünde bu anlayışa yer verilmiştir. Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin belirlendiği 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 2. maddesinde, “Devletin sosyal bir hukuk devleti” olduğu hükme bağlanmış, 60. maddesinde de herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alıp gerekli teşkilatı kuracağı öngörülmüştür. 16. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 62. maddesi; “Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır.” hükmünü içermektedir. 17. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun (3201 sayılı Kanun) ile yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına yurt dışında çalıştıkları süreleri borçlanma ve buna bağlı olarak yaşlılık sigortasından yararlanma ... verilmiş ve bu kişilerin yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında sosyal güvenliklerine gerek kalmaksızın Türkiye'de sosyal güvenceye kavuşmalarına imkân tanınmıştır. 18. Hizmet borçlanması, sosyal güvenlik ... elde edilmesinde istisnai bir yöntem olarak; primi ödenmediği için hizmet süresinden sayılmayan bazı sürelerin primlerinin borçlanılıp ödenmesi koşuluyla yaşlılık aylığına esas sigortalılık süresi ve prim gün sayısından sayılmasını sağlayan bir yapıyı ifade etmektedir. 19. Sosyal güvenliğin dinamik yapısı, amaç ve kapsamındaki genişleme eğilimi, sosyal risklerin artan etkisi dikkate alındığında yasalarda yer alan ve sosyal güvenliğin çatısını oluşturan bu gibi kavramların sınırlarının belirlenmesinde her zamankinden daha fazla zorunluluk bulunmaktadır. 20. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un "Amaç ve kapsam" başlıklı 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanun ile değişik 1. maddesinde; “Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” düzenlemesi bulunmakta iken 10.09.2014 tarihli 6552 sayılı Kanun ile değişik son hâlinde; “Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” hükmüne yer verilmiştir. 21. Başvuru sahibinin borçlanabileceği sürenin tespitine yönelik 3201 sayılı Kanun’un 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5. maddesindeki; “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” şeklindeki düzenleme ile borçlanılacak sürenin nasıl değerlendirileceği ve hangi aylara mal edileceği hükme bağlanmıştır. 22. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki; borçlanma yasalarının istisnai düzenlemeler olduğu dikkate alındığında iş ve sosyal güvenlik hukukuna hakim prensip olan; işçi ve sigortalı lehine yorum ilkesinden söz edilerek yasalarda açıkça belirtilen tanımların dışına çıkılmasına imkân bulunmamaktadır. Bu nedenle yurt dışı hizmet borçlanmasının değerlendirilmesinde yasanın amacından hareket etmek gerekir. 23. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca yurt dışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenecektir. 24. Bu durumda yurt dışı borçlanma talebi üzerine tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin kısmen ödenmesi veya kısmen borçlanma yapılması hâlinde yapılan ödemeye veyahut kısmen borçlanmaya karşılık gelen sigortalılık süresinin hangi tarihlere mal edileceği 3201 sayılı Kanun'un 5. madde kapsamında değerlendirilerek yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru hesaplanması ile sonuca ulaşılması gerekmekte olup 5. maddedeki borçlanılan sürelerin hangi tarihlere mal edileceğine yönelik açık düzenleme karşısında borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmesinin de sonuca etkili olmadığı belirgindir. 25. Somut olayda Türkiye'de 01.07.1982 tarihinde mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında sigortalılık tescili yapılan ve 01.08.1982-15.12.1985 tarihleri arasında 496 gün, mülga 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'na (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un 4/1-c maddesine) tabi 01.03.1986-30.01.1987 tarihleri arasında 330 gün ve 25.05.2012-03.06.2012 tarihleri arasında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un 4/1-a maddesine göre 10 gün olmak üzere toplam 836 gün primi ödenmiş hizmeti bulunan davacının Avustralya'da 01.03.1987-01.08.1998 ve 15.08.1998-09.05.2012 tarihleri arasında geçen hizmetlerini borçlanma talebinde bulunması üzerine Kurumca tüm hizmet süresine göre 9.056 gün üzerinden tahakkuk ettirilen 85.669,76TL tutarındaki borçlanma bedelinin 4.460 güne denk gelen 42.200TL'sini ödediği, Kurum tarafından borçlanılan sürenin 09.05.2012 tarihinden 4.460 gün geriye gidilerek 20.12.1999-09.05.2012 tarihleri arasındaki süreye mal edildiği ve 01.05.2013 tarihli tahsis talebine istinaden 01.06.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının yurt dışı hizmet borçlanmasının 01.03.1987 tarihinden ileriye doğru sayılarak yaşlılık aylığının yeniden hesaplanmasına ilişkin başvurularının davalı Kurumca reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında yazılan müzekkereye verilen cevabi yazı ve ekindeki belgelerden davacının borçlandığı süresinin 01.03.1987-01.08.1998 ve 15.08.1998-30.07.1999 tarihleri arasında değerlendirilmiş olması hâlinde bağlanması gereken yaşlılık aylığının 25.04.2016 tarihi itibariyle ek ödeme hariç 1.469,10TL olacağının bildirildiği, hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda Kurumun bu cevabi yazısı ve ekindeki belgelerdeki hesap unsurları dikkate alınarak davacının 25.06.2013 tarihinde alması gereken aylığın 1.083,20TL olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. 26. Şu hâlde yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan açık düzenleme karşısında kısmî borçlanma yapılması hâlinde borçlanılan sürenin hangi tarihe mal edileceği, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek belirlenecektir. Bu açık yasal düzenlemenin aksine davacının yurt dışı borçlanma sürelerinin sigorta başlangıcından ileriye mal edilmesine olanak bulunmamakta olup aksi yöndeki uygulama kapsamında davanın kabulüne ilişkin verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun değildir. 27. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 27.01.2022 tarihli ve 2019/(21)10-146 E., 2022/67 K., 16.09.2021 tarihli ve 2018/(21)10-1017 E., 2021/1014 K., 22.06.2021 tarihli ve 2018/10(21)-1040 E., 2021/811 K. sayılı kararları da aynı yöndedir. 28. Hâl böyle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. 29. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. 30. Öte yandan Mahkemece bozma kararına direnilmesine rağmen gerekçede "bozma ilamına uyulmuştur" şeklinde yazılmasının maddi hata olduğu anlaşıldığından işaret edilmekle yetinilmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarı açıklanan nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.11.2022 tarihinde oy birliği ile ve kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.