Ceza Genel Kurulu 2024/396 E. 2025/202 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

Ceza Genel Kurulu 2024/396 E. 2025/202 K. — Yargıtay Kararı

Ceza Genel Kurulu 2024/396 Esas 2025/202 Karar 14.05.2025
Ceza Genel Kurulu 2024/396 E.,  2025/202 K.

İtirazname No : 2023/95784

KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 252-195

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Eşyayı belirlenen gümrük kapıları dışından yurda sokmak suçundan sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/1-2. cümlesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2-4, 51/1, 53 ve 54/4. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 1.500.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye hapis cezasının ertelenmesine, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Saray Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.11.2013 tarihli ve 176-146 sayılı hükmün, sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 27.04.2021 tarih ve 3327-5635 sayı ile; "1-Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen 'Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.' şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2-Sanık hakkında netice hapis cezası 1 yıl 1 ay 10 gün olarak belirlenmiş olmasına rağmen hükmün erteleme maddesinde sanık hakkında 10 ay hapis cezasının ertelendiğinin belirtilmesi,
3- 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4-Suç konusu kaçak eşyanın 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı TCK'nın 54/4. maddesi, nakil vasıtası atların ise TCK' nun 54/1 maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi," isabetsizliklerinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Saray Asliye Ceza Mahkemesince 29.03.2023 tarih ve 252-195 sayı ile; 5607 sayılı Kanun'un 3/11- son maddesi yollamasıyla 3/1-2. cümlesi, 3/10-son-23. maddeleri ile TCK'nın 62, 52/2, 53/1, 51 ve 54/4. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 40 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ertelemeye, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin verilen hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 7. Ceza Dairesince 13.12.2023 tarih ve 17224-11143 sayı ile; "Suç tarihi olan 28.02.2010 tarihi itibarıyla hüküm tarihinde, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin tamamlanmış bulunduğu gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi Kanun'a aykırı olup, gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Saray (Van) Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2023 tarihli ve 2021/252 Esas, 2023/195 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği bozulmasına, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşmesine, davaya konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine" karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 21.02.2024 tarih ve 95784 sayı ile; "...Sanığın eylemine uyan suç tarihi itibariyle yürürlükte olan Kanun maddeleri 5607 sayılı Kanunun 3/1.1.cümle ve gümrük girişi olmayan yerden kaçak eşyanın gümrük bölgesine sokulması nedeniyle aynı kanunun 3/1.2.cümle olacaktır. Buna göre suçun temel şeklinin azami cezası (m.3/1.1.cümle 5 yıl+ 3/1.2.cümle ile 1/2 oranında arttrım nedeniyle) 7 yıl 6 ay olmaktadır. Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren gerek 6455 ve gerekse 6545 sayılı Kanunlar ile 5607 sayılı Kanunun 3. maddesinde yapılan değişiklikler suçun asgari süresinde arttırım yapmış olup üst sınırında herhangi bir değişiklik mevcut değildir. Bu kabulle suçun tabi olduğu zamanaşımı süresi de 5237 sayılı TCK 66/1-d maddesi uyarınca kesintisiz 15 yıl ve kesintili 22 yıl 6 ay olmaktadır.
28.02.2010 suç tarihinden sonra zamanaşımını kesen işlemler de dikkate alındığında kesintili zamanaşımı süresi dolmadığı halde yazılı şekilde düşme kararı verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 03.04.2024 tarih ve1390-3647 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2. cümlesinde düzenlenen suçu mu yoksa 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesinde düzenlenen suçu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin olup, eylemin 3/10. maddesi kapsamında kaldığının kabulü hâlinde aynı Kanun’un 3/1-2. cümlesinde düzenlenen arttırım maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı, bu bağlamda Özel Dairece verilen zamanaşımından düşme kararının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
İncelenen dosya kapsamından;
28.02.2010 tarihinde sınır gözetleme kulesince termal kameralarla yapılan gözetleme sırasında İran İslam Cumhuriyeti topraklarından Türkiye istikametine atlı bir grubun sınır ihlali yaptığının tespit edilmesi üzerine kolluk kuvvetlerince yapılan müdahale neticesinde olay yerinde yakalanan sanığın yanındaki 2 adet at ile bu atlara yüklü 240 litre kırsal motorinin ele geçirildiği,
09.05.2012 tarihli kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasına göre; ele geçirilen eşyanın CİF değerinin 1.813,00 TL, gümrük vergisinin 3.495,00 TL, gümrüklenmiş değerinin ise 5.395,00 TL olduğu,
Anlaşılmaktadır.
Sanık; olay günü atlarıyla birlikte sınıra gittiğini, jandarmalara yakalandığını, akşamüstü de aynı bölgede ele geçirilen kaçak yakıtın kendisine ait olduğunu söylemesi üzerine hakkında görevlilerin işlem yaptıklarını, müsnet suçu kabul etmediğini savunmuştur.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un "Kaçakçılık suçları" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrası şöyledir: "(1) Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.".
5607 sayılı Kanun'un 3/1. fıkrasının 1. cümlesinde; "Eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın Türkiye'ye ithal etmek", kaçakçılık suçunun temel hâli olarak düzenlenmiştir. Bu suç tipinde 4458 sayılı Kanun'un 33 ve Gümrük Yönetmeliği'nin 72. maddelerinde öngörülen şekilde faaliyet gösteren gümrük bölgesi giriş çıkışı ile gümrük işlemlerinin yapıldığı kapılar kullanılmasına rağmen eşyanın gümrük işlemleri yaptırılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinde serbest dolaşıma sokulması fiili suç olarak tanımlanmıştır.
5607 sayılı Kanun'un 3/1. fıkrasının 2. cümlesinde ise; "Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması", suçun daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hâli olarak yer almıştır. Buna göre, kaçak eşyanın, 4458 sayılı Kanun'un 33. ve Gümrük Yönetmeliği'nin 72. maddelerinde öngörülen şekilde faaliyet gösteren gümrük bölgesi giriş çıkış ile gümrük işlemlerinin yapıldığı kapılar dışından Türkiye'ye ithal edilmesi, cezanın artırılmasını gerektiren bir nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir.
Böylece eşyanın, Türkiye'nin gümrük kapıları kullanılarak ancak gümrük işlemi yaptırılmadan yurda sokulması hâli, 3/1-birinci cümle kapsamında suçun temel şeklini oluşturacak, ülkenin gümrük kapıları kullanılmayarak yurda sokulması hâlinde ise 3/1-2. cümlesinde belirtilen nitelikli hâlin uygulanması gerekecektir.
Yargılama aşamasında yürürlüğe giren 6455 Sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan "Kaçakçılık suçları" başlıklı 3/10. fıkrası; "Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde,
Karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 28.10.2020 tarihli ve 7255 sayılı Kanun'un 28. maddesiyle de söz konusu fıkra; "kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz" biçiminde,
Aynı Kanun'un 3. maddesinin on birinci fıkrası ise; "Akredite laboratuvar analiz sonucuna göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen, yasal yollarla Türkiye’de serbest dolaşıma girdiği belgelendirilemeyen veya menşei belli olmayan akaryakıtı; üreten, satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." biçiminde iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 89. maddesi ile;
"Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı;
a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,
b) Satışa arz eden veya satan,
c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan, kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur." biçiminde değiştirilmiş,
5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin onuncu fıkrası ise; "Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Sanığın eyleminin, suç tarihi (28.02.2010) itibarıyla yürürlükte olan ve "bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası" öngören 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen "eşyayı belirlenen gümrük kapıları dışından yurda ithal etmek" suçunu oluşturduğunda, "eşyanın, belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye’ye ithal edilmesi" nedeniyle temel cezanın anılan fıkranın ikinci cümlesi gereğince üçte birinden yarısına kadar artırılacağında tartışma bulunmadığına göre, somut olayda asli dava zamanaşımı süresinin TCK’nın 66/1-d maddesi uyarınca 15 yıl, kesintili dava zaman aşımının ise 67. maddesi uyarınca 22 yıl 6 ay olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Suç tarihinden sonra 11.04.2013 tarihinde yürülüğe giren 6455 sayılı Kanun'un 54. maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 10. maddesinde ise; "Kaçakçılık suçunun konusunun akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması hâlinde kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." düzenlemesi ile kaçakçılık suçunun konusuna göre yeni müstakil bir suç tipine yer verilmiştir. Buna göre suçun konusu, akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler ise 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesinde düzenlenen suç oluşacak ve anılan fıkraya göre uygulama yapılan hâllerde, 5607 sayılı Kanun'un 3/1. fıkrasının 2. cümlesindeki nitelikli hâl tatbik edilemeyecektir.
Hâl böyle olunca onuncu fıkranın söz konusu olduğu durumlarda asli dava zamanaşımı süresi TCK’nın 66/1-d maddesi uyarınca 8 yıl, kesintili dava zamanaşımının ise 67. maddesi uyarınca 12 yıl olmaktadır.
Şu hâle göre; TCK'nın 7/2 maddesi gereğince sanığın eylemine uyan lehe kanunun belirlenmesi amacıyla sabit kabul edilen maddi olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan kanunlar ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hiçbir hükmü karıştırılmadan bir bütün hâlinde uygulanması durumunda suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve sanığın eylemine uyan 6455 sayılı Kanun'la değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesinin lehe olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu kabul karşısında Yargıtay 7. Ceza Dairesince 13.12.2023 tarih ve 17224-11143 sayı ile sanık hakkında temyiz incelemesi sırasında kesintili dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinden bahisle verilen düşme kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Sanığın kaçak eşyayı gümrük kapıları dışından ülkeye sokması biçimindeki eyleminin suç tarihi itibarıyla 5607 sayılı Kanun'un 3-1-2. cümlesi kapsamında kaldığında ve suça konu eşyanın kaçak akaryakıt olması sebebiyle de suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/10. fıkrasına uyduğunda tartışma bulunmamaktadır.
5607 sayılı Kanun'un 3-1-2. cümlesinin, kaçakçılık suçunun işleniş biçimine, 3/10. fıkrasının ise sayın Çoğunluğun kabulünün aksine suçun konusuna ilişkin cezayı artıran nitelikli hâl olarak düzenlendikleri açıktır. Bu husus karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 28.10.2020 tarihli ve 7255 sayılı Kanun'un 28. maddesiyle söz konusu fıkraya eklenen; 'yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar' ifadesinden de anlaşılmaktadır. Kaldı ki, aynı madde kapsamında ve fakat farklı fıkralarda yapılan düzenlemelerin doğrudan yaptırım öngörmesi, normu müstakil suç hâline getirmemektedir. TCK'da bu hâlin çok sayıda örneğine rastlamak mümkündür (TCK'nın 87/4 ve 106/2. maddeleri vb). Şu kadarı da var ki, aynı fıkrada birden fazla seçimlik nitelikli hâl de düzenlenebilmektedir. Bu durumda eylem, birden fazla nitelikli hâle temas etse de bir kez uygulanmaktadır.
5607 sayılı Kanun'un 3/1-2. cümlesi, fiilin işleniş şekli ile ilgili (sanığın kaçak eşyayı gümrük kapıları dışından ülkeye sokması) bir nitelikli hâldir. Bu itibarla kaçakçılığın konusuna bakılmaksızın, eşyanın gümrük kapıları dışından ülkeye sokulduğu her hâlde uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesine göre uygulama yapılan hâllerde de 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2. cümlesindeki nitelikli hâl tatbik edilebilecektir. Bu bakımdan her iki nitelikli hâlin uygulandığı durumlarda dahi asli dava zamanaşımı süresinin TCK'nın 66/l-d maddesine göre 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 22 yıl 6 ay olarak belirlenmesi gerekmektedir. Suç tarihi olan 28.02.2010 tarihi ve zamanaşımını kesen son mahkûmiyet kararı olan 29.03.2023 tarihi de göz önüne alındığında temyize konu dosyada dava zamanaşımı süresinin temyiz inceleme tarihinde henüz dolmadığı anlaışlamkadır. Açıklanan nedenlerle sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının Özel Dairece esastan incelenmesi gerekirken dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle düşme kararı verilmesinde isabet bulunmamaktadır." düşüncesiyle ve itirazın farklı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşüyle;
Karşı oy kullanmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın