Ceza Genel Kurulu 2024/392 E. 2025/155 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

Ceza Genel Kurulu 2024/392 E. 2025/155 K. — Yargıtay Kararı

Ceza Genel Kurulu 2024/392 Esas 2025/155 Karar 09.04.2025
Ceza Genel Kurulu 2024/392 E.,  2025/155 K.

İtirazname No : 2023/2058

KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 261-78

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın yurda sokmak suçundan sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/1-2. cümle ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2, 53/1 ve 54/1-4. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 100 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye, suça sürüklenen çocuğun ise 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2. cümle ve TCK'nın 31/3, 62, 52/2-4, 50/1-a ve 54/1-4. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 5.320,00 TL ve doğrudan 80 TL adli para cezalarıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03.09.2013 tarihli ve 384-411 sayılı hükümlerin, suça sürüklenen çocuk müdafii ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 29.03.2021 tarih ve 15701-4880 sayı ile; 5607 sayılı Kanun'da 15.04.2020 tarihinde 7242 sayılı Kanun ile yapılan lehe değişikliklerin değerlendirilmesi gerektiği isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesince 08.03.2022 tarih ve 261-78 sayı ile; sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesi yollamasıyla 3/1-2-10-son ve 3/22. maddeleri ile TCK'nın 62, 52/2-4 ve 50/1-a maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 6.000 TL ve doğrudan 20 TL adli para cezalarıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve müsadereye, suça sürüklenen çocuğun ise 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2-10-son-22 ve TCK'nın 31/3, 50/1-a, 52/2-4 ve 62. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 4.000 TL ve doğrudan 20 TL adli para cezalarıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye müsadereye karar verilmiştir.
Bu hükümlerin, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 06.12.2023 tarih, 7082-10771 sayı ve oy çokluğu ile, "...suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin ve sanık ...'nın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği bozulmasına, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşmesine, suça konu kaçak akaryakıtın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine, suçta kullanılan atların ve atlar için yatırılan teminatın sahibine iadesine," karar verilmiş,
Daire üyeleri ... ve ...; "Sanıkların sınır kapısı dışından suça konu kaçak akaryakıtı yurda sokma eylemi suç tarihi olan 01.03.2010 itibari ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 3/1-2 maddesinde yazılı kaçakçılık suçunu oluşturmaktadır, 5607 sayılı Kanunun 3/1 fıkrasının suç tarihi itibari ile yürürlükteki hali aşağıdaki gibidir;
Eşyayı, gümrük işlemlerine tâbi tutmaksızın Türkiye’ye ithal eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.
Maddenin ikinci cümlesi suçun nitelikli hali olup, temel cezadan artırım yapılmasını emretmektedir.
Yerel mahkeme sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanunun 3/1-2 fıkrasında yazılı kaçakçılık suçundan hüküm kurmuştur,
Suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihinde yürülüğe giren 6455 sayılı Kanunun 54. maddesi ile değişik 5607 Sayılı Kanunun 10. maddesinde ise, kaçakçılık suçunun konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü v.s olması hali de nitelikli hal olarak kabul edilmiş, kanun koyucu bu maddede temel ceza üzerinden artırım yapılması yerine, cezanın alt sınırını iki seneye çıkartmış ve üst sınırı da yine beş yıl olarak düzenlenmiştir. Kanunun 3/10 maddesi müstakil bir ceza maddesi olmayıp, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrasında ve diğer fıkralarda yazılı kaçakçılık suçlarının objektif tipikliğine ek olarak suç konusunun değişiklik gösterdiği nitelikli halidir. Kanun koyucu bu nitelikli hali kanundaki tüm kaçakçılık suçlarına hasrettiğinden ayrı bir madde olarak düzenlenmiştir. Kanunun 6455 sayılı Kanun ile değişik halinde 3/10 maddesini, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrası ve ikinci fıkrasından ayrı uygulamak mümkün değildir. 3/10 fıkrasına göre kurulacak temel cezadan 3/1 fıkrasının 2 . cümlesi gereğince artırım yapılması gerekmektedir,
5607 Sayılı Yasanın 6455 sayılı Kanun ile değişik 3/10 maddesi aşağıdaki gibidir;
Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Suç tarihinden sonra 18/06/2014 tarihinde yürülüğe giren 6545 sayılı Kanunun 89 maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanunun 10 maddesinde ise, suç konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü olması halinin nitelikli hal olarak varlığı devam etmekle, bu sefer uygulamadaki bazı yanlış uygulamaları ortadan kaldıracak şekilde temel cezadan artırım yapılması şeklinde düzenlenmiştir,
5607 sayılı Kanunun 6545 sayılı Kanun ile değişik 3/10 fıkrası aşağıdaki gibidir ;
Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, makaran, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz.
Sanıkların eylemi, suç tarihi itibariyle 5607 sayılı Kanunun 3.maddesinin birinci fıkrası ve ikinci cümlesi, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ve sonraki dönemlerde ise 3/10 fıkrası ve 3 /l. fıkrası ve ikinci cümlesine uymaktadır. Her üç dönemde de suçun nitelikli halleri de gözönüne alındığında kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı itibariyle olağan dava zamanaşımı süresi sanık ... yönü ile T.C.K’nun 66/l -d maddesine göre 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise 22 yıl 6 aydır, sanık ... yönü ile sanığın 15-18 yaş aralığında olması da hesaba katıldığında T.C.K’nun 66/1 -d, 2 maddelerine göre 10 yıl olağanüstü zamanaşımı süresi ise 15 yıldır, suç tarihi olan 01.03.2010 tarihi ve zamanaşımını kesen son mahkûmiyet kararı olan 08.03.2022 tarihi de gözönüne alındığında temyize konu dosyada dava zamanaşımı süresi henüz dolmadığından sanıklar hakkındaki mahkumiyet kararının esastan incelenmesi gerekirken dava dosyasının zamanaşımına uğradığından bahisle düşmesine karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne yazılı gerekçeler ile katılmamaktayız." düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 07.03.2024 tarih ve 2058 sayı ile; "Sanıkların sınır kapısı dışından suça konu kaçak akaryakıtı yurda sokma eylemi suç tarihi olan 01.03.2010 itibari ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 3/1-2 maddesinde yazılı kaçakçılık suçunu oluşturmaktadır, 5607 sayılı Kanunun 3/1 fıkrasının suç tarihi itibari ile yürürlükteki hali şu şekildedir: 'Eşyayı, gümrük işlemlerine tâbi tutmaksızın Türkiye’ye ithal eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.' Maddenin ikinci cümlesi suçun nitelikli hali olup, temel cezadan artırım yapılmasını emretmektedir.
Yerel mahkeme sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanunun 3/1-2 fıkrasında yazılı kaçakçılık suçundan hüküm kurmuştur, suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihinde yürülüğe giren 6455 sayılı Kanunun 54. maddesi ile değişik 5607 Sayılı Kanunun 10. maddesinde ise, kaçakçılık suçunun konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü v.s olması hali de nitelikli hal olarak kabul edilmiş, kanun koyucu bu maddede temel ceza üzerinden artırım yapılması yerine, cezanın alt sınırını iki seneye çıkartmış ve üst sınırı da yine beş yıl olarak düzenlenmiştir. Kanunun 3/10 maddesi müstakil bir ceza maddesi olmayıp, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrasında ve diğer fıkralarda yazılı kaçakçılık suçlarının objektif tipikliğine ek olarak suç konusunun değişiklik gösterdiği nitelikli halidir. Kanun koyucu bu nitelikli hali kanundaki tüm kaçakçılık suçlarına hasrettiğinden ayrı bir madde olarak düzenlenmiştir. Kanunun 6455 sayılı Kanun ile değişik halinde 3/10 maddesini, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrası ve ikinci fıkrasından ayrı uygulamak mümkün değildir. 3/10 fıkrasına göre kurulacak temel cezadan 3/1 fıkrasının 2. cümlesi gereğince artırım yapılması gerekmektedir.
5607 Sayılı Yasanın 6455 sayılı Kanun ile değişik 3/10 maddesi şu şekildedir: 'Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. 'Suç tarihinden sonra 18/06/2014 tarihinde yürülüğe giren 6545 sayılı Kanunun 89 maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanunun 10 maddesinde ise, suç konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü olması halinin nitelikli hal olarak varlığı devam etmekle, bu sefer uygulamadaki bazı yanlış uygulamaları ortadan kaldıracak şekilde temel cezadan artırım yapılması şeklinde düzenlenmiştir,
5607 sayılı Kanunun 6545 sayılı Kanun ile değişik 3/10 fıkrası şu şekildedir: 'Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, makaran, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz.'
Sanıkların eylemi, suç tarihi itibariyle 5607 sayılı Kanunun 3.maddesinin birinci fıkrası ve ikinci cümlesi, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ve sonraki dönemlerde ise 3/10 fıkrası ve 3/l. fıkrası ve ikinci cümlesine uymaktadır. Her üç dönemde de suçun nitelikli halleri de gözönüne alındığında kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı itibariyle olağan dava zamanaşımı süresi sanık ... yönü ile T.C.K’nun 66/l-d maddesine göre 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise 22 yıl 6 aydır, sanık ... yönü ile sanığın15-18 yaş aralığında olması da hesaba katıldığında T.C.K’nun 66/1-d, 2 maddelerine göre 10 yıl olağanüstü zamanaşımı süresi ise 15 yıldır, suç tarihi olan 01.03.2010 tarihi ve zamanaşımını kesen son mahkûmiyet kararı olan 08.03.2022 tarihi de gözönüne alındığında temyize konu dosyada dava zamanaşımı süresi henüz dolmadığından sanıklar hakkındaki mahkumiyet kararının esastan incelenmesi gerekirken dava dosyasının zamanaşımına uğradığından bahisle düşmesine karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 17.04.2024 tarih, 1649-4243 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ve suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2.cümlede düzenlenen suçu mu yoksa 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesinde düzenlenen suçu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin olup bu bağlamda Özel Dairenin inceleme tarih itibarıyla dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
01.03.2010 tarihinde sınır gözetleme kulesince termal kameralarla yapılan gözetleme sırasında İran İslam Cumhuriyeti topraklarından Türkiye istikametine giden atlı bir grubun sınır ihlali yaptığının tespit edilmesi üzerine kolluk kuvvetlerince yapılan müdahale neticesinde; olay yerinde sekiz adet at ve bu atlara yüklü 840 litre kaçak benzinin ele geçirildiği, aynı gün sanığın ve suça sürüklenen çocuğun kolluğa giderek yakalanan at ve ele geçirilen mazotları sahiplendikleri,
19.11.2012 tarihli kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasına göre; ele geçirilen eşyanın CİF değerinin 1.080,43 TL, gümrük vergisinin 2.932,76 TL, gümrüklenmiş değerinin ise 4.013,19 TL olduğu,
Anlaşılmaktadır.
Sanık aşamalarda; olay günü dört adet at ve sekiz adet taşıma bidonu ile İran sınırına gittiğini, sınırı geçmeden İranlı bir şahıstan 130 TL karşılığında 2 jelikan içerisinde toplam 120 litre kaçak akaryakıt aldığını, dönüş yolunda piyade askerlerce yakalandığını,
Suça sürüklenen çocuk aşamalarda; olay günü 5-6 kişilik bir grupla İran sınırına kaçak mazot almaya gittiklerini, köye dönerken piyade askerlerince yakalandıklarını,
Savunmuşlardır.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun Ek 5/1. maddesinin; "Kaçak petrolü satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticari amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kaçak petrolün ve kaçakçılıkta kullanılan suç araç ve gereçlerinin müsaderesine de hükmolunur." düzenlemesi 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanunun 47. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ancak maddede tanımlanan fiil suç olmaktan çıkarılmayarak aynı kanunun 54. maddesiyle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3. maddesinin; "Akredite laboratuvar analiz sonucuna göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen, yasal yollarla Türkiye’de serbest dolaşıma girdiği belgelendirilemeyen veya menşei belli olmayan akaryakıtı; üreten, satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır" şeklindeki 11. fıkrasına aktarılmış, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 89. maddesiyle de söz konusu fıkra; “Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı;
a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,
b) Satışa arz eden veya satan,
c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,
kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur” şeklinde değiştirilmiştir.
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un "Kaçakçılık suçları" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrası; ''(1) Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.'' biçiminde düzenlenmiştir. Anılan maddede eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın Türkiye'ye ithal etmek fiili suç olarak düzenlenmiştir. Bu suç tipinde 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 33. maddesi ve Gümrük Yönetmeliği'nin 72. maddelerinde öngörülen şekilde faaliyet gösteren gümrük bölgesi giriş çıkışı ile gümrük işlemlerinin yapıldığı kapılar kullanılmasına rağmen eşyanın gümrük işlemleri yaptırılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinde serbest dolaşıma sokulması hâli suç olarak tanımlanmıştır.
5607 sayılı Kanun'un 3/1. fıkrasının 2. cümlesinde ise eşyanın belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye'ye ithal etmek fiili suç olarak düzenlenmiştir. Bu cümlede öngörülen suç tipinde, 4458 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile Gümrük Yönetmeliği'nin 72. maddelerinde öngörülen şekilde faaliyet gösteren gümrük bölgesi giriş çıkış ile gümrük işlemlerinin yapıldığı kapılar dışından Türkiye'ye ithal edilmesi hâlinde uygulanacak yaptırımlar düzenlenmiştir.
Böylece Türkiye'nin gümrük kapıları kullanılarak ancak gümrük işlemi yaptırılmadan eşyanın yurda sokulması hâlinde 3/1-birinci cümlede düzenlenen suç, Türkiye'nin gümrük kapıları kullanılmayarak eşyanın yurda sokulması hâlinde ise 3/1-ikinci cümlesinde belirtilen suç oluşacaktır.
Yargılama aşamasında yürürlüğe giren 6455 Sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan "Kaçakçılık suçları" başlıklı 3/10. fıkrası; "Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde,
Aynı Kanun'un 3. maddesinin 11. fıkrası ise "Akredite laboratuvar analiz sonucuna göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen, yasal yollarla Türkiye’de serbest dolaşıma girdiği belgelendirilemeyen veya menşei belli olmayan akaryakıtı; üreten, satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." biçiminde iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 89. maddesi ile; "Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı;
a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,
b) Satışa arz eden veya satan,
c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan, kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur." biçiminde değiştirilmiş,
5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin onuncu fıkrası da; "Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Şu hâle göre, gerek 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun Ek 5/1. Maddesinde yer alan; "Kaçak petrolü satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticari amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan.." gerekse 6455 sayılı Kanunun 54. maddesiyle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3. Maddesinin 11. geçen; "Akredite laboratuvar analiz sonucuna göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen, yasal yollarla Türkiye’de serbest dolaşıma girdiği belgelendirilemeyen veya menşei belli olmayan akaryakıtı; üreten, satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan.." şeklindeki düzenlemelere bakıldığında, suç konusu olan eşyanın akaryakıt olması durumunda; Türkiye'nin gümrük kapıları kullanılarak ancak gümrük işlemi yaptırılmadan eşyanın yurda sokulması hâlinde 3/1-birinci cümlede düzenlenen suç, Türkiye'nin gümrük kapıları kullanılmayarak eşyanın yurda sokulması hâlinde 3/1-ikinci cümlesinde belirtilen suç, diğer hâllerde yani akaryakıtın yurt içinde seçimlik hareketlerden birinin konusunu teşkil etmesi durumlarında suç tarihine göre; 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun Ek 5/1. maddesinde, 6545 sayılı Kanun’un 89. maddesinde veya 5607 sayılı Kanun’un 3.maddesinin 11. fıkrasındaki suç oluşabilecektir.
Ancak 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin onuncu fıkrasındaki suç, konusu itibarıyla müstakil bir suç tipini oluşturduğundan aynı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen nitelikli hâlinin tatbik imkânı bulunmamaktadır.
B. Hukuki Değerlendirme
Sanığın ve suça sürüklenen çocuğun İran İslam Cumhuriyeti topraklarından Türkiye'ye kaçak mazot sokarken yakalandıkları olayda;
Kaçak akaryakıtın yurda kaçak yollardan girdikten sonra yurt içerisinde satışa arz edilirken, nakledilirken ya da ticari bir faaliyete konu edilirken ele geçirilmesi hâlinde kaçakçılığın özel bir hâlini düzenleyen 5015 sayılı Kanun'un Ek 5/1. maddesinin değerlendirilmesi gerekmekte olup, somut olayda kaçak mazotun henüz yurda sokulmak istenirken ele geçirilmesi karşısında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5015 sayılı Kanun'un EK 5/1. maddesinin uygulama alanının bulunmadığı hususunda tereddüt bulunmayan somut uyuşmazlıkta;
Suç tarihi olan 01.03.2010 tarihinde sanığın ve suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin eşyayı belirlenen gümrük kapıları dışından yurda ithal etmek suçunu oluşturduğu, anılan fiilin 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlendiği, bu madde fıkrasında suçun yaptırımı; "bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası" şeklinde öngörülmüş olup aynı maddenin ikinci cümlesinde; "Eşyanın, belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır." biçimindeki düzenleme ile suçun nitelikli hâline yer verilmiştir.
Suç tarihinden sonra, yargılama aşamasında yürülüğe giren 6455 sayılı Kanun'un 54. maddesi ile değişik 5607 Sayılı Kanun'un 10. maddesinde ise; "Kaçakçılık suçunun konusunun akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması hâlinde kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." düzenlemesi ile kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın Kanun maddesinde sayılan eşyadan birisini oluşturması hâli münhasıran nitelikli eşya kaçakçılığı suçu olarak düzenlenmiş olup kanun koyucu tarafından anılan madde fıkrasında ele geçirilen eşyanın yurda gümrük kapısından ya da gümrük kapısı harici yollardan ithal edilmesini ayrıca nitelikli hâl olarak düzenlememiştir.
Bu açıklamalardan sonra sanıkların eylemlerinin suç tarihinde 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2. fıkrası, yargılama aşamasında Kanun'da yapılan değişiklik ile 6455 sayılı Kanun'un 54. maddesi ile Kanun'a eklenen 3/10. fıkrası kapsamında kaldığı,
Sanık ve suça sürüklenen çocuğun eylemlerine uyan lehe kanunun belirlenmesi amacıyla sabit kabul edilen maddi olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan kanunlar ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hiçbir hükmü karıştırılmadan bir bütün hâlinde uygulanması durumunda yargılama aşamasında yürürlüğe giren sanık ve suça sürüklenen çocuğun eylemlerine uyan 6455 sayılı Kanun'la değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesinin sanık ve suça sürüklenen çocuğun lehine olduğu, sanık ...'ın eylemine uyan fiilin asli dava zamanaşımının TCK’nın 66/1-d maddesi uyarınca 8 yıl, kesintili dava zamanaşımının ise 67. maddesi uyarınca 12 yıl, suça sürüklenen çocuk ...'ın ise suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunduğundan asli zamanaşımının TCK'nın 66/1-e ve 67/4 fıkraları uyarınca 5 yıl 4 ay, kesintili dava zamanaşımının 7 yıl 12 ay olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu kabul karşısında Yargıtay 7. Ceza Dairesince 06.12.2023 tarih ve 7082-10771 sayı ile sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında temyiz inceleme tarihinde kesintili dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleştiğinden bahisle verilen düşme kararlarında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "Sanık ve suça sürüklenen çocuğun İran İslam Cumhuriyeti topraklarından Türkiye'ye kaçak mazot sokarken yakalanmaktan ibaret eylemlerinin suç tarihi itibariyle 5607 sayılı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrası ve 2. cümlesi kapsamında düzenlenen suç ile yargılama aşamasında Kanun'da yapılan değişiklikten sonra 6455 sayılı Kanun'un 54. maddesi ile Kanun'a eklenen 3/10. Fıkrası ile aynı kanunun 3. maddesinin 1. Fıkrasının 2. cümlesi kapsamında düzenlenen suçu oluşturmaktadır.
Yasa koyucunun anılan maddenin onuncu fıkrasında nitelikli kaçak eşya türlerini sayıp nitelikli eşya kaçakçılığının gümrük kapısından ya da gümrük kapısı harici yollardan gerçekleşmesi hâlini ayırmadığına göre 3/1-2. fıkradaki düzenlemeyi dışta tutmuş olamaz. Onuncu fıkrada müstakil ve doğrudan ceza öngörülmüş olması, normu suçun temel şekline nazaran nitelikli hal olmaktan çıkarmaz. Böyle olduğu için de iş bu fıkra ile belirlenen temel cezanın, 3. maddenin 1. Fıkrasının 2. Cümlesi gereğince artırılması gerekir.
Her iki dönemde de suçun nitelikli hâlleri de gözönüne alındığında Kanun'da öngörülen hapis cezasının üst sınırı itibariyle olağan dava zamanaşımı süresinin sanık ... yönü ile TCK'nın 66/l-d maddesine göre 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 22 yıl 6 ay, suça sürüklenen çocuk ...'ın ise 15-18 yaş aralığında olduğu gözetildiğinde TCK'nın 66/1-d-2. maddelerine göre olağan zamanaşımı süresinin 10 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 15 yıl olduğu, suç tarihi olan 01.03.2010 tarihi ve zamanaşımını kesen son mahkûmiyet kararı olan 08.03.2022 tarihi de gözönüne alındığında temyize konu dosyada dava zamanaşımı süreleri temyiz inceleme tarihinde henüz dolmadığından (suça sürüklenen çocuk hakkında olağanüstü zamanaşımı süresi 01.03.2025 tarihinde dolduğu) sanıklar hakkındaki mahkûmiyet kararlarının Özel Dairece esastan incelenmesi gerekirken sanıklar hakkında zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle düşme kararı verilmesinde isabet bulunmamaktadır." gerekçesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi de; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle;
Karşı oy kullanmışlardır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın