Ceza Genel Kurulu 2024/388 E. 2025/238 K. — Yargıtay Kararı
Ceza Genel Kurulu 2024/388 Esas 2025/238 Karar 28.05.2025
Ceza Genel Kurulu 2024/388 E., 2025/238 K.
İtirazname No : 2022/68654
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1013-263
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesi delaletiyle 3/5-10-son ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2-4, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 12.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Şırnak Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.11.2017 tarihli ve 670-733 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 04.04.2019 tarih ve 2216-455 sayı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesi delaletiyle 3/5-10-son, 3/22 ile TCK'nın 62, 52/2-4, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 75.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin verilen hükmün, sanık ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.06.2020 tarih ve 68044 sayı ile; "7242 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerindeki değişiklikler sebebiyle lehe kanun değerlendirmesi yapılmak üzere dosyanın mahalline gönderilmesine" karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince 11.09.2020 tarih ve 1070-1678 sayı ile; "Hükümden sonra '15/04/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 14/04/2020 tarih ve 7242 sayılı Kanunun 61. maddesi ile; 5607 sayılı Yasanın 3/22 maddesine 'Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.' cümlesi eklenmiştir. Aynı Kanun'un 62. Maddesi ile değişik 5607 sayılı Yasanın 5 (2) maddesinde '7. fıkrası hariç 3'üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine, a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından verilecek cezanın yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde ise verilecek cezanın üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması halinde kovuşturma evresinde hakim tarafından sanığa ihtar yapılır.' düzenlemesinin getirilmiş, ayrıca 'ikinci fıkra hükmünün mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmayacağı' yönündeki düzenleme korunarak 5607 sayılı Yasanın 5 (2) maddesine üçüncü fıkra olarak eklenmiştir. 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi, 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin ikinci fıkrası gözetilerek yukarıda açıklanan yasal değişiklik koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevi yerel mahkemeye aittir. Yasa gereği bozma sonrası yargılamalarda; hem Dairemizin duruşma açarak vermiş olduğu gerekçeli yeni karar ve gerekçede belirtilen hukuki eksikliklerin tamamlanması, hem de sanık hakkında yasal değişikliklerin de değerlendirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurulması gerekmekte olup; sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde; 1- Suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin usulüne uygun belirlenmesi, dosyadaki KEMT varakası değerine itiraz varsa ya da soruşturma veya kovuşturma aşamasında gerek duyulması halinde yeniden bu konuda bilirkişi görüşü alınarak uygulama yapılması, 2- Şüpheli veya sanığa 5607 sayılı Yasa 5 (2) maddesi uyarınca etkin pişmanlık düzenlemesinin ve koşullarının tüm hukuki sonuçlarıyla birlikte eksiksiz açıklanarak usulüne uygun bildirim yapılması ve bu hususun yasal denetime imkan verecek şekilde yazılı olarak tutanak altına alınması, dosyada bu kapsamda yapılmayan bildirimler hukuki sonuç doğurmayacağından yinelenmesi, 3- UYAP kayıtlarındaki suç kayıtlarının araştırılarak TCK 43. madde koşulları oluştuğu takdirde ilgili dosyaların CMK 8-11 maddeleri uyarınca birleştirilmesi, birleşen dosyalarda etkin pişmanlık bildiriminin ve 5607 sayılı Yasa 3(22) madde değerlendirmesinin suça konu eşyaların toplam gümrüklenmiş değeri üzerinden yapılması, 4- 5607 sayılı Yasa 5 (2) maddesinin mükerrirler hakkında uygulanamayacağı hükmünün kaçakçılık suçlarından mükerrir olanları kapsadığı dikkate alınarak uygulama yapılması, sabıka kaydında kesinleşmiş kaçakçılık suçu ilamı varsa, bu ilam için 7242 sayılı yasadan yararlanma koşullarının ve uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonuca göre değerlendirme yapılması, 5- 7242 sayılı Yasa değişikliği ile 3(22) madde uygulamasında gümrüklenmiş değeri 'normal' sınırlarda kabul edilen suç konusu eşyalarla ilgili suçlarda herhangi bir ceza indirimi yapılmadığına dikkat edilmesi gerektiği" isabetsizliklerinden Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli ve 670-733 sayılı hükmünün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-f maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Şırnak Asliye Ceza Mahkemesince 15.02.2021 tarih ve 928-237 sayı ile; sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesi delaletiyle 3/5-10-son, 3/22 ile TCK'nın 62, 52/2-4, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 75.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin verilen hükmün, katılan vekili ve sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince 28.01.2022 tarih ve 1013-263 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın da katılan vekili ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 13.02.2024 tarih ve 12171-1360 sayı ile; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekili ve sanığın temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle reddine," oy çokluğuyla karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "7242 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanun'un kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.' şeklindeki düzenleme uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sırasında Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak yeniden hüküm kurulup cezanın artırıldığı, 7242 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi uyarınca lehe yasa değerlendirmesi için dosyanın ancak Bölge Adliye Mahkemesine bu nedenle iade yapılacağı nazara alındığında Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 04.04.2019 tarihli ve 20189/2216 Esas, 2019/455 sayılı kararına yönelik katılan Gümrük İdaresi vekili ve sanığın temyiz istemlerine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğname düzenlenerek dosyanın temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmesi gerektiği, sonraki aşamalardaki Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 11.09.2020 tarihli 2020/1070 Esas, 2020/1678 Karar sayılı bozma kararı ile Şırnak Asliye Ceza Mahkemesince 15.02.2021 tarihli ve 2020/928 Esas, 2021/237 Karar sayılı kararlarının hukukî değerden yoksun olduğu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2023 tarihli tebliğnamesinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 28.01.2022 tarihli ve 2021/1013 Esas, 2022/263 Karar sayılı kararına ilişkin olarak düzenlendiği, oysa ki Dairemizce Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 04.04.2019 tarihli ve 2018/2216 Esas, 2019/455 Karar sayılı kararına yönelik katılan Gümrük İdaresi vekili ve sanığın temyiz istemlerinin incelenmesi gerektiği anlaşılmakta; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 04.04.2019 tarihli ve 2018/2216 Esas, 2019/455 Karar sayılı kararına yönelik katılan Gümrük İdaresi vekili ve sanığın temyiz talebine ilişkin ek tebliğname düzenlenmesi ve sonrasında Dairemizce temyizin esastan incelenmesi gerektiği düşüncesiyle Dairemiz karar heyetinin çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir." görüşüyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 30.05.2024 tarih ve 68654 sayı ile; "7242 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bu Kanun'un kapsamına giren suçlardan dolayı kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 3 üncü ve 5 inci maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.' şeklindeki düzenleme uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sırasında Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak yeniden hüküm kurulup cezanın artırıldığı, 7242 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi uyarınca lehe yasa değerlendirmesi için dosyanın ancak Bölge Adliye Mahkemesine bu nedenle iade yapılacağı nazara alındığında iade sonrası esasa dair kararın Bölge adliye Mahkemesince verilmesi gerektiği ve bu kararın da yasa yolu incelemesine tabi olacağı, bu usul izlenmeksizin ilk derece mahkemesi olan Şırnak Asliye Ceza mahkemesine yapılan iade üzerine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esasa dair verilen karar ve bu karara yönelik istinaf mahkemesinin kararı usul ve yasalara aykırıdır. Dosyanın geçmiş süreci dikkate alındığında temyiz istemine konu Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 28/01/2022 tarih ve 2021/1013 Esas 2022/263 Karar sayılı esastan red kararının temyizi kabil kabul edilmesi gerekirken esastan reddine dair karar usul ve yasalara aykırıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.04.2024 tarih ve 2023/7-212 Esas 2024/154 Karar sayılı Kararında ayrıntısı açıklandığı üzere temyiz istemine konu kararın bölge adliye mahkemesi ilgili ceza dairesince verilmesi gerekirken görevsiz ve yetkisiz ilk derece mahkemesince verilen kararın esasa dair inceleme yapmakla görevli ve yetkili bölge adliye mahkemesince yasa yolu incelemesi yapılması hukuka aykırılık oluşturmaktadır." düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 11.06.2024 tarih, 3903-6368 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 7242 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası uyarınca lehe kanun hükümlerinin değerlendirilmesi yönünden dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Şırnak Asliye Ceza Mahkemesine iadesi kararı sonrasında lehe kanun tartışmasının Yerel Mahkemece mi yoksa hükmü değiştiren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince mi yapılması gerektiğinin ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade kararı sonrasında bozma kararı verilip verilemeyeceğinin, bu bağlamda da Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2022 tarihli ve 1013-263 sayılı esastan ret kararının temyiz incelemesine tabi olup olmayacağının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğinin 14.10.2015 tarihli ve 2015/1172 değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden, uygulama noktasında durdurulan sanığın kullandığı araçta ele geçirilen 4700 karton kaçak ve bandrolsüz sigarayı ticari amaçla bulundurduğu iddiasıyla kamu davası açıldığı ve yargılama sürecinin "Hukukî Süreç" kısmında anlatıldığı gibi gerçekleştiği anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar CMK'nın "İstinaf" başlıklı 272. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "(1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re'sen incelenir. ... (3) Ancak; a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen onbeşbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Ek cümle:14/4/2020-7242/17 md.) Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.". CMK'nın "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "(1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; ... e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, Karar verir. 2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.". CMK'nın "Hukuka kesin aykırılık hâlleri" başlıklı 289. maddesi şöyledir: "(1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması. c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması. d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi. e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması. f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi. g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi. h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması. i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.". CMK'nın "Direnme yasağı" başlıklı 284. maddesi şöyledir: "(1) Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez. (2) İtiraz ve temyize ilişkin hükümler saklıdır.". CMK'nın "Temyiz" başlıklı 286. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. (2) Ancak; a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları, ... d) (Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118 sayılı Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, ... Temyiz edilemez.". CMK'nın "Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı hükmü veren mahkemece reddi" başlıklı 296. maddesi şöyledir: "(1) Temyiz istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder. (2) Temyiz eden, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtaydan bu hususta bir karar vermesini isteyebilir. Bu takdirde dosya Yargıtaya gönderilir. Ancak, bu nedenden dolayı hükmün infazı ertelenemez.". CMK'nın "Temyiz isteminin reddi" başlıklı 298. maddesi şöyledir: "(1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.". Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK m. 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz kanun yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmıştır (CMK m. 288/1, 294/2). Fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediği maddi sorunu oluştururken sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturduğu kabul edilen fiile hangi cezanın verilmesi gerektiği, delillerin nasıl değerlendirildiği, nasıl yargılama yapıldığı, gerekçenin dosya kapsamına uygun olup olmadığı, hükmün doğru oluşturulup oluşturulmadığı gibi hususlar ise hukuki soruna ilişkindir. Sübut da denilen maddi mesele, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin sözlülük ve doğrudan doğruyalık ilkelerini uygulayarak eylemi öğrenmesidir. Hukuki mesele ise olayın hukuk karşısındaki durumunu tespit etmek anlamına gelir. Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminin ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (M. Feyzioğlu Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin yayınevi syf. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Bu hâliyle bölge adliye mahkemesi hem ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı bir denetim mercii hem de denetlediği hükmün hukuka aykırı olduğunu değerlendirdiğinde, hukuka aykırılığı ortadan kaldıracak ölçüde yeniden yargılama yapacak bir ikinci/üst derece mahkemesidir. Her iki halde de ilk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olduğunda kuşku yoktur. Bu tespitlerden çıkan sonuç şudur: a. Bölge adliye mahkemesi kural olarak bir ıslah mahkemesidir. Yani varsa ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerdeki tüm hukuka aykırılıkları resen belirleyerek, yeniden yapacağı yargılama ile hükmü ıslah eder. Yoksa kural olarak bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamaz. b. İlk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olması itibarıyla gerek denetim gerekse yeniden yargılama fonksiyonunu icra etsin, her halûkârda taraflar açısından başlı başına bir teminat oluşturur. c. Bölge adliye mahkemesi, aleyhine kural olarak bir kanun yolu öngörülmeyen ve direnilemeyen (duruşmasız/evrak üzerinden verdiği) bozma kararı ile ne tarafları bir üst mahkemede yargılanma teminatından yoksun bırakabilir ne de olay mahkemesine vicdani kanaati rağmına bir sonuca ulaşmasını amir bir müdahalede bulunabilir. Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. Hükmün bozulmasına karar verilen bu hâllerde bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verecektir. Bu karara karşı ilk derece mahkemesinin direnme kararı verme yetkisi bulunmadığı gibi tarafların da kanun yoluna başvurması mümkün değildir. Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 2023/33667 sayılı ... ... başvurusu üzerine verdiği 09.01.2025 tarihli kararında; Mahkemece, başvurucunun (sanığın) katılan E.Ç. ile mağdurlar S.A. ve S.M.ye yönelik üzerine atılı olan suçlar nedeniyle beraatine karar verdiği, İstinaf Dairesinin ise dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda; katılan E.Ç.ye yönelik silahla kasten yaralamaya azmettirme ve mağdur S.M.ye yönelik tehdit suçları nedeniyle başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği, mağdur S.A.ya yönelik nitelikli yağma suçu yönünden ise çeşitli araştırmalar yaparak başvurucunun hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçeleriyle beraat hükümlerinin bozulmasına hükmettiği, bozma kararı üzerine Mahkemece yapılan yargılama sonucunda başvurucunun katılan ve mağdurlara karşı üzerine atılı olan suçlardan mahkûmiyetine karar verildiği, hüküm istinaf incelemesi sonucu kesinleştiği, bilahare istinaf kararının temyiz edilmesi üzerine de temyiz talebinin öncelikle İstinaf Dairesi, daha sonra Yargıtay tarafından reddedildiği olayda; "İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmetmiştir. Keza Yargıtay Daireleri de AYM kararına konu teşkil eden benzer olay ve bozma üzerine ilk derece mahkemesince tesis edilen hükümlerin, esas itibariyle bölge adliye mahkemesi tarafından verildiği (Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 6371-1851 sayılı, 9. Ceza Dairesinin 22.06.2023 tarihli ve 2981-4580 sayılı, 5. Ceza Dairesinin 18.04.2024 tarihli ve 5322-4330 sayılı, 6. Ceza Dairesinin 03.07.2024 tarihli ve 2388-8319 sayılı, 11. Ceza Dairesinin 11.03.2024 tarihli ve 6519-3057 sayılı kararları vb.) ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin kararı ile bozma üzerine verilen ilk derece mahkemesi kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu (Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 24.04.2023 tarihli ve 12734-2067 sayılı ve 20.02.2024 tarihli ve 29761-2708 sayılı kararları vb.) gerekçeleriyle temyiz başvurularını esastan incelemişlerdir. Diğer taraftan bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermiştir. Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir (CMK m. 3). CMK'nın 7. maddesine göre de, "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.". Şu hâle göre; bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerekir. B. Hukuki Değerlendirme; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince 04.04.2019 tarihli ve 2216-455 sayılı karar ile duruşma açılmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli ve 670-733 sayılı kararının kaldırılmasına ve sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesi yollamasıyla 3/5-10-son-22. maddeleri ile TCK'nın 62, 52/2-4 ve 54. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 75.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün katılan vekili ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 7242 sayılı Kanun'la yapılan lehe değişikliklerin değerlendirilmesi için dosyanın son hükmü veren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderildiği, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince 11.09.2020 tarih ve 1070-1678 sayı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade kararı doğrultusunda CMK'nın 280/1-f maddesi uyarınca bozma kararı verildiği, bozma kararına uyan Şırnak Asliye Ceza Mahkemesince 15.02.2021 tarih ve 928-237 sayı ile sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesi yollamasıyla 3/5-10-son-22. maddeleri ile TCK'nın 62, 52/2-4 ve 54. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 75.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün de katılan vekili ve sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince 28.01.2022 tarih ve 1013-263 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedildiği, söz konusu kararın da sanık ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 13.02.2024 tarih, 12171-1360 sayı ve oy çokluğu ile temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılan dosyada; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince verilen 11.09.2020 tarihli ve 1070-1678 sayılı bozma kararı ile iş bu bozma kararına istinaden tesis edilen Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2021 tarihli ve 928-237 sayılı kararının, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduğu gerekçesiyle hükümsüz sayılmalarına", Dava dosyasının, Şırnak Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.11.2017 tarihli ve 670-733 sayılı hükümle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE, 2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13.02.2024 tarihli ve 12171-1360 sayılı temyiz isteminin reddi kararının KALDIRILMASINA, 3- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince verilen 11.09.2020 tarihli ve 1070-1678 sayılı bozma kararı ile iş bu bozma kararına istinaden tesis edilen Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2021 tarihli ve 928-237 sayılı kararının, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul oldukları gerekçesiyle hükümsüz sayılmalarına", 4- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 28.01.2022 tarihli ve 1013-263 sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının, Şırnak Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.11.2017 tarihli ve 670-733 sayılı hükümle ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 5- Dava dosyasının, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.