Ceza Genel Kurulu 2024/355 E. 2025/395 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

Ceza Genel Kurulu 2024/355 E. 2025/395 K. — Yargıtay Kararı

Ceza Genel Kurulu 2024/355 Esas 2025/395 Karar 15.10.2025
Ceza Genel Kurulu 2024/355 E.,  2025/395 K.

İtirazname No : 2023/32888

KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 863-134

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299/1-2, 43/1, 62, 50/1-a ve 52/1-2-4. maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasından önceki mahkûmiyet nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp mahsup yapılarak 3 ay 15 gün hapis cezasından çevrili 2.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11.10.2018 tarihli ve 124-592 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 11.04.2019 tarih ve 63-672 sayı ile hükümden "3 ay 15 gün" ve "2.100 TL" ibarelerinin çıkartılarak yerlerine sırasıyla "2 ay 27 gün" ve "1.740 TL" ibarelerinin yazılması suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, kesinleşen bu ceza 13.05.2019 tarihinde yerine getirilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Siyasi Partiler Sicil Bürosunca, ... Parti Genel Başkanlığına hitaben 20.09.2022 tarihli ve 1353 sayılı yazı ile; 20.08.2022 tarihinde yapılan büyük kongrede genel başkan seçilen sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 11/2-b maddesi kapsamında siyasi parti üyeliğine engel türden bulunduğu belirtilerek varsa yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının bir örneğinin gönderilmesi istenilmiştir.
Sanık müdafiinin 12.10.2022 tarihli dilekçesiyle müracaat etmesi üzerine Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesince 17.10.2022 tarihli ve 124-592 sayılı ek karar ile; "...İnfaz tarihinin 13.05.2019 olduğu, üç yıllık sürenin 13.05.2022 tarihinde dolmuş ise de, UYAP kayıtları itibariyle 01.02.2021 tarihinde 05.05.2020, 30.03.20 22... .08.2020 tarihlerinde kasıtlı suç işlediği iddiası ile kovuşturma dosyasının olduğu, koşullarının oluşmadığı," gerekçesiyle itiraz yolu açık olmak üzere sanığın yasaklanmış haklarının geri verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Söz konusu ek karara yönelik sanık müdafiinin itirazı üzerine dosyayı inceleyen Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 23.11.2022 tarih ve 2022/1592 Değişik iş sayı ile; "...Memnu hakların iadesi talebinin reddi kararları istinaf yoluna tabi olduğu," gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 16.02.2023 tarih ve 863-134 sayı ile; "Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesince kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle verilen memnu hakların iadesi talebinin reddine dair ek karar usul ve yasaya uygun olduğundan, talepte bulunanın adli sicil kaydındaki sabıka kayıtları ve UYAP bilişim sisteminde kayıtlı olan dosyaları bulunduğu," gerekçesiyle itiraz yolu açık olmak üzere itirazın reddine karar verilmiştir.
Merci sıfatıyla dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince de 07.03.2023 tarih ve 2023/15 Değişik iş sayı ile; "5352 sayılı Adli Sicil Yasası'nın 13/A-5 maddesinde; 'Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.' denildiği,
5271 sayılı Yasa'nın 286/3. maddesinde; 'İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir.' denildiği,
Aynı fıkranın a-8 bendinde TCK'nın 299. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçu ile ilgili Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceğinin düzenlendiği, her ne kadar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince itiraz yolu açık olarak karar verilmiş ise de; yukarıda izah edildiği üzere verilen karara karşı Yargıtay yolunun açık olduğu, bu nedenle sanık müdafiinin dilekçesinin temyiz talebi olarak değerlendirilmesinin gerektiği," gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği Yargıtay 4. Ceza Dairesince ise 30.11.2023 tarih ve 12951-25041 sayı ile; "Hükümlünün 5237 sayılı Kanun kapsamında kalan suçtan mahkûm edildiği 2820 sayılı Yasa'dan kaynaklanan bir hak mahrumiyetine neden olması karşısında öncelikle güncel adli sicil kaydının incelenmesinde hak mahrumiyetine neden olan cezanın infaz tarihi olan 13.05.2019 tarihinden sonra üç yıllık süre içinde yani 13.05.2022 tarihine kadar işlenmiş bir suç kaydının bulunmaması nedeniyle, Mahkemece 5352 sayılı Yasa'nın 13/A maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak sonucuna göre yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı verilip verilemeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, yerinde olmayan hukuka aykırı gerekçeyle yasaklanmış hakların geri verilmesi talebinin reddine karar verilmesi," isabetsizliğinden Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.10.2022 tarihli ve 124-592 sayılı ek kararının bozulmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 26.01.2024 tarih ve 32888 sayı ile; "...5560 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na eklenen 13/A maddesinin 5. fıkrasında yasaklanmış hakların geri verilmesine dair talep konusunda verilen karara karşı CMK'da öngörülen kanun yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir.
Mahkeme kararı niteliğindeki 'yasaklanmış hakların iadesine ilişkin karar' CMK 267. maddesinde belirtilen hâkim kararı olmadığı gibi güvenlik tedbirine yönelik hüküm (nihaî karar) niteliğinde olduğu, kanunda açıkça itiraz yoluna başvurulabilecek kararlar içinde de yer almadığı, bu durumda CMK 272. maddesi kapsamında istinaf yolu açık kararlardan olduğunun kabulü gerekmektedir.
İstikrar bulmuş Yargıtay içtihatları da; 1. CD 30.11.2023 t. 2023/3466-2023/7350 E.K., 2. CD 03.07.2023 t. 2023/930-2023/3955 E.K., 4. CD 06.11.2023 t. 2023/13416-2023/23669 E.K., 5. CD 11.12.2023 t. 2023/10073-12044 E.K., 6. CD 11.01.2024 t. 2022/3984-2024/389 E.K., 7. CD 11.05.2022 t. 2021/23777-2022/9373 E.K., sayılı kararlarda olduğu gibi bu yöndedir.
Bir çok özel daire ilamında da açıklandığı gibi; memnu hakların iadesine ilişkin kararların bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden sonra verilmesi nedeniyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinin 5. fıkrasındaki atıf ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 272. maddesine göre istinaf kanun yoluna tabi olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bu durumda Cumhuriyet Başsavcılığımız ile özel daire arasındaki uyuşmazlık memnu ya da yasaklanmış hakların iadesine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurulup başvurulamayacağı konusunda oluşmaktadır.
Yargıtay'ın temyiz incelemesinin kapsamını belirleyen 5271 sayılı CMK 286/1. maddesinde; 'Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.' kuralına yer verildikten sonra maddenin 2. fıkrasında hangi kararların temyiz edilemeyeceği açıklanmıştır.
Buna göre maddenin 2/h bendinde 'Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar' da temyiz kapsamı dışında tutulmuştur.
7188 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle değiştirilen ve temyiz kapsamını genişleten CMK 286/3. fıkrasında sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kararlarının temyiz edilebileceği vurgulanmıştır. Burada esas davaya konu 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçu sayılmış olsa da bu temyiz davasının konusu yasaklanmış hakların iadesi, geri verilmesi kurumudur.
Yine istikrar bulmuş Yargıtay Özel Daire kararlarında (8. CD 10.05.2023 t. 2022/5875- 2023/3120 E.K., 9. CD 22.06.2022 t. 2021/25806-2022/6417 E.K., 10. CD 15.12.2022 t. 2022/7808- 13379 E.K., 11. CD 02.05.2023 t. 2022/11407-2023/3505 E.K., 12. CD 12.10.2022 t. 2022/2077- 2022/6646 E.K.) olduğu gibi '5352 sayılı Adli Sicil Kanunu 13/A maddesiyle yasaklanmış hakların geri verilmesine dair kararların güvenlik tedbirine yönelik hüküm (nihaî karar) niteliğinde olduğu' kabul edilmiştir.
Bu durumda Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 16.02.2023 gün ve 2022/863 E. 2023/134 K. sayılı istinaf başvurusunun reddine dair kararına yönelik kanun yolu başvurusunun CMK 268. maddesi uyarınca itiraz dilekçesi olarak kabulü ile itiraz konusunda gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için incelenmeksizin iadesi yerine temyiz incelemesi yapılarak CMK 302/2. maddesi gereğince bozma kararı verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 14.03.2024 tarih ve 1255-3402 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin İlk Derece Mahkemesince 11.10.2018 tarihinde verilen ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleşip 13.05.2019 tarihinde infaz edilen hükme bağlı olarak; yasaklanan hakların iadesi talebinin reddine dair verilen ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler
a. Genel olarak yasaklanmış hakların geri verilmesi/memnu hakların iadesi kurumu
01.06.2005 tarihinde ceza adalet sisteminde temel yasalar değiştirilmek suretiyle yeni bir dönem başlatılmıştır. 5237 sayılı TCK'da, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkûmiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu düşünülmediği için, mülga 765 sayılı TCK'nın 121-124. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK'nın 416-420. maddelerinin yerine ikame olmak üzere yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.
Ancak, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuş, Anayasa'nın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesi kabul edilmemiştir.
5237 sayılı TCK dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açtığından, 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 38. maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 13/A maddesi eklenmek suretiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi/memnu hakların iadesi müessesesi yeniden Türk ceza adalet sistemindeki yerini almıştır.
5352 sayılı Kanun'un "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 13/A maddesi şöyledir:
"(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.
(2) Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz.
(3) Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.
(4) Mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet Savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir.
(5) Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
(6) Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde, adlî sicil arşivine kaydedilir.
(7) Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır.".
5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin gerekçesinde ise; "...5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesindeki düzenlemeye göre, belli bir suçtan mahkumiyete bağlı süresiz hak yoksunluğundan söz edilemez. İşlediği suç dolayısıyla toplumda kişiye karşı duyulan güven sarsıldığı için suçlu kişi, özellikle güven ilişkisinin varlığını gerekli kılan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır. Ancak, bu hak yoksunlukları süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, 53 üncü maddede suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması yönünde düzenleme yapılmıştır. Türk Ceza Kanununda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesine ilişkin düzenleme yapılmamıştır.
Ancak, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun Geçici 2 nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkan tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur." açıklamalarına yer verilmiştir.
Kanun maddesinin sarahatine ve gerekçesinde işaret olunan amaç ve kapsamına nazaran, her ne kadar 5237 sayılı TCK'da, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkûmiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğuna yer verilmemiş ise de, TCK dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilecektir. Burada hükümlünün mahkûmiyetinin, mülga 765 sayılı ya da mer'i 5237 sayılı Ceza Kanunları'na veya ceza öngören özel kanunlara dayanmasının bir önemi bulunmamaktadır. İadesine karar verilecek yasaklanmış haklar, Anayasa'nın 76. maddesi gibi, belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı süresiz hak yoksunluklarına ilişkindir.
b. Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi ile ilgili bölge adliye mahkemelerince verilen kararların temyize tabi olup olmadığı sorunu
07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli bir yargı sistemine geçilmiştir.
CMK'nın "Temyiz" başlıklı 286. maddesi;
"(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.
(2) Ancak;
a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c) Sulh ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
d) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin suç niteliğini değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,
e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarını değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,
f) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine veya istinaf başvurusunun reddine dair kararlar,
h) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları,
Temyiz edilemez." şeklinde düzenlenmiş iken;
28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 78. maddesiyle ikinci fıkranın (d) bendinde yer alan "suç niteliğini değiştirmeyen" ibaresi "her türlü" şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer alan "bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile" ibaresi metinden çıkarılmış, aynı fıkranın (c), (e) ve (g) bentleri ise;
"c) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları"
"e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları"
"g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar" biçiminde değiştirilmiştir.
Bu değişiklikler sonrasında, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi; "Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları", aynı fıkranın (f) bendi ise; "On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları" hâlini almıştır.
05.08.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere "c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar," bendi eklenmiş, diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesi sonucunda CMK'nın 286. maddesi;
"(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.
(2) Ancak;
a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
d) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
f) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
h) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
i) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları,
Temyiz edilemez." olarak yeniden düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 71-118 sayılı kararıyla CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, söz konusu bu iptal hükmü 15.02.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine doğan yasal boşluk ise 28.02.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle giderilmiş, iptal gerekçesi doğrultusunda yeniden düzenlenen CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi; "İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları," şeklindeki son hâlini almıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı olağan kanun yolu olarak CMK'nın 272. maddesi uyarınca istinaf yoluna, istinaf üzerine verilen bölge adliyesi mahkemesi kararlarına karşı da aynı Kanun'un 286. maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulabilecektir. Kural bu olmakla birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerden hangilerine karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı CMK'nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasında, istinaf üzerine bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararlardan hangilerine karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı da aynı Kanun'un 286. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında tahdidi olarak sayılmak suretiyle kuralın istisnaları gösterilmiştir.
Görüldüğü üzere, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir (CMK madde 286/1). Genel kural budur. Bununla birlikte kanun vazıının, suçun ve yaptırımın ağırlığına göre istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesinin verdiği, esastan red ve/veya "her türlü karar"ın (CMK madde 286/2-c,d,e gibi) temyiz edilemez olduğunu kabul ettiği de görülmektedir. Nitekim Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraznamesine göre; maddenin 2/h bendinde sayılan "güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar" da temyiz kapsamı dışında tutulmuştur.
Ancak;
a. Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir(5352 sayılı Kanun madde 13/A-5). İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı olağan kanun yolu istinaf olduğundan (CMK madde 272), yasaklanmış hakların geri verilmesi talebinin reddine dair kararın da istinafa tabi olduğu açıktır.
b. Sanığın mahkûmiyetine ilişkin Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kararlarının, talep tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan, 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle değiştirilen CMK'nın 286. maddesinin üçüncü fıkrasının a-8 bendi ve geçici 5. maddenin (f) bendi hükümleri gereğince temyiz yoluna tabi olduğu görülmektedir.
Hakkın kullanılmasını yasaklayan mahkumiyet hükmünün temyizinin mümkün olduğu bir kanun yolu sisteminde, yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi ile ilgili kararların da temyiz edilebilir olduğunun evleviyetle/a priori kabulü gerekir. Esasen 5352 sayılı Kanunun 13/A-5 maddesinin sarahati ile 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesinin ifade özgürlüğü merkezli gerekçesi ve kanun yoluna etkin başvuru hakkı böyle bir sonuca ulaşmayı zorunlu kılar.
c. Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği kararın, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde sayılan "güvenlik tedbirine ilişkin" kararlar kapsamında değerlendirilemeyeceği görülmektedir. Zira 286. maddenin konusunu, kural olarak doğrudan uyuşmazlığın esasını çözen hükümler ya da iş bu hükmün denetimine ilişkin kararlar oluşturmaktadır. (h) bendindeki "güvenlik tedbirine ilişkin" karardan maksadın, bir cezaya bağlı olarak ya da müstakilen ve fakat her halükarda bir güvenlik tedbirinin ihdasına, değiştirilmesine veya kaldırılmasına ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Oysa itiraza konu yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı, niteliği itibarıyla CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (h) maddesinde yer verilen "güvenlik tedbirleri" ile ilgili karardan farklı, tali ve spesifik bir hukuki kurumdur.
Ulaşılan bu sonucun, istisnai normların geniş yorumlanmaması gerektiği ilkesinin yanı sıra İHAS'ın Ek 7 Numaralı Protokolü'nün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2/1 ve Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 14/5. maddelerinde güvence altına alınan, herkesin hakkında hükmolunan cezayı yüksek bir mahkeme veya yargı organınca incelenmesini sağlama hakkının da bir gereği olduğunda kuşku yoktur.
d. CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan bentler, hem uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğüne ilişkin temel hak ve özgürlükler kapsamında kalmakta hem de istisnai norm olma özelliği taşımaktadır. Bunun sonucu olarak CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasında istisnai olarak sayılan temyiz edilemeyecek kararlar arasında açıkça belirtilmeyen kararların temyizi kabil olduğu tartışmadan varestedir.
B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme
Sanığın, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkûmiyetine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği ve söz konusu mahkûmiyet hükmünün 13.05.2019 tarihinde infaz edildiği anlaşılan dosyada;
Sanık müdafiinin 12.10.2022 tarihli dilekçesi ile yasaklanmış hakların geri verilmesi talebine yönelik İlk Derece Mahkemesince verilen talebin reddine dair ek kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun reddine dair kararının temyizi kabil olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın