Ceza Genel Kurulu 2024/328 E. 2025/191 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

Ceza Genel Kurulu 2024/328 E. 2025/191 K. — Yargıtay Kararı

Ceza Genel Kurulu 2024/328 Esas 2025/191 Karar 30.04.2025
Ceza Genel Kurulu 2024/328 E.,  2025/191 K.

İtirazname No : 2021/31526

KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2071-89

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.06.2019 tarihli ve 236-320 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 09.02.2021 tarih ve 2071-89 sayı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılması ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 ile TCK’nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 11.12.2023 tarih ve 33108-10374 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18.03.2024 tarih ve 31526 sayı ile;
Somut dosyada sanığın ilk kez 2008 yılında anılan bankada hesap açtığı, bankacı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 29/05/2017 tarihli raporda da 2014 yılı Ocak ayında 17.000 TL'lik katılım hesabı açtığı, 21 gün sonra kapattığı, müteakiben işlemlere 2016 yılı Şubat ayına kadar devam ettiğinin belirtildiği, 29/05/2015 tarihinde BDDK tarafından bankaya tamamen el koyularak TMSF'ye devredildiğinde, devlet bankayı batırıyor algısı oluşturmak için örgüt liderinin paranızı bankadan çekin talimatı verdiği, sanığın ise bu çağrıya uymadığı gibi aksine bankacılık işlemlerine devam ettiği, sanığın parasını ...dan çekmeyerek, bu talimatın tersine hareket ettiği, bununla birlikte başka bankadan kredi çekip mezkur bankaya yatırma gibi bir işleminin de bulunmadığı, dolayısı ile sanığın örgütsel kasıtla hareket ettiğini gösterir olağanüstü bir bankacılık işleminin bulunmadığı, bu eyleminin örgütsel faaliyet anlamında şüphede kaldığı, mezkur bankayı ticari ve kişisel yarar için de kullanmış olabileceği, öte yandan sanığın ... İlçesinde sigorta ve muhasebecilik yaptığı, küçük bir esnaf olması nedeniyle örgütün il yönetiminde görevinin bulunmadığı, bu nedenle mütevelli sıfatının da olmadığı, ayrıca ... eylemlerinin sanığın konum ve kişisel özellikleri nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunda kaldığı, belirtilen tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; örgütsel saikle hareket ettiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak inandırıcı delil bulunmayan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 27.05.2024 tarih ve 5477-7001 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa müsnet silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından; ... ilçesinde sigorta ve trafik takip işiyle uğraşan sanık hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu değerlendirilen ... Sanayici ve İş Adamları Derneği (...) üyesi olduğundan bahisle soruşturma başlatıldığı,
31.01.2018 tarihli bilirkişi raporundan sanığın Bank ...’da 21.05.2008 tarihinde hesap açtırdığı, bahse konu bankadan aldığı kredi kartıyla ... Medya Dağıtım A.Ş. yayın organlarına 2012-2015 yıllarında abone olduğu ve abonelik bedelini kredi kartıyla aylık ödediği, 09.01.2014 tarihinde 32 günlük ve 17.000 TL’lik katılım hesabı açtığı ve hesabı vadesinden önce 30.01.2014 tarihinde kapatarak hesaptaki 17.000 TL’yi hakkında aynı suçtan soruşturma bulunan ...’in hesabına havale ettiği,
Anlaşılmaktadır.
Tanık ...; gerek ...'ın yönetiminde bulunduğu zamanlarda gerek... mağazasında görev yaptığı süre içerisinde gittiği sohbet ve programlarda Fetö terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı şahıslar arasında olduğunu bildiği sanığı ... isimli dernek tarafından ... Usta isimli lokantada düzenlenen kahvaltıda ve ... Kolejinde düzenlenen etkinliklerde gördüğünü,
Tanık ...; sanığın 2012-2013 yıllarında ...'deki yurtta mübarek gecelerde Fethullahçı yapı tarafından düzenlenen sohbetlere bir ya da iki defa katıldığını hatırladığını,
Tanık ... soruşturma evresinde; gerek 17-25 Aralık olayları öncesi ve gerekse bu tarih sonrasında Fetö terör örgütü içerisinde aktif olarak bulunanlar arsında sanığın da olduğunu, bu kişilerin maddi ve manevi anlamda bahse konu örgüte destekte bulunup himmet, kurban, bağış, fitre, zekât adı altında para verdiklerini ve çevrelerinden bu tür yardımlar topladıklarını, örgüte ait okullarda çocuklarını okuttuklarını ve her yerde örgütü övdüklerini bildiğini,
Duruşmada; sanığı mahalleden komşuları olması sebebiyle tanıdığını, hakkında başka bir bilgisinin olmadığını, emniyette ifade verirken kendisine pek çok isim okunduğunu, ifadesinin en sonunda bilmediğini söylediği hâlde ifadeye "biliyorum" şeklinde geçtiğini, bunu düzeltmek istediğini, sanığın sadece ...’a üye olduğunu bildiğini,
Tanık ... soruşturmada; sanığın da aralarında bulunduğu bazı şahısların ise genellikle kandil akşamlarında düzenlenen sohbetlere katıldıklarını,
Talimat duruşmasında; 2011-2013 yılları arasında ... ilçesinde bulunan ... Öğrenci Yurdunda bahçıvan olarak çalıştığını, 15 Temmuz olaylarından sonra da Samsun iline gittiğini ve sanığı tanımadığını,
Tanık ...; bir defa sanığın evinde bir sohbet toplantısı düzenlendiğini ve kendisinin de buna katıldığını, yine öğrenci evlerinde de sohbet toplantıları yapıldığını, ayrıca ..., ..., ..., ... isimli gazetelerle ..., ... ve ... isimli dergilerin aboneliği ve bunlardan elde edilecek gelirlerle ilgili yoğun faaliyetler yürütüldüğünü, medya sorumlusu olan ...'ün 2015 yılı içerisinde kendisini bir kahvaltıya çağırdığını, sanığın da bulunduğu bu kahvaltıda ...'ün gazete ve dergi satışlarının artık abonelik üzerinden yapılmamasını, yayınları alan şahısların deşifre edilmemesi için normal bir kâğıda isimlerinin yazılarak getirilmesi ve dağıtımların gizli bir şekilde yürütülmesi ya da şahısların yayınları bayilerden almasının daha uygun olacağını anlattığı ve kendilerinden de çevrelerine bu şekilde telkinlerde bulunmalarını istediğini, sanığın 17-25 Aralık 2013 olaylarından sonra da Fetö terör örgütü içerisinde faaliyetlerine devam edenlerden olduğunu, esnaf mütevelli heyetlerinden birinde faaliyet gösterdiğini, ... isimli derneğin son dönem yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, FETÖ terör örgütünce düzenlenen ders ve sohbetlere katıldığını, sanığın örgüte himmet, kurban, fitre ve sadaka adı altında yardımda bulunduğunu,
Tanık ...; sanığı esnaf olması sebebiyle tanıdığını, daha önceki ifadesinde anlattığı gibi sanığı sadece 2014 yılı başlarında seçimlerden önce ...’deki yurtta yapılan ve 150-200 kişinin bulunduğu bir toplantıda gördüğünü,
Tanık ...; sanığı sadece kandil sohbetlerinde gördüğünü, örgütle bir bağlantısı olup olmadığını bilmediğini, bahsettiği sohbetlerin ... Camiinde olduğunu,
Tanık ... soruşturma evresinde; 2012 yılının Ramazan ayının ilk haftasında ...'deki öğrenci yurdunda bir iftar programı için ...'in kendisini davet ettiğini, bu toplantıda yaklaşık 100-120 kişinin bulunduğunu, sanığın da toplantıda olduğunu hatırladığını, gerek 17-25 Aralık 2013 öncesi gerekse bu tarihten sonra örgüt içerisinde bulunanlar arasında sanığın da olduğunu bildiğini, 2010-2012 yıllarında bu yapılanmanın toplu mütevelli heyeti adı altında bir heyetinin bulunduğunu, sanığın da bu heyette yer aldığını,
Kovuşturma evresinde ise; sanığı ... Sanayici ve İş Adamları Derneğinden tanıdığını, daha önce verdiği ifadesinde aslında 2012 yılından sonrası için bir şey bilmediğini belirttiğini, zira bu tarihte kavga ederek bunlardan ayrıldığını ancak ifadesine biliyormuş gibi yazıldığını, bu ifadeyi düzeltmek için emniyete tekrar müracaat ettiğini fakat oradan mahkemede düzeltebileceğinin söylendiğini, bu durumu düzeltmek istediğini, sanığın 2010-2012 yıllarında yapılan toplu sohbetlerde olduğunu, sanığı burada bir iki defa gördüğünü hatırladığını,
Tanık ...; sanığı 2013-2014 yıllarında yurtta yapılan toplantılarda üç beş defa gördüğünü, yurtta kalan öğrenciler için ... ... burada yardım toplandığını ancak sanığın verdiğine şahit olmadığını, daha önceki beyanında esnaf mütevelli heyeti tabirini kullanmasının sebebinin bu toplantılara katılanların hepsinin esnaf olması olduğunu, sanığı ...’de bulunan yurttaki manevi gecelerde yapılan sohbetlerde gördüğünü, sanığın esnaf mütevelli heyetinde bulunduğuna dair herhangi bir faaliyetine şahit olmadığını,
Tanık ...; sanıkla esnaf gruplarında sohbet ve toplantılarda birlikte bulunduklarını, bu sohbetlerin daha çok ... gazetesi bürosunda olmakla birlikte farklı farklı yerlerde yapıldığını,
Tanık ... soruşturma evresinde; 2010 yılında sanığın kendisini bir sohbete davet ettiğini, bu sohbetin sanığın evinde yapıldığını, sanıktan başka 5-6 kişinin daha sohbette bulunduğunu, sohbeti ... Hoca diye birinin verdiğini, sohbette dinî konuların işlendiğini, bu sohbetten sonra bir gün evine sohbet amaçlı sanık ve ... Hoca da dâhil olmak üzere birkaç kişinin geldiklerini, ... Hoca’nın yine dinî konularda sohbet verdiğini, ... ... sanığın telefonla arayarak, kendisini sohbetlere çağırdığını, 17-25 Aralık 2013 olaylarının öncesinde sanık ve birkaç kişinin daha kendisinden cemaat için kurban parası istediklerini ancak vermediğini, ...'da hem 17-25 Aralık olaylarından önce hem de bu olaylar sonrasında sanığın ortamlardaki konuşmalarından hükûmeti eleştirerek Fetö'yü haklı gördüklerini söylediğini,
Kovuşturma evresinde ise; kolluktaki ifadesinde geçen sanığın kendisini arayarak sohbete davet ettiğine ve kurban istediğine dair beyanını düzeltmek istediğini, sanığın kendisini sohbete davet etmediğini ve kurban istemediğini, ayrıca sanığın ağzından Fetö’yü desteklediğini bizzat duymadığını ya da görmediğini,
Beyan etmişlerdir.
Sanık 2001 yılından beri sigortacılık yaptığını, Bank ... hesabını 2008 yılında açtığını ve iş yerinde POS kullandığını, talimatla hesap açmadığını, ... veya ... gibi bir yayına aboneliğinin olmadığını, Bank ...'daki harcamaların sebebinin belki çocuklarının dershanesinden deneme sınavları için verdikleri testlerle alakalı olabileceğini, 17-25 Aralık olaylarından önce bu yapının ... Yurdundaki kandil gecesi programlarına birkaç defa gittiğini, himmet, bağış, kurban adı altında herhangi bir yardımda bulunmadığını, suçlamaları kabul etmediğini,
Savunmuştur.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.01.2019 tarihli ve 417-44 sayılı, 20.12.2018 tarihli ve 419-661 sayılı, 26.09.2017 tarihli ve 956-370 sayılı kararları ile bu suçların temyiz incelemesiyle görevli Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3-2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi; örgütün amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemedeki ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibarıyla süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Vesile Sonay Evik, "Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 383 vd).
Örgüt üyesinin örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin suç işlemek amacı olması aranır (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku, Özel Kısım, s. 263-266; Uğur Alacakaptan, "Genel Olarak ve Bazı Suçlar Bakımından Cürüm İşlemek İçin Örgüt (Teşekkül) Meydana Getirme Suçu", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 28; İzzet Özgenç, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 280).
Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). TCK’nın "Hata" kenar başlıklı 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi durumunda ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu hâlde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut exante bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibarıyla kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Öte yandan Anayasa’nın 138/1 ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38 ve AİHS’nin 6/2. maddelerinin sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.
Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı ... Sanayici ve İş Adamları Derneği üyesi ve 2016 yılı Mayıs ayında kapanana kadar bir dönem yönetim kurulu başkanı olan, Bank ...'da örgüt liderinin talimat tarihleriyle uyumlu olacak şekilde katılım hesabı açan, tanık beyanlarına göre örgütsel sohbet toplantılarına örgütün gerçek yüzünün ortaya çıkmasından sonra da iştirak ederek örgütle irtibatını devam ettiren, esnaf mütevelli heyetinde yer alan, örgüte kurban, himmet, burs gibi adlar altında parasal yardımda bulunan sanığın; süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk taşıyan eylemlerde bulunmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dâhil olarak müsnet silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin kabulü gerekir.
Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı ve dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; İtiraznamedeki oluşa uygun gerekçe ve değerlendirmeler yerinde görülmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın