7. Hukuk Dairesi 2025/5239 E. 2025/5254 K. — Yargıtay Kararı
7. Hukuk Dairesi 2025/5239 Esas 2025/5254 Karar 08.12.2025
7. Hukuk Dairesi 2025/5239 E., 2025/5254 K.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/58 E., 2025/264 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2013/224 E., 2016/321 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar vekili tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasında dava konusu İstanbul ili, Kağıthane ilçesi, ... Mahallesi 58 34... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan binanın ..., ..., ... ... ve ... ... tarafından murisin hiçbir katkısı olmaksızın inşa edildiği iddiasına ilişkin olarak dava açmak üzere 20 günlük kesin süre verildiğini, dava konusu taşınmazın 1960 yılında müvekkilleri ... ve ... ve diğer müvekkillerinin murisi ... ve ... ... ile payını daha sonra kardeşlerine devretmiş olan ... ... tarafından inşa edildiğini, davacıların murisi ...'nun taşınmaz üzerinde ne zilyetlik ne de mülkiyet hakkı bulunmadığını ileri sürerek İstanbul ili, Kağıthane ilçesi, ... Mahallesi 58 34... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan binanın müvekkillerine aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; kök muris ...’nun 1960 yılında dava konusu ...'da bulunan fırının yerini bodrum katı ve iki katın betonu atılı ve natamam inşaat hâlinde iken zilyedinden bizzat satın aldığını ve natamam inşaatı tamamlayıp üstüne fırın olarak işletileceği yeri inşa edip çatısını kapattığını, kök murisin bu fırını ölüm tarihi olan 1977 yılına kadar işlettiğini, fırının altında bulunan dairede eşi ..., kızları ... ve oğlu ... ile birlikte ikamet ettiğini, fırının altındaki bodrum katı ve müştemilatı olarak yapılan yerleri de kiraya verdiğini, iddianın gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.09.2016 tarihli ve 2013/224 Esas, 2016/321 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 5834 ada, 3 parsel üzerinde bodrum + zemin + çatı arası katlı bina olduğu, parsel mülkiyetinin davalı olduğu, tapu kaydında üzerindeki binanın ...'na ait olduğuna dair şerh bulunduğu ve yapıyla ilgili imar affı müracaatının da davacı ... tarafından yapılmasına rağmen binanın davacılara ait olduğu sonucuna varıldığı, davalılar tarafından binanın muris ... tarafından natamam bir şekilde alınarak tamamlandığı iddia edilmiş ise de bu iddiaların ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile binanın davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2018 tarihli ve 2018/335 Esas, 2018/354 Karar sayılı kararıyla; kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmazın davalı olduğu belirtilerek malik hanesinin açık bırakıldığı, yargılama devam ederken 30.01.2015 tarihinde komisyonda itirazlı yerlerin tescili işlemi ile Maliye Hazinesi adına tescil edilerek kayıt oluşturulduğu, muhdesat bilgileri kısmında "Kargir bina ...'na aittir" şerhinin mevcut olduğu, davacı tarafın nizalı parsel üzerindeki binanın taraflarınca inşa edildiği iddiasıyla muhdesatın tespiti talebinde bulunduğu, muhdesatın şahsi bir hak olup (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 722, 7 24... . maddeleri) sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmeyeceği, taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatın taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceği, bu ilke ve esaslara göre kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemeyeceği, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini koruması gerektiği, öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğunun kabul edildiği, somut olayda eldeki dosya davalıları tarafından davacılara karşı ortaklığın giderilmesi davası açılmış ise de, dava konusu taşınmazda paydaş olmadıklarından bu durumun sonuca etkili görülmediği, muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın mahallinde kamulaştırma işlemi veya kentsel dönüşüm uygulaması yapıldığı hususunun da ileri sürülmediği, bu durumda davacıların tespit davası açmakta güncel hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince, eldeki dosya davalılarının, davacılara yönelttiği dava ile 58 34... parselde bulunan binadaki ortaklığın giderilmesine karar verilmesini talep ettikleri, ancak dava konusu taşınmazda paydaş olmadıkları, muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın mahallinde kamulaştırma işlemi veya kentsel dönüşüm uygulaması yapıldığı hususunun da ileri sürülmediği, bu durumda davacıların tespit davası açmakta güncel hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, dava konusu 58 34... parsel sayılı taşınmazın davalı olduğu belirtilerek malik hanesinin açık bırakıldığı, yargılama sırasında, 30.01.2015 tarihli kadastro tespiti davalı veya komisyonda itirazlı yerlerin tescili işlemi ile (kesinleşme tarihi 07.03.2013) Maliye Hazinesi adına tescil edilerek kayıt oluşturulduğu, tespiti talep edilen muhdesatın (binanın) davacı beyanlarına göre 1960 yılında inşa edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, az yukarıda bahsedilen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesinin, başka bir deyişle davacıların taleplerinin tespit öncesi nedene dayanıp dayanmadığı hususunun tartışılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, az yukarıda da, açıklandığı üzere, dava konusu muhdesatın kadastro tespit tarihinden önce inşa edildiği tespit edildiğinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2 hükmüne göre, hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmayacaktır. O hâlde, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının ve tescile esas tüm kayıtların dosya arasına alınması, yine dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede ilk tesis kadastro çalışmalarına ait belgelerin getirtilmesi, gelen belgelere göre, binanın inşa edildiği 1960 tarihinin kadastro tespit tarihinden önce ya da sonra olduğunun belirlenmesi, tespitten sonra olduğunun belirlenmesi hâlinde, şimdiki gibi davanın usulden reddine karar verilmesi, tespitten önce olduğunun belirlenmesi hâlinde, 3402 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca hukuki yarar olduğunun kabulü ile, toplanmış ve toplanacak delillerde çerçevesinde bir karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden, yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi yanlış olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir... " gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesinin yanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19. maddesine dayalı dava açıldığının yargılama aşamasında ileri sürülmediği gibi ilgili madde uyarınca öne sürülmesi hâlinde davanın kayıt malikine de yöneltilmesi gerektiği, kayıt maliki Hazineye yöneltilmiş dava olmadığı, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen hususların istinaf incelemesi sırasında gözönüne alınmasının mümkün bulunmadığı, yine İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar tarafından da belirtilen hususun istinaf konusu edilmediği, istinaf yargılaması aşamasında kayıt maliki Hazineye husumet yöneltilmesi suretiyle taraf teşkilinin temini ve dilekçeler aşamasına dönülmesinin de mümkün bulunmadığı, kaldı ki taşınmazın tapu kaydında davacılardan ... lehine muhdesat şerhi bulunduğu, diğer davacıların ise varsa kayıt malikine ve belirtilen şerh lehdarına 3402 sayılı Kanun’un 19. maddesine dayalı isteklerinin hak düşürücü süre içinde açılacak dava ile istenebileceği gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.
C. Direnme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. D. Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli ve 2022/8-450 Esas, 2023/1075 Karar sayılı ilâmında; "...şu hâle göre Bölge Adliye Mahkemesi artık hüküm mahkemesi sıfatıyla hareket ettiğinden davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın tapu kaydının bulunmadığı, yargılama sırasında 30.01.2015 tarihinde Hazine adına hükmen tescil edilmek suretiyle tapu kaydı oluştuğuna göre bu hususun 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesine göre kabul edilebilir bir yanılgı olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 19/2 hükmü gereğince Hazinenin davada taraf olması gerektiği gözetilerek, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının ve tescile esas tüm kayıtların dosya arasına alınarak, taşınmazın bulunduğu bölgede ilk tesis kadastro çalışmalarına ait belgelerin getirtilmesi ve gelen belgelere göre binanın inşa edildiği 1960 tarihinin kadastro tespit tarihinden önce ya da sonra olduğunun belirlenerek, tespitten sonra olduğunun belirlenmesi hâlinde hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, tespitten önce olduğunun belirlenmesi hâlinde ise 3402 sayılı Kanun'un 19/2 hükmü uyarınca davacıların hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dava açıldığında dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı, ortaklığın giderilmesi davasının bu nedenle reddi gerekirken davalılara muhdesatın tespiti davası açılması için süre verildiği, eldeki davada 3402 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasına dayanılmadığı ve Hazinenin taraf olmadığı, direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın yargılama aşamasında yıkılmış olduğu hususu davacılar tarafından bildirilmiş olmakla ve mevcut kayıt durumu nazara alındığında, binanın kadastro tespit tarihinden önce davacılar ..., ... ve bir kısım davacılar yakın miras bırakanı ... ve ... tarafından meydana getirildiği, esasen bu hususun kadastro tutanağının beyanlar hanesinde de sabit olduğu, ancak hükmen oluşan kaydın beyanlar hanesine yansımadığı, buna göre tespit öncesi nedene dayalı davanın süresinde olduğu, gerek dosya kapsamı gerekse kadastro tutanağı ile iddianın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; işbu davanın davacının bilgisi olmaksızın yetki verilmeden açıldığını, ortaklığın giderilmesi davasının da bu davanın açılabilmesi için danışıklı açıldığını, ortaklığın giderilmesi davasının açılmamış sayılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, muhdesatın aidiyeti davasında hukuki yararın kalmadığını, Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca Hazinenin davaya dâhil edilmesi gerekirken dâhil edilmeksizin karar verildiğini, muhdesatın hâlihazırda yıkıldığını ve taşınmazın davacıya satıldığını, tespit davasında artık hukuki yararın kalmadığını, diğer davacıların tapu iptali ve tescil şeklinde eda davası açtıklarını, istinaf mahkemesinin, kararına gerekçe olarak 1960 yılına ait ilk tapulama kayıtlarını gösterdiğini, ancak anılan tutanakların kesinleşmediğini, 1983 yılında yeniden kadastro çalışması yapıldığını, hazırlanan şuyulandırma cetvellerinde ve taşınmazın ... Müdürlüğü dosyasında davacının hak sahipliğinin gözüktüğünü, mahkemenin 1983 yılındaki kadastro çalışmasına ilişkin belgeleri celp ettirmediğini, hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını, 1960 yılına ait kadastro tutanağındaki fırının yıkıldığını, davacı tarafından yeni bir fırın inşa ettirildiğini, mahkemenin bu hususta araştırma yapmadığını, binanın ne zaman inşa edildiği hususu üzerinde durulmadığını belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.