7. Hukuk Dairesi 2025/4613 E. 2025/4874 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2025/4613 E. 2025/4874 K. — Yargıtay Kararı

7. Hukuk Dairesi 2025/4613 Esas 2025/4874 Karar 19.11.2025
7. Hukuk Dairesi 2025/4613 E.,  2025/4874 K.

MAHKEMESİ : Malatya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/336 E., 2022/409 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 126 parsel sayılı taşınmazın davalılardan ...'in zilyetliğinde iken noter senedi ile satın alındığını, 60 yılı aşkın bir süredir nizasız ve fasılasız müvekkillerinin zilyetliğinde iken tapulama sırasında sehven davalılar adına tescil edildiğini, müvekkillerinin Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/443 Esas, 2006/314 Karar sayılı dava dosyası üzerinden açmış olduklar tapu iptali ve tescil davasının kesin süreye uyulmaması nedeni ile reddine karar verildiğini, belirterek 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/2 hükmü gereğince tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ...,...,....... ve ... cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, 10 yıllık hak düşürücü süresinin geçtiğini, adlarına kayyım tayin edilen kişilerden ölmüş ve mirasçı bırakmayanların 4721 sayılı Kanunun 501. maddesi gereğince son mirasçısı ... olacağından hisselerinin ... adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
3. Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçelerinde; davacıların davayı ispatlayamadığını ve noter senedinin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
4. Dâhili davalı...cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı şu an kimin kullandığını veya hangi taşınmaz olduğunu bilmediğini, bu yerle ilgili herhangi bir hak talebinin olmadığını ancak davanın açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama giderlerini kabul etmediğini beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.10.2015 tarihli ve 2015/77 Esas, 2015/129 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile, 126 No.lu parselin maliklerinden ... (...'ın oğlu) adına ve daha önce Battalgazi Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/143 Esas sayılı dosyasında haklarında hüküm kesinleşmiş olan davalılar ... ve diğerlerinin payları toplamı olan 576/864 payın iptali ile 288/864 pay ile davacılar ... mirasçıları adına payları oranında ve... ... adına tapuya tesciline, tapu malikleri ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... ve ... kızı ...'nın payları ile ilgili açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 13.10.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve dâhili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır..
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 2016/12527 Esas, 2019/10866 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 126 parselin dava dışı 127 parsel ile birlikte tapu kaydına dayanılarak 14.07.1975 tarihinde davacılar ... oğlu... ..., (...) ... Kızı ... ve davalı olarak gösterilen ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ...'ın oğlu ..., ..... kızı ... ve diğerleri adına paylı mülkiyet şeklinde tespit gördüğü, davacılar ... oğlu... ... ve (...) ... Kızı ... tarafından Malatya Bölge Tapulama Müdürlüğüne yapılan itirazın komisyonca 14.01.1980 tarihinde reddi üzerine aynı kişiler tarafından Hazineye karşı tespite itiraz davası açıldığı, davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilerek kararın 15.06.1982 tarihinde kesinleştiği ve tespit malikleri adına hükmen kayıt edildiği, ... oğlu... ... ve... vekili tarafından 13.07.1982 tarihinde, dava konusu 126 parsel sayılı taşınmazın 40 yılı aşkın bir süreden beri vekil edenleri tarafından zilyet olunmasına rağmen kadastro tespiti sırasında davalı gösterilen kişiler adına tespit ve tescil edildiği, yapılan tespitin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçeleriyle tapu iptali ve tescil davası açıldığı Mahkemece, 1982/361 Esas, 1988/1364 Karar sayılı ilk kararında davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, tapu malikleri ...'ın oğlu ..., ... kızı ..., ... oğulları ... ve ... ile ... oğlu ...'in bilinen kişiler olduğu, buna rağmen bu kişilere veya ölmüş iseler mirasçılarına davanın yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma ilâmı üzerine Battalgazi Asliye Hukuk Mahkemesince 1993/143 Esas, 2002/99 Karar sayılı ilâmı ile davanın kabulüne karar verildiği, yalnızca dâhili davalı ... vekili tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, tapu kaydında malik olarak gözüken ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ... ve ...'ın oğlu ... kim oldukları bilinmeyen kişiler olmayıp aksine kim oldukları bilinen, tanınan ve hatta duruşma oturumlarında ve talimatla alınan tanık ifadelerinden de anlaşılacağı üzere mirasçıları olan kişiler olduğu, mahkemece ölü olup olmadıklarının tespit edilmesi gerektiği, ölmüş iseler mirasçılarının belirlenmeden ve belirlenecek bu mirasçılara dava yöneltilmeden ve eğer mirasçı bırakmadan ölmüş iseler 4721 sayılı Kanunun 501. maddesi hükümleri uyarınca bu taktirde son mirasçısının ... olacağı düşünülmeden sadece ... oğlu ..., ... oğlu ... ve ... oğlu ... terekelerine kayyım tayin edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek hükmün bozulduğu, bozma üzerine Mahkemece taraflara verilen kesin süreye uyulmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, bu şekilde ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ... ve ...'ın oğlu ... dışında kalan (ve... Kızı ... ve devamı adına kayıtlı paylar hakkındaki) kabul kararının kesinleştiği, dosya kapsamına göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; somut olayda, tapu malikleri ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ... ve ...'ın oğlu ...’ın tanınan ve bilinen kişi olduğu, malikin tapu kütüğünden kim olduğunun anlaşılamaması hukuki sebebi bakımından Mahkemece tapu malikleri ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... ve ... kızı ... payları hakkında davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu ancak “...'ın oğlu ...” yönünden de davanın reddine kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde kararı verilmesinin doğru olmadığı; “malikin yirmi yıl önce ölmüş” hukuki sebebine gelince, ...'ın oğlu ...’a ait olduğu ifade edilen (hasımsız) mirasçılık belgeleri ile yetinilerek sonuca gidildiği, kayıt malikine ait hasımlı veraset belgesi temin edilmediği, ayrıca kural olarak 4721 sayılı Kanunun 713/2 hükmüne dayalı olarak açılan davalarda kayyımın yeri bulunmadığı, hasımlı veraset belgesinin alınması için davacı tarafa süre ve imkân tanınması, malikin veraset belgesi alındığında ve mirasçılarının da olduğu anlaşıldığı takdirde davanın mirasçılarına yöneltilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması, hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise bu durumda 4721 sayılı Kanunun 501. maddesinin göz önünde tutulması gerektiği, kabule göre de, ... ve arkadaşlarına yönelik önceki dava dosyası ile verilen hükmün kesinleşmiş olmasına rağmen haklarında yeniden karar verilmesi de doğru görülmediği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.11.2020 tarihli ve 2020/3281 Esas, 2020/7688 Karar sayılı kararıyla davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda ...'ın oğlu ... adlı kişinin veraset ilâmı alınarak taraf teşkilinin sağlandığı, ...'ın oğlu ... olarak kayıtlı kişinin gerçekte ölü ... olduğu, 25.15.1995 tarihinde vefat ettiği, tanık beyanlarına göre davacıların dava konusu yerdeki zilyetliklerinin 20 yıldan fazla bir süredir devam ettiği, ... oğlu ..., ... oğulları ... ve ... ile ... kızı ... için kayyım atanmış ise de, bu kişilerin tapu kütüğünden anlaşılamayan malikler olmadığı, ancak davacıların sunduğu delillerden bu kişilerin açık kimliklerinin ve dolayısıyla sağ olup olmadıklarının, mirasçıları olup olmadığının belirlenmesi için yeterli olmadığı, bu kişilerin nüfus bilgilerine ulaşılması mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 126 parselin maliklerinden olan ve daha önce Battalgazi Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/143 Esas sayılı dosyasında haklarında hüküm kesinleşmiş olan davalılar ... ve diğerlerinin payları ile tapu malikleri davaya sonradan eklenmiş Malatya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/500 Esas, 2022/802 Karar sayılı veraset ilâmı kapsamında geriye mirasçı olarak kalan kişiler de dâhilinde tüm paylar oranında anılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tüm takyidatlardan ari olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda imar ve ihyanın hangi tarihte ve ne suretle başladığının açıkça tespit edilmediğini, eksik araştırmayla karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanunun 713/2 hükmünde belirtilen maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan ve 20 yıl önce ölmüş kişi adına kayıtlı bulunan taşınmazın zilyetlik nedeniyle tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
1. 492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesine göre gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda dava değeri, gayrimenkulün değeridir. Aynı Kanunun 30. maddesine göre muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilâm harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. O hâlde Mahkemece dava değeri belirlenerek harç tamamlandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Tapu maliklerinden ..., ... yargılama sırasında ölmesine rağmen mirasçıları davaya dâhil edilmemiştir.
3. Kabule göre de Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bozma ilâmında tapu maliklerinin bilinen kişiler olduğu, ölüm sebebine dayalı açılan dava yönünden malik ...'ın oğlu ...’ın hasımsız veraset ilâmı ile yetinilerek karar verildiği, davacı tarafa hasımlı veraset ilâmı temin etmesi için süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma ilâmına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Malatya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/500 Esas, 2022/802 Karar sayılı hasımsız veraset ilâmı ile ...’nün veraset ilâmı alınarak mirasçıları davaya dâhil edilmiş ise de Hazinenin hasım gösterilmediği ve tapu maliki olan ...'ın oğlu ... ile veraset ilâmındaki ...’nün baba adlarının farklı olmasına rağmen aynı kişi olup olmadığının incelenmediği anlaşılmaktadır.
Bozma ilâmında ... ve arkadaşlarına yönelik önceki dava dosyası ile verilen hükmün kesinleşmiş olmasına rağmen haklarında yeniden karar verilmesinin doğru görülmediği belirtilerek hüküm bozulmasına rağmen Mahkemece yeniden tüm malikler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın