6. Hukuk Dairesi 2025/3838 E. 2026/378 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

6. Hukuk Dairesi 2025/3838 E. 2026/378 K. — Yargıtay Kararı

6. Hukuk Dairesi 2025/3838 Esas 2026/378 Karar 03.02.2026
6. Hukuk Dairesi 2025/3838 E.,  2026/378 K.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/684 E., 2025/2302 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/361 E., 2024/647 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılar ..., ................. Anonim Şirketi, ..., ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Instagram sosyal medya platformunda “...” isimli profil hesabını kullanan ve temel uğraş alanı sağlık olmayan ... ile iletişime geçerek, estetik amaçlı burun ameliyatı olmak üzere 2.300,00 Euro bedel karşılığında anlaştığını, bu kapsamda ...'ın aracılık etmesiyle ve organizasyonuyla ilk ameliyatı ...’in yapacağının kararlaştırıldığını, ameliyat yeri olarak da ............ Hastanesinin ayarlandığını, tıbbi operasyon için Türkiye’ye gelen ve anlaşılan bedeli ...'a ödeyen müvekkiline, 16.12.2019 tarihinde, uzmanlık belgesi olmayan, başka bir deyişle, KBB asistanı olan Dr. ... tarafından .................Hastanesinde estetik burun ameliyatı yapıldığını, gerçekleştirilen bu ameliyatta müvekkilinin hayati tehlike atlattığını, görüntü ve sağlık açısından ameliyatın tamamıyla başarısız geçtiğini, bu ameliyat devamında ................ Hastanesinde, Dr. ... ve Dr. ... tarafından bir dizi tıbbi düzeltme girişimleri yapıldığını, fakat bütün bu sürecin müvekkilinin burnunda kalıcı zarar ile neticelendiğini, öncesinde hiçbir aydınlatma yapılmadığı gibi, sonraki süreçte müvekkiline, burun dokusu zedelenmesinin ve kötü görüntünün zamanla düzeleceği ve beklemesi gerektiği şeklinde gerçek dışı bilgi verildiğini, ...'in gerçekleştirdiği ilk operasyon hakkındaki ameliyat notunda hekimin isminin belge üzerinde bulunmadığını, müvekkilinin hastaneden temin ettiği belgeler arasında 27.02.2020 tarihli Dr. ... tarafından operasyona ilişkin düzenlenmiş raporda, müvekkilinin 26.02.2020 tarihinde ..................Hastanesinde, gerçeğe aykırı bir şekilde, bölgesel yağ alma ameliyatı olduğunun belirtildiğini, yapılan usulsüz ve başarısız ameliyat süreci nedeniyle ciddi mağduriyet yaşayan müvekkilinin yaşadığı ülkeye (Hollanda'ya) planlanan tarihte dönemediğini, gerçekleşen kanama nedeniyle 4 gün boyunca ................ Hastanesinde tedavi edilmek durumunda kaldığını, bu süreçte başarısız operasyona dair müvekkiline gereği gibi herhangi bir bilgilendirme yahut aydınlatma da yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bütün davalılardan müştereken ve müteselsilen şimdilik 2.300,00 Euro tedavi giderlerinin kısmi alacak olarak Euro mevduata işletilen en yüksek banka mevduat faizi ile tahsiline, miktar belirlendiğinde artırım dilekçesi verilmek üzere şimdilik 120.000,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından ... kaybın, TL mevduata işletilen en yüksek banka mevduat faizi ile tahsiline, kalıcı bedensel zarara uğrayan genç yaştaki müvekkilinin bundan duyduğu elem ve ruhsal çöküntü nedeniyle, döviz karşılığı makul bir tutar olan 1.440.000,00 TL manevi tazminatın TL mevduata işletilen en yüksek banka mevduat faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 17.12.2019 tarihinde davacı tarafa Rinoplasti cerrahisi yapıldığını, 18.12.2019 tarihinde davacı tarafa orofaringeal ve nazofaringeal postoratif kanama kontrolü yapıldığını, 20.01.2020 tarihinde davacı tarafın burun sol dorsumunda mevcut surgicell çıkarıldığını, 06.02.2020 tarihinde davacı tarafın burun ucu estetiği talebiyle ............... Hastanesine başvurduğunu ve 27.02.2020 tarihinde davacı tarafa Tipplasti cerrahisi yapıldığını, müvekkilinin dava konusu ameliyat tarihleri itibariyle asistanlığının son ayında olduğunu, 03.04.2020 tarihinde uzman olduğunu, uzman hekim gözetiminde ve danışmanlığında dava konusu ameliyatları gerçekleştirme yetkisine sahip olduğunu, bu nedenle ortada yetkisiz tıbbi müdahale olmadığını, cerrahi müdahale öncesi ve sonrasında hastanın bilgi isteme hakkı ve hekimin hasta onamı yükümlülüğü kapsamında hastaya gerekli tüm bilgilerin aktarıldığını ve onay alındığını, burun ve nazal sinüs bozuklukları ve tıkanıklık şikayetleri nedeniyle davacıya uygulanan Rinoplasti ve Tipplasti operasyonundan önce davacı tarafın, her hasta gibi tedavinin içeriği, amacı, başarılı olma şansı, avantajları ve riskleri, potansiyel sonuçları, tedavi sonrası yaşam tarzı ve evde bakım şekli, konularında bilgilendirildiğini, müvekkilinin davalı taraf ile her zaman irtibat halinde olduğunu, hiçbir zaman bilgilendirme ve iletişimde davalı tarafı yalnız bırakmadığını, mesleki sorumluluk gereği tüm süreçte hekim sorumluluğu ile hareket ettiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ..................vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıyı hiç tanımadığını ve hasta-hekim ilişkisi kurmadığını, müvekkilinin part time çalıştığı hastanede bir çok ameliyata konsültan hekim olarak katıldığını, bu durumun çok rutin bir uygulama olup, bu durumdan dolayı müvekkiline kusur atfedilmesi ve yüklenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin Aralık/2019 tarihli Rinoplasti ameliyatına (konsültan) hekim olarak da katılmadığı gibi, bu tarihte davalı hastane ile kurulmuş bir hizmet ilişkisi dahi bulunmadığını, Şubat/2020 tarihli ikinci ameliyatın tam bir burun estetiği ameliyatı değil, burun ucu ameliyatı olduğunu, her ne kadar ameliyatları müvekkili yapmasa da tipplasti, burun ucu estetiği ameliyatı bölgesi ile kalıcı hasar oluştuğu iddia edilen burun bölgesinin aynı olmadığını, davacıda oluştuğu iddia edilen iz ile ameliyat arasında illiyet bağı kurulamadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının tanıdıkları aracılığıyla müvekkili ...'a ulaştığını, burun estetiği ameliyatı olmak istediğini beyan ettiğini, akabinde tanıdığı bildiği doktor olup olmadığını davalıya sorduğunu, müvekkili ...'ın ise ameliyat hemşiresi olması nedeniyle ...'in de içinde olduğu 2-3 doktorun adını vererek bunları tanıdığını, dilerse ameliyat hususunda kendilerinden bilgi alabileceğini beyan ettiğini, bu beyanda müvekkili ...'ın dava konusu olayla ilgili tek bağlantısının doktor soran davacıya ...'in de içinde olduğu 2,3 doktor tavsiye etmekten ibaret olduğunu, gerçekleştirilen burun estetiği ameliyatına aracı olduğu, ücret alıp hastane ve tarih organizasyonu yaptığı iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin davacının Türkiye'ye gelmesi ile ilgili hiçbir bağlantısı bulunmadığını, müvekkilinin davalıdan ameliyatına ilişkin hiçbir ücret almadığını, müvekkilinin diğer davalıları dahi çalışma hayatı nedeni ile tanımakta olduğunu, hiçbir çıkar ilişkisinde olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının bilirkişi raporu tespitlerine göre hatalı tıbbi uygulama ve eserin taahhüde göre yerine getirilmemesi nedeniyle revizyon ameliyatı olması gerektiği, revizyon ameliyatı için ödeyeceği masrafın dava tarihi itibariyle 9.216,00 TL olduğu, davacının ödeme belgesi sunulmamış ise de, ameliyat olmak için bir ücret ödemek zorunda olup buna ilişkin yazışmalar gözetilerek tedavi için davalıya 2.300,00 Euro ödediği, davacının her bir ameliyat nedeniyle çalışamadığı günlerde maddi zarara uğradığı, davacının kendi iş yerinde çalıştığı, iş yerinin ortağı olduğu ve davacının ameliyatları nedeniyle iş yerinin tam olarak kapatılmadığı sadece davacının çalışmadığı gözetilerek asgari ücret üzerinden çalışamadığı günler kadar toplam 2.281,30 Euro zarara uğradığı, davacının ameliyatlar nedeniyle 563,74 Euro konaklama ve ulaşım giderinin olduğu, davacının bu maddi zararlarını talep edebileceği, davalıların tüketici davacıya karşı adam çalıştıran hastane, ameliyatı yapan hekimler ve sözleşmeye aracılık yapan kişi olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davacının burnundaki görüntü nedeniyle ekonomik geleceğinin sarsıldığı ispatlanamadığından, dosyadaki mevcut rapor, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olayın gerçekleşme şekli ve zamanı itibariyle davacının çektiği acı ve elem sonucu manevi tazminat olarak 100.000,00 TL'nin ilk ameliyat tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı............ vekili, davalı ... vekili, davalı ...Ş vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacıya yapılan estetik müdahalenin sonucu itibariyle davacı iş sahibi yararına sonuç vermediği anlaşıldığından, davalı hekimin (aynı zamanda hastanenin) kusurunun bulunduğu, meydana getirilen eserin ayıplı olduğu, davacının kazanç kaybına dair işletme gelirine göre hesaplama yapılmasına dair talebinin ve davacının ekonomik geleceğinin sarsıldığı hususundaki talebinin reddedilmesinde aykırılık görülmediği, mahkemece dava konusu burun ameliyatı işleminin tam ve gereği gibi yerine getirilmediği, bu yönüyle davalı hekimin kusurlu olduğu, davalı hekimle birlikte tüm davalıların da bu zarardan sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından, davacının manevi tazminat talebi yönünden mahkemece somut olayın özelliklerine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre takdir edilen 100.000,00 TL'nin hakkaniyete uygun bulunduğu gerekçesiyle, davacının ve davalıların istinaf başvurularının maddi ve manevi tazminat yönünden ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a.Müvekkilinin davacıyı ameliyat eden kişi olmadığı gibi, ameliyata aracı olan kişi de olmadığını, dosya kapsamında müvekkili aleyhinde hiçbir bir somut delil bulunmadığını,

b.Davacının doktorundan memnun kalıp kalmamasının sorumlusunu müvekkili gibi lanse ettirmeye çalışarak haksız kazanç peşinde olduğunu,

c.Müvekkilinin diğer davalıları çalışma hayatı nedeni ile tanıdığını, davalılarla hiçbir çıkar ilişkisinde olmadığını beyan etmektedir.

2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a.Hükmedilen manevi tazminatın, adalet ve hakkaniyet duygusunu zedeleyecek ölçüde düşük olduğunu, bu husustaki Yargıtay içtihadının yeni bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini,

b.Müvekkilinin gerçek kazanç kaybının gözardı edilerek, zararın tam tazmini ilkesinin ihlal edildiğini,

c. Ekonomik geleceğin sarsılması talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.

3.Davalı .... vekili temyiz dilekçesinde;
Ameliyat tarihi olan 16.12.2019 tarihinde Derindere Hastanesinin müvekkili şirket bünyesinde olmadığını, hastanenin, ... ünvanlı diğer davalı şirket bünyesinde yer aldığını, bu hususlar açıkça ortada iken hiçbir sorumluluğu bulunmayan müvekkili şirketin dava konusu operasyondan kaynaklı tazminatlardan müşterek müteselsil sorumlu tutulmasının kanuna ve hakkaniyete aykırılık gösterdiğini beyan etmektedir.

4.Davalı .................... vekili temyiz dilekçesinde;

a.Dosya kapsamında alınan adli tıp raporlarının müvekkilinin kusurlu olmadığını ortaya koyduğunu, tedavi giderlerinden davalı Abdülkadir Kilimcioğlu'nun müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu yönünde verilen kararın hatalı olduğunu,

b.Eksik ve hatalı tespit ve değerlendirmeler içeren 28.07.2024 tarihli bilirkişi ek raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını,

c.Manevi tazminata yönelik tespit ve değerlendirmelerin de eksik ve yetersiz incelemeye matuf olduğunu beyan etmektedir.

5.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;

a.Adli Tıp Kurumu raporunda davalıya herhangi bir kusur atfedilmediğini, hükme esas alınan aktüerya raporunun Adli Tıp Kurumu raporuna aykırı şekilde düzenlendiğini,

b.Aktüerya bilirkişilerinin aktüerya hesabı yapmaası gerekirken, Adli Tıp Kurumu kusur raporuna aykırı şekilde kusur incelemesi yaptıklarını, yeni bir aktüerya bilirkişisinden Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda rapor alınması taleplerinin de reddedildiğini,

c.Davalıya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını,

d.Aktüerya raporunda kullanılan fiyatlamaların denetime elverişli olmadığını beyan etmektedir.

6.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;

a.İlk derece ve Bölge adliye mahkemelerinin, hatalı olarak taraflar arasındaki ilişkiyi eser sözleşmesi kapsamında ele aldığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, estetik amaçlı olmayan tıbbi müdahalelerin vekalet sözleşmesi kapsamında olduğunu, somut olayda davacının şikayetlerinin "burun ve nazal sinüs bozuklukları ile tıkanıklık" olup, tedavi amaçlı müdahaleler olduğunu,

b.Davalı hastanenin organizasyon sorumluluğu kapsamında aldığı tedbirlerin (nitelikli hekim kadrosu, modern ekipman, sterilizasyon standartları, personel eğitimleri, kayıt sistemi) uygun olduğunu, Bölge adliye mahkemesinin, illiyet bağını somutlaştırmadan sorumluluk yüklediğini,

c.Revizyon rinoplasti giderinin piyasa gerçeklerine uygun hesaplanmadığını, gelecekteki giderlerin spekülatift olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğinde estetik amaçla yapılan tıbbi müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı ..., davalı ..., davalı ...................., davalı ..., davalı ... ve davacı vekilleri tarafından ayrı ayrı verilen temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz eden bir kısım davalılardan alınmasına,

Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın