6. Hukuk Dairesi 2025/3386 E. 2025/3696 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

6. Hukuk Dairesi 2025/3386 E. 2025/3696 K. — Yargıtay Kararı

6. Hukuk Dairesi 2025/3386 Esas 2025/3696 Karar 03.11.2025
6. Hukuk Dairesi 2025/3386 E.,  2025/3696 K.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/718 E., 2025/1239 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında güvene dayalı olarak davalıya ait yıkık dökük taşınmazın 5 yıllık kiracısı tarafından kullanılması amacıyla tamiratı hususunda sözlü eser sözleşmesi yapıldığını, tüm masrafların müvekkilince karşılandığını, 2 katlı olan taşınmaz tamamen yıktırılarak 3 katlı kullanıma uygun modern tasarımlı yeni bir taşınmaz yapıldığını, davalı edimlerini yerine getirmediği halde borçlunun temerrütü hükümlerine göre herhangi bir talepte bulunulmadığını, davalının işin gereğinden doğan maliyeti karşılayacağını net bir şekilde ifade ettiğini, ancak müvekkiline herhangi bir ödemede bulunmadığını, müvekkili yapılan işlere karşılık olarak fatura düzenlemiş ise de davalının fatura bedelini ödemeyi reddettiğini, taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin sona erdirilmek istenildiğinin, taşınmazın başka kiracılara kiralandığının öğrenilmesi üzerine taşınmaza harcanmış olan masrafların tespiti amacıyla mahkemeden delil tespiti talebinde bulunulduğunu ve müvekkilince yapılan işlerin bedelinin 425.778,60.-TL (KDV dâhil) olduğunun belirlendiğini, bu alacağın tahsili için Bursa 18. İcra Müdürlüğü’nün 2020/4511 E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu, itirazın iptali ile takibin işlemiş ve işleyecek faiz oranlarıyla birlikte devamına, icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında taşınmaz onarımı ve kullanılabilir hale getirilmesi için herhangi bir sözlü veya yazılı anlaşma yapılmadığını, akdi ilişkinin varlığı ve sözleşme konusu işlerin yapılıp teslim edildiği hususunda ispat yükünün yükleniciye ait olduğunu, iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, davacının asılsız iddiasına dayanak yapmaya çalıştığı delil tespit raporuna itiraz edildiğini, müvekkilinin söz konusu taşınmazı kira sözleşmesi gereğince dava dışı ... Gıda .... Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne 01.02.2017 başlangıç tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiraya verdiğini, daha sonra taraflar arasında dava dışı ...’un kefil olarak yer aldığı 30.08.2018 tarihli 1 yıl süreli yeni bir kira sözleşmesi imzalandığını, taşınmazın kullanıma hazır bir işyeri olarak kiraya verildiğini, davacı şirket ile kiracı şirketin aynı şirket olup olmadığının araştırılması gerektiğini, aynı şirketse kira sözleşme ilişkisi bulunacağından bu davada Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olacağını ancak bu kapsamda davacı firmanın sözlü eser sözleşme iddiası ve imalat-onarım iddiası asılsız olduğu gibi, kira ilişkisi kapsamında bu imalatların yapıldığı savunmasının da dinlenemeyeceğini, zira kira sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca kiracının yapacağı tadilat masraflarını müvekkilinden talep edemeyeceğini, ancak davacının bu hükmün arkasını dolanmak ve kendisine haksız çıkar sağlamak için kira sözleşmesi ilişkisinden hiç bahsetmeden asılsız sözlü eser sözleşmesi ve imalat iddiasına dayandığını, eğer bu iki firma aynı değilse müvekkili ile hiçbir hukuki ilişkisi olmayan davacı firmanın asılsız sözlü eser sözleşmesi iddiasının ve bu asılsız iddiasından hareketle talep ettiği asılsız imalat-onarım iddialarının reddi gerekeceğini, ayrıca davacının ilk olarak 25.10.2016 tarihli fatura ile müvekkili aleyhine Bursa 11. İcra Müdürlüğü’nün 2018/8766 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, müvekkili tarafından ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğinden bahisle dava açılarak borca itiraz edildiğini, Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/904 Esas - 2018/1078 Karar sayılı icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, ancak davacının bu dosyada 1 yıllık yasal süre içerisinde itirazın iptali davası açmadığını, bu durumda davacının aynı haksız ve asılsız söylemlerle yeniden icra takibi yapmasının mümkün olmadığını, davacının açabileceği davanın İİK md. 67 gereğince umumi hükümler uyarınca alacak davası olduğunu, ancak davacının bunun yerine mükerrer bir icra takibi yaparak yaptığı bu mükerrer takip üzerinden itirazın iptali davası açtığını, dava usule aykırı olup reddi gerektiğini, bunun yanı sıra Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/ 662 E. sayılı dava dosyası ve T.C. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/ 90106 Soruşturma numaralı dosyalarının da savunmalarını ispatlar nitelikte olduğunu beyanla davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada; davalının mükerrer takip savunmasının değerlendirildiği, ilk icra takip dosyası ve icra hukuk mahkemesi kararının incelendiği, Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/904 Esas, 2018/1078 Karar sayılı ilamı ile; "Davanın kabulü ile Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2018/8766 Esas sayılı dosyasında davacı borçluya ödeme emrinin tebliğ tarihinin ıttıla tarihi olan 14/11/2018 olarak tespitine," karar verildiği, buna göre takibe yapılan itirazın süresinde olduğu ve takibin durdurulmasına karar verildiği, mükerrer icra takibi bulunmadığının anlaşıldığı, davalının ceza dosyasında alınan beyanlarının davanın esasına etki eder nitelikte olmadığı kanaatine varıldığı, nitekim davalı taşınmazında tadilat yaptırdığını beyan etmiş ise de kime hangi bedel ile hangi tadilatları yaptırdığının açık olmadığı, TMK'nın madde 6 gereği, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olup yine HMK'nın madde 190'da yer verilen yasal hüküm gereği, davacı tarafça eser sözleşmesinin varlığı, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklanan alacağına dair, ispat yükümlüğü yerine getirilemediği gerekçesiyle davanın reddine, davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden, kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile kararının kaldırılmasına, ilk takibe karşı dava açılmadığı gözetildiğinde, mükerrer takip bulunmaması dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; usule ilişkin itirazlarında; öncelikli olarak taraflar arasında mevcut olan ilişkinin ticari iş olduğu hususunda değerlendirme yapılıp işbu davanın ticari nitelikte olduğundan davanın görülmesinde görevli olan mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yapım, onarım ve tadilat yapan müvekkili ile davalının mülkiyetinde bulunan davaya konu taşınmaz için kira sözleşmesi imzalayan şirketin birbirinden bağımsız iki şirket olup isim benzerliği söz konusu olduğunu, davacı tarafça öncelikli olarak yapılan masraflar ile ilgili olarak irsaliyeli fatura sunulmuş olduğunu, ayrıca fotoğraflar ile tespit dosyası da ibraz edildiği bu anlamda delil mevcut olduğu göz ardı edilmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığı ve salt bu nedenlerle ilgili kararın kaldırılması gerektiğini, dosya kapsamında yasal mevzuat gereği süresi içerisinde bildirilen tanığın dinlenmesi gerektiği ve bu durumun keyfiyete, takdire ve/veya muvafakate bağlı olmadığını, davacı tarafça süresi içerisinde ibraz edilen dilekçe ile tanık bildiriminde bulunarak tanıkların dinletilmesi talebinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, esasa ilişkin itirazlarında; taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi yapıldığını, bu anlaşma çerçevesinde tüm masraflar talepler doğrultusunda müvekkil tarafından karşılanmış olmakla birlikte, ilgili taşınmazın ihya edilmesi yolunda hiçbir masraftan ve bununla birlikte emek ve mesai harcamaktan kaçınılmadığını, müvekkilin yapılan işlere karşılık olarak fatura düzenlemiş ise de davalı taşınmaz malikinin faturayı ödemeyi defahatle reddettiğini, fatura ibrazı gerçekleştirilmiş olmasına karşılık ibraz edilmediği gerekçesine dayanılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin yaptığı masraflara ilişkin tespit için dava açtığını, bilirkişi raporu ile taşınmazın komple yapım bedeli takdir edilip sonuçlandırıldığını, dolayısıyla her ne kadar davalı borçlunun takip dayanağına ilişkin Bursa 9. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2020/9 D. İş sayılı dosyasındaki tespite yarayan bilirkişi raporuyla belirlenen tutara ilişkin itirazlarını sunduklarını belirtmişlerse de yapılan masrafların düzenlenen bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, salt adli ve idari mercilerin yaptırımlarının dahi davanın haklı olduğunu gösterdiğini, yerel mahkemenin gerekçesiz ve hukuka aykırı değerlendirmesiyle davalının ceza dosyasında alınan beyanlarının davanın esasına etki eder nitelikte olmadığı kanaatini kabul etmediklerini, takibe konu borcun, müvekkil ile davalı taraf arasında eser sözleşmesinde müvekkil yükümünü yerine getirirken davalının borç ödeme yükümünden kaçınması ve bunu hukukta mevcut olan itiraz haklarını kötüye kullanarak sebepsizce zenginleşmesi ve müvekkili maddi olarak mağdur etmesi olduğunu, ispat külfetinin yerine getirildiğini, davalının herhangi bir istinaf başvurusu bulunmamasına karşılık taraflarınca yapılan istinaf başvurusunun usulden kabulüne dair yerel mahkeme kararı kaldırılarak davanın usulden reddine dair karar verildiğini, aleyhe hüküm verme yasağı mevcut olmasına karşılık istinaf mercii tarafından yerel mahkeme kararı kaldırılarak davacı müvekkil aleyhine hüküm kurmasına dair kararın hukuken kabulünün mümkün olmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı temyiz eden tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın