6. Hukuk Dairesi 2025/2431 E. 2026/425 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

6. Hukuk Dairesi 2025/2431 E. 2026/425 K. — Yargıtay Kararı

6. Hukuk Dairesi 2025/2431 Esas 2026/425 Karar 09.02.2026
6. Hukuk Dairesi 2025/2431 E.,  2026/425 K.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/486 E., 2025/496 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/112 E., 2025/34 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı vekili Avukat............ ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı ...........Şirketi arasında düzenlenen 21.03.2016 tarihli temlikname ile............Şirketinin davalı kurum ile 08.01.2013 tarihinde düzenlediği Alanya Gazipaşa-S-Bl Hd yolu toprak işleri, sanat yapıları ve BSK üstyapı inşaatı sözleşmesinden tahakkuk etmiş/edecek hizmet bedeli alacaklarının 5.000.000,00 TL kadarı ve 12.12.2016 tarihli temlikname ile yine aynı sözleşmeden tahakkuk etmiş/edecek hizmet bedeli alacaklarının 5.000.000,00 TL kadarının davacı bankaya temlik edildiğini, temlik anında alacaklı sıfatını kazanan bankaya davalı tarafından 21.03.2016 tarihli temlikname ile ilgili olarak kısmen ödeme yapıldığını, 12.12.2016 tarihli temlikname ile ilgili olarak ise hiçbir ödeme yapılmadığını, davalının bugüne kadar temlik bedellerini müvekkili bankaya ödememesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 7.749.230,91 TL'nin avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; temlik eden dava dışı ... Şirketinin müvekkili idareden alacaklı olup olmayacağı ve alacaklı ise tutarının belirlenebilmesi ile gerekli değerlendirmelerin yapılabilmesi için öncelikle kesin hesap çalışmalarının tamamlanması gerektiğini, müvekkilinin ödeme yapabilmesi için temlik edenin idareye taahhüt ettiği işleri tam olarak gerçekleştirmesi ve iş karşılığı hakedişinin doğması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı idarenin dava konusu temliklerden dolayı davacıya 23.11.2016 tarihinde düzenlenen 28 numaralı ara hakedişle ödeme yapmaya başladığı, buna göre mevcut muhasebe fişlerine ve banka dekontlarına göre davalı idarenin dava konusu temliknameler için davacıya toplam 2.372.838,71 TL ödeme yaptığı, temlik olurları uyarınca hakediş tutarları esas alınarak davacı bankaya ödenmesi gereken temlik tutarının ise toplam 2.472.230,66 TL olduğu, bu nedenle davacının, davalı idareden 99.391.83 TL alacak talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 99.391,83 TL alacağın 17.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, davalının uhdesinde doğmuş/ muaccel 1.353.338,63 TL alacak bulunduğu yönünde ikrar içeren 05.10.2018 tarihli yazının akıbetinin araştırılmadığını, sunulan uzman görüşünün dikkate alınmadığını, incelemenin davalı tarafça sınırlı sayıda sunulan belgeye dayalı olarak yapıldığını, teminat tutarında hukuka aykırı şekilde güncelleme yapıldığını, temlik edilmiş ve davalı tarafından onaylanarak mülkiyeti davacıya geçmiş olan bir hakedişten artık yüklenicinin borcuna karşılık kesinti yapılamayacağını, ayrıca güncelleme tutarının hakedişlerden kesilmesine ilişkin yasal düzenleme bulunmadığını, temlik nedeniyle davalı nezdinde güncelleme farkı sonucu oluşan alacağın tahsil edileceği bir yüklenici alacağı kalmadığını, aksinin kabulünde dahi güncellenmenin nasıl yapıldığının belli olmadığını, sözleşmenin feshinden sonra gecikme cezası tahakkuk ettirilmesinin ve tahakkuk ettirilen bu cezanın davacıya ödenmesi gereken ancak geciktirilen alacaktan mahsup edilmesinin kabulünün hukuken mümkün olmadığını, geçici ve kesin teminatların ancak haklı fesih halinde irat kaydedilebileceğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını beyan etmektedir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kısmen kabule ilişkin hükmün usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle bozulması gerektiğini, dava dışı yüklenicinin eksik bıraktığı işler nedeniyle ödenmeyen temlik tutarı bakımından davalının sorumluluğu bulunmadığını, tahakkuk toplamının KDV'siz tutarı üzerinden %70 temlik hesabı yapılması gerektiğini, kaldı ki tespit edilen alacağa ancak yasal faiz yürütülebileceğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, alacağın temliki sözleşmesine dayalı olarak dava dışı yüklenicinin davalı iş verenden olan eser sözleşmesinden kaynaklı hakediş alacağının tahsili istemine ilişkindir.

TBK'nın 183/1 maddesi gereğince kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez. TBK'nın 184/1 maddesi gereğince de alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

Somut olayda alacağın temliki sözleşmesinde yüklenicinin davalıdan olan doğmuş ve doğacak alacakları miktar gösterilerek davacıya temlik edilmiştir. Dava dışı temlik eden yüklenici şirket ile davalı İdare arasında imzalanan 08.01.2013 tarihli eser sözleşmesinin 11/5 maddesine göre İdarenin yazılı izni olmaksızın yüklenicinin hakediş ve alacaklarını temlik edemeyeceği düzenlenmiştir. İdare ise davacı ile dava dışı yüklenici arasındaki temlik işlemine her hakedişten en çok % 70 olmak üzere onay vermiştir.

Dosyada mübrez bilirkişi raporunda; fesih tarihi itibariyle tasfiye kesin hesabı çıkarılmış ancak tespit edilen tutardan mahsubu sonrası yüklenici alacağı kalmadığı ifade edilen; teminat güncelleme farkı, gecikme cezası ve teknik personel cezası miktarları açıkça belirtilmeyip, mahsup neticesi ortaya çıkan alacak tutarı (+ ya da - ) ifade edilmemiştir. Bu haliyle, yapılan tasfiye kesin hesabının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda mahkemece; dosyanın bilirkişi kuruluna tevdii neticesinde alınacak ek rapor ile önceki raporda yapılan mahsup işlemine esas alınan teminat güncelleme farkı, gecikme cezası ve teknik personel cezası tutarlarının tek tek hesaplanmasının istenmesi, bu şekilde tespit edilecek toplam tutarın ise, yüklenicinin yer tesliminden sözleşmenin fesih tarihine kadar yapmış olduğu işler nedeniyle hesap edilen, KDV dahil 997.326,27 TL alacağı ve temlik sonrası dönemde tahakkuk eden 5 hakediş alacağından davacıya ödenmeyen 99.391,83 TL'nin toplamından mahsubu neticesinde oluşacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan taraflar yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, tarafların her birinden ayrı ayrı tahsili ile birbirlerine verilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.02.2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın