5. Hukuk Dairesi 2023/11078 E. 2025/9710 K. — Yargıtay Kararı
5. Hukuk Dairesi 2023/11078 Esas 2025/9710 Karar 25.06.2025
5. Hukuk Dairesi 2023/11078 E., 2025/9710 K.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/595 Esas, 2022/708 Karar KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... Mahallesi eski 78 ada 4 parselin davacıların murisi ...adına kayıt ve tescil edildiğini, taşınmazın 2.691 m²sine 1974 tarihinde hükmen kamulaştırma yapılarak, 78 ada 13 parsel numarası verilip sular idaresi adına tescil edildiğini, ancak kamulaştırma işleminin davacıların murisine tebliğ edilmediği gibi tek tarafları ilam ile tescil sağlandığını, idarenin adına yapılmış bulunan tescilin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.06.2001 tarihli ve 2001/18645 Esas, 2001/627 Karar sayılı içtihatına göre yolsuz tescil niteliğinde bulunduğunu, bu sebeple kamulaştırmasız el atma söz konusu olduğundan şimdilik 1.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen taşınmazın 13.01.1961 tarihli ve 221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile mülkiyeti idareye geçen yerler için Kanun'un 4 üncü maddesi gereğince mülkiyeti idareye geçen yerler için 2 yıllık süre öngördüğünü, bu süre geçirildiğinden davacının dava hakkı bulunmadığını, dava konusu yerin fiilende kamu hizmetine tahsis edilmiş bulunduğunu, ... Suyu yolunda bulunduğunu, hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının mülkiyet hakkını 1960 yılında elde ettiğini, bu nedenle 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağını, taşınmaza ilişkin ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/653 Esas 1974/214 Karar sayılı tapu iptal tescil davası hasımsız olarak yürütülmüş olduğundan verilen hükmen tescil kararı yolsuz tescil niteliğinde olduğunu ve taşınmazın 1974 yılına kadar muris tarafından kullanıldığını beyanla Mahkemece verilen ret kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 22.07.1960 tarihinde kadastro tespiti sonucu o tarihteki malikleri adına tespit edildiği ve dava açma hakkının da bu tarihte elde edildiği, dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden çok önce ... nedeniyle el atıldığı, davacılar murislerinin 221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.01.1961 tarihinden 2 yıl içinde, yani 13.01.1963 tarihine kadar gayrimenkullerin bedelini dava hakkı bulunduğu hâlde, 221 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde yer alan dava hakları, hak düşürücü süresi içinde kullanılmadığı bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından davanın reddine yönelik Mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili istemine ilişkindir
2.Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarih 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarih 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarih 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.