4. Hukuk Dairesi 2023/7560 E. 2023/13081 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

4. Hukuk Dairesi 2023/7560 E. 2023/13081 K. — Yargıtay Kararı

4. Hukuk Dairesi 2023/7560 Esas 2023/13081 Karar 05.12.2023
4. Hukuk Dairesi 2023/7560 E.,  2023/13081 K.

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/85 E., 2023/55 K.
Avukat ...
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemenin kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu şirketin müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları takip sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacıyla dava konusu taşınmazını 23.05.2013 tarihinde diğer davalı ...'e sattığını öne sürerek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekilleri haksız açılan davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2014/354 Esas 2019/353 Karar sayılı kararıyla, davalı borçlu şirket ile üçüncü kişi ... arasında iş ilişkisi olduğu, borçlunun mali durumunu bildiği ve taşınmaz devrinin iş yeri devri niteliğinde olduğu, devrin İİK'nın 280/3. maddesi koşullarına uygun yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2018 tarihli ve 2018/185 Esas 2018/742 Karar sayılı kararıyla , İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 08.12.2020 tarihli ve 2018/4339 Esas, 2020/8223 Karar sayılı ilâmı ile;
"...Dava konusu tasarruf 23.05.2013 tarihinde gerçekleşmiş olup, dava dayanağı çek tarihleri 02.09.2013, 24.10.2013 ve 14.11.2013 olarak tasarruf tarihinden sonraki tarihleri taşımaktadır. Ticari hayatta çek vadeli ödeme aracı olarak kullanılmakta olduğundan borcun önceden doğduğunun alacaklı tarafından ispatlanması gerekmektedir.
Davacı alacaklı, çeklerin borçlu şirkete verilen 25.10.2007 tarihli kredinin teminatı olarak verildiğini ileri sürmüş ve buna ilişkin belgelerini sunmuştur.Sunulan belgelerden borçlunun davacı bankadan 25.10.2007 tarihinde 1.000,000,00 TL lık kredi kullandığı, bunun karşlığında 25.10.2007 tanzim 28.08.2014 vade tarihli 1.000,000,00 TL'lık bono verdiği görülmüştür. Takip dayanağı çekler ile ilgili bir açıklık olmadığı gibi, 2014/354 sayılı takip dosyasındaki çeklerden, çekin ilk olarak ...Ltd. Şti tarafından Çiçekoğlu Gıda ...Ltd. Şti. adına düzenlendiği onunda Özyıl Pet….Ltd. Şti. ciro ettiği, o da yeniden ...’a ciro ettiği ve sonrasında davacı banka tarafından tahsile konulduğu, 2014/353 sayıl takip dosyasında ise takip dayanağı çeke rastlanılmamış olmakla birlikte borçluların ...Ltd. Şti. Çiçekoğlu Gıda ...Ltd. Şti. ve Özyıl Pet….Ltd. Şti. tahsile davacı bankanın koyduğu görülmüştür. Bu silsilede borç kaynağı çeklerin bankaya teminat olarak değil tahsil amacı ile verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısı ile borcun 25.10.2007 tarihinde doğduğunun kabulü mümkün değildir.
Mahkemece, takip dayanağı çeklerin bankaya veriliş amacı üzerinde durularak borcun 23.05.2013 tarihinden önce doğup doğmadığının araştırlması, bunun için borçlu ile ilk keşideci ...Ltd. Şti.'nin gerekirse diğer cirantaların ticari defterlerinin bilirkişi aracılığı ile incelemesi yapılarak borcun 23.05.2013 tarihinden önce doğduğunun tesbiti halinde şimdiki gibi davanın kabulüne aksi durumda ön koşul yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...". gerekçesi ile kararın bozularak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... bozma kararı uyarınca davalı şirket ve alacağa konu çekte ciranta olan şirketlere tebligat yapılarak2007-2013 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin istenilmesine, şirketlere tebliğden itibaren defterleri sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde HMK 220-221-222 md uyarınca arasında işlem yapılacağı ihtar edilmiştir, davalı şirket ve dava dışı şirketlerin verilen süre içinde ticari defterin sunulmadığı görülmüştür.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/4548 esas 2019/11640 karar sayılı kararında belirtildiği üzere HMK’nun 219/1. maddesinde, taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda oldukları belirtilmiş, HMK’nun 222/5 fıkrasında ise taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, davacı vekili davalının ve dava dışı şirketlerin ticari defterlerine dayandığı, anılan şirketlerin ticari defter ve belgelerinin sunulmasını istendiği, sunulmadığından HMK 222. maddesi uyarınca ticari defterler ibrazdan kaçıldığı için borcun doğum tarihi hususunda davacı taraf iddiasını ispat etmiş, 23.05.2013 tarihinden önce doğduğu kabul edilmiş ön dava şartlarının bulunduğu değerlendirilmiştir.
Uşak 1. İcra Müdürlüğünün 2014/353 E. sayılı dosyası ile alacaklı Türkiye Ekonomi Bankası A.Ş. tarafından borçlular Sinan Kenan Çiçekoğlu Gıda ve İth. Mad. Ltd. Şti., Çiçekoğlu Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti., Özyıl Pet Petrol Ürünleri Nakliye Besicilik San. Ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine toplam 34.636,23 TL alacağın tahsili istemiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, Uşak 1. İcra Müdürlüğünün 2014/354 E. sayılı dosyası ile de alacaklı Türkiye Ekonomi Bankası A.Ş. tarafından borçlular Gıda ve İth. Mad. Ltd. Şti., Çiçekoğlu Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti., Özyıl Pet Petrol Ürünleri Nakliye Besicilik San. Ve Tic. Ltd. Şti., Yıl Pet Petrol Ürünleri aleyhine toplam 79.169,77 TL alacağın tahsili istemiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, davalı-borçlu şirketin herhangi bir malvarlığına rastlanılmaması sebebiyle icra müdürlüğünce borç ödemeden aciz belgesi düzenlendiği, dava konusu taşınmazın tapu kaydı ve satış akit tablosunun incelenmesiyle davalı-borçlu şirket tarafından davalı ...’e Uşak Tapu Müdürlüğü’nün 23/05/2013 tarih ve 7707 yevmiye nolu resmi senedi ile 167.000,00 TL bedelle satıldığı, satış tarihinde taşınmaz üzerinde 1. ve 2. sırada Türkiye Vakıflar Bankası lehine 3.000.000,00 TL bedelli ipotekler ve 3. sırada Hasel Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. lehine 750.000,00 TL bedelli ipotek bulunduğunun ve davalı ...’in dava konusu taşınmazı üzerindeki bu ipoteklerle yüklü olarak satın aldığının görüldüğü, davacı tarafça yapılan bu satışın muvazaalı ve alacaklıdan mal kaçırma amaçlı olduğunun iddia edildiği, davalı ...'in yapılan satışın gerçek olduğunu, , davanın reddi gerektiğini savunduğu, yargılama devam ederken Türk Ekonomi Bankasının alacaklarını Turkasset Varlık Yönetimi A.Ş.'ye temlik ettiği, daha sonra davacı Turkasset Varlık Yönetim A.Ş.’nin de tüm aktif ve pasifleriyle Hayat Varlık Yönetim A.Ş.’ye devredildiği anlaşılmıştır. Davalı ...'in ipotek kaydını bilerek bu taşınmazı satın aldığı, dolayısıyla davalının mali durumunu ve mal kaçırma kastını bilebilecek durumda olduğu, inşaat bilirkişisinin raporu uyarınca davaya konu taşınmazın resmi senetteki satış bedeli ile rayic değeri arasıdaki misli fark, davalı .... ve Tic. Ltd. Şti temsilcisi 'in 31/03/2016 tarihli beyan dilekçesi de dikkate alındığında alacaklıları zarara uğratmak kastıyla mal kaçırmaya yönelik muvazaalı devir yapıldığı kanatine varıldığından davalılar Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti ile ... aleyhine açılan davanın kabulü gerektiği değerlendirilmiştir .
Yargılama esnasında davacı vekili mahkememize sunduğu dilekçesi ile dava konusu taşınmazın ihale yoluyla satıldığını beyan etmiştir.
İİK'nın 283/2. maddesinde; “İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nisbetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilir" hükmü yer almaktadır.
Buna göre, davalı 3. kişinin, iptali talep edilen tasarrufa konu taşınmazı kendi arzusuyla elinden çıkarması halinde dava tazminata dönüşür. İptali talep edilen tasarrufa konu taşınmazın, borçlunun borcu nedeniyle 3. kişinin elinden çıkması veyahut bir başka alacaklı tarafından tasarruf konusu taşınmaza konulan (davacının haczine rüchanı/önceliği bulunan) bir ipotek veyahut haciz takyidatı nedeniyle, taşınmazın cebri icra yoluyla elden çıkması ve taşınmazın maliki olarak gözüken 3. kişi konumundaki davalının da eline kalan/artan bir para olmaması halinde davanın konusuz kalma durumu söz konusu olacaktır. Aksi durumda ise, cebri icra yoluyla yapılan ihale neticesi satış bedelinin tamamının, ipotek/haciz alacaklısına ödenmemesi ve davalı üçüncü kişinin eline bedel kalması veyahut ihaleden artan para olması nedeniyle, tasarrufun iptaline ilişkin dava dosyasında vaz edilen ihtiyati hacze para ayrılması durumunda da, eldeki davanın konusu, yine ayrılan bedel olacaktır.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın Uşak 3. İcra Müdürlüğünün 2018/4375 esas sayılı dosyasında alacaklısının Bilal Avcı borçlusunun davalı şirket olduğu, verilen tasarrufun iptali kararı sonrası dava konusu taşınmazın davalı borçlu şirketin borcundan dolayı ihale edildiği, ihale bedelinden 2.196.091,93 TL artan meblağ olduğu bu bedelin Uşak İcra Dairesinin 2017/290 esas sayılı dosyasına sıra cetveli düzenlenmesi için gönderildiği, dolayısıyla artan meblağ olduğundan dava konusuz kalmadığı, davanın tazminata dönüştüğü davalı 3. Kişinin davaya konu Uşak 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/354 E. ve 2014/353 E. sayılı dosyasındaki takip konusu alacak ve ferileri ile sınırlı olarak borçtan sorumlu olduğu değerlendirilerek davanın kabulü ile dava konusu Uşak ili Merkez 158 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davalı-borçlu Çiçekoğlu Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davalı ...'e Uşak Tapu Müdürlüğü'nün 23/05/2013 tarih ve 7707 yevmiye nolu resmi senet ile devrinden sonra Uşak 3. İcra Müdürlüğünün 2018/4375 esas sayılı doyasında cebri icra yoluyla satıldığı anlaşılmakla icra satış değerinin İİK 283/2 madde gereğince Uşak 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/354 E. ve 2014/353 E. sayılı dosyasındaki takip konusu alacak ve ferileri ile sınırlı olarak davalı üçüncü şahıstan tahsili ile davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin bu davada asıl borçlu olmadığını, asıl borçlu şirketin, faaliyetine devam etmeyen, borca batık bir şirket olduğunu, faaliyet adresinden ayrılmış olması ve işbu davayı takip etmiyor oluşu, dolayısıyla, kendisine verilen sürelerin gereğini yapmıyor oluşunun neticesine müvekkilinin katlanmasının beklenemeyeceğini, mahkemenin asıl borçlu şirkete Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 222 nci maddesi uyarınca, ibraz için süre vermesi doğru ise de, bu davada müvekkilinin de davalı olduğunu ve müvekkil için verilen müvekkili bağlayan bir süre bulunmadığını, dolayısıyla, diğer davalı şirketin defterlerini ibraz etmemesine bağlanan HMK'nın 222 nci maddesi neticelerinin müvekkili bağlaması, müvekkilin aleyhine sonuç doğurması düşünülemeyeceğini, borcun tasarruf tarihinden önce doğduğunu ispatla yükümlü olan taraf, alacaklı taraf olduğunu alacaklının, çeklerin tasarruftan önce düzenlendiğini ispat edemediğinden, koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca, yerel mahkemenin yapmış olduğu değerlendirmenin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, hayatın içerisinde alışveriş yapılan tüm ticari işletmelerin mali durumunu bilmesinin mümkün olmadığını belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra İflas Kanu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 2004 sayılı İcra İflas Kanun'un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.

3. Değerlendirme
Mahkemece uyma kararı verilen bozma ilamında, dava konusu tasarrufun 23.05.2013 tarihinde gerçekleştiği, dava dayanağı çek tarihlerinin 02.09.2013, 24.10.2013 ve 14.11.2013 olarak tasarruf tarihinden sonraki tarihleri taşıdığı, ticari hayatta çekin vadeli ödeme aracı olarak kullanıldığından borcun önceden doğduğunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiği, davacı alacaklının, çeklerin borçlu şirkete verilen 25.10.2007 tarihli kredinin teminatı olarak verildiğini ileri sürdüğü ve buna ilişkin belgeleri sunduğu, sunulan belgelerden borçlunun davacı bankadan 25.10.2007 tarihinde 1.000,000,00 TL'lık kredi kullandığı, bunun karşlığında 25.10.2007 tanzim 28.08.2014 vade tarihli 1.000,000,00 TL'lık bono verdiği, takip dayanağı çekler ile ilgili bir açıklık olmadığı gibi, 2014/354 sayılı takip dosyasındaki çeklerden, çekin ilk olarak ...Ltd. Şti tarafından Gıda ...Ltd. Şti. adına düzenlendiği onunda Özyıl Pet….Ltd. Şti. ciro ettiği, o da yeniden ...’a ciro ettiği ve sonrasında davacı banka tarafından tahsile konulduğu, 2014/353 sayıl takip dosyasında ise takip dayanağı çeke rastlanılmamış olmakla birlikte borçluların ...Ltd. Şti. Çiçekoğlu Gıda ...Ltd. Şti. ve Özyıl Pet….Ltd. Şti. tahsile davacı bankanın koyduğu görüldüğü, bu silsilede borç kaynağı çeklerin bankaya teminat olarak değil tahsil amacı ile verildiğini anlaşıldığı. dolayısı ile borcun 25.10.2007 tarihinde doğduğunun kabulü mümkün olmadığı, Mahkemece, takip dayanağı çeklerin bankaya veriliş amacı üzerinde durularak borcun 23.05.2013 tarihinden önce doğup doğmadığının araştırılması, bunun için borçlu ile ilk keşideci ...Ltd. Şti.'nin gerekirse diğer cirantaların ticari defterlerinin bilirkişi aracılığı ile incelemesi yapılarak borcun 23.05.2013 tarihinden önce doğduğunun tesbiti halinde şimdiki gibi davanın kabulüne aksi durumda ön koşul yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bozma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince, takip dayanağı çeklerin bankalara ibraz tarihleri araştırılmış, çek tarihlerinde karşılıksız çıktığı belirtilmiş, borçlu ve diğer ciranta şirketlere HMK'nın 220-221-222 nci maddeleri şerh verilerek ticari defterleri istenilmiş, borçlu ticari defterlerini ibraz etmemiş, mahkeme HMK'nın 222 nci maddesi uyarınca ticari defterler ibrazdan kaçıldığı için borcun doğum tarihi hususunda davacı taraf iddiasını ispat etmiş, 23.05.2013 tarihinden önce doğduğu kabul edilmiş ön dava şartlarının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Ancak davacı vekili HMK'nın 222/son fıkrasına göre ,bu defterlere dayandığını dava dilekçesinde ve sonraki aşamada da başka bir beyanla belirtmemiş, defterler mahkeme tarafından resen istenilmiştir. Üçüncü kişinin belgeyi ibraz etmemesi hali ise HMK'nın 221 inci maddesinde düzenlenmiş olup, belge ibraz edilmemesinin müeyyidesi olarak tanıklara ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu halde borçlunun ve üçüncü kişilerin ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde davacının borcun doğumunun 23.05.2013 tarihinden önce olduğunu ispat ettiğinin kabulü mümkün değildir.
Bu halde, mahkemece davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

VII. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'e iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın