4. Hukuk Dairesi 2022/8436 E. 2025/5400 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

4. Hukuk Dairesi 2022/8436 E. 2025/5400 K. — Yargıtay Kararı

4. Hukuk Dairesi 2022/8436 Esas 2025/5400 Karar 09.04.2025
4. Hukuk Dairesi 2022/8436 E.,  2025/5400 K.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/166 E- 2022/472 K

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi yapıldığını, borçlunun aciz halinde olduğunu, mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı İstanbul İli, ...İlçesi, ... Köyü, 2947 ada, 49 parselde kayıtlı... Blok 8. Kat, 107 nolu bağımsız bölümün diğer davalıya devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini, icra dosyasından cebri icra yetkisi verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; dairenin satın alınmasından önce herhangi bir borcu olup olmadığı, taşınmazın üzerinde haciz ipotek kaydının olup olmadığının araştırıldığını, satışa engel bir hal olup olmadığının anlaşılmasından sonra taşınmazın satın alındığını, ...'i tanımadığını, sadece daireyi satın almak için yaptığı pazarlık esnasında gördüğünü, ...'in tapu müdürlüğüne dahi gelmediğini, bu şahsın yanında çalışan Zafer isimli bir bir kişinin vekalet ile satış işlemlerini yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.09.2019 gün, 2018/769 E- 2019/600 K sayılı ilamı ile; dosyadaki haciz tutanağının, İİK madde 105 kapsamında aciz vesikası hükmünde olduğunu, gelen belgelerden borcun henüz ödenmediğini, takibin devam ettiğini, bu nedenle davacının dava açmaya hakkının bulunduğunu, davalı borçlu ...'in 21.10.2014 tarihinde dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'a 178.000,00 TL bedelle sattığını, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın değerinin 184.000,00 TL olarak tespit edildiğini, resmi satış senedinde ki satış bedeli ile taşınmazın gerçek değerinin örtüştüğünü, bu durumun İKK'nun 278/2 maddesinde iptal sebebine uygun olmadığını, satış bedelinin taşınmazın özellikleri ve satış bedeli açıklaması ile banka üzerinden gönderildiğini, yine komisyonculuk sözleşmesi sunulduğunu, komisyon ücretininde bankadan ödendiğini, davalının banka kayıtlarının bunu teyit ettiğini, devreden borçlunun alacaklıları zarara sokma amacı olsa bile, devralan diğer davacının bu durumu bilen veya bilmesi gereken biri olduğu yönünde herhangi bir iddia olmadığı gibi somut bir delile de rastlanılmadığını, bu durumda satışın gerçek bir satış olduğunu, muvazaa iddiasınında ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2022 gün, 2020/166 E- 2022/472 K sayılı kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, eksik inceleme ile hüküm tesis ettiğini, davalı borçlunun dava konusu taşınmazın davalılar arasında oldukça düşük bedelle devredildiğini, tarafların gerçek bir satış yapma niyetlerinin olmadığını, devir işleminin kötü niyetli ve muvazaalı olarak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla ve ızrar kastıyla yapıldığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölge ve konum itibariyle değerinin devir bedelinin çok daha yüksek olduğunu, halihazırda hiçbir malvarlığı olmadığı ortada olan davalı borçlu ...’in temlik eden banka ile arasında münakid kredi sözleşmesine istinaden ödemesi gereken taksitleri ödemeyip temlik eden banka’nın kendisi aleyhine işlem başlatmasının ortada olduğu bir sürede kendi mülkiyetindeki gayrimenkulü bir başkasına devretmiş olmasının davalı/borçlunun kötü niyetli olduğunun en büyük delili olduğunu, bilirkişi raporunda 11.05.2019 ve 20.05.2019 tarihli iki emsal esas alınarak değerlendirme yapıldığını ancak söz konusu emsallerin huzurdaki davada esas alınmasının mümkün olmadığını, davalı ... vekili, 05.09.2019 tarihinde dosyaya vekaletname sunmuş olup, duruşma gününden yalnızca 11 gün önce ibraz edilen vekaletnameye istinaden davalı lehine 14.064,08 TL gibi bir meblağda vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu,
beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 2004 sayılı yasanın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış, tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında misli aşan fark bulunmamasına, davalı ...'ın davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun davacı tarafından da ispat edilememiş olmasına göre, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA,
Varlık Fonu harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın