11. Hukuk Dairesi 2024/743 E. 2024/8848 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

11. Hukuk Dairesi 2024/743 E. 2024/8848 K. — Yargıtay Kararı

11. Hukuk Dairesi 2024/743 Esas 2024/8848 Karar 10.12.2024
11. Hukuk Dairesi 2024/743 E.,  2024/8848 K.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/31 Esas, 2023/1799 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/433 E., 2019/581 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketten farklı tarihlerde ve muhtelif miktarlarda SA-001 kodlu şeffaflaştırıcı katkı ürünü satın aldığını ve bu ürünü kullanarak kendisine ait fabrikada bir takım ürünleri üretip piyasaya sürdüğünü, üretilen bu ürünleri satın alan müşterilerin ürünlerde koku bulunduğu ve bu hali ile kullanılmalarının mümkün olmadığı gerekçesi ile ürünleri müvekkiline iade ettiğini, iade alınan ürün miktarının 70.434 kg olduğunu, ayrıca yarı mamul hale getirilmiş müvekkili tarafından müşterilerine henüz sevkiyatı yapılmamış 29.800 kg baskısız ürünün sevkiyat işlemlerinin durdurulduğunu, böylece toplam 100.202 kg ürünün fireye ayrıldığını, 31/03/2016 tarihinde ürünlerin kırılarak imha edildiğini, durumun davalı şirkete sözlü olarak bildirilmesine, hatanın kabul edilmesine ve zararın giderileceğinin bildirilmesine rağmen sonuç alınamadığını, ayıba konu henüz kullanılmayan 72,50 kg'lık kısmın davalı şirkete iade edildiğini, bilahare davalıdan yazılı talepte bulunulduğunu, bu kez davalının kusuru bulunmadığını ve zararı kabul etmediğini bildirdiğini, bunun üzerine Küçükçekmece 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/62 D.iş sayılı dosyası ile satım konusu maddenin problemli bir şeffaflaştırıcı olduğunun tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 469.777,84 TL maddi tazminatın zararın oluştuğu 31.03.2016'dan itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin üretimini ve satışını yaptığı ürünlerle ilgili hiçbir şikayet almadığını, davacının ürünün tüm özelliklerini görerek ve bilerek aldığını ve devamında aynı ürünleri birkaç kez daha satın aldığını, müvekkilinin ürünü kullanacağı yerlere, miktarına, koku ve atık madde oranına ilişkin ürünle ilgili hiçbir taahhütte bulunmadığını, usule uygun ihbarda bulunulmadığını, davacının ayıplı olduğu iddia edilen malzemenin tümünü imha ettikten günler sonra müvekkili şirketi arayarak zarar talebinde bulunduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının imha ettiğini belirttiği ürünleri tekrar üretimde kullanıp kullanmadığının belli olmadığını, bu ürünlerin maddi bir değerinin bulunmadığını, fireye ayrılan ürünlerin değerinin tespit edilmesi ve davacının iddia ettiği zarardan düşülmesi gerektiğini, davacının karşılaştığı sorunun muhtemelen diğer bileşenlerden kaynaklandığını, davacının bir kısım ürünlerindeki kokuyu giderecek bir katkı maddesi bulunup bulunmadığı konusunda müvekkili şirketten yardım istediğini, müvekkili şirket yetkilisinin davacı işyerine ayıp iddiası için değil sırf bu nedenle yardım amaçlı olarak inceleme için gittiğini, imalattan kaynaklı hiçbir sorun olmadığını görerek davacıya sonucu bildirdiğini, delil tespiti dosyasındaki numune örneklerin müvekkiline ait örnekler olmadığını, delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunu kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dosya içerisinde alınan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu olan ürünlerin davalı tarafça ayıplı olarak satıldığı, davacının satılan ürünlerle ilgili ayıbı müşterilerinden gelen şikayetle öğrendiği, dinlenen tanık beyanları ile ayıp ihbarının süresi içerisinde yapıldığı, ürünlerin tamamının davacı elinde bulunmadığı, bir kısmının imha edildiği, imha edilen ve hurda değeri olan ürün bedelinin 191.304,00 TL olduğu, davacı tarafın talimatla alınan bilirkişi raporunda bu ürünlerle ilgili olarak davalıya yapmış olduğu ödemenin 531.235,79 TL olması karşısında 339.931,79 TL'yi davalıdan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi uyarınca, davacı tarafın davalıdan satın aldığı ve ayıplı çıkan ürün bedelinin hurda değeri düşüldükten sonra kalan kısmı isteyebileceği, alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 339.931,79 TL nin dava tarihi olan 27.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafça davacıya satılan SA-001 kodlu şeffaflaştırıcı katkı ürününün ayıplı olduğu, davalının ürünün gıda ile temasının uygun olduğunu bir nevi davacıya taahhüt ettiği, ayıp ihbarının süresinde yapıldığını, maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı ayıp nedeni ile tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın