11. Hukuk Dairesi 2024/1376 E. 2024/9004 K. — Yargıtay Kararı
11. Hukuk Dairesi 2024/1376 Esas 2024/9004 Karar 12.12.2024
11. Hukuk Dairesi 2024/1376 E., 2024/9004 K.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1868 Esas, 2023/1243 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/142 E., 2019/1163 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.08.2008 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek faaliyetine başladığını, faaliyet alanın inşaat sektöründe ve aynı adla tescil ettirdiği markasıyla özellikle enerji sektöründe elektrik alt yapı ve üst yapı tesislerinin inşasında olduğunu, davalı şirketin İstanbul ilinde kurmuş olduğu limited şirketi "... Mühendislik Enerji İnşaat ve Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti." unvanı ile 30.03.2017 tarihinde tescil edildiğini, durumun ticari dürüstlüğe aykırı olduğunu, ticaret ünvanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 52 nci maddesi uyarınca başkası tarafından kullanılmasının yasaklanması gerektiğini ileri sürerek davalının ticaret ünvanı tescilinin iptali ile kanuna uygun şekilde değiştirilmesi veya silinmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin ... kayıtlarına göre 46 koduyla inşaat taahhüt grubunda faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketin ... kayıtlarına göre 29 kodlu mimarlık ve mühendislik meslek grubunda enerji projelerine yönelik mühendislik ve danışmanlık faaliyeti gösterdiğini, müvekkilinin enerji sektöründe faaliyet gösteren bir mühendislik şirketi olduğunu, müvekkilinin isim kararı alma sürecinde aynı isimde kurumsal internet sitesi varlığı sorgulandığında "....com" veya "....com.tr" adlarında internet sayfalarının mevcut olmadığını, ticaret unvanı terkinini talep eden davacının davasını belirli ve makul bir süre içinde açması gerektiği halde uzunca bir zaman dava açmadığından bu davanın dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, zamanaşımı itirazlarının bulunduğu ayrıca 14.02.2014 tarihli Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ'in 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre "Daha önce tescil edilmiş ticaret unvanının eki ile kendi eki aynı olan, ancak ekten sonra gelen işletme konusunu gösteren ilk ibaresi farklı olan ticaret unvanı, ayırt edici bir ek yapılmadan tescil edilebilir" denildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalıya gönderilen 21.06.2017 tarihli ihtarname tarihi esas alındığında davanın yaklaşık 1 yıl 9 aylık süre sonra 11.03.2019 tarihinde açıldığı, bu sürenin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecek derecede kötü niyetle geciktirilmiş bir dava olarak kabul edilemeyeceği, dava haksız rekabet konu başlığı altında yer almayan 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi kapsamında ticaret unvanına tecavüz davası olup bu davalarda ayrıca bir zamanaşımı süresi öngörülmediği, davalının tercih ettiği ibarenin kullanıp kullanılmadığını Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde yapacağı araştırma ile tespit etmediğinden basiretli tacir gibi davranmadığı, tarafların şirket unvanları ve faaliyet konuları arasında birçok ortaklık bulunduğu ve üçüncü kişiler nezdinde karışıklık yarattığı, davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre; 01.02.2008 tescil tarihinde, “...” unvanı ile kurulduğu, durumun 07.02.2008 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, tarafların inşaat, mühendislik, sanayi, ticaret kolları olmak üzere unvanlarında 4 ticaret kolunun aynı olduğu, iştigal alanları hususunda nüans farkları bulunsa da genel itibarıyla aynı işi yaptıkları, her iki şirkette “...” ve “ inşaat, mühendislik, sanayi, ticaret” sözcüklerinin ortak olduğu, unvanlarındaki benzerliğin iltibasa yol açacağı davalı şirketten yaklaşık 9 yıl önce kurulan hatırda kalıcı ve sıra dışı olan “...” sözcüğü ile zaman içinde elde etmiş olduğu tanınırlık ve davalı şirket unvanı zikredildiğinde üçüncü kişiler nezdinde davacı şirketin anımsanma ihtimalinin büyüklüğü hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının uzun yıllardır kullandığı ticari unvanındaki "..." ibaresinin davalı tarafından kullanılmasının unvan tecavüzünü oluşturduğu, iştigal konuları ile bu ibare yan yana geldiğinde benzerliğin iltibasa yol açacak düzeyde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının unvanında bulunan "..." ibaresinin sicil kaydından terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticaret ünvanının terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 50 nci ve 52 nci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.