10. Hukuk Dairesi 2024/8174 E. 2024/13353 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2024/8174 E. 2024/13353 K. — Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2024/8174 Esas 2024/13353 Karar 19.12.2024
10. Hukuk Dairesi 2024/8174 E.,  2024/13353 K.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1668 E., 2023/2383 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/174 E., 2021/42 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacının davalı işyerinde 01.03.2001 tarihinde çalışmaya başladığını, 27.10.2005 tarihine kadar bilfiil kot işinde çalıştığını, işveren tarafından hakaret ve tehdit edilerek işyerinden kovulduğunu, davacının sigorta müfettişliğine yaptığı şikayette davacının 22.05.2004 tarihinde işe girdiği, 26.10.2005 tarihinde işten çıkarıldığının tespit edildiğini, davacının sigorta primlerinin yatırılmadığını beyan ederek davacının hizmetlerinin tespitini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili davalı işyerinin 11.02.1998 tarihi itibari ile 506 sayılı Kanun'un kapsamına alındığını ve halen faal olduğunun tespit edildiğini, davacının hizmet cetvelinin incelenmesinde davalı işyerinde 22.10.2002-20.11.2002 ve 22.05.2004-26.10.2005 tarihleri arasında hizmetinin bulunduğu ve bu döneme ait hizmetlerinin Kuruma bildirildiğini, davacının çalışmalarının Kurum kayıtlarında görüldüğü kadar olduğunu, bunun aksinin ancak Kurum kayıtlarına eş değer nitelikte resmi belgelerle ispatlanabileceğini beyanla, davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
2.Davalı işveren vekili davacının 22.10.2002 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çalışmaya başladığını, 20.11.2002 tarihinde kişisel problemlerini ileri sürerek işten ayrıldığını, daha sonra davalının 22.05.2004 tarihinde yeniden işe başladığını ve 26.10.2005 tarihinde kendi isteği ile ayrıldığını, davacının hayal mahsulü senaryolar üreterek işyerinde saldırıya maruz kaldığını ve dayak yediğini ileri sürdüğünü, davacının 01.03.2001 tarihinde davalı şirkete girdiğinin doğru olmadığını, ilk işe girişinin 22.10.2002 tarihi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İİlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile;
61813284766 T.C. Kimlik numaralı 3400016562567 sicil numaralı davacı Saadettin Kara'nın
01.03.2001-31.03.2001 tarihleri arasında, 30 gün günlük 5,00TL,
01.04.2001-31.12.2001 tarihleri arasında, 270 gün günlük 7,00 TL,
01.01.2002-31.03.2002 tarihleri arasında, 90 gün günlük 7,40 TL,
01.04.2002-30.06.2002 tarihleri arasında, 90gün günlük 9,26TL,
01.07.2002-22.10.2002 tarihleri arasında, 112gün günlük 10,91TL,
20.11.2002-31.03.2003 tarihleri arasında, 130 gün günlük 10,31TL,
01.04.2003-30.06.2003 tarihleri arasında, 90 gün günlük 13,10TL,
01.07.2003-01.01.2004 tarihleri arasında, 180 gün günlük 15,26TL,
01.01.2004-22.05.2004 tarihleri arasında, 142 gün günlük 18,32 TL ücret ile Rabi Tekstil Gıda ve Oto. San. Tic. Ltd. Şti'de hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı şirket vekili, itirazlarının dikkate alınmadığını, dinlenen tanıkların kayıtlı tanık olmadıklarını, çalışma iddiasının ispatlanamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili, çalışma iddiasının kayıtlı tanıklarla ispatlanması gerektiğini, Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Davacının okuma yazması olmadığını, kuruma verdiği dilekçeyi dışarıda yazdırdığını, okumadan verdiğini beyan ettiği,dinlenen kayıtlı tanıkların beyanlarıyla davacının çalışmalarının ispatlandığı,Mahkeme kararının yerinde olduğu kanaatine varılarak HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi uyarınca davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu bulunduğu açıktır. Yine aynı madde de, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmış olup anlaşılacağı üzere çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden bu maddeyle getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Buna göre; ilgili kişi hakkında işe giriş bildirgesi düzenlenmediği, düzenlenmesine karşın yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, sigortalılık bildirimini içeren dönemsel sigorta primleri bordrosunun/aylık prim ve hizmet belgesinin hazırlanmadığı veya anılan süre içerisinde Kuruma teslim edilmediği, sigorta priminin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde Kurum görevlilerince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurması zorunludur. Söz konusu hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
3. Değerlendirme
Eldeki davada, davacının davalı işverene ait iş yerinde 01.03.2001 - 27.10.2005 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitini talep ettiği, davalı işyerinin 11.02.1998 tarihinde Kanun kapsamına alındığı, halen faal olduğu, davacının davalı işyerinden 22.10.2002-20.11.2002 ve 22.05.2004-26.10.2005 tarihleri arası bildiriminin yapıldığı, davacının Kuruma vermiş olduğu 11.01.2005 tarihli dilekçesinde 2002 yılı 7 nci ayında davalı iş yerinde çalışmaya başladığını beyan ettiği fakat yargılama devam ederken alınan beyanlarında dilekçedeki ifadelerin kendisine ait olmadığını belirttiği, Mahkemece davanın kabulüne davacının 01.03.2001 tarihinden 22/05/2004 tarihine kadar ki çalışmalarının tespitine karar verildiği anlaşılmakla yetersiz araştırma ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar tesisi hatalıdır.
Öncelikle 11.01.2005 tarihli dilekçe ve eki olan 07.11.2005 tarihli tutanak ile davalı iş yerinden davacı adına düzenlendiği anlaşılan 20.07.2002 ve 22.10.2002 tarihli işe giriş bildirgelerinin sıhhati de usulünce araştırılarak, işe başlama tarihinin usulünce belirlenmesi ve hak düşürücü süre irdelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi hatalıdır.
Ayrıca davacı ...'nın yargılama devam ederken 20.06.2022 tarihinde vefat ettiği; Mahkemece, yargılamanın bu şekilde tamamlandığı,mirasçılara yalnızca karar tebliği yapıldığı anlaşılmakla; murisin tüm mirasçılarının HMK’nın 124 üncü maddesi gereğince davaya dahil edilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın